(TBMM) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen gelişmelere ilişkin, “Fon Kurulu toplanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcılığı başkanlığındaki toplantıdan sonraki açıklamayı İletişim Başkanlığı yapıyor. Herkes işi maşayla, elinin ucuyla tutuyor, elim yanmasın diye. Bu eninde sonunda yakacak herkesi. 15-20 kişilik hantal bir Fon Kurulu’yla bu işi yönetmeye çalışıyorlar. 15-20 kişi yönetebilir mi böylesine büyük bir şeyi? Çok dinamik bir görev gücü lazım dedik” ifadelerini kullandı.
Babacan, Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Ankara’nın Pursaklar ilçesinde görevi sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden polis memuru Ahmet Türkoğlu’nun ailesine, yakınlarına ve Emniyet teşkilatına başsağlığı dileklerini iletti. Babacan, Manisa’nın Soma ilçesinde hayatını kaybeden maden işçileri için de Allah’tan rahmet diledi.
Babacan, Yeni Yol Grubu’na katılan Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel’i de tebrik etti.
Sermaye piyasasında yaşananların bir “kriz” değil “piyasa dolandırıcılığı” olduğunu ifade eden Babacan, kötü niyetli bir şebekenin yüz binlerce masum insanı dolandırdığını söyledi. Babacan, bazı hisse senetleri ile bu hisselerin içerisinde bulunduğu fonların hileli şekilde gerçek değerlerinin çok üzerinde satıldığını belirterek, “Bazı hisse senetleri ve bu hisse senetlerinin içinde olduğu fonlar hileli bir şekilde gerçek değerinin 10 misline, 100 misline, 500 misline satıldı” dedi.
Meselenin en az 2 yıl önce iktidara bildirildiğini öne süren Babacan, “2001 bankacılık krizinden sonra kötü niyetli banka patronlarından o günün parasıyla tam 20 milyar doları söke söke nasıl geri aldıysak bunlardan da alacaksın arkadaş. 15-20 kişilik hantal bir fon kuruluyla bu işi yönetmeye çalışıyorlar. 5 ila 7 kişi arasından oluşan kriz anını ve çözümleme sürecini yöneten, tamamen uzmanlardan kurulmuş daha dinamik bir ekip kurulması lazım” ifadesini kullandı.
Sürecin finansal piyasalarda büyük risk yaratacağını belirten Babacan, “Çünkü özellikle kasım ayında yapılacak gözden geçirmede eğer hiçbir şey yapılmadan o süreç başlasaydı o zaman Türkiye’nin tüm finansal piyasalarını etkileyecek sistemik risk dediğimiz büyük bir tehlike baş gösterecekti. MSCI ne zaman uyardı, bunlar ancak ondan sonra harekete geçti. Tabii bu arada da vurgunu vuran vurdu” diye konuştu.
“NASDAQ ALTYAPISINI KURDUK, VERİLER ELİNİZDEYKİ NE Yİ BEKLEDİNİZ?”
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Borsa İstanbul’a, “Erken aşamada ihbarlar geldiği halde neden harekete geçmediniz? Yangın küçükken neden söndürmediniz?” sorularını yönelten Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz gittik dünyanın en gelişmiş NASDAQ’ın bilgi işlem altyapısını getirdik, Borsa İstanbul’la kurduk. Üstelik kaynak kodlarıyla beraber kurduk. Sistemi bilelim, daha da geliştirelim diye. Bütün veriler elinizde. İhbarlar gelmiş. Kanun size her türlü müdahale yetkisini de vermiş. Peki neyi beklediniz? Niçin beklediniz? Elinizi, kolunuzu tutan mı oldu? Açık açık soruyorum: Elinizi, kolunuzu kim tuttu arkadaş? Çıkın söyleyin. ‘Ben bunu gördüm, bir şey yapamadım. Şunlar, şunlar, şunlar telefon etti. Elimizi, kolumuzu arkamızdan bağladı’ deyin ya da deyin ki, ‘Biz ortaktık, biz de içindeydik’ deyin ama bir şey deyin. Yer yerinden oynuyor, SPK başkanından tek bir kelime açıklama yok.
“SİYASİ VE BÜROKRATİK DESTEK OLMADAN BU DOLANDIRICILIK YAPILAMAZ”
Fon Kurulu toplanıyor. Siyasi sorumluluk, değil mi? Cumhurbaşkanı Yardımcılığı başkanlığındaki toplantıdan sonraki açıklamayı İletişim Başkanlığı yapıyor. Ya arkadaş sen bu işin sorumlusu değilsin. Çık açıkla, ‘Biz şu kurul olarak, şu şu şu isimler olarak bu kararları aldık’ de. Bas imzanı açıkla. Herkes işi maşayla tutuyor, elinin ucuyla tutuyor, elim yanmasın diye. Bu yakacak, eninde sonunda yakacak herkesi, bütün sorunları. Kaçacak yeri yok kimsenin. Çünkü her şey kayıtlı kuyutlu.
Bu kadar büyük bir dolandırıcılığın, bu kadar uzun süre devam etmesi ancak ve ancak siyasi iktidar içinden ve bürokrasinin içinden sağlanan destekle olur. Biz yakın tarihimizde bunun maalesef çok örneklerini gördük. Menfaat şebekesi, siyasetteki destekçileri ve bürokrasideki destekçileri, yani o bildiğiniz üçgen yapı. Yani bir şer üçgeni… MASAK başkan yardımcısı, bir önceki açıklama yapıyor. Diyor ki ‘Ben uğraşmaya başladım, beni gözaltına aldırdılar bunlar’ diyor. ‘Mücadele edemedim’ diyor. ‘Bunlar çok güçlüymüş’ diyor. Hatta demişler ki, ‘Bizimle uğraşan yanar.’ Bu rahatla, bu konforla işlerini yapmışlar. Bu dolandırıcılık şebekesine kimler destek verdi? Bunları kimler korudu? Onlara kimler göz yumdu? Bu dolandırıcıların siyasi iktidar ve bürokrasi içindeki ortakları kimler? Bu sorunun cevabını bulmadan meseleyi çözemezsiniz.
“20 MİLYAR DOLARI NASIL ALDIYSAK BUNLARDAN DA ALACAKSIN”
Sonu nereye varırsa varsın, ucu kime dokunursa dokunsun, herkes adalet önünde hesap verecek. Hiç kimseye ayrım yapmayacaksın. Bu dolandırıcılardan kaçırdıkları paraları çatır çatır tahsil edeceksin. 2001 bankacılık krizinden sonra kötü niyetli banka patronlarından o günün parasıyla tam 20 milyar doları söke söke nasıl geri aldıysak, bunlardan da alacaksın arkadaş. Tahsil ettiklerini de hak sahiplerine ödeyeceksin. Bu işin siyasetteki ve bürokrasideki sorumlularını kurtarmak için ve önümüzde yaklaşan seçimi kurtarmak için sakın ha kamu kaynaklarını kullanmayacaksın. Hazinenin kaynaklarına, maliyenin bu milletten topladığı vergilere, Merkez Bankası’nın para basma makinelerine, tüyü bitmemiş yetimin hakkına sakın ha sakın dokunmayacaksın.
“SPK VE BORSA İSTANBUL KADROLARI DERHAL GÖREVDEN ALINMALI”
Bu dolandırıcılık ortaya çıktığı anda başta SPK ve Borsa İstanbul olmak üzere tüm gözetim ve denetimden sorumlu kurumların başındaki kadroların derhal ama derhal görevden alınması gerekirdi. Yapmadılar, hala inatla yapmıyorlar. Güven olmayınca ekonomi olmaz. Güven olmayınca sermaye piyasası olmaz. Suçu olsa da olmasa da kazaya karışan sürücülere bir süre araç kullandırmazsınız. Birincisi, yargı denetimi şarttır ama bağımsız ve tarafsız çalışmalıdır. İkincisi, Devlet Denetleme Kurulu denetimi şarttır ama kurulun başkanı daha düne kadar yönetiminde olduğu bu Borsa İstanbul’u nasıl denetleyecek? Biri bize anlatsın. Asıl önemli olan da üçüncü denetim, Meclis denetimidir. Meclis’te mutlaka bir araştırma komisyonu kurulmalıdır. Dün akşam olanları gördünüz. Bu konular aman Meclis’te konuşulmasın diye Genel Kurul’u erkenden kapattılar, kaçtılar.
“15-20 KİŞİLİK HANTAL KURULLA YÖNETİLEMEZ, DİNAMİK EKİP LAZIM”
Bu iş kötü yönetiliyor, çok kötü. 15-20 kişilik hantal bir Fon Kurulu’yla bu işi yönetmeye çalışıyorlar. 15-20 kişi yönetebilir mi böylesine büyük bir şeyi? ‘Çok dinamik bir görev gücü lazım’ dedik. 5 ila 7 kişi arasından oluşan, kriz anını ve çözümleme sürecini yöneten, tamamen uzmanlardan kurulmuş daha dinamik bir ekip kurulması lazım. Fon Kurulu’na bir baktım, oradaki oturanlara bir baktım, zaten kimisi kazaya karışmış şoför. Öbürleri bu işten hiç anlamayanlar. Bu işin teknik uzmanları lazım.
Düzgün firmaların hisse senedine yatırım yapanlar da mağdur. Halka açık şirketlerin ortakları mağdur, çünkü hepsinin şirketlerinin değeri düştü. Bütün borsa değer kaybetti. Yüksek risk, yüksek faiz, yüksek enflasyon ortamında yaşamaya mahkum 86 milyon vatandaşımız mağdur. Güveni bir kaybettiğiniz zaman yıllarca inşa edemiyorsunuz.
“SPK’NIN IBAN VERMESİ HIRSIZLIĞA VE DOLANDIRICILIĞA TEŞVİKTİR”
SPK açıklama yaptı, bir IBAN numarası verdi, diyor ki, ‘Fazla kazandığını düşünen varsa getirsin buraya parasını iade etsin.’ Böyle bir hukuk var mı ya? Adam kuyumcuyu boşaltıyor, çalıyor. Ondan sonra diyorsunuz ki, ‘Ya ben akşam kapıyı açık bırakayım da sen aç kapıyı şu içeriye çaldıklarını bırak git’ ya da çeyrek altın çalıyor, ‘Pardon yakalandım’ diyor, getiriyor iade ediyor, iş kapanıyor. Böyle bir şey var mı? Bu hırsızlığa teşviktir. Bu bundan sonraki dolandırıcılıkların devamına teşviktir. Çünkü diyorsun ki, ‘Kazanırsan, ben görmezsem senin. Ha yakalanırsan getir iade et, yırt’. O zaman herkes hırsızlığa, dolandırıcılığa teşvik edilmiş oluyor.”

