Haber: Beril KALELİ/Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL) – Filistin Eylem Komitesi, “Filistin’e Özgürlük, İsrail’e Ambargo” sloganıyla Taksim’den Dolmabahçe’ye yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, “Bugün Filistin’in yanında olmak demek İsrail’e bir tam ambargo uygulamak demektir” denildi.
Yürüyüş sırasında, “Ceyhan’dan akan petrol değil kan”, “Limanları kapat ticareti kes”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “İşkenceci İsrail hesap verecek”, “İran halkı yalnız değildir” ve “Soykırıma direnen Gazze’ye bin selam” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklama, Naz Şakar tarafından okundu.
Açıklamada 7 Ekim 2023’te Filistin direniş örgütleri tarafından gerçekleştirilen El Aksa Tufanı operasyonunun üçüncü yılı dolayısıyla eylemin düzenlendiğini belirtti. Açıklamada, eylemin amacının “Filistin direnişinin mücadelesini selamlamak, sonrasında Siyonist İsrail tarafından başlatılan soykırımı kınamak ve sorumlularını halkımıza tekrar hatırlatmak” olduğu ifade edildi.
Açıklamada, 7 Ekim öncesindeki döneme ilişkin değerlendirmelere yer verilerek, “Gazze ablukası dayanılmaz bir hal almış ve Batı Şeria’daki Siyonist yerleşimlerin genişlemesi son derece hızlanmıştı” denildi. Filistin direniş örgütlerinin 7 Ekim’deki saldırısının, Filistin davasının geldiği noktaya ve Filistinlilerin haklarının gasbına yanıt olduğu savunulan açıklamada, “El Aksa Tûfanı, yok edilmeye çalışılan bir halkın kaçınılmaz tepkisiydi ve bu plana ciddi bir darbe indirdi” ifadeleri kullanıldı.
“İSRAİL’E GERÇEK BİR KARŞILIK VERİLMEDİ”
Açıklamada, Filistinlilerin 7 Ekim sonrasında “dost bildikleri ülkelerin ayağa kalkacağı, yaptırımlarla, ambargolarla İsrail’i zorlayacakları bir sürecin izleyeceğini umdukları” ifade edildi ve “Ama Direniş Ekseni güçleri bir tarafa bırakılırsa, ülkemizdeki hükümet başta olmak üzere hiçbir güç İsrail’e gerçek bir karşılık vermedi. Böylelikle Filistinli direniş örgütlerinin haklı ve meşru eylemini, İsrail’in iki yıl süren ve yüz binden fazla Filistinlinin katli ile sonuçlanan Siyonist soykırımı izledi” denildi.
Açıklamada ayrıca Eylül 2026 itibarıyla Gazze Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiği toplam Filistinli ölümünün 73 bini aştığı, enkaz altında olduğu düşünülen kayıplarla birlikte sayının 100 binin üzerinde tahmin edildiği belirtildi. Gazze’de eğitim altyapısının yaklaşık yüzde 98’inin zarar gördüğü veya yıkıldığı iddia edilen açıklamada, yaygın yıkım, barınma sorunu, yardım girişindeki kısıtlamalar ve devam eden saldırıların ciddi bir insani kriz oluşturduğu kaydedildi.
“İSRAİL VE ABD, FİLİSTİN’İN YANINDA YER ALAN GÜÇLERE DE SALDIRDI”
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“İsrail ve ABD sadece Filistin’e değil, Filistin’in fiilen yanında yer alan tüm güçlere saldırmıştır. Nisan 2024’te İran’ın Suriye’deki diplomatik yerleşkesine saldırmış, 2025 Haziranında İran’a yönelik saldırılarını 12 Gün Savaşı ile bir üst alamaya taşımış ve nihayetinde 28 Şubat 2026’da İran’a topyekûn saldırıya geçmişlerdir. Yine Filistin’e destek olan Yemen ve Lübnan da İsrail tarafından sıklıkla hedef alınmıştır.
Siyonist soykırım kağıt üzerinde bir ateşkes ile sona ermiş görünmektedir. Oysa Gazze halkına karşı halip gelemeyen, direniş örgütlerini yok edemeyen İsrail, sözde bir ‘barış kurulunun’ varlığına ve gözlemci ülkelere rağmen saldırılarına rahatlıkla devam etmektedir. Ateşkesten bu yana süren saldırılarda 1500 kadar Filistinli katledilmiştir. Gazze’deki Filistinliler halen muhasara altındadır. Üstelik Batı Şeria’da da yerleşimci saldırıları ve Filistinlilerin yerlerinden edilmesi artmış durumdadır. 2026’nın başından bu yana 1600’den fazla yerleşimci saldırısı kaydedilmiştir. Önümüzdeki ay yapılacak İsrail seçimlerine yaklaştıkça bu sayı artabilir.
Tüm bunlar olurken, bu topraklarda Filistin halkının sesine halkımız ses vermiş, ama halkımızın bu hassasiyeti iktidar ve onun aparatları tarafından manipüle edilmek istenmiştir. Filistinlilerin İsrail’e yönelik boykot, yaptırımlar ve ambargo çağrıları duymazdan gelinmiş, ticaret bypass edilmesi çok kolay olacak şekilde sadece kağıt üzerinde yasaklanmış, iç politikaya hizmet eden yürüyüşler düzenlenmekle yetinilmiş, hükümet tarafından İsrail’e yönelik dişe dokunur hiçbir adım atılmamıştır. Çok parlatılan İsrail’e ticaretin yasaklanmasına dair düzenleme, malların varış ülkesinin kağıt üzerinde Filistin olarak gösterilmesiyle veya Filistin dışında üçüncü bir ülkenin aracı kılınmasıyla rahatlıkla aşılabilmektedir. Aksine, limanlardan İsrail’e mal akışı sürmüş, Azerbaycan petrolü bu topraklardan soykırım boyunca İsrail’e akmaya devam etmiş, Kürecik ve İncirlik üsleri İsrail’e çalışmıştır. Aynı hükümet, içinde Filistin halkının katillerini de barındıran, bir bütün olarak İsrail’in çıkarlarına hizmet eden NATO adlı terör örgütünü geçtiğimiz yaz aylarında Ankara’da ağırlamış, emperyalizme biat tazelemiş ve Filistin halkının dostu halkımızın yaşadığı mahalleleri dev panolarla gizleyerek, onlarca insanı NATO’yu rahatsız etmesinler diye tutuklayarak halkımıza büyük bir utanç yaşatmıştır.
“BUGÜN FİLİSTİN’İN YANINDA OLMAK DEMEK, NATO’DAN ÇIKMAK DEMEKTİR”
Son olarak iktidarın Suudi Arabistan ve Pakistan ile yaptığı, fakat TBMM’ye getirmekten kaçındığı anlaşmanın da iktidar kanallarında propagandasının yapıldığı gibi İsrail’e değil, İsrail’in düşmanlarına karşı yapıldığını görüyoruz. Bu ittifakın üyelerinin emperyalizmle hiçbir çelişkisi olmadığı gibi İsrail ile de temel, çözülemez bir çelişkisi olmadığını biliyoruz. Trump’ın aferinini alan bu ittifakın ilk hedefinin de muhtemelen Yemen gibi Filistin’in yanında yer alan bölge ülkeleri olacak olmasına şaşırmıyoruz. Bugün Filistin’in yanında olmak demek NATO’dan çıkmak demektir. Bugün Filistin’in yanında olmak demek emperyalist üsleri kapatmak demektir. Bugün Filistin’in yanında olmak demek İsrail’e bir tam ambargo uygulamak demektir. Bugün Filistin’in yanında olmak demek Filistin direnişinin silahsızlandırma planlarına karşı çıkmak, ateşkesi ihlal eden İsrail’e baskı yapmak yerine Filistin’e silahsızlanması için baskı yapmaktan vazgeçmek, Trump’ın kurduğu sözde barış kurulundan çıkmak demektir.”
Filistin Eylem Komitesi, açıklamasını “Filistin halkının onurlu direnişini bir kez daha selamlıyoruz” ifadeleriyle tamamladı. Komite, İsrail’e tam ambargo ve “emperyalizm ve siyonizme hizmet eden bütün askeri üslerin” kapatılması taleplerini sürdüreceğini bildirdi.

