Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Aylin Nazlıaka: “Kız çocuklarını korumak bir temenni değil, bir devlet görevidir”

Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Kız çocuklarını korumak bir temenni değil, bir devlet görevidir. Bu görevi yerine getirmeyenlerden hesap sormaya devam edeceğiz; iktidarımızda gerekli politikaları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Hiçbir kız çocuğu çocukluğunu kaybetmeyecek. Hiçbir kız çocuğu geleceğinden vazgeçmeyecek” ifadelerini kullandı.

Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları

(ANKARA) – Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Kız çocuklarını korumak bir temenni değil, bir devlet görevidir. Bu görevi yerine getirmeyenlerden hesap sormaya devam edeceğiz; iktidarımızda gerekli politikaları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Hiçbir kız çocuğu çocukluğunu kaybetmeyecek. Hiçbir kız çocuğu geleceğinden vazgeçmeyecek” ifadelerini kullandı.

Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Gününe ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, dünyada her yıl 12 milyondan fazla kız çocuğunun 18 yaşına gelmeden evlendirildiğine dikkati çekti. Türkiye’de TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre, yalnızca 16-17 yaş grubunda 8 bin 68 kız çocuğunun resmi olarak evlendirildiğini belirten Nazlıaka, verilerin erken yaşta ve zorla evlilikleri kapsamadığını vurgulayarak tablonun “çok daha ağır” olduğunu dile getirdi. Her bir rakamın ardında yarım bırakılan bir çocukluk, kesintiye uğrayan bir eğitim olduğunu ifade eden Nazlıaka, bir çocuğun evlendirilmesinin, “geleceğini elinden almak” olarak nitelendirdi.

Bu tablonun kader değil, siyasi bir tercih sonucu olduğunu savunan Nazlıaka, şunları kaydetti:

“Erken yaşta ve zorla evlilikler yalnızca ailelerin içinde yaşanan bir mesele değildir. Bu sorun; eğitim politikalarından sosyal devletin işleyişine, yoksullukla mücadeleden çocuk koruma sistemine, yargıdan toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar uzanan çok boyutlu bir kamusal sorumluluktur.
Devletin görevi, çocuklar evlendirildikten sonra ortaya çıkan sorunlarla uğraşmak değil; bu evlilikleri daha gerçekleşmeden önlemektir.
Ancak bunun için çocuk haklarını merkeze alan, bilimsel verilerle çalışan, kurumlar arasında koordinasyonu sağlayan ve eşitsizlikle kararlı biçimde mücadele eden bir yönetim anlayışı gerekir.

AKP iktidarının yıllardır uyguladığı politikalar, kız çocuklarını korumak için gereken eşitlikçi, kamucu ve bütüncül yaklaşımı ortaya koyamamıştır. Çocukların eğitim hakkını, kadınların eşitliğini ve sosyal devletin sorumluluğunu güçlendirmeyen hiçbir politika bu sorunu kökünden çözemez.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ SIRALADI

Erken yaşta ve zorla evlilikleri önlemek için bir gün açıklama yapmak yetmez. Çocukların okuldan kopmasını önlemek, yoksullukla samimi olarak mücadele ederek sosyal adaleti sağlamak, istismarı zamanında tespit etmek ve sorumluları etkili biçimde yargılamak gerekir. Çocukları korumak, sadece siyasi söylemlerin değil, kamu politikalarının merkezinde yer almalıdır. Çözüm belli. İrade ve siyasi tercih gerekiyor.

Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele için yapılması gerekenler açıktır:

Birincisi, yasal koruma istisnasız sağlanmalıdır. 18 yaşını doldurmamış bireyler çocuktur. Evlilik yaşı en az 18 olmalı; 16 ve 17 yaşındaki çocukların evlenmesine izin verilen istisnai uygulamalar kaldırılmalıdır. Resmî nikâh dışındaki çocuk evlilikleri etkin biçimde izlenmeli ve önlenmelidir. Çocukların cinsel istismarı ve zorla evlendirilmesiyle bağlantılı suçlarda etkili soruşturma yürütülmeli; hiçbir fail cezasızlıkla ödüllendirilmemelidir.

İkincisi, kız çocuklarının eğitim hakkı güvence altına alınmalıdır. Laik, bilimsel, çağdaş, nitelikli, karma ve parasız eğitim her çocuğun hakkıdır. 12 yıllık zorunlu eğitim fiilen uygulanmalı; devlet okullarında okul yemeği ve ulaşım ücretsiz sağlanmalıdır. Okul terki riski taşıyan çocuklar erken uyarı mekanizmalarıyla izlenmeli, özellikle kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitime erişimi güçlendirilmelidir.

Üçüncüsü, yoksullukla mücadele gerçek bir sosyal devlet anlayışıyla yürütülmelidir. Her mahallede erişilebilir, dar gelirli aileler için ücretsiz kreşler açılmalı; yoksul hanelere düzenli sosyal destek sağlanmalı, kadınların istihdama katılımı ve ekonomik bağımsızlığı güçlendirilmelidir. Çocuk işçiliğine son verilmelidir. Hiçbir çocuk, yoksulluğun bedelini kendi geleceğinden vazgeçerek ödememelidir.

Dördüncüsü, çocuk koruma sistemi güçlendirilmelidir. Öğretmenler, sağlık çalışanları ve sosyal hizmet uzmanları risk altındaki çocukları erken tespit edebilmeli; çocuklara güvenli başvuru kanalları, psikolojik destek, hukuki yardım ve sosyal hizmet sunulmalıdır. Çocuklar istismara uğradıktan sonra değil, istismar riski ortaya çıktığı anda korunmalıdır.

Beşincisi, yerel yönetimler mücadelenin etkin bir parçası olmalıdır. Mahalle bazlı risk haritaları hazırlanmalı; kadın danışma merkezleri ve çocuk koruma hizmetleri yaygınlaştırılmalı; belediyeler, muhtarlar, okullar ve sosyal hizmet birimleri arasında güçlü bir iş birliği kurulmalıdır.
Altıncısı, İstanbul Sözleşmesi yeniden imzalanmalı ve 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmalıdır. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele, kâğıt üzerinde kalan düzenlemelerle değil, etkili koruma mekanizmalarıyla yürütülmelidir.

Yedincisi, kız çocuklarının güçlenmesi desteklenmelidir. Spor, sanat, bilim ve teknoloji alanlarında eşit fırsatlar yaratılmalı; burs ve mentorluk programları yaygınlaştırılmalı, çocukların kendi hayatlarını ilgilendiren kararlara katılımı sağlanmalıdır. Kız çocukları yalnızca korunması gereken bireyler değil, kendi hayatlarının öznesidir.

“BU SORUNU YENİ PARTİ ÇÖZECEK”

Son olarak, sorunun gerçek boyutunu ortaya koyan şeffaf ve güvenilir veriler yayımlanmalıdır. Çünkü ölçemediğiniz bir sorunu çözemezsiniz. Erken yaşta ve zorla evliliklere ilişkin veriler düzenli açıklanmalı, uygulanan politikalar bağımsız biçimde değerlendirilmelidir.
AKP’nin çözemediği bu sorunu Yeni Parti çözecek!

Burada bir tercih yapmak zorundayız: Ya kız çocuklarının geleceğini mevcut eşitsizliklerin, yoksulluğun ve ihmallerin insafına bırakacağız ya da çocukların haklarını güvence altına alan yeni bir sosyoekonomik ve siyasal düzen kuracağız.

Biz, Yeni Parti olarak, hiçbir kız çocuğunun çocukluğundan vazgeçmek zorunda kalmadığı bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Çünkü biz sosyal politikayı devletin vatandaşa lütfu olarak değil, vatandaşın temel haklarının teslim edilmesi olarak görüyoruz. Çocukları korumayı ailelerin omuzlarına bırakılmış bir mesele değil, kamunun asli sorumluluğu olarak kabul ediyoruz. Yoksulluğun, cinsiyet eşitsizliğinin ve toplumsal baskının çocukların hayatını belirlemesine razı olmuyoruz.

“HİÇBİR ÇOCUĞU GERİDE BIRAKMAYAN BİR DEVLET ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Yeni Parti’nin yaklaşımı nettir: Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele hem yasal düzenlemelerle hem de yoksulluğu azaltan, kız çocuklarını eğitimde tutan, aileleri destekleyen, kadınları ekonomik açıdan güçlendiren ve şiddeti önleyen bütüncül politikalarla mümkündür. Biz, hak ihlalini önceden tespit eden, kurumları sorumluluk almaya zorlayan, şeffaf verilerle hesap veren ve hiçbir çocuğu geride bırakmayan bir sosyal devlet anlayışını hayata geçireceğiz.

AKP’nin çözemediği bu sorunu, Yeni Parti’nin eşitlikçi, kamucu ve hak temelli politikalarıyla çözeceğiz. Çünkü çocuklarının geleceği, iktidarın siyasi tercihlerine, toplumsal önyargılara ya da ailelerin ekonomik çaresizliğine terk edilemez.

Bizim için mesele yalnızca erken yaşta ve zorla evlilikleri önlemek değil; her kız çocuğunun özgürce hayal kurabildiği, eğitimini tamamlayabildiği, kendi kararlarını verebildiği ve hayatını korkusuzca yaşayabildiği bir düzen kurmaktır.

Kız çocuklarını korumak bir temenni değil, bir devlet görevidir. Bu görevi yerine getirmeyenlerden hesap sormaya devam edeceğiz; iktidarımızda gerekli politikaları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Hiçbir kız çocuğu çocukluğunu kaybetmeyecek. Hiçbir kız çocuğu geleceğinden vazgeçmeyecek. Hiçbir hak ihlalini kader diye kabul etmeyeceğiz. Çünkü bir ülkenin geleceği, kız çocuklarının hayatına ne kadar sahip çıktığıyla şekillenir.”