(TBMM) – YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, “Fon skandalı için oluşturulan bir kurul var. Kurul içerisindeki herkesin direkt-dolaylı bu işe dahli var. Kendi onaylarıyla verilen işlemler var. İzinleri var. Görülüyor ki amaç, fon mağdurların çözümü değil, bu işi en az siyasi zararla biz nasıl atlatırız çabası. Biz YENİ Parti olarak bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.
YENİ Parti MYK, bugün TBMM’de Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, TBMM’de toplantının gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Emre’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Son günlerde kamuoyunda çok tartışılan, milyonlarca insanın mağdur olduğu fon kriziyle ilgili gelinen aşama ve parti içerisindeki seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunduk. Meclis’in yeni yasama yılının tüm milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Manisa’da bir kaza meydana geldi. Göçük altında kalan işçilerimiz var. Umarız can kaybı yoktur. Bir an evvel de yaralanan işçilerimiz sağlıklarına kavuşurlar.
“FON KRİZİNİN SORUMLUSU AK PARTİ GENEL MERKEZİ’DİR”
Fon krizi ilk patlak verdiği zaman, hemen dedik ki ‘Bu fon krizinin merkezi, sorumlusu AK Parti Genel Merkezi’dir. Yöneticilerin içinde bulunduğu büyük bir dolandırıcılık vardır. Örgütlü bir şekilde yapılmıştır.’ Ve bu konuda bir çalışma grubu oluşturduk. Sürekli bilgi akışı içerisinde değerlendiriyoruz uzmanlarla birlikte, bilirkişilerle birlikte. Ve geldiğimiz noktada görülüyor ki en az bundan dört yıl önceki gerçekleşen depremler kadar bir maddi zarar söz konusu. Yani gerek borsadaki kayıplar, gerek vatandaşlarımızın direkt mağduriyetlerini topladığınızda 90 milyar dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda, ülkemizdeki vatandaşlar açısından hakikaten önümüzdeki dönemin ekonomik açıdan çok daha büyük bir darboğaza gireceğinin işareti aynı zamanda.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN FON KRİZİ AÇIKLAMALARINA TEPKİ
‘Vurgunu yapanlarla ilgili isimleri paylaşın. Küçük yatırımcının zararını karşılayacak önlemler alın’ dedik. Bakıyorsunuz, bizim bütün açıklamalarımız ve ortaya çıkan gerçekler, bizim açıklamamız sonrasında istifa ettirilen isimler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısının içinde bulunduğu birçok kişinin istifası ve buna karşı Sayın Erdoğan çıkıyor, YENİ Parti’ye yönelik kabul edilemeyecek ithamlarda bulunuyor, suçlamalarda bulunuyor. Kendi içlerinde olan bir usulsüzlük bulduklarında bunu, sanki kendi iç denetimleri sonrasında ortaya çıkartılıp gerekli işlemler yapılmış gibi konuşuluyor. Bizim yargı tarihimizde görmediğimiz örnekleri yaşıyoruz. Dün akşam AK Parti içerisinde çok önemli pozisyonda bulunan bir genel başkan yardımcı oğlunun da içinde bulunduğu birtakım kimselerin bütün mal varlıklarına yönelik bazı tedbir işlemleri ve yine Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasında görüyoruz ki ek liste halinde çok sayıda banka, fon, kuruluşla ilgili işlem yapılmasına ilişkin yazı.
“MÜREKKEBİ KURUMADAN BEŞ İSİM AYIKLANDI”
Bunun daha mürekkebi kurumadan, üzerinden bir saat geçmeden içinden beş isim ayıklanıyor ve ‘Yeniden yapılan inceleme sonrasında aşağıdaki tedbirlerin kaldırılması’ deniyor. Allah aşkına gecenin bir vaktinde bu firmalarla ilgili tedbir konup da hangi yeni delil, belge, bilgiye ulaştınız, amaç hasıl oldu da ilgili firmalar üzerindeki ve şahıslar üzerindeki teknik kararını kaldırdınız. Hani, ‘ucu nereye dokunursa dokunsun’du? Açık bir müdahale yok mu burada? ‘Nereye varırsa varsın’dı. ‘Herkesin üstüne gidilecek’ti. Ama durduruluyor. Bu beş isimden Mustafa Yazıcı, Hayati Yazıcı Bey’in oğlu. Elbette suçun şahsiliği ilkesi esastır. Oğuldan ötürü biz babasını suçlayacak değiliz. Amma velakin bu yapılan iş ve işlemlerde babasının nüfusunun kullanılması ve bugün geldiğimiz noktada da yine babasının nüfusuyla yargıya yönelik bir müdahalesi söz konusuysa ki öyle görülüyor, bu çok daha büyük bir skandala işaret ediyor.
ALİ EMRE BALLI VE MUSTAFA YAZICI’NIN ORTAKLIĞI VAR MI?
Adı geçen Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı’nın ortak faaliyette bulunduğuna yönelik ciddi iddialar bize ulaşmış durumda. Ve bu iddialar içerisinde de yine Ali Emre Ballı’nın yaklaşık 9 milyar TL’ye yakın bir işlem yapması söz konusu. Ne ne kadar para çıkartıldı, çıkartılmadı; bu fonlardan bazıları kapalı fon, oralara ilişkin bilgi almak diğerlerine göre elbette biraz daha zor oluyor. Ama bu 9 milyara TL’ye yakın bir işlem yaptığı bilgisi ortada. Bir diğer bilgi de Mustafa Yazıcı’nın da 600 milyon TL kendi adına işlem yaptığı bilgisi. Öyleyse biz buradan üç soru yöneltelim, gerek soruşturmayı yürüten yetkililere gerekse iktidar partisine: Soru bir, Türk hukuk tarihinde, yargı tarihimizde gece yarısı böyle bir el koyma işlemi yapılıp da bir saat geçmeden bundan vazgeçildiği başka bir örnek var mı? Arada bir hafta olsa, on gün olsa bile tartışma konusu yapılır. Çünkü genelde bizde bir soruşturmada tedbir kararı konulduğunda soruşturma sonucuna kadar genelde kalır. Dava açarsa dava sonuna kadar bakar. Çünkü olası bir mahkumiyet halinde aynı zamanda Suç Gelirlerinin Aklanması Kanunu kapsamında işlem yapılacağından ilgili mal varlığı ortadan kaçırılmasın diye. Aynı gün gece yarısı, iki işlem. Bu kendiliğinden olamaz. Böyle bir örnek başka var mı? Arada ne gerçekleşti? Hangi işlem, hangi belge bilgiler oldu da savcılık bunu kaldırdı? ikinci sorumuz, bizim bahsettiğimiz şekilde Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı’nın ortaklığı var mı? HTS kayıtları, görüşme trafiği, birlikte ticaret var mı? Bu verdiğimiz rakamlar özelinde baktığımızda da Ali Emre Ballı’nın 9 milyara yakın bir işlem yaptığı, Mustafa Yazıcı’nın da 600 milyonluk bir alım yaptığı doğru mudur?
“TEKNOLOJİ ÇAĞINDA HİÇBİR ŞEY GİZLİ KALMAZ”
Bugünkü teknoloji çağında hiçbir şey gizli kalmaz, sadece ötelenebilir. Kapatmaya çalışırlar, kapatamazlar. Biz bunları öğrendikçe halkımızla paylaşırız. Amma velakin toplamda da bu işin içinde kim varsa yargı önünde bunun hesabı sorulur. Çünkü her şey kayıt altında. İletişim çağında yaşıyoruz, teknoloji çağında yaşıyoruz. Dolayısıyla buralara yönelik hiçbir siyasi müdahale olmadan şeffafça soruşturmaların yürütülmesinin, sorumluların da yargı önüne çıkartılmasının, bu işe sebebiyet verenlerin mal varlığından karşılanmak üzere mağdurların mağduriyetinin giderilmesi.
“OLUŞTURULAN KURUL GÖSTERİYOR Kİ KRİZ, EN AZ SİYASİ ZARARLA ATLATILMAYA ÇALIŞILIYOR”
Oluşturulan bir kurul var. Allah aşkına nasıl olacaksa oluşturulan kurul süreci yönetecek ve Devlet Deneme Kurulu görev yapacak. Bu kurul içerisine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz var, Hazine Maliye Bakanı var, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı var, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu Başkanı var, Borsa İstanbul’un Başkanı ve Devlet Denetleme Kurulu Başkanı var. Devlet Denetleme Kurulu’na bu olayı araştırılması için görev verildiği açıklanıyor. Buradaki insanların direkt-dolaylı hepsinin bu işe dahli var. Kendi onaylarıyla verilen işlemler var. İzinleri var. 10 ay öncesinden, ‘Burada gariplikler var’ diye açıklama yapılmasına rağmen yapılmayan işlemler var. Mesela Borsa İstanbul Başkanı, bu manipülasyonlarının yapıldığı ve fonların işlem yapmasına onay veren kimselerden biri.
Toplantıya katılan eski bakan Şahap Kavcıoğlu, Katılım Bankası’nın kurulması onay veren BDDK Başkanı. Devlet Denetleme Kurulu’na görev vermişler, o da aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi. Dolayısıyla görülüyor ki amaç, fon mağdurların çözümü değil, bu işi en az siyasi zararla biz nasıl atlatırız çabası. Biz YENİ Parti olarak bu işin peşini bırakmayacağız. Vatandaşımızın dolandırılan her kuruşunun alınması için ve yetkili kim burada sorulmuşsa gerekli müeyyideyi alması için gerekli çalışmayı yapmaya devam edeceğiz. Ve tek tek belgeleriyle de somutlaştıkça sizlerle paylaşacağız.
“MECLİS FAALİYETLERİNE YÖNELİK BİR YARGI TACİZİ”
TBMM üyelerinin iki temel görevi vardır: Birisi yasamadır, ikincisi denetimdir. Bu yetkiyi milletten aldığı iradeyle yapar. Bizim milletvekillerimizden Sayın Deniz Yavuzyılmaz, gerek Sayıştay raporları gerekse de fon meselesi üzerinde ciddi çalışma yapan arkadaşlarımızdan biri. Kendisinin açıklamalarından ve söylediklerinden ötürü bir haksızlık, bir hukuka aykırılık iddiasında bulunan varsa gider yargıya tazminat davası açar. Ancak ve ancak biz yine tarihimizde görmediğimiz bir uygulama gördük.
Tartışmaların en ateşli olduğu ve en yoğun çalışmaların yapıldığı zamanda, Sayın Deniz Yavuzyılmaz’ın eşi Serpil Yavuzyılmaz hakkında, Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından basına geçildiği kadarıyla söylüyoruz; ‘yağma, kamu kurumu ve kuruluşları zararına dolandırıcılık.’ Deniyor ki bir süre yanında danışmanlık yapan kişilerden birinin ifadesinden bahsediliyor. İfadenin bir kısmında deniyor ki ‘Duyduğum kadarıyla Deniz Bey’in eşi, danışman maaşlarının bir kısmını alıyor.’ Bir defa bunun hukuk karşısında bir dedikodudan öte giden tarafı yoktur. Çünkü belge yok, delil yok, görmemişsin, etmemişsin, duyan yok, para transferi yok, dekont yok, konuşma yok. Ama siz buna dayanarak bir milletvekilinin eşine gidiyorsanız hele böyle bir süreçte önemli açıklamalar yapan o TBMM’nin meselesidir.
Meclis Başkanı’na buradan çağrı yapıyorum: Bu bize özel bir durum olarak değerlendirilmemelidir. Meclis’in faaliyetlerine yönelik bir yargı tacizi olarak görülmesi gerekir. Ne demek ailesi üzerinden gidemezsiniz? Ne demek eşine yönelik böyle bir iddiada bulunursunuz? Biz hesap sordukça bu tür saldırılar da gelecektir, bunu da biliyoruz. Ama biz milletimizden aldığı yetkiye istinaden milletimizin huzuru, refahı, güvenliği ve hakkını savunmak için büyük mücadele veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Kimse bizim kararlı çalışmamızı durduramaz.
T24’ÜN KAPATILMASI
Son dönemde hiç yaşamadığımız kadar hesap kapatma, erişim engellenmesi, internet sitesinin kapatılması; en son da T24’ün kapatılması. Türkiye öyle bir dönemden geçiyor ki ülkedeki emeklinin durumu, asgari ücretlilerin durumu, işsizlerin problemi, kutuplaşmanın geldiği nokta, suç oranının yüksekliği, basının böylesine baskı altına alındığı bir durumda insanlar patlama noktasına gelmiş durumda. 15 yaşında bir evladımızın geçtiğimiz salı Ankara’da, kendisini metro raylarına atarak canına kıyacağı bir atmosfer. Okullarda daha önce hiç görmediğimiz şiddet olayları, silahlı baskınlar. Bu toplumun geldiği noktayı göstermesi açısından ibretlik. Bunlar kötü yönetimin sonuçlarıdır. Huzur ve refah içerisinde yaşayan bir toplumda bu tip olayları çok az görürsünüz. Ama ne zaman ki yönetim adaletsiz yönetiliyorsa, ekonomik darboğaz varsa, eşitsizlik her alanda hakim olmuş, adam kayırmacılık varsa işte gençler tükenmişlik sendromu da yaşar, intihar eğilimi de olur ve başka elim hadiseler de görürüz.
YENİ PARTİ ERİŞİM ENGELLERİNE TEPKİ OLARAK AYM ÖNÜNE GİDECEK
Ailenin güvenliği işte o çocukların güvenliği. Kadın cinayetlerinin, saldırıların önlenmesi. Ailenin evde çalışan memur varsa yeterli zammı alıp almaması, ailenin huzurudur. Emekli varsa emeklinin geçimi. Aile huzuru buradaki kalemleri düzelttiğinizde sağlanır. Aile huzuruna ve güvenliğine tehdit oluşturan T24 değildir, bizatihi AK Parti iktidarıdır. Soruşturma kapsamında T24 internet sitesi de kapatılıyor. MYK’da bu konuda almış olduğumuz bugünkü kararı da sizlerle paylaşayım. Biliyorsunuz bu erişim engellemesine yönelik kanun teklifi Mecli’ste görüşüldüğünde biz bunu sakıncalarını dile getirmiştik ve AYM’ye başvuru yapmıştık. AYM’de de bu konu şu anda duruyor.
Önümüzdeki hafta çarşamba günü, saat 12.00’de YENİ Parti olarak AYM önüne gideceğiz ve orada, partimizin yapmış olduğu bu AYM başvurusunun bir an evvel görüşülmesini talep edeceğiz. Son dönem her ne kadar çok uygulamasa da yürütme durdurma mekanizmasının işletmesini talep edeceğiz. Ve bizim bu açıklamamızda da hesaba erişime kapatılanlar ki bakın sadece son bir haftada erişim engeli nedeniyle 12 milyon takipçiye varan hesap engellemeleri gerçekleşti. Biz sivil toplum kuruluşlarını, hesabı engellenenleri, kapatılanları, diğer siyasi partileri, hesabı kapatılan akademisyenleri yapacağımız açıklamaya davet ediyoruz. AYM önündeki bu dosyaya bir an evvel karar vermesini, buradaki sorunun da kökten çözülmesini talep edeceğiz.
YAHŞİHAN BELEDİYESİ İMAR MÜDÜRÜNÜN MAL VARLIĞI
Son bir buçuk yıldan beridir esasında 31 Mart’taki yerel seçim zaferimizi kabullenemeyen, milli iradeyi kabul etmeyen, milli iradeye karşı savaş açan iktidarın bize yönelik sistemli bir şekilde operasyonlarıyla karşı karşıya kaldık. Belediyelere yönelik aynı açıklamalar, ayn sudan gerekçelerle operasyonlar, seçilmişlerin cezaevine atılması, baskıyla belediyelerin el değiştirilmesi gibi olaylarla karşılaştık. Tüm bunların içerisinde iddiaların nasıl çürüdüğünü gördük. Geçtiğimiz hafta AK Partili Yahşihan Belediyesi’ne yapılan bir operasyon var. Belediyenin nüfusu 39 bin. Bütçesi 120 milyon. Oradaki sadece bir imar müdürünün üzerinden çıkan mal varlığının toplam değeri 541 milyon lira. İBB dosyalarında dünya iftiralar attılar. İçeri atılanlardan biri de İBB Şehircilik ve İmar Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, Maltepe Fındıklı’da krediyle aldığı bir tane dairesi var. Başka da hiçbir şeyi yok. Üstelik Üsküdar sahilde kamuya ait alanlara kurulan onlarca yerin yıkılmasında öncü olmuş ve saldırıya uğramış, mücadele etmiş bir isim. Bir de Yahşihan Belediyesi’nin imar müdürüne bakın. AK Parti ve bizim aramızdaki temel farkı ortaya koyan ve bizle ilgili de suçlamaların ne kadar orantısız olduğunu gösteren örneklerden biri. Bu iki bürokrat profili, esasında son dönemde bizim uğradığımız butlan dahil kumpasların nedenini bir kez daha hatırlatmayı elzem görüyor.
“BİZİM MÜCADELEMİZ MİLLİ İRADEYİ SAVUNMADIR”
Türkiye Cumhuriyeti devleti, hiçbir şahsın özel devleti değildir. Bu devleti yönetmeye insanlar, partiler, belli süreyle milletin iradesiyle oy alarak gelirler. Milli irade böyle oluşur. Eğer siz arkanızdaki halk desteğini kaybedip zorla iktidarda kalmaya çalışırsanız tarihimizde nice örnekleri vardır ki milletimiz bunu kabul etmez. Bu mücadele bizim mücadelemiz, bizi aşan, bir partiyi aşan bir demokrasi mücadelesidir. Milli iradeyi savunmadır. Önümüzdeki dönem insanların seçme-seçilme hakkına sahip çıkma ve sandıkla ülkedeki yönetimin değişeceğine yönelik bir çabadır bizim çabamız özünde. Ve karşımızdaki organize kötülük de tamamen seçimleri formalite haline getiren bir anlayışı egemen kılmaya çalışmaktadır. Bunun karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz.”
“FON GÜNDEMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNE MÜSADE ETMEYECEĞİZ”
Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in gözaltına alınması, Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın eşiyle ilgili iddialar, Genel Başkan Özgür Özel ile ilişkilendirilen WhatsApp mesajlarının fon krizi sonrasında gündeme gelmesi tesadüf mü” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Genel Başkanımız ile ilgili sosyal medyada paylaşılan WhatsApp yazışmalarının zamanlaması manidar. Bir önceki basın toplantısında bir arkadaşımız sormuştu, ‘YENİ Parti’den kimseler çıkar mı fon soruşturmasında?’ Ve orada şunu söylemiştim; ‘Ne varsa hemen açıklasınlar.’ Bizim herhangi bir milletvekilimiz, il başkanımız olur, belediye başkanı olur; bu manipülasyonun içerisinde yer almışsa bunları açıklasınlar memnuniyet duyarız. Zaten bize gelse de bizler resen de işlem yaparız. Biz burada bireysel, sosyal ilişkiler üzerinden de tek bir şey kurmuyoruz. Önemli olan dostunuzla birlikte suça ortak olup olmadığınız, onunla birlikte bir işlem yapıp yapmadığınız. Bunlar da soruşturma kapsamında ortaya çıkacak işler. Yani dolayısıyla siyasette fotoğraflar üzerinden sadece bir işlem yapmak doğru olmaz. Bu tür saldırılar gelecektir, açıklamalar olacaktır. Fon krizinin iktidarı çok zor durumda bıraktığı aşikar ve bir şekilde gündemin değişmesini istiyor, bunun farkındayız. Bu operasyonların amaçlarından biri bizi zayıflatma düşüncesi olsa da bir diğeri transferlerle birtakım belediyeleri ele geçirme düşüncesi olsa da buradaki zamanlama şunu gösteriyor daha çok: ‘Fon soruşturması üzerinde yürüyen tartışmayı ikinci plana atabilir miyiz?’ Biz bu gündemin kapatılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.”
KURULTAY TAKVİMİ VE İSİM DEĞİŞİKLİĞİ
Emre, kurultay takvimine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Kurultay normal prosedür içerisinde işliyor. Kongrelerde özellikle üyelerle birlikte bir temayül yoklaması ya da ön seçim diyebileceğimiz şekilde başkanlarımızı seçiyoruz. Geçen hafta da Türkiye’nin birçok yerinde oldu. Bu hafta da olacak. 14-15 Kasım kurultayını yapmamız önünde hiçbir engel yok.”
Emre, YENİ Parti’nin ismi konusunda yapılan başvuruya ilişkin sorulan soruyu ise “İsim konusu hiç gelmedi. Çünkü geçtiğimiz toplantılar da değerlendirdik. Top AYM’de. Biz, bizden istediği cevabı çok kısa süre içerisinde zaten vereceğiz. Ondan sonra oranın kararına bağlı. YENİ Parti ve Yenilik Partisi’ni yan yana koyduğumuz zaman, amblemlerini gören, Türkiye’de bunu tartışabilecek bir kişi olduğunu düşünmüyoruz. Kimsenin de böyle bir iddiası olduğunu düşünmüyoruz. Burada bir iltibas yok. Dolayısıyla bunu reddedilmesi lazım. Velev ki farklı yönde bir karar çıkarsa da hep söylediğim gibi başına başka düzenleme yaparak yolumuza devam ederiz. Ama bizim için şu anda önemli bir başlık değil” diye yanıtladı.

