(ANKARA) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin, “Basın özgürlüğünü kısıtlamakla, medyayı susturmakla hakikatin üstünü örtmek mümkün değildir. Gerçeklerin, hakikatlerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Onun için benim buradan iktidara ve devlet kurumlarına çağrım: Her alanda çuvallayıp her alanda başarısız olup hele hele şu son ‘fon dolandırıcılığı’yla beraber artık tamamen pisliğin dışarılara taştığı bir ortamda pisliğin üzerine örtmekle uğraşmasınlar” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup toplantısı öncesi Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin şu açıklamada bulundu:
“İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü en temel ilkelerden birisidir. İnsanların kendilerini ifade edemediği; basının özgürce haber yapma, özgürce denetim fonksiyonunu yerine getiremediği ülkelerde artık demokrasiden bahsedilemez. Hele hele şu son ‘fon dolandırıcılığı’ meselesiyle beraber çok sayıda sosyal medya hesabına yayın kısıtlaması, erişim engeli geldiğini görüyoruz.
“MEDYAYI SUSTURMAKLA HAKİKATİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Gazeteci arkadaşlarımız tek tek ya gözaltına alınıyor ya tutuklanıyor ya ev hapsi cezasıyla karşı karşıya kalıyor. Televizyon kanallarına bakıyoruz, teker teker ya TMSF’ye geçiyor, ya kayyum atanıyor ya tamamen fişi çekiliyor. Basın özgürlüğünü kısıtlamakla, medyayı susturmakla hakikatin üstünü örtmek mümkün değildir. Gerçeklerin, hakikatlerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Onun için benim buradan iktidara çağrım, bütün bu işleri yürüten, yöneten devlet kurumlarına çağrım: Ülkeyi iyi yönetsinler. İyi işler yapsınlar. Ülkede adalet ve hukuku güçlendirsinler. Ekonomiyi güçlendirsinler. Her alanda ama her alanda çuvallayıp her alanda başarısız olup hele hele şu son ‘fon dolandırıcılığıyla ‘ beraber artık tamamen pisliğin dışarılara taştığı bir ortamda pisliğin üzerine örtmekle uğraşmasınlar. Memleketi iyi yönetmeye yoğunlaşsınlar.
“GELİN BU YANLIŞTAN DÖNÜN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DÖNÜN”
Basını susturmak demek yaptıkları yanlışların, yaptıkları hukuksuzluğun, adaletsizliğin üzerine örtmeye çalışmak demek. Dolayısıyla bu alınan karardan bir an önce dönülmesini diliyorum. Önümüzde artık seçim görünüyor. Seçim ufukta görünüyor. Bu seçime girerken eğer seçimde gerçekten adil hakkaniyetli bir kampanya istiyorlarsa bu seçim döneminde gerçekten adalet eşitlikten bahsetmek istiyorlarsa seçimi kazanma niyetleri olabilir. Helalinden kazanma niyetleri varsa önce hukukla, adaletle hareket etmeli lazım. Hukukun, adaletin çiğnenerek yapılan bir seçim kampanyasında da elde edilen sonuçların milletin vicdanında, gönlünde, gönlünde hiçbir yeri olmaz. Bütün bunlar aslında seçime doğru giderken bütün bu çuvallamaların, bütün bu yanlışların üzerine kapatma çabası olarak görüyorum ve tekrar çağrım bu yanlışlardan vazgeçin. Gelin hukuka dönün, adalete dönün ve demokrasinin özü olan ifade özgürlüğüne ve basın özgürlüğüne dönün diyorum.”

