Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İmamoğlu’nun “casusluk davası” savunmasından: “Casusluk var mı, yok mu? MİT’in 4 aydır yanıt vermesini bekliyoruz”

Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “siyasi casusluk” davasındaki savunmasında, “Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na bu mahkeme sordu. Bir değil, 2 kez sordu. Mayıstan bu yana 4 aydır MİT’in çok basit 2 soruya yanıt vermesini bekliyoruz” dedi.

Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem

Haber: Çağatan AKYOL

(İSTANBUL) – Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “siyasi casusluk” davasındaki savunmasında, “Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) bu mahkeme sordu. Bir değil, iki kez sordu. Mayıs ayından bu yana 4 aydır MİT’in çok basit iki soruya yanıt vermesini bekliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın yargılamasına devam ediliyor. Davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda başladı.

Savunmasına devam eden İmamoğlu, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı’nın ülkeye verdiği en büyük zararlardan biri, hukuk devletinin üzerine katran dökmüş olmasıdır. İktidarda kalabilmek için yargıyı siyasi bir aparat hâline getirmiştir. Siyaset üzerinde yargı eliyle vesayet kurmaya çalışmıştır. Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya adil düzen çağrısı yapıyor beyefendi. New York’ta ‘güçlü olanın değil, haklı olanın sözünün geçmesini istiyor.’ Ne kadar ilginç. ‘Güçlünün hukuku olmaz’ diyor. Vay anasını ama Türkiye’de rakibini cezaevine yolluyor. Dünyadan adalet istiyor, kendi ülkesinin cumhurbaşkanı adayı casusluk suçlamasıyla yargılanıyor. Rakibine ‘ahmak’ kelimesi üzerinden siyasi yasak vermeye çalışıyor. Düşünebiliyor musunuz? Ben defalarca karşısında seçim kazandım. Buradan kendisine sesleniyorum. Siyasi mücadelemiz devam edecek ama devletin kurumları, hiçbir siyasetçinin kişisel hesaplaşmasının aracı olmamalıdır. Kurumların tarafsızlığına duyulan güven hepimizin ortak meselesidir. Çünkü kurumlar, devlet, adalet bu ülkenin temeli. Bunu yok etmeyin, sarsmayın.

“ÜLKEYE ÖDETTİKLERİ BEDELİN HESABINI VERECEKTİR”

İktidarlar değişir, partiler değişir, bakanlar değişir, milletvekilleri değişir, cumhurbaşkanı değişir ama devlet kalır. Siz diyorsanız ki ‘devlet gitsin, ben kalayım.’ Bu olmaz. Onun için siyasi mücadelemiz devam edecek. Geçenlerde durmuş saatin bir kez doğru zamanı gösterdiği gibi Adalet Bakanı’nın bir sözü var. ‘Hukuku istismar ederek hukuksuzluk yapan hiç kimsenin yanına kâr kalmayacak’ demiş. Bugün başkalarına hesap soranlar, yarın verdikleri talimatın, hukuksuzlukların ve ülkeye ödettikleri bedelin hesabını adil mahkemelerde milletin huzurunda tek tek verecektir. İki gün sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni yasama dönemine girecek. Yani aziz milletimize ait olan bu gazi Meclis’in varlığını koruması gerekiyor. Kurtuluş Savaşı’nı vermiş olan bu yüce Meclis’in bitirilmemesi gerekiyor. Bunun da tek yolu, siyasi rakiplerinizi davalarla, soruşturmalarla, tutuklamalarla siyaset alanının dışına itmek değil; tam aksine demokrat bir ortam yaratmaktır.

“GÜCÜN KARŞISINDA DURAN İÇİN SORUŞTURMA, İKTİDARIN İŞİNE GELEN İÇİN KORUMA”

Böyle bir ülkede yatırım fonlarında yaşanan kriz yüzünden 131 fonun tasfiyesine karar verilmişken bunu hangi yatırımcıya anlatıyorsunuz Allah aşkına? Soruyorum size. Ne hukuk güvenliği ne güvenilirlik ne öngörülebilirlik? Bu ülkenin asrın soygunu olan fon vurgununun, iddiaların hesabı henüz sorulmamışken vatandaşın birikiminin güvende olduğuna onu nasıl inandıracaksınız? Muhalif bir gazeteciyseniz, gözaltına alınıyorsanız, muhalif bir gazeteciyseniz tutuklanıyorsanız, bu nasıl bir öngörülebilirlik olur? Cumhurbaşkanı adayına, siz diplomasını iptal edip peş peşe davalar açıp casus ilan ediyorsanız bu nasıl bir hukuk güvenliği? Bu düzenin ne yapacağı artık öngörülebiliyor. Gücün karşısında duran için soruşturma, iktidarın işine gelen için koruma, Bu kadar net. Bu ülkede artık 100 kişiden 85’i adalete güvenmiyor. Neymiş efendim? Kendi iktidarınız dönemindeki işlenen faili meçhul cinayetleri aydınlatıyorlarmış ve bu bir başarı hikâyesiymiş. Olacak iş değil. Hangi hükümetin döneminde oldu bunlar? Tabii ki aydınlatılacak, aydınlatılmak zorundadır. FETÖ terör örgütünü devletin tüm kurumlarının yargı dahil mahkemelere dahil kim soktu? ‘Ergenekon’un, Balyoz’un davalarının savcısıyım’ diyen kimdi Allah aşkına? Şehirler çetelerin, sokak mafyasının eline bırakılırken neredeydiniz? Yıllarca büyümesine göz yumduğunuz yapılar için bugün çetelere operasyon diyerek milleti kandıramazsınız.”

“MİT 4 AYDIR CEVAP VERMİYOR”

“Mahkemeleri, son derece keyfi biçimde casuslukla suçlanan ve daha da keyfi biçimde tutuklanan bizler üzerinden hiçbir gerekçe olmadan tutukluluğu sürdürülen ve bu zalimliği yaşatılan insanlar hâline dönüştürdünüz” değerlendirmesini yapan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) bu mahkeme sordu. Bir değil, iki kez sordu. Mayıs ayından bu yana 4 aydır MİT’in çok basit ik soruya yanıt vermesini bekliyoruz. Benim ve diğer yargılanan arkadaşlarımın casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin MİT’in elinde bir rapor veya tespit var mıdır? Sorunun bir tanesi bu.

Sayın Hüseyin Gün’e ait olduğu söylenen veriler ve ibb.gov.tr’ye ait olduğu söylenen veriler, TCK’nın 328’e 1 maddesi kapsamında devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerden midir? Bu soruyu ben sordum. Sayın Hüseyin Gün’le fotoğraf çektiren İbrahim Kalın bizi yabancı casuslardan korumakla görevli MİT’in başına getirilirken ben Hüseyin Bey’le fotoğraf çektirdiğim için nasıl casus ilan ediliyorum diye sordum. MİT’in Başkanı’na bunu sordum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı adına Sayın Fuat Oktay tarafından kendisine verilen yetkilendirme yazısını gündeme getirdim ve bunun anlamını sordum. Dört soru soruldu, sıfır yanıt. MİT, 4 aydır bu sorulara cevap vermiyor. MİT’in bunlara cevapları vermesi bir gün bile değil. Kutsal, hepimizin kıymetli teşkilatı MİT’in bunlara cevabı bir gün bile değil, sıfır yanıt.

“MİT YILLARCA CEVAP VERMEZSE SİZ OLMAYAN ŞEYİN OLMADIĞINI BEKLEMEYE DEVAM MI EDECEKSİNİZ?”

MİT yıllarca cevap vermezse siz olmayan şeyin olmadığını beklemeye mi devam edeceksiniz? Bizi yıllarca tutsak etmeye mi devam edeceksiniz? Gücünüz mü yok doğru karar almaya yoksa kişisel bir kininiz mi var? Biz ne yorum yapalım? Ne yapalım biz yani, nasıl bir yorum yapalım, bize yol gösterin. Bu ülkenin kanununa, maddi gerçeğe uygun yargılama yapıp yapmadığınızı ben nasıl değerlendireceğim? O yüzden sizden benim şahsi bir talebim yok ama buradan herkese, kamuoyuna seslenmek istiyorum. Özellikle özgür iradesiyle bu ülkeye kutsal hizmet veren gazeteciler vasıtasıyla seslenmek istiyorum. Casusluk suçlaması ağır bir iftiradır. Burada yargılanan üç dava arkadaşımın da bu mahkemede tanıştığım Hüseyin Gün dahil öyle düşündüğünü kendi seslerinden duyacaksınız. Benim ve diğer yargılananların casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin MİT’in elinde bir rapor veya tespit var mıdır? Dört aydır cevap vermeyen MİT’e, başındaki İbrahim Kalın’a tekrar soruyorum.

“HER GÜN ÜMİDİNİ YÜKSELTEN EKREM İMAMOĞLU’YUM”

Böyle bir yargı düzeninde ne ekonominin ne de toplumsal hayatın sağlıklı işlemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Bugün ülkemizde yaşanan bu sefil krizin, manevi yozlaşmanın asıl müsebbibi de yargının içinde bulunduğu bu içler acısı durumdur. Onun için sorumluluk sadece bu absürt davada bizi ‘tutsak tutmayın’ meselesi değildir. Siz yere düşen Türk yargısına tekme mi atacaksınız yoksa yere düşen Türk yargısını ayağa kaldıran insanlardan mı olacaksınız? Bunu ispat edeceksiniz.

İddia makamını yargılayıcı sözler söylemeyi kendime hak görüyorum. Artık iktidarın her türlü adaletsiz talimatını görev sayan bir kısım muhterisle karşı karşıyayız. Bu durum hazindir. Milletime, ülkemizin haysiyetine sahip çıkan gençlerimize buradan seslenmek istiyorum: Bu iftira, bu yalan dolan düzenini hep birlikte tarihin çöplüğüne bizler atacağız. Sorumlularından bu aziz milletin adil mahkemeler huzurunda hesap soracağı günler yakındır. Bu mücadele azmimizi, bu mücadele kararlılığımızı asla ve asla kaybetmeyeceğiz. En zor anlarda kar altında deniz düşü kuranlara selam olsun diyorum ve ben asla ve asla ümidini kaybeden değil, burada verdiği mücadeleyle her gün ümidini yükselten Ekrem İmamoğlu’yum.”

(Son)