Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Fon vurgunu zam dalgasına yol açabilir… Prof. Yılmaz: “Bu sarsıntı fiyatlar üzerinden vatandaşa yayılabilir”

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, fon vurgunuyla ortaya çıkan güven kaybına işaret ederek, bunun faturasının vatandaş ve ekonomi için ağır olacağını savundu. Yılmaz, “Fon piyasasında başlayan sarsıntı, üretim, istihdam ve fiyatlar üzerinden bütün vatandaşlara yayılabilir” dedi. Yılmaz, ekonomiyi ve vatandaşların refahını tehdit eden bu tür olayların yinelenmemesi için etkin denetimin önemine dikkati çekerek, “Belirsizlik ve karmaşa uzadıkça mağduriyet de güven kaybı da büyür. Bu nedenle Meclis’in inisiyatif alması ve Sayıştay’ın denetim kapasitesinden yararlanması yerinde olacaktır” diye konuştu.

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, fon vurgunuyla ortaya çıkan

Haber: Olcay AYDİLEK

(ANKARA) – Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, fon vurgunuyla ortaya çıkan güven kaybına işaret ederek, bunun faturasının vatandaş ve ekonomi için ağır olacağını savundu. Yılmaz, “Fon piyasasında başlayan sarsıntı, üretim, istihdam ve fiyatlar üzerinden bütün vatandaşlara yayılabilir” dedi. Yılmaz, ekonomiyi ve vatandaşların refahını tehdit eden bu tür olayların yinelenmemesi için etkin denetimin önemine dikkati çekerek, “Belirsizlik ve karmaşa uzadıkça mağduriyet de güven kaybı da büyür. Bu nedenle Meclis’in inisiyatif alması ve Sayıştay’ın denetim kapasitesinden yararlanması yerinde olacaktır” diye konuştu.

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, fon krizine ilişkin, “Mesele, şirketlerdeki usulsüzlükleri ortaya çıkarmakla kapanmaz. Başta SPK olmak üzere kamu otoritelerinin riskleri nasıl değerlendirdiği; Cumhurbaşkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın izleme ve hesap sorma mekanizmalarının neden etkili işlemediği de açıklanmalıdır. Şirketlerin sorumluluğu, kamu yönetiminin sorumluluğunu perdelememelidir” dedi.

Yaklaşık 500 bin yatırımcıyı etkilediği ve 800 milyar TL’lik fon büyüklüğünü ilgilendirdiği belirtilen krizin, yüz binlerce kişinin tasarruflarını ve geleceğe duyduğu güveni tehdit ettiğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bu tutar, kesinleşmiş yatırımcı zararı değildir. Gerçek kayıp, varlıkların doğru değerlenmesi ve yapılacak ödemelerle ortaya çıkacaktır. Ancak belirsizlik sürdükçe ekonomik ve toplumsal maliyet büyür.”

Yılmaz, fon vurgununda yaşananların, iyi kuralların bulunmasının, bu kuralların etkin biçimde uygulanmasını garanti etmediğini gösterdiğini ifade ederek, başta SPK ilgili kurumların riskleri zamanında görme ve gerekli önlemleri alma kapasitesinin neden işlemediğinin nesnel biçimde ortaya konulmasının önemine dikkati çekti.

Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güven kaybının faturası fon yatırımcısıyla sınırlı kalmaz. Birikimler dövize, altına veya yastık altına yöneldikçe ekonomiyi finanse eden kaynaklar daralır. Şirketlerin ve kamunun borçlanması zorlaşabilir, faiz maliyetleri yükselebilir. Artan döviz talebi kur ve Merkez Bankası rezervleri üzerinde baskı yaratabilir. Fon piyasasında başlayan sarsıntı, üretim, istihdam ve fiyatlar üzerinden bütün vatandaşlara yayılabilir.”

BAŞKA FONLARDA DA BENZER SORUNLAR YAŞANABİLİR

Fon krizini, birkaç şirketin tasfiyesiyle geride bırakılamayacağını, bu düşüncenin tehlikeli olduğunu anlatan Yılmaz, “Gözetim ve denetim açıkları giderilmezse aynı sorun başka fonlarda da tekrarlanabilir. Yüksek döviz borcu ve mevcut ekonomik kırılganlıklar, yeni bir güven şokunun maliyetini ağırlaştırabilir. Bugün giderilmeyen yönetim zaafları, yarının daha büyük ekonomik kayıplarına dönüşebilir. Denetim ve gözetim açıkları giderilmezse aynı sorun başka yatırım fonlarında da yeniden karşımıza çıkabilir” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ VE MERKEZİLEŞME

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yetkilerin merkezileştiğini, ancak bunun etkili hesap verme mekanizmalarıyla tamamlanmadığı için bu riskleri artırdığını ifade etti.

Yılmaz, şunları söyledi:

“SPK yönetimini atama yetkisinin Cumhurbaşkanında toplanmasına karşılık, atananların gözetim performansını düzenli sorgulayan bir işleyişin etkili çalışmaması önemli bir boşluktur. Ayrıca 2018’de uzmanlık ve mesleki deneyimi güvenceye alan özel atama koşullarının kaldırılması, yasal yeterlilik güvencelerini zayıflatmıştır. Daha geniş atama yetkisi, daha güçlü hesap verme sorumluluğuyla karşılanmalıdır.”

Yılmaz, fon krizi benzeri olayların yenilenmemesi için şu önerileri gündeme getirdi:

“Cumhurbaşkanlığı’nda, üst kurul yönetimlerinin performansını değerlendiren ve aksaklıkların giderilmesini izleyen bir yapı kurulmalı. SPK önemli riskleri, geciken incelemeleri ve önlemlerin sonuçlarını üç ayda bir sunmalı; tehlike büyüdüğünde rapor dönemini beklemeden bildirim yapmalı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, raporları teslim almakla yetinmemeli, verileri karşılaştırmalı, gecikmelerin gerekçesini sorgulamalı ve süreli iyileştirme planlarının uygulanmasını takip etmeli.

SPK içinde hiçbir uyarı ve şikâyet boşta kalmamalıdır. Her dosyanın sorumlusu, işlem süresi ve takip yöntemi belli olmalıdır. Geciken incelemeler Kurulun önüne getirilmeli; kararların uygulanması izlenmeli, personel ve uzmanlık eksiklikleri giderilmelidir. Bu işleyiş açık mevzuat hükümlerine bağlanmalıdır.

Adaletin hızlı ve sağlıklı işlemesi de bu kurumsal incelemelerin yapılmasına ihtiyaç duyar. Yargının önüne, karmaşık fon işlemlerini açıklayan, karar süreçlerini ve sorumluluk ilişkilerini belgeleyen raporlar konulmalı.

Belirsizlik ve karmaşa uzadıkça mağduriyet de güven kaybı da büyür. Bu nedenle Meclis’in inisiyatif alması ve Sayıştay’ın denetim kapasitesinden yararlanması yerinde olacaktır. Fon krizi, hükümet sisteminin denge ve denetleme mekanizmalarını güçlendirecek bir revizyonun da başlangıcı olmalıdır.”