Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Akın: “Marmara’nın geleceğini güçlü bir bölgesel anlayışla şekillendirmek istiyoruz”

Avrupa’nın dört bir yanından gelen kentlerin temsilcilerini buluşturan Avrupa Büyükşehirler Ağı (EMA) Forumu’nda konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, “Biz Marmara’nın geleceğini birlikte düşünen, birlikte planlayan ve ortak sorunlar karşısında birlikte hareket edebilen güçlü bir bölgesel anlayışla şekillendirmek istiyoruz” dedi.

Avrupa’nın dört bir yanından gelen kentlerin temsilcilerini buluşturan Avrupa Büyükşehirler

(BALIKESİR) – Avrupa’nın dört bir yanından gelen kentlerin temsilcilerini buluşturan Avrupa Büyükşehirler Ağı (EMA) Forumu’nda konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, “Biz Marmara’nın geleceğini birlikte düşünen, birlikte planlayan ve ortak sorunlar karşısında birlikte hareket edebilen güçlü bir bölgesel anlayışla şekillendirmek istiyoruz” dedi.

Marmara Belediyeler Birliği (MBB) ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Akın, bu yıl 7-8 Ekim 2026 tarihlerinde MBB ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen Avrupa Büyükşehirler Ağı Forumu kapsamındaki toplantıya katıldı.

Toplantıda EMA 2025-2026 faaliyetlerinin sunumu da gerçekleştirildi. Avrupa genelindeki dev metropollerin üst düzey siyasi temsilcilerini, belediye başkanlarını ve stratejik danışmanlarını bir araya getiren zirvede, şehirlerin geleceği konuşuldu.

120 milyondan fazla vatandaşı temsil eden Avrupa Büyükşehirler Ağı’nın üyeleri olarak, küresel krizlerin giderek derinleştiği bu dönemde metropollerin stratejik rolünü daha güçlü biçimde ortaya koymak üzere toplanıldığını belirten Başkan Akın, şunları söyledi:

“İKİ TEMEL MESELEYİ TARTIŞIYORUZ”

“EMA Forum’un bu yılki teması, ‘Metropoliten Geleceğin Yönetişimi: Politikalar, Fonlar ve İklim Kaynaklı Su Riskleri’. Bu başlık altında, ilk bakışta farklı alanlar gibi görünse de birbiriyle doğrudan ilişkili iki temel meseleyi tartışıyoruz. Birincisi, Avrupa’nın önümüzdeki dönemde izleyeceği politikalar ve kullanacağı finansman araçları şekillenirken metropoliten alanların bu süreçlerde nasıl bir rol üstleneceği. İkincisi ise iklim değişikliğinin kentlerimizde giderek daha somut biçimde hissettiğimiz sonuçları ve özellikle iklim kaynaklı su riskleri.”

Metropoliten alanların bu yeni dönemde yalnızca politikaları uygulayan ya da fonlardan yararlanan yapılar olarak değil; politikaların tasarımında, uygulanmasında ve izlenmesinde stratejik aktörler olarak tanınması gerektiğine inandığını dile getiren Akın sözlerine, şöyle devam etti:

“METROPOLİTEN ALANLAR, STRATEJİK AKTÖRLERDİR”

“Kentler sorunların en yoğun hissedildiği yerlerse, çözümün ve karar süreçlerinin de güçlü aktörleri olmalıdır. Bu konu, EMA’nın uzun süredir yürüttüğü ortak savunuculuğun da merkezinde bulunuyor. Bugün Avrupa’nın farklı bölgelerindeki kentlerimiz aynı anda pek çok krizle karşı karşıya kalıyor. Bir tarafta kuraklık, su kıtlığı ve artan su stresi; diğer tarafta giderek daha sık ve şiddetli biçimde yaşadığımız seller ve aşırı hava olayları var. Bu krizler artık çevre politikalarının veya altyapı hizmetlerinin sınırlarını aşıyor. Ekonomiyi, gıda sistemlerimizi, kamu sağlığını, mekansal planlamayı ve toplumsal adaleti doğrudan etkiliyor. Bunlarla başa çıkabilmek de bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Su havzaları idari sınırları tanımıyor. Altyapı ağlarımız tek bir belediyenin sınırları içinde kalmıyor. Bir idari bölgede alınan mekansal planlama kararı, başka bir yerdeki su kaynağını, tarımsal üretimi veya taşkın riskini doğrudan etkileyebiliyor. Dolayısıyla iklim kaynaklı su risklerine parçalı çözümlerle yanıt vermemiz mümkün değil. İşte bu noktada metropoliten ölçek bizlere çok önemli bir imkan sunuyor. Su yönetimini, iklim uyumunu, mekansal planlamayı, altyapı yatırımlarını ve sosyal politikaları ortak bir stratejik çerçevede ele alabilmek, metropoliten yönetişimin en güçlü imkanlarından biridir.

“TÜRKİYE, BÜYÜKŞEHİR YÖNETİMİNDE ÖZGÜN VE DİNAMİK BİR MİRASA SAHİP”

1980’lerde atılan adımlarla başlayan ve 2004 yılındaki kapsamlı yerel yönetim reformuyla olgunlaşan büyükşehir belediye sistemimiz; güçlü altyapı yönetimini ve büyükşehir ile ilçe belediyeleri arasında entegre hizmet modelini merkeze alıyor. Bugün Türkiye’de toplam 30 büyükşehirde, büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında görev ve sorumlulukların paylaşıldığı iki kademeli bir yerel yönetim yapımız var. Bu model; ulaşım, altyapı, çevre, planlama ve su yönetimi gibi belediye sınırlarını aşan konularda koordinasyon ihtiyacından hareketle, bu alanlarda üst ölçekli planlama ve yönetim yetkisini büyükşehirlere veriyor. Bu da daha hızlı karar alabilmeyi, dayanıklı altyapılar inşa etmeyi, kaynakları rasyonel kullanabilmeyi ve kentlerimizi daha etkili yönetebilmeyi sağlıyor.

“MARMARA, METROPOLİTEN YÖNETİŞİMİN CANLI BİR LABORATUVARIDIR”

Türkiye’de Marmara Bölgesi de metropoliten yönetişimin canlı bir laboratuvarı niteliğinde. Altı büyükşehre ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi, 26 milyonun üzerindeki nüfusuyla Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birini barındırıyor. Sanayi, ticaret, üretim, göç ve inovasyonun en yoğun yaşandığı coğrafyalardan biri. Bu yönüyle Marmara’yı bir nevi ‘metropollerin metropolü’ olarak adlandırıyoruz. Bu büyüklük ve yoğunluk, beraberinde çok önemli bir gerçeği de getiriyor: Marmara’da bir kentin geleceğini diğerinden bağımsız düşünmemiz mümkün değil. Bir kentimizin ulaşım kararı diğerini, bir kentimizin çevre politikası komşusunu, bir havzadaki gelişme ise birden fazla şehrimizi doğrudan etkileyebiliyor. Marmara Belediyeler Birliği de tam bu noktada özel bir role sahip. Altısı büyükşehir olmak üzere 190’dan fazla üyeye sahip Birliğimiz, farklı ölçeklerdeki belediyeleri bir araya getiriyor. Belediyeler arasında deneyim ve bilgi paylaşımını destekliyor ve tek bir belediyenin sınırları içinde çözülemeyecek meseleleri bölgesel ölçekte tartışabileceğimiz güçlü bir iş birliği zemini oluşturuyor. Biz Marmara’nın geleceğini birlikte düşünen, birlikte planlayan ve ortak sorunlar karşısında birlikte hareket edebilen güçlü bir bölgesel anlayışla şekillendirmek istiyoruz.

AKIN’DAN BALIKESİR VURGUSU

Balıkesir; hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyısı olan eşsiz coğrafyası, geniş kırsal alanları, güçlü tarımsal üretimi, hızla gelişen yenilenebilir enerji kapasitesi ve şehir merkezini aynı idari yapı bünyesinde barındıran bir metropol. Su meselesi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak bizim de öncelikli alanlarımızdan biri. Şehrimizde yürüttüğümüz su yönetimi çalışmalarını sadece kent merkezlerinin içme suyu ihtiyacı üzerinden değerlendirmiyoruz. Su güvenliğini; tarımsal sulamadan havza korumaya, kuraklıkla mücadeleden ekosistemlerin korunmasına kadar bütüncül bir mesele olarak ele alıyoruz. Bir yanda doğal varlıklarımızı ve ekosistemimizi korurken, diğer yanda kentsel ve bölgesel kalkınmayı sürdürülebilir kılmayı amaçlıyoruz. Balıkesir’de edindiğimiz tecrübe ile Marmara ölçeğinde gördüğümüz tablo bize aynı gerçeği gösteriyor: Kentsel krizler sınır tanımıyor. Çözümlerimizi de sınırların ötesinde birlikte geliştirmemiz gerekiyor. Bu bakımdan Avrupa’daki metropollerin bir araya gelerek tecrübeleri üzerine istişare etmesini, birbirinden öğrenmesini ve ortak çözümler geliştirmesini son derece kıymetli buluyorum. Başarılı uygulamalarımızın yanında karşılaştığımız güçlükleri, çözüm bekleyen meseleleri ve ihtiyaç duyduğumuz iş birliklerini de konuşabilmeliyiz. Böylece farklı metropoliten deneyimleri ortak bir birikime dönüştürebilir ve kentlerimizin geleceğine birlikte yön verebiliriz.”