Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Sözcüsü Sarı: “CHP’den seçilmiş arkadaşlar AKP’ye gidiyorsa, bir öz eleştiri yapılması gerekir”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası öncesi yaptığı açıklamada, Yavaş’ı kastederek, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değildir ve kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün görmemelidir. Önümüzdeki süreçte parti aidiyetiyle ilgili faaliyetler ve etkinlikler olduğunda, bütün belediye başkanlarımızın buna katılmasını ve uymasını bekleriz. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez” ifadesini kullandı.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın

(ANKARA) – CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası öncesi yaptığı açıklamada, Yavaş’ı kastederek, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değildir ve kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün görmemelidir. Önümüzdeki süreçte parti aidiyetiyle ilgili faaliyetler ve etkinlikler olduğunda, bütün belediye başkanlarımızın buna katılmasını ve uymasını bekleriz. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez” ifadesini kullandı.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin genel merkezinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı’nın, siyasi aidiyet konusuna dikkati çekmesinin ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, söz konusu aidiyet meselesine girip girmediği sorusunu şöyle yanıtladı:

“Hiç kimse bundan azade değildir. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değildir ve kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün görmemelidir. Önümüzdeki süreçte parti aidiyetiyle ilgili faaliyetler ve etkinlikler olduğunda, bütün belediye başkanlarımızın buna katılmasını ve uymasını bekleriz. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı bellidir. Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı, genel başkanının CHP Genel Başkanı olduğunu ve ona karşı sorumluluğu bulunduğunu kabul edecektir. Önümüzdeki günlerde belediye başkanları toplantısı yaptığımızda, ortaya çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız.”

Sarı, Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili ise, “Bu konuda bir şey söylemek istemem. Aday olma iradesi kendisine aittir; bugüne kadar böyle bir iradeyi göstermiş ya da dile getirmiş değildir. Dolayısıyla böyle bir durum olursa onu ayrıca değerlendiririz” diye konuştu.

Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için “siyasi tutsak değil” sözlerine ilişkin gelen soruya “Ekrem Bey’le ilgili cümle sanıyorum biraz yanlış anlaşıldı. Sayın Genel Başkanın kastettiği ‘siyasi tutukluk olmama’ meselesini şöyle yorumlamak lazım: Siyaseten suç kabul edilen eylemler ile mevzuatımızdaki adi suçlar var. Bunların ikisi de ceza hukuku açısından suç kabul ediliyor (Selahattin Bey örneğinde olduğu gibi). Ancak orada kastedilen şey, siyaseten yapılmış ve siyaseten suç kabul edilen bir eylemden dolayı değil, adi suç kabul edilen bir eylemden dolayı olduğudur. Sayın Genel Başkanım, o konu biraz yanlış anlaşıldı; söylemeye çalıştığım şey budur” yanıtını verdi.

“SİYASAL ÇİZGİMİZİN KARŞISINDA OLAN AKP’YE GİDİŞİ KABUL ETMEM MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Sarı, Adalar Belediye Meclisi’nde yeniden yapılan başkan vekilliği seçiminin AK Partili Kemal Türkyılmaz’ın kazanması sonucu Adalar’daki Belediye Meclis Üyelerinin siyasal aidiyetiyle ilgili soruya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“Bir arkadaşımızın siyasal aidiyetini şöyle anlayabilirim: CHP üyesi olarak seçilmiştir; ancak parti içindeki tartışmalar sebebiyle yollarını ayırıp başka bir partiye gitmiştir. Gittiği parti yeni kurulmuş bir parti olabilir. Parti içi tartışmalara tepki duymuş olabilir; tabanda da böyle tepkiler var, çok insanla karşılaşıp konuşuyoruz. Bunu anlarım. Ancak şunu anlamam: ‘Ben size güvenmiyorum ama AKP’ye gidiyorum.’ Bu anlaşılabilir bir şey değildir. Üsküdar’da da benzer bir durum oldu. CHP içinde olup kendisini başka bir siyasal partiye ait hissedebilir; ben bunu kurumsal olarak kabul etmediğimi ve bir an önce netleşmesi gerektiğini söyledim. Fakat yıllardır mücadele ettiğimiz, siyasal çizgimizin karşısında olan AKP’ye gidişi kesinlikle anlamam ve kabul etmem mümkün değildir. Siyasal aidiyet meselesini böyle değerlendiriyorum. Yeni Parti ile ilgili sürecin ve ilişkinin anlaşılabilir olduğunu söylüyorum.”

“AKP’YE GEÇİŞ HİÇBİR ŞEKİLDE ANLAMLANDIRILAMAZ”

Partiyi terk eden arkadaşların bir kısmının geri döneceğini düşündüğünü ifade eden Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu konuyla ilgili elimizde bazı veriler var. Partiyi terk eden arkadaşlarımız hem milletvekili, hem belediye başkanı, hem belediye meclis üyesi, hem üye, hem il başkanı düzeyinde bizimle iletişim içindeler. Gittikleri yerde beklentisi olan, hayal kırıklığına uğrayan ve umduğunu bulamayan arkadaşlarımız var; onlar geri gelebilir. Ben partiyi terk eden arkadaşların hepsine ‘Kapıları bu kadar sert kapatmayın, siyaseten açmak zorunda kalırsınız’ diyorum. Burada kalan arkadaşlarıma da ‘Giden arkadaşlara saygısızlık yapmayın, geri gelebilirler’ diyorum. Ancak AKP’ye geçiş hiçbir şekilde anlamlandırılamaz.

Bu öz eleştiri meselesi sadece Özgür Özel ve arkadaşlarının son seçimde seçtiği kişilerle sınırlı değildir; hep beraber bir öz eleştiri yapalım diyoruz. Yani söylediğimiz şey sadece 2024 seçimlerinde seçilmiş arkadaşları kapsamıyor. CHP’den seçilmiş arkadaşlar AKP’ye gidiyorsa —ister Kemal Kılıçdaroğlu döneminde, ister Özgür Özel döneminde seçilmiş olsun— bunların hepsi için bir öz eleştiri yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz buna hazırız ama Özgür Özel ve arkadaşlarının da hazır olması lazım. Karşı taraftan bunu hiç duymuyoruz. Sürekli giden arkadaşları eleştiriyorlar; ‘tehdit altındaydılar’, ‘satıldılar’, ‘çoluğuyla çocuğuyla tehdit edildiler’ diyorlar. Fakat ‘Bunları kim seçti’ diye hiç öz eleştiri yapmıyorlar, buna açık değiller.”

Sarı, İBB Davası kapsamında tahliye edilen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmesine ilişkin gelen soruyu ise şöyle cevapladı:

“İnan Güney meselesine gelince; bizim oluşturduğumuz komisyonda değerlendirip akladığımız, ‘Bu arkadaşın suçsuz olduğuna inanıyoruz’ diyerek randevu verdiğimiz veya görüşme talebiyle karşılaştığımız bir durum yok. Şu anda İnan Güney yargılanıyor. CHP’li bir belediye başkanı CHP Genel Merkezine gelip CHP Genel Başkanı ile görüşüyor; bu görüşmeye çok büyük anlamlar yüklemek doğru değildir.”

Sarı, yerel yönetimlere ilişkin ise şu açıklamalarda bulundu:

“2 Haziran’da göreve geldiğimiz andan itibaren kucağımızda bulduğumuz yerel yönetimlerle ilgili üç temel sorun vardı. Bunlardan birincisi davalardı. Bizden önceki dönemde açılmış, birçok arkadaşımızın tutuklu olduğu, yargılandığı, hâlâ iddianamesi düzenlenmemiş veya ilk derece mahkemelerinde cezası kesilmiş davalar vardı. Bu davaları yeknesaklaştırıp merkezi bir elden takip etmek üzere; hem davaların yürütüldüğü yerlerde gönüllü arkadaşlarımız üzerinden, hem de merkezde profesyonel hukukçularımız üzerinden bir yapı oluşturduk. Bu yapı davaları takip etti. Bürokrattı, yakınıydı; onların hukuki ve siyasi talepleriyle ilgili genel merkezde bir mekanizma kurduk.

“SÜREÇ İÇİNDE BAZI ARKADAŞLAR PARTİDEN İSTİFA ETTİLER”

Bu süreç içinde bazı arkadaşlar partiden istifa ettiler; yargılama süreci devam ederken istifa edenler veya bizim ihraç ettiğimiz, yollarımızı ayırdığımız kişiler oldu. Ancak parti üyeliği ve aidiyeti devam eden arkadaşlarımızın dosyalarını —hem münferit dosyalar hem de İBB davası, Aziz İhsan Aktaş davası, casusluk davası, kurultay ceza davası gibi 4-5 toplu dava bakımından— hâlen takip ediyoruz. Oluşturduğumuz komisyon bu dosyaları ve çıkan iddianameleri inceliyor. Süreçte esas takip ettiğimiz konulardan biri bu oldu.

İkincisi, CHP belediyelerine yapılan operasyonlar ve neticesinde yaşanan başkan vekilliği seçimleriydi. Bu dönemde yaklaşık dokuz başkan vekilliği seçimi yaptık. Mümkün olduğunca CHP’den seçilmiş belediye başkanlarının partide kalmasını sağlayacak çabayı sarf ettik. Partiden ayrılmış arkadaşlar da dâhil olmak üzere iş birlikleri oluşturmaya çalıştık. Bazılarında başarılı, bazılarında başarısız olduk. Örneğin Üsküdar’da çok çaba sarf ettiğimiz hâlde başarısız olduk.

Bugün de Adalar’da bir seçim yapılıyor. Normal koşullarda bu seçim pazartesi günü yapılacaktı. Adalar’da oy kullanabilir durumda dört belediye meclis üyemiz var. AKP’nin iki belediye meclis üyesi, bir de CHP’den istifa etmiş bağımsız üye var. Cumartesi ve pazar bu arkadaşların hepsiyle görüştük. YENİ parti kanadından mevkidaşım Yaşar Tüzün ile sürekli iletişim içinde süreci yönetmeye çalıştık. Bağımsız durumdaki arkadaşımız da CHP saflarında bizimle beraber oy kullanmaya ikna oldu. Şu anda tutuklu olduğu için oy kullanamayacak bir arkadaşımızı istifa ettirip yerine yedekten bir CHP’liyi sürece kattık ve oy sayımız altı oldu. Yani 6’ya 2 bir durumla karşı karşıyayız.

Ancak Üsküdar’da yaşadığımız süreci burada da yaşıyoruz. CHP’nin kurumsal kimliği içinde bulunan iki üyemiz, açıkça AKP’nin adayına oy vereceğini söyledi. Dolayısıyla dün gece itibarıyla 4’e 4 bir durumla karşı karşıyaydık. Bunu öngördüğümüz için seçimin çarşamba gününe ertelenmesi için çaba sarf ettik ve bu çabamız sonuç verdi. Ancak dün itibariyle tutuklu bulunan bir belediye meclis üyesinin tahliye edildiğini, bu sabah salonda olduğunu ve AKP’ye oy vereceğini tahmin ettiğimizi belirtmek isterim. Bu arkadaşımız da CHP listelerinden seçilmiş biriydi. Bugün itibarıyla, tahmin ettiğimiz şekilde devam ederse, her türlü çabamıza rağmen AKP’nin beş oyla Adalar’da belediye başkan vekilliğini kazanacağını öngörüyoruz.

“CHP LİSTELERİNDEN SEÇİLENLERİN NASIL AKP’Lİ BİR BAŞKAN VEKİLİYLE HAREKET ETTİĞİ KARŞIMIZDA DURUYOR”

Burada çıkarılması gereken çok ders var. CHP listelerinden seçilen arkadaşlarımızın nasıl AKP’li bir başkan vekiliyle hareket ettiği, motivasyonlarının ne olduğu, onları kimin seçtiği ve kimin referans olduğu soruları karşımızda duruyor. Saat 10.00’da başlayan seçim için CHP oraya Parti Meclisi üyemizi, eski milletvekilimiz Turan Aydoğan’ı ve eski milletvekilimiz hukukçu Ali Özgündüz’ü görevlendirdi. Ben de pazartesi günü oradaydım ancak seçim bugüne ertelenince bu toplantımız nedeniyle buraya gelmek zorunda kaldım.”

Sarı, sözlerine şöyle devam etti.

“Bizi üzen bir hususu da kamuoyuyla paylaşmak isterim: İBB dâhil, önümüze çıkabilecek sorunları öngörerek CHP’li yerel yöneticileri ve seçilmişleri bir arada tutabilmek için her türlü iş birliğini ve özveriyi gösteriyoruz. Bunu Adalar’da da yaptık. CHP üyesinin istifa ettirilip yedekten yeni bir üyenin getirilmesi ve ortak stratejiyle hareket edilmesi gibi adımları attığımız, her türlü iş birliğine hazır olduğumuzu belirttiğimiz hâlde; yeni partili arkadaşların parti sözcüsünün ‘Biz bu yönetimle iş birliği yapmayız, iş birliği de nedir kardeşim’ şeklindeki açıklamalarını yadırgadığımızı açıkça belirtmek isterim. Bu neyin kibridir? Amacımız iş birliği içinde bir süreç yönetmektir. Niyetimiz açık, durduğumuz yer bellidir.

“BÖYLE ÖNEMLİ BİR SÜREÇTE HERKESİN SORUMLU DAVRANMASI GEREKMEKTEDİR”

Bu süreci yürütürken mevkidaşım Sayın Yaşar Tüzün’e bu açıklamayı gönderip ‘Bu sizin partinizin resmi görüşü müdür, yoksa münferit bir olay mıdır? Eğer yaklaşımınız buysa bundan sonraki süreçlerde birlikte yol yürüme şansımız yoktur’ dedim. ‘Konuşup döneceğim’ dedi ancak dönmedi. Buna rağmen bugün yine iki arkadaşımızı gönderdik ve orada birlikte hareket ediyoruz. Böyle önemli bir süreçte herkesin sorumlu davranması gerekmektedir.”

(SÜRECEK)