Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Sözcüsü Sarı’dan, Diyarbakır’da “Terörüsz Türkiye” mesajı: “CHP’nin katkı sunmadığı hiçbir çözüm bu ülkede mümkün değildir”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde olmadığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin katkı sunmadığı, çözümün bir parçası olmadığı hiçbir çözüm bu ülkede mümkün değildir” dedi. 

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "Cumhuriyet Halk Partisi’nin

(DİYARBAKIR) – CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde olmadığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin katkı sunmadığı, çözümün bir parçası olmadığı hiçbir çözüm bu ülkede mümkün değildir” dedi.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığında yaptığı açıklamada, “Siyasetin her geçen gün içinin boşaldığı, azaldığı bir yerde, Diyarbakır’a her geldiğimde buradaki insanların politik duruşu, siyaseti kendi yaşam biçimi haline getirmesi beni hep etkilemiştir. Ben Diyarbakır’a her geldiğimde buradan feyz alarak, buradan yeni düşünceleri kendime katarak gidiyorum” dedi.

CHP’nin parti içindeki ayrışmaların ardından yoluna devam ettiğini söyleyen Sarı, şunları kaydetti:

“CHP, kısa süreliğine girdiği türbülanstan çıkmaktadır. CHP, geçmişte devlet kuran, ulus inşa eden, 103 yıllık geleneğe sahip bir parti olarak, kurucu irade olarak önümüzdeki süreçte de Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında da ihtiyaç duyulan bir partidir. Türkiye’nin bütün kadim sorunları, şu anda yaşadığımız, geçmişten getirilen bütün köklü sorunları açısından çözüm noktasıdır.

CHP’nin içinde olmadığı, CHP’nin katkı sunmadığı, çözümün bir parçası olmadığı hiçbir çözüm bu ülkede mümkün değildir. Bence bu, geçmişte yaşadığımız bütün tecrübelerle sabittir. Hepimizin içinde eşit yurttaş olarak yaşadığı bir parantez açılacaksa bu, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kurucu iradenin içinde olmasıyla mümkündür.

Parti içinde siyasal mücadeleler olur, ayrışmalar olur. Geçmişte bunların hepsini yaşadık biz. Ama CHP yoluna devam ediyor, devam edecek. Bütün bu sorunlarda var olacak, çözümlerde de var olacak.

“BU SÜRECİ SAHİPLENİYORUZ”

İlk defa buradaki kadim sorunun çözümü noktasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün güvenlik bürokrasisinin, iktidarıyla, muhalefetiyle, toplumsal konsensüsün çok ağırlıklı biçimde bir araya geldiği bir siyasi konjonktür oluştu. Bu siyasal konjonktürü son derece önemsiyorum, sahipleniyorum. CHP olarak biz bu süreci sahipleniyoruz başından beri.

Kamuoyunun gözünden kaçırmadan, açık bir şekilde parlamento zemininde bu sorunun tartışılması, çözüm önerilerinin yine vatandaş ikna edilerek… Yüzde yüz konsensüs diye bir şey olmayacak ama kahir ekseriyetin savunduğu, kabul ettiği bir zemini önemsiyoruz ve bunun içinde bir fırsat olduğunu görüyoruz.”

“SADECE SİLAHLARIN BIRAKILMASININ YETERLİ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

“Terörsüz Türkiye” sürecinin yalnızca güvenlik ekseninde ele alınmasının yeterli olmayacağını belirten Sarı, “Bu süreci destekliyoruz. Bu süreci çok önemsiyoruz. Ama bu sürecin kalıcılaşması açısından sadece silahların bırakılmasının yeterli olmadığını, bunun sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Sosyal demokrat parti olarak CHP’ye çok büyük görevler düşüyor. Sorun çok boyutludur. Bu boyutların hepsinin ele alınması, tartışılması; silahların sustuğu bir zeminde, savaşın, çatışma ortamının olmadığı bir zeminde bunları konuşabilmek için tarihsel bir fırsatın önümüzde olduğuna inanıyoruz. Bu sorunu çok boyutlu bir şekilde ele almak zorundayız ve biz CHP olarak bu zemini görüyoruz. Bize tarihi bir görev düşüyor. Yeniden bir kere daha Cumhuriyet diyeceğiz. Bir kere daha CHP diyeceğiz ve CHP’nin bu tarihsel rolünü bir kez daha üstlenebileceği bir zeminin yakalandığını görüyoruz” ifadesini kullandı.

“2027 YILINDA SEÇİM GERÇEKLEŞECEK”

CHP milletvekilleriyle hafta sonunda Abant’ta yaptıkları kampta partinin yol haritasının ele alındığını belirten Sarı, vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlarını merkeze alan bir çalışma yürüteceklerini söyledi. Sarı, “Önümüzde bir seçim var. Bu seçimin çok uzak olmayan bir vadede gerçekleşeceğini düşünüyoruz. 2027 yılında bir yerde bu seçim gerçekleşecek ve CHP bugünlerden itibaren hızlı şekilde seçim gündemine uygun, vatandaşın problemlerine uygun seçim hattını inşa edecek” diye konuştu.

Diyarbakır il örgütünün bölgesel etkisine işaret eden Sarı, “Ortak bir akılla bu süreci yöneteceğiz. CHP kendi Kürtleriyle büyüyecektir. Tıpkı Türkiye’nin kendi Kürtleriyle büyüyeceği gibi. Bunu çok önemsiyorum ben. CHP’nin ışığının Doğu’dan yeniden yükseleceğine inanıyorum. Hep beraber bunu gerçekleştireceğiz” dedi.

“İNŞALLAH DİYARBAKIR’DAN BİR SÜPER LİG ŞAMPİYONU ÇIKAR”

Amedspor’a ilişkin de konuşan Sarı, takımı 1. Lig’den bu yana takip ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Sizin şu anda çok sembolik futbol takımınız var, Amedspor. Ben 1. Lig’den beri takip ediyorum. Amedspor fanatiği arkadaşlarım var. Süper Lig’e çıktıktan sonra çok daha başarılı oldu. Amedspor bir sembol oldu. Önümüzdeki sürecin önemli sembolü oldu. Çok daha iyi top oynuyor. Sportif açıdan çok başarılı. Çok başarılı buluyorum. İnşallah önümüzdeki günlerde Diyarbakır’dan bir Süper Lig şampiyonu çıkar. Biz de maçları izlemeye geliriz.’

“KÜRTLERLE ARAMIZDA BİR KÜSKÜNLÜK YOK”

CHP’nin geçmişte milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin tavrı hatırlatılarak, Kürtlerle nasıl barışacağı sorulan Sarı, şu yanıtı verdi:

‘Kürtlerle aramızda küskünlük yok. Elbette geçmişten kaynaklı birtakım problemler olabilir. Ama küs değiliz. Birbirimizi anlamak için daha çok konuşmaya ihtiyacımız var. Bir zemin var şimdi, bu zeminde CHP’ye çok ihtiyaç var. Şu anda içinde bulunduğumuz zemini devlet politikaları ve devletin bekasıyla Kürtler arasındaki bir ilişki olarak görmemek lazım. Ben burada CHP’ye çok önemli roller düştüğüne inananlardanım. Bir Cumhur İttifakı projesi olarak da görmüyorum Terörsüz Türkiye’yi. Bu, siyaset üstü bir konuysa siyasete roller düşmüyor mu? Siyaset bu konuya el koymalı. Bu konuya el koyacak potansiyele sahip olan parti Cumhuriyet Halk Partisi. O yüzden bir fırsat var diyorum.”

“SAYIN KILIÇDAROĞLU ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DİYARBAKIR’A GELECEK”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde Diyarbakır’a geleceğini belirten Sarı, “Belki burada bir haftaya yayılan birtakım toplantılar, etkinlikler yapılabilir. Nesnel koşullar uygunsa öznel koşulların da buna uygun hale getirilmesi gerek. Ben nesnel koşulların hem bu sorunun çözümü açısından hem Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası açısından hem CHP’nin bu sürecin önemli bir parçası olması açısından önemli olduğunu görüyorum. Şimdi bunun içinden biz bir iş birliği çıkartamazsak bu bizim sorunumuz, bizim suçumuz. Koşullar ve şartlar uygun. Parti önümüzdeki süreçte bu meseleyle daha çok ilgilenecek, daha çok gelecek, daha çok gidecek. Birbirimizle daha çok konuşacağız. Birbirimizi daha iyi anlayacağız. Yanlış anlamaları düzeltme fırsatımız var. Bu bölge halkının CHP’ye ihtiyacı var, CHP’nin bu bölge halkına ihtiyacı var” dedi.

TBMM resepsiyonuna katılıp katılmayacaklarının sorulması üzerine Sarı, “Yarın bir MYK toplantımız var. Bu konu yarın orada değerlendirilecek” dedi.

“BU BİR KRİZ DEĞİL, TARİHİ BİR YOLSUZLUK”

Fon krizine ilişkin soruyu yanıtlayan Sarı, şunları kaydetti:

“Bu, tarihi bir yolsuzluk. İnanılmaz bir boyutu var. Henüz bunun boyutunu bilmiyoruz. 131 fon kapatıldığı gün bunların piyasa değeri 821 milyar liraydı. Yani 17-18 milyar dolar. Ancak biz bunun daha hangi büyüklüğe ulaşacağını bilmiyoruz. İnsanların mal varlıklarına el konuluyor. Ama bu el konulan miktarlar yatırımcıların zararını karşılayabilecek durumda olmayacak, öyle görünüyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde bu fonların nasıl tasfiye edileceği belli değil. Siyasi sonuçlarının ne olacağı belli değil.

12 kişi bir araya gelmiş, bir fon kurmuş. Sonra bu fon hissesini alıp satmaya başlamış, al gülüm ver gülüm yapmaya başlamışlar. Hisse senetlerinin değerini artırmışlar. Ne kadar artırmışlar? Yüzde 10 bin, yüzde 20 bin. Ama bunlar kâğıt üzerinde neticede. Sonra demişler ki, ‘Biz bunu yüzde 10 bin artırdık ama bunu realize etmemiz lazım. Bunu birine satmamız lazım.’ Çünkü malınızın değeri kâğıt üzerinde. Satacaksınız ki cebinize koyacaksınız. Nasıl satacaksınız? ‘O zaman biz bu fonu halka açalım. Kapalı bir fon olmaktan çıkartalım. Halka açık bir fon haline getirelim.’ Tabii bunun için ne yapmanız lazım? SPK’den izin almanız lazım. İzinleri almamışsınız. İzinsiz bir şekilde kullanmışsınız. İnsanlar da bakmış, bu fon çok artıyor. İnsanlar demiş ki, ‘Ben bu fondan alayım, daha çok para kazanayım.’ Onlar almak istedikçe siz satmışsınız. Paranızı cebinize koymuşsunuz. Yani realize etmişsiniz.”

“MÜDAHALE EDEMEMİŞSE DE ETMEMİŞSE DE İSTİFA ETMESİ LAZIM”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 11 ay önce manipülasyonlara ilişkin açıklama yaptığını ancak müdahalede bulunulmadığını savunan Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani bu manipülasyonları görmüş, bunu söylemiş kamuoyunun önünde. Bu arada Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda bir sürü yazılar var. Ama buraya müdahale edememiş. O zaman şunu sormamız gerekiyor: Buna müdahale edememiş mi Bakan? Bakan buna müdahale edemiyorsa bunu kim engellemiş? Hangi siyasi yapılar engellemiş? Buna kim göz yummuş? Bakan buna müdahale edememişse istifa etmesi lazım, müdahale etmemişse yine istifa etmesi lazım.”

SPK’nin uyguladığı cezanın yaklaşık 4 milyon 400 bin lira olduğunu söyleyen Sarı, “11 ay boyunca kurumlar buna göz yummuş. Tam bir kurumsal çürümüşlük var. Ondan sonra da ‘Biz bunu fark etmemiştik, sana ceza kesiyorum, 4 milyon 400 bin lira.’ Tam bir komedi arkadaşlar. Bu, asrın yolsuzluğu. 1999 sonu, 2000’in başındaki bankacılık yolsuzluğundan sonra en büyük yolsuzluk. Bunun daha boyutlarını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Varlık Fonunun hisse senetlerindeki düşüşü önlemek amacıyla 50 milyar liralık kamu kaynağı kullanarak alım yaptığını öne süren Sarı, dolaylı etkilerle birlikte sürecin Türkiye ekonomisine maliyetinin yaklaşık 50 milyar dolara ulaşacağını düşündüklerini söyledi.

“HANGİ PARTİDEN OLURSA OLSUN ÜZERİNE GİDECEĞİZ”

Fon kriziyle ilgili Meclis araştırması önergesi verdiklerini belirten Sarı, şunları kaydetti:

“Bununla alakalı biz bir Meclis araştırması verdik. 1 Ekim’de Meclis açılınca bu konu gündeme gelecek. Göreceğiz orada AKP’nin, MHP’nin, Cumhur İttifakı’nın tavrını. Diğer siyasal partiler de veriyorlar önergelerini. Önemli olan bu konu araştırılsın, tartışılsın. Meclis açıldığında bu konu daha çok gündeme gelecek. Bu konu çok daha su kaldırır. Bu konunun daha yeni boyutları olacak. Siyasi ayakları olacak. Bu siyasi ayakları hangi partiden olursa olsun, ister CHP’de, ister AKP’de olsun, hangi partide olursa olsun üzerine gideceğiz. Biz de bu konuyla alakalı bir heyet oluşturduk, çalışıyoruz. Çünkü işin finansal ve teknik boyutu var. Bunun için de bir heyet oluşturduk. İçinde uluslararası fon uzmanları da var. Bu konu daha gündemde kalacak ve gündemde kaldıkça da bu süreci takip edeceğiz.”

“AMACIMIZ CUMHURİYET HALK PARTİSİ’Nİ TEK BAŞINA İKTİDARA GETİRMEK”

Seçim ittifakı yapıp yapmayacaklarına ilişkin soruyu yanıtlayan Sarı, şöyle konuştu:

“Her siyasal parti, hele ki bu sistemde, eninde sonunda bir ittifak yapma durumunda kalıyor. Ama bu ittifak bir seçim ittifakı. Bu, baştan kurulmuş bir koalisyon değil. Biz bunu ilk defa deneyimlediğimiz için geçmişte bunun yanlış örnekleri de oldu biliyorsunuz. Her siyasal parti kendi ideolojisini, kendi politikalarını, kendi siyasetini topluma hâkim kılmak için çalışıyor. Bizim amacımız CHP’yi tek başına iktidara getirmek. Seçim yaklaşınca elbette bakacağız oylarımıza, gücümüze. Bizim kendi açımızdan yüzde 50 artı biri bulma şansımız yoksa iş birliği yapacağız.

Bu bir seçim ittifakı ama seçim ittifakı yapacağımız zaman da ‘Şu partiyle yapalım, bu partiyle yapalım’ meselesi değil bu. Bizim ilkelerimiz var. Siyasetimiz var. Söylediğimiz sözler var. Yazılı metinlerimiz var. Diyoruz ki, ‘Bu bizim düşüncelerimiz. Bu düşüncelerimize kim yakın? Kimle iş birliği yapabiliriz? Hangi parti bizim düşüncelerimize yakın?’ O zaman o partilerle oturacağız, bir seçim ittifakı yapacağız. O, o zamanın durumunda değerlendirilmesi gereken bir konu.”