(ANKARA) – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için İmralı’da konut yapılmasına ilişkin “Ağırlaştırılmış müebbet hapse hükümlü bir kişiden bahsediyoruz. Böyle bir kişiye hükmün infazı için cezaevi değil de konut, villa, yerleşke adı altında başka bir alan seçmişseniz; yaptığınız yasaya aykırıdır, suçtur” dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin TBMM’ye davet ettiği Öcalan için statü aradığını belirten Dervişoğlu, “Öcalan konusuna bu derece hassasiyet gösteren Bahçeli, Türkiye’nin zafer gününün kutlandığı 30 Ağustos kutlama mesajımı kurye ile geri gönderdi” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV’de İlker Karagöz’ün gündeme dair sorularını yanıtladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiği dönemde petrol fiyatlarının 70 dolar civarında olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Yüzde 50 arttığını düşünürseniz, bugün bizdeki motorin fiyatına olan yansımasına baktığınızda da nasıl bir kontrolsüz yükseliş olduğunu görürsünüz. Ayrıca 100 liralık motorinin de en az 20 lira vergisi var. Motorin tek başına ulaşım amaçlı da kullanılmıyor. Yani sadece kişisel ihtiyaçları karşılamıyor. Bunun yansımaları var. Akaryakıt fiyatları üzerindeki fahiş vergi oranları vatandaşı da zor duruma düşürüyor” ifadesini kullandı.
BAKAN ŞİMŞEK’İN “SAVAŞ” AÇIKLAMASI…
“Bu hükümetin bu ülkeyi krizden çıkaracak hali yok” diyen Dervişoğlu, “Savaş olan ülkelerde enflasyon bu boyutta değil. Diğer gelişmiş ülkelerdeki enflasyon oranlarına baktığınızda, Türkiye’deki bu aşırı farkı salt etrafınızda olup biten siyasi dalgalanmalarla ilişkilendiremezsiniz. Çeşitli argümanlar kullanılabilir ama Türkiye’de asıl mesele plansızlıktır. Bu hükümet ve bu hükümetin ekonomi yönetimi bir kere hedeflerini tutturamıyor. Bu hükümetin orta vadeli plan diye sunup dönem sonunda revize etmeden getirdiği bir rakam” diye konuştu.
“İSTER UYARI İSTER TAVSİYE KABUL EDİN, AKLINIZI BAŞINIZA ALIN”
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasına değinen Dervişoğlu, “Televizyonları açtığınızda bir diziden bahsediliyor. O diziye birtakım sızıntıların yapıldığı ifade ediliyor. O diziden sübliminal mesajlar verildiği ve kamuoyunun o şekilde yönlendirildiğinden bahsediliyor. Daha da ileri giderek örgütün dizi üzerinden elemanlarına mesaj gönderdiğini söylüyorlar. Bu iktidarın yönetiminde son derece ilginç olayların yaşandığı bir ülke durumuna düşmüşüz. Görünen ve anlaşılan odur ki iktidar buradan kendine pay çıkarmamakta, kendi yarattığı sorunları çözme yolunda attığı adımlarla milletten taltif beklemektedir. Bu durum milleti enayi yerine koymak anlamına gelir” dedi.
“DENETLEMENİN YAPILMADIĞI YERDE KİMLERİN MENFAATİ VAR ARAŞTIRILSIN”
Bakan Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi’nin acil olarak toplanması sorulan Dervişoğlu, şu ifadelere yer verdi:
“Borsada spekülasyonların olduğunu, alım satımların siyasallaştığını, hükümetin birtakım şirketlere talimat vererek bazı hisselerin alınıp satılmasını temin ettiğini, bir şirketten bir diğer şirkete geçişlerin sağlandığını… Bu spekülasyonların yaşandığını yeni gördülerse büyük yanılgı içindeler. Ben bu konuyla ilgili bir sene içinde en az 3-4 grup toplantısında ‘Borsada yapılan işlemler yüzünden 7 milyon küçük yatırımcının hem hakları gasbediliyor hem de hayalleri yok ediliyor’ diye ifade ettim. Bugün borsada yaşanan bu olayların tamamı denetimsizlikten kaynaklanıyor. Bu denetimsizlikten kimler besleniyordu, bunun araştırılması gereklidir. Sermaye Piyasası Kurulu o dönemde ne yapıyordu? Bankacılık Denetleme Düzenleme Kurulu’nun hangi sorumlulukları üstlenmesi gerekiyordu? Bunların hiçbir tanesi yerine getirilmemiştir. Bir krizle karşılaşıldığında elbette bir tedbirler paketi açıklanması gerekir ama o krize nasıl gelindiğinin de doğru bir biçimde değerlenmesi lazım. Denetlemenin yapılmadığı yerde kimlerin menfaati vardır bunların araştırılması gerekmektedir.”
BAHÇELİ’NİN “MANSUR YAVAŞ” TALİMATINA TEPKİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Mansur Yavaş” talimatı sorulan Dervişoğlu, “Devlet Bey böyle şeylerle meşgul oluyor. Demek meşgul olacağı alanlarda bir boşluk olmuş ki bir siyasi şahsiyetin ya da bir belediye başkanının hangi kanalda günde kaç kere isminin geçtiğini saydıracak kadar onu önemsiyor. Aslında önemsemesi icap eden başka konular da var. Kendi konularının zaman zaman dışına çıkıyor. Herhalde o konu dışına olan sapmaları asgariye indirmek için bu kabil işleri tevessül ediyor olabilir” diye konuştu.
ERDĞAN’IN ‘SEÇİM’ AÇIKLAMASI İLE ÖZEL’İN ‘DEMOKRATLAR’ ÇIKIŞI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in seçimlere dair açıklamaları soruların Dervişoğlu, “Erdoğan seçimleri atlatılması gereken bir engel olarak görüyorsa, bu onun demokrasi anlayışının sorgulanmasına vesile olur. Siyasi partilerin seçimlerden önce stratejilerinin olabileceği hepimizin malumu. Bazı siyasi partiler toplumun bir kesimini, bazı siyasi partiler ise demokratları birleştirmeye çalışabilirler. Ama milletin oy kullanma tercihini belirleyeceği alanlar bana sorarsanız çok daha geniş ve kapsamlıdır. Dolayısıyla tek bir alana ya da tek bir konuya yoğunlaşmak suretiyle, bugünden önümüzdeki seçimlerin stratejisini belirlemeye yönelik adımların atılıyor olması halini zamanlama açısından çok yerinde bulmuyorum” diye cevap verdi.
Erken seçim ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası adaylığı konusuna değinen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Bu Anayasa’ya göre, erken seçim kararı alınırsa Erdoğan bir kere daha aday olma hakkına sahiptir ama seçime bir hafta kala bunun yapılması, yine bu Anayasa’ya göre kendisine o hakkı vermez. Bu, seçimden sonraki ilk birkaç yılı kapsar. Seçimin normal zamanında yapılmasına bir hafta kala eğer bunu yaparsanız, Anayasa’nın arkasından dolaşmış olursunuz. Yapmış olduğunuz iş kanuni olur ama meşru ve hukuki olmaz. Bunu en başından bu yana söylüyorum. Cumhurbaşkanı’na seçildiği yıldan itibaren ilk yıllarda verilecek hakkı, son bir hafta vermek suretiyle onun adaylarını temin etmiş etmeye çalışırsanız bunun meşruiyeti her zeminde tartışılır Dolayısıyla onların belirlediği şartlarda alınmış bir erken seçimin kararının dahi Türkiye açısından tartışma konusu olabileceği düşüncesini taşıyorum.”
“YAPILAN SUÇTUR, BUNU BEDELİ OLMALI”
Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için İmralı’da yapılan konut tartışmalarına değinen Dervişoğlu, “Benim birtakım kaygılarım var. İster konut, ister villa, ister yerleşke deyin, Abdullah Öcalan denen bebek katili hükmünü hangi şartlarda icra ediyor? Netice itibarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse hükümlü bir kişiden bahsediyoruz. Türkiye’de hükmün infaz edilmesi cezaevi koşullarında olur. Bu, üzerinde tartışılacak bir konu değildir, yasal bir zorunluluktur. Eğer böyle bir kişiye cezaevi değil de konut, villa, yerleşke adı altında hükmün infaz edilmesi için başka bir alan seçmişseniz; öncelikle kabul etmelisiniz ki yaptığınız bu şey yasaya aykırıdır, suçtur. Bunun bir bedeli olması gerekir. Bu hem hukuk hem de akıl dışıdır” dedi.
“BAHÇELİ’NİN ROL ÜSTLENMESİNİ ANLAMLI BULMUYORUM”
“Öcalan denen caniye bir villa ya da yerleşke tahsis edilmiş ve statü aranıyor ise bunun açıklamasını yapacak olan da Adalet Bakanı olmalıdır” diyen Dervişoğlu, “Sayın Bahçeli’nin böyle konularda rol üstlenmiş olmasını yerinde ve anlamlı bulmuyorum. Eleştirmek dahi istemiyorum. Böyle bir hukuksuzluğun, böyle bir kanunsuzluğun yaşama geçirilmesinin aparatı olmasını; kendisi açısından uygun olabilir ama şahsen yakıştıramıyorum. Bunu yapmasının ardındaki hesabın ne olduğunu da milletin gibi ben de merak ediyorum” ifadelerini kullandı.
DERVİŞOĞLU’NDAN DEM PARTİLİ SAKIK’A CEVAP…
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın dağlarda yazan “Ne mutlu Türk’ün diyene” ifadesine ilişkin sözlerine değinen Dervişoğlu, “O yazı Ermenistan’a bakan dağların yüzeyinde yazıyor. Ermenistan’ın rahatsız olacağı yazının Sırrı Sakık tarafından ele alınması hali aslında Sırrı Sakık’ın ne olduğunu da gösteriyor. Onu çok umursamıyorum ama bir şey umursuyorum. Bu sadece onun söylediği laf değildir. Daha önce de buna benzer kelamlar bu ülkeyi yöneten bazı siyasi şahsiyetler tarafından dile getirilmiştir. Sırrı Sakık’a bunu söyletmenin yolunu açan da aslına bakarsanız bu iktidardır” diye konuştu.
“ASIL PROVOKATÖR ONLAR”
Sürece yönelik eleştiriler karşısında verilen tepkilerine işaret eden Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Bizim söylediğimiz her şeye enfekte etmek oluyor. Abdullah Öcalan’ın Meclis’e davet etmek demokrasiyi ve cumhuriyeti enfekte etmiyor. Ondan statü aramak provokatörlük sayılmıyor. ‘Bu yapılan iş yanlıştır’ denildiğinde de süreci enfekte eden beyanlarda bulunduğundan hareketle bazı çevreler onu söyleyen siyasilere karşı kışkırtılmak isteniyor. Bizim söylediklerimizde süreci enfekte eden kelimeler aramak son derece yanlıştır. Dibini bulamayacakları denize dalmak anlamına gelir. Eğer provokatör aranıyorsa toplumun vicdanını yaralayan ve o yaralanmış vicdanın ortaya çıkaracağı sesi büyütmeye yönelik adımları atanlara baksınlar. Öcalan’ı Meclis’e davet edene, ona statü arayana, Türklüğümüzü tartışanlara, üniter devlet yapımızı tartışanlara, milli kimliğimizi tartışanlara, Cumhuriyet’i tartışmaya açanlara baksınlar. Asıl provokatörler onlardır. Provokatörlerin görevlerini icra etmesinin önünü açanlara da suç ortağıdır.
Sayın Bahçeli, Abdullah Öcalan’a devamlı statü arıyor. Öcalan denen caniyi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne davet ediyor. ‘Sürecin koordinatörlüğü statüsü kendisi için uygundur’ diyor. İmralı’da görüşme yapanlara ‘Söyledikleri her cümlenin altına imzamı atarım’ diyerek paye veriyor. Aynı Devlet Bahçeli bunları bu milletin hakkını hukukunu savunanlardan esirgiyor. Bu zamana kadar söylemedim ama bir örnek vereyim. İYİ Parti Genel Başkanı olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı’na dair hem Cumhurbaşkanı’na hem bütün siyasi partilerin genel başkanlarına bir kutlama mesajı gönderdim. Öcalan konusuna bu derece hassasiyet gösteren, ona statü arayan, ona özgürlük arayan, onun örgütüne siyaset yapma hakkı arayan, onun örgütünün militanlarını aramıza karışarak dolaşmasını temin etmeye çalışan Bahçeli, benim 30 Ağustos kutlama mesajımı kurye ile geri göndermiştir. Sorsanız bu memlekete Devlet Bey’in nezaketinden ve zarafetinden bahsederler. Sırf emellerine karşı çıkıyorum diye 30 Ağustos kutlama mesajımı geri gönderdi. 30 Ağustos bayramında selamlaşmadığımız, birbirimize bakmadığımız söylendi ya.”

