Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu… Ak Partili Aksu: “Yaklaşık 350 bin fon pay sahibine net yatırım tutarının ödenmesi öngörülüyor”

AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, tasfiyesine karar verilen 131 yatırım fonuna ilişkin kanun teklifinin kamu bütçesine yük getirmeyeceğini belirterek, “Tasfiye sürecinde Hazine kaynağı veya bütçe imkanı kesinlikle kullanılmayacaktır” dedi. Tasfiye kararı verilen fonların toplam portföy değerinin yüzde 7,7’sini oluşturduğunu ifade ederek Aksu, kişi başına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılabileceğini, yaklaşık 350 bin fon pay sahibinin net yatırım tutarlarının ödenmesinin öngörüldüğünü bildirdi.

AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, TBMM Plan ve Bütçe

Haber: Erva GÜN

(TBMM) – AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, tasfiyesine karar verilen 131 yatırım fonuna ilişkin kanun teklifinin kamu bütçesine yük getirmeyeceğini belirterek, “Tasfiye sürecinde Hazine kaynağı veya bütçe imkanı kesinlikle kullanılmayacaktır” dedi. Tasfiye kararı verilen fonların toplam portföy değerinin yüzde 7,7’sini oluşturduğunu ifade ederek Aksu, kişi başına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılabileceğini, yaklaşık 350 bin fon pay sahibinin net yatırım tutarlarının ödenmesinin öngörüldüğünü bildirdi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Sakarya Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyon, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başladı.

Teklifin imza sahiplerinden AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, düzenlemeye ilişkin yaptığı sunumda sermaye piyasalarındaki gelişmelere ve tasfiye kararı verilen yatırım fonlarının toplam piyasa içindeki payına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sermaye piyasalarında yaşanan “fon krizine” ilişkin konuşan Aksu, meselenin bazı kişilerin suistimallerinden kaynaklandığını ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da bunun makroekonomik ve sistemik bir krize yol açmayacağı yönünde açıklamalar yaptığını ileri sürdü. Sorunun Türkiye ekonomisinin çöküşü olarak sunulmasının yatırımcılara ve sermaye piyasalarına zarar vereceğini savunan Aksu, “Makroekonomik temellerimiz bu denli sağlamken sermaye piyasalarımızın belirli ve kısıtlı bir alanında kimi sahtekarların suistimallerinin neticesinde karşılaştığımız fon meselesini uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları bile makroekonomik ve sistemik bir krize sebebiyet vermeyeceği noktasında hemfikir açıklamalar yapmaktayken ısrarla sistemik bir kriz ve Türkiye ekonomisinin çöküşü olarak pazarlamaya çalışmak Türkiye ekonomisine, Türk sermaye piyasalarına, Borsa İstanbul’a güvenerek tasarruflarını yatırıma dönüştüren milyonlarca dürüst vatandaşımıza yapılmış büyük bir haksızlık, adeta ülkemize dönük büyük bir ihanet olur” dedi.

AKSU, SERMAYE PİYASALARINDA YAPILAN DÜZENLEMELERİ HATIRLATTI

AK Parti iktidarı döneminde sermaye piyasalarında önemli değişiklikler yapıldığını belirten Aksu, 2012 öncesinde piyasanın ağırlıklı olarak banka kökenli, sabit getirili ve pasif fonlardan oluştuğunu, yatırımcı sayısında hedeflenen artışların sağlanamadığını söyledi.

Aksu, 2012’de 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun, 2013’te 6327 sayılı Kanun’un çıkarıldığını, 2017’de 7061 sayılı Kanun ile paya dayalı kitle fonlaması sistemine geçildiğini ve 2024’te 7518 sayılı Kanun ile kripto varlıkların sermaye piyasalarına dahil edildiğini anımsattı. Bu düzenlemelerle ürün çeşitliliğinin ve piyasa derinliğinin arttığını ifade eden Aksu, menkul kıymet fonlarının yanı sıra faizsiz yatırım ürünlerine dayalı fonların, gayrimenkul ve girişim sermayesi fonlarının da sisteme girdiğini kaydetti.

Aksu, “Devrim niteliğindeki bu reformlarla birlikte sermaye piyasalarının ürün çeşitliliği ve derinliği artmış, pasif fonlar dışında menkul kıymet fonları, faizsiz yatırım ürünlerine dayalı fonlar, gayrimenkul ve girişim sermayesi fonları sisteme girmiş, yatırımcı sayısındaki artışla birlikte sermaye piyasalarımızdaki büyüme ivmelenmiştir. Bugün sermaye piyasaları, türev araçları, kurumsal fonları, borçlanma araçları ve milyonlarca bireysel yatırımcısıyla makroekonomik istikrarın en stratejik ve sarsılmaz dayanaklarından biri haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

131 FON, TOPLAM PORTFÖY DEĞERİNİN YÜZDE 7,7’SİNİ OLUŞTURUYOR

Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiyesine karar verilen fonların piyasa içindeki payına ilişkin bilgi veren Aksu, 2 bini aşkın yatırım fonunun bulunduğu piyasada tasfiye kararı alınan fon sayısının 131 olduğunu söyledi. Bu fonların toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturduğunu ifade eden Aksu, söz konusu fonların toplam portföy değerinin hanehalkının finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne karşılık geldiğini söyledi.

Aksu, sorunun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde yaşandığını savunarak, “Sorunu kimsenin hafife alma lüksü olmadığı gibi kimsenin abartarak enfekte etme, haksızlık etme lüksü de bulunmamaktadır. Finansal sistemimizi olumsuz etkileyecek yapısal veya sistemik bir risk kesinlikle mevzubahis değildir. Bu fonların tasfiye süreçlerini yönetmek üzere Ziraat Bankası ve İş Bankası görevlendirilmiştir” diye konuştu.

Aksu, Devlet Denetleme Kurulu’nun da Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirildiğini, sürecin tüm boyutlarıyla, kurumların yönetimi ve olası ihmaller bakımından incelemeye alındığını belirtti. Fon Koordinasyon Kurulu’nun beşinci toplantısını bir gün önce gerçekleştirdiğini söyleyen Aksu, toplantıda 166 ayrı yatırım fonunda bulunan 43 bin 643 yatırımcıya 6,4 milyar lira ödendiğinin, 40,5 milyar liralık tasfiyenin ise hafta sonuna kadar tamamlanmasının öngörüldüğünün açıklandığını bildirdi.

DÜZENLEME 131 FONLA SINIRLI OLACAK

Kanun teklifinin amacının tasfiyesine karar verilen 131 fonun adil, şeffaf ve etkin biçimde tasfiye edilmesi olduğunu belirten Aksu, fon mal varlığından hukuka aykırı yollarla çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zararların sorumlulardan tahsil edilmesi ve elde edilen tutarların fon pay sahiplerine adil biçimde ulaştırılmasının hedeflendiğini söyledi.

Düzenlemenin genel ve sürekli bir fon tasfiyesi rejimi oluşturmadığını vurgulayan Aksu, teklifin yalnızca 17 Eylül 2026 tarihli SPK kararıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi devam eden fonlara yönelik istisnai bir çözüm paketi olduğunu ifade etti.

Aksu, söz konusu fonlardaki tasfiye sürecinin olağan tasfiyelerden farklı olduğunu belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu 131 fonun durumu olağan bir fon tasfiyesinin çok ötesindedir. Fon varlıklarının gerçek ekonomik değerlerinin tespiti, yapay fiyatlamaların ayıklanması, fon pay sahipliğinin güvenilir kayıtlar üzerinden tek tek belirlenmesi, varlıkların en yüksek değerle nakde çevrilmesi ve fon mal varlığından hukuka aykırı suretle çıkarılan değerlerin şahsi sorumluluklar üzerinden geri kazanılması, fon pay sahiplerine nihai hakları saklı kalmak üzere ara ödeme imkânı sunulması gibi birbirine entegre süreçlerin işletilmesi gerekmektedir. Bu da ancak böyle bir yasal düzenleme ile sağlanabilirdi. Teklifimiz ile kamu bütçesine, yani 86 milyonun hakkına hiçbir şekilde mali bir yük getirilmemektedir. Tasfiye sürecinde Hazine kaynağı veya bütçe imkanı kesinlikle kullanılmayacaktır. Ödemeler yalnızca fonların kendi mal varlığından, hukuka aykırı fiilleri gerçekleştiren ve bu kişilerle birlikte hareket eden ilgili gerçek ve tüzel kişilerden tahsil edilen tutarlardan karşılanacaktır. Fatura aziz milletimize değil, zararı oluşturan manipülatörlere ve sorumlulara ödetilecektir.”

SPK GÖZETİMİNDE KONTROLLÜ SATIŞ YAPILABİLECEK

Aksu, teklifin maddelerine ilişkin konuşmasında, birinci maddenin amaç ve kapsamı, ikinci maddenin ise kanunun uygulanmasında kullanılacak tanımları düzenlediğini, üçüncü maddeyle tasfiye işlemlerinin SPK gözetim ve denetiminde görevli kuruluşlar eliyle yürütülmesinin öngörüldüğünü kaydetti.

Aksu, 455 bin 578 bireysel fon pay sahibinin korunması amacıyla, borsa fiyatının gerçek ekonomik değeri yansıtmadığı veya olağan satışın tasfiyeyi geciktirerek yatırımcı zararını artıracağı durumlarda Kurulun geri alım, hâkim ortağa satma hakkı ve toptan satış gibi yöntemlere karar verebileceğini söyledi.

Tasfiyenin yalnızca varlıkların hızlı biçimde satılmasına dayanmadığını belirten Aksu, yatırımcılar açısından mümkün olan en yüksek ekonomik değerin ve borsa işlemlerinin sağlıklı işleyişinin korunmasının amaçlandığını ifade etti. Fon pay sahipliğinin de Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank, TEFAS, portföy saklama ve dağıtım kuruluşlarının kayıtlarının karşılaştırılmasıyla kesin olarak belirlenmesinin öngörüldüğünü kaydetti. Aksu, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen piyasa bozucu eylemler, 106. maddesindeki bilgi suistimali ve 107. maddesindeki piyasa dolandırıcılığı suçlarını işlediği belirlenen kişi ve kurumların özel tasfiye ve geri kazanım mekanizmalarından yararlanamayacağını belirtti.

NET YATIRIM TUTARI ESAS ALINACAK

Teklifin dördüncü maddesiyle ödemelerde objektif ve adil bir ölçüt olarak net yatırım tutarının esas alınacağını bildiren Aksu, bu tutarın yatırımcının fona kağıt üzerinde biçilen değer üzerinden değil, fiilen gerçekleştirdiği nakit giriş ve çıkışları üzerinden hesaplanacağını söyledi. Net yatırım tutarının, tasfiye tarihine kadar Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncelleneceğini ifade eden Aksu, her fonun yatırımcısına kendi fon mal varlığından ödeme yapılacağını kaydetti.

Fonlardaki para çıkışlarının “ilk giren ilk çıkar” yöntemine göre gerçekleştirileceğini belirten Aksu, nihai tasfiye tamamlanmadan yatırımcıların mağduriyet yaşamaması için kişi başına bir milyon liraya kadar ara ödeme yapılabileceğini söyledi. Aksu, bu tutarın nihai ödeme sınırı olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Yatırımcılarımızın nihai tasfiyeyi beklerken mağdur olmamaları için belirlenen net yatırım tutarını aşmama kaydıyla kişi başına 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilmesine teklifimiz ile imkân sağlanmaktadır. Dikkat buyurun: Bu bir tavan değildir, bu bir ara ödemedir. Net yatırım tutarı bir milyon liranın altında olan vatandaşlarımıza tutarın tamamı ödenebilecek; mevcut nakdin yetersiz olması halinde ise net yatırım tutarı en düşük olan, yani en küçük yatırımcılardan başlanarak ödemeler gerçekleştirilecektir. Bu sayede yapılan değerlendirme ve analizlere göre 350 bin civarında fon pay sahibinin nihai pay sahipliği korunarak net yatırım tutarlarının ödemesinin gerçekleşeceği öngörülmektedir.

“İSTEĞE BAĞLI İADE ASLA BİR AF VEYA İBRA, CEZASIZLIK MEKANİZMASI DEĞİLDİR”

Teklifimizin 4. maddesiyle haksız ve fahiş kazanç elde edenler için bir isteğe bağlı iade mekanizması getirilmektedir. Gerçeğe aykırı değerler üzerinden olağan dışı kazanç sağlayıp fondan çıkanlar, olağan emsal getiriyi aşan kısmı isteğe bağlı iade hesabına iade edebileceklerdir. Ancak çok net bir şekilde ifade etmek isteriz ki bu isteğe bağlı iade asla bir af veya ibra, cezasızlık mekanizması değildir. İsteğe bağlı iade yapanların cezai ve hukuki sorumlulukları ortadan kalkmamaktadır. Suç işleyen cezasını çekecek, masum olan ise hukuk tarafından sonuna kadar korunacaktır.”

Teklifin beşinci maddesinin, fonlardan hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılmasını düzenlediğini belirten Aksu, gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan repo, ters repo, karşılıksız kredi ve muvazaalı işlemlerle ilişkili taraflara veya üçüncü kişilere aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacakların şahsi sorumluluk kapsamında takip edilmesinin öngörüldüğünü söyledi. Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle portföy yönetim şirketleri ve yöneticileri, zarar oluşumunda sorumluluğu bulunan ilgili gerçek ve tüzel kişiler tüm mal varlıklarıyla şahsen sorumlu olacaklardır. Bu kapsamda düzenlemeyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un verdiği yetkilerle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun sorumluların mal varlığından bu tutarları süratle tahsil etmesi öngörülmekte.

Teklifin 6. maddesiyle adli makamlarca ceza soruşturmaları kapsamında el konulan veya müsadere edilen gayrimenkuller, araçlar, likit mal varlığı değerlerinin Hazineye gelir kaydedilmeksizin yatırımcıların fon pay sahipliği haklarının karşılanması amacıyla doğrudan ilgili fona veya TMSF nezdinde açılan özel geri kazanım hesabına aktarılması düzenlenmektedir. TMSF bu mal varlıklarına kayyum olarak atanacak, dava sonucunu beklemeksizin satış yapabilecek ve elde edilen nakit geri kazanım hesaplarına aktarılarak izlenip dava sonunda fon pay sahiplerine tevzi edilecektir. Bu geri kazanım hesabı haczedilemez, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulamaz. Özel bir korumaya alınarak sadece fon pay sahiplerinin payları için tahsis edilmiş olacaktır. Başka bir amaç için kullanılması mümkün olmayacaktır. Teklifimizin 7. maddesiyle tasfiye, takip ve hukuki süreçlerin doğurabileceği yoğun iş yüküyle spesifik uzmanlık ihtiyacını göz önünde bulundurarak finansal operasyonların ve dava süreçlerinin hızlıca ve eksiksiz sonuçlandırılabilmesi için SPK ile Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne dışarıdan avukatlık, muhasebe ve yazılım geliştirme hizmetleri temin edebilme yetkinliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.”

“BU KANUN TEKLİFİ FON PAY SAHİPLERİ İÇİN BİR KORUMA KALKANIDIR”

Bazı sosyal medya hesaplarında kanun teklifinin eleştirilmesine tepki gösteren Aksu, düzenlemenin sorumluları korumak için değil, olağan dışı tasfiye sürecinin karmaşık koşullarına çözüm getirmek ve yatırımcıların paralarına daha hızlı ulaşmasını sağlamak amacıyla hazırlandığını savundu.

AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, sosyal medyada teklifin “Bu kanun sadece bu vurguna özel bir kaçış tünelidir” ve “Adrese teslim soygun yasasıdır” şeklinde nitelendirildiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kanun teklifinin tasfiyesine karar verilen fonlarla sınırlandırılması sorumluları korumak adına değil, tam aksine olağan dışı tasfiye sürecinin kendine özgü karmaşık koşullarına acil çözüm getirmek, ara ödeme yapabilmek, nihayetinde yatırımcının parasına hızlıca kavuşabilmesini sağlamak içindir. Hepinizin de bu amaçla hareket edeceğinden şahsen tereddüdüm yok. Sistemi tıkamadan, genel piyasa kurallarını bozmadan bu problemi çözme çabasıdır getirdiğimiz teklif. Bu yasa teklifi fon pay sahipleri için bir koruma kalkanıdır. Ara ödeme, yatırımcıların acil ihtiyaçlarını karşılamak, nihai tasfiye bitene kadar onlara destek olmak için planlanmış bir adımdır.

Tüm fon pay sahiplerinin nihai fon katılma payları bakidir ve tasfiye sonunda hesaplanacaktır. ‘Piyasayı dolandıranlara af çıkarılıyor’ iftirası en bayağı olanıdır. Kanun teklifinde açıkça 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun madde 104 piyasa bozucu eylemler, madde 106 bilgi suistimali ve 107 piyasa dolandırıcılığı suçlarına karışanların teklifin 3. maddesine göre fon pay sahipliğinden yararlanamayacağı ve cezai yaptırıma tabi olacakları açıktır.”