(ANKARA) – İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Buğra Kavuncu, “Milletin konut sorunu değil, Öcalan’ın konutu konuşuluyor. Bakın bahçeli bir villa yapılıyor. Bahçenin bir kısmı toprak bir kısmı betonmuş. Belli ki kendisi spor yapmak istermiş diye o şekilde tasarlanmış. İki katlı bir ev. Alt katı çalışma odası, üst kat yaşam alanı. Yalnız olmak istemiyormuş kendisi. Ancak Sayın Bahçeli’nin Nagehan Alçı’ya aktarımına göre; statü talebi nedeniyle eve geçmeyi reddediyormuş. Yani açık açık bir statü istiyor. Biz tüm bu olanları bir siyasiden bir gazeteciden öğreniyoruz. Hani bu bir devlet projesiydi” dedi.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı Buğra Kavuncu, Başkanlık Divanı Toplantısı bitiminde partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.
“EĞİTİM SİSTEMİMİZ KORKUNÇ BİR DÖNGÜ İÇİNDE”
Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına değinen Kavuncu, “Bugün okullar açılırken Türkiye çocuk yoksulluğunda maalesef Avrupa’nın zirvesinde. Yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altındaki çocuk oranı yüzde 37,6’ya varmış durumda -ki bu da tam 8 milyon 122 bin çocuğumuza denk gelmekte. Yeni eğitim öğretim dönemi başladı ancak yetersiz beslenen, öğün atlayan çocuklarımız var. Eğitimde eşitlik ilkesini tadamamış çocuklarımız var. Diğer tarafta çocuklarına harçlık veremeyen babalar, çocuklarının karnını doyurmakta zorlanan anneler var. Hakkını aradığı için şiddete maruz kalan öğretmenlerimiz var. Tüm bu başlıklara baktığımızda eğitim sistemimiz korkunç bir döngü içerisinde” dedi.
“BU İŞLERİN PERDE ARKASINA ABD BÜYÜKELÇİSİ’NİN OLDUĞU ÇOK AÇIK”
Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan için İmralı’da bir ev inşa edildiği yönündeki haberlere değinen Kavuncu, “Hatta evde akrabalarının da kalabilmesi için uygun şartların hazırlandığı da söylendi. Herkes iktidarın belirlediği gündemin peşinden koşturuluyor. Biz bunu konuşurken acaba barınma krizine konuşabiliyor muyuz? Yüksek kiraları konuşabiliyor muyuz? Hayat pahalılığını ve yüksek faturaları konuşabiliyor muyuz? Tabii ki hayır. Terör örgütü elebaşıyla ilgili daha önce medeni durumunu da gündeme almaya çalıştılar. Şimdi de villasını konuşuyoruz. Kendisine eş de bakıldı, arkadaş da bakıldı. Kendisini ziyaret edecek gazetecilere kadar bakıldı. Bir taraftan statü bakıyoruz. Bu işlerin daha arka planında söylemlerde ağızbirliği edinmiş durumda. Bütün bu işlerin perde arkasında Amerika Büyükelçisi’nin olduğu gözükmekte” ifadesini kullandı.
“HANİ DEVLET PROJESİYDİ”
Kavuncu, “Milletin konut sorunu değil, Öcalan’ın konutu konuşuluyor.. Bakın bahçeli bir villa yapılıyor. Bahçenin bir kısmı toprak bir kısmı betonmuş. Belli ki kendisi spor yapmak istermiş diye o şekilde tasarlanmış. İki katlı bir ev. Alt katı çalışma odası, üst kat yaşam alanı. Yalnız olmak istemiyormuş kendisi. Ancak Sayın Bahçeli’nin Nagehan Alçı’ya aktarımına göre; statü talebi nedeniyle eve geçmeyi reddediyormuş. Yani açık açık bir statü istiyor. Biz tüm bu olanları bir siyasiden bir gazeteciden öğreniyoruz. Hani bu bir devlet projesiydi. Ancak bilgilerin geldiği yerler buralar. Süreç gizli kapaklı bir şekilde milletten saklanarak nasıl yürütülüyor görün” dedi.
“ORTADA BÜYÜK BİR REZALET VAR”
Öcalan’a ev yapıldığı yönündeki iddiaların bir süre önce Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yalanlandığını hatırlatan Kavuncu, “Şimdi buradan şu netice çıkıyor. Sayın Bakan ya sorumlu olduğu alandan haberi yok ya da doğruları bildiği halde söylemiyor ya da kendisi boşa düşürülmek için özellikle bir hamle yapılıyor ve bunun da haber olması sağlanıyor. Ancak tüm olanlara baktığımızda ortada büyük bir rezalet var. Kamuoyunu yanıltan, doğruları söylemeyen, ya da olan bitenden haberi olmayan bir bakan ve bakanlıkla karşı karşıyayız. Bu bir adalet bakanı için çok büyük bir zafiyettir. Hep gizli kapaklı bir şey yapılmayacak dendi ama bizzat Adalet Bakanı’nın ağzından gizli kapaklı bir çalışmanın yapıldığı da kendi yaptığı beyanla çelişen durum ortaya çıktığında ifşa almış oldu” dedi.
“DEMEK Kİ PAZARLIK MASASI KURULMUŞ”
Süreçle ilgili bir pazarlık olmadığı yönündeki iddialara değinen Kavuncu, “İyi de baktığınız zaman ‘Statü vermezsen ben buraya geçmem’ diyen bir terörist var. Nasıl pazarlık yok? Demek ki bir pazarlık masası kurulmuş. Bir diğer konu ise burada devlet ve hükümlü rolleri değişmiş durumda. Normal şartlarda infaz rejimini devlet ve devlete bağlı organlar belirler. Burada hükümlü infaz rejimini kendisi için belirleyen taraf durumuna geçmiş. Türk Ceza Kanunu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl infaz edileceğini tek tek belirlemektedir. Şu anda bütün bu olup bitenle kanunlar ayaklar altına alınmakta, Türk Ceza Kanunu da askıya alınmıştır. Böyle bir rezalet olabilir mi?” ifadesini kullandı.
“TERÖR HÜKÜMLÜSÜNÜN BİR BELİRLEYİCİ OLMASI VE KANUNLARIN ÖTESİNE GEÇMESİ NASIL BİR REZALETTİR”
Kavuncu şöyle devam etti:
“Kanun ve anayasaya uymayan bir iktidarın bütün bunlara cüret ediyor olması elbette ki tarafımızca anlaşılabiliyor. Ancak bunların artık milletin sinir uçlarıyla oynayacak şekilde yapılıyor olması da akıl alır gibi değil. Yarın öbür gün çeşitli gerekçelerle başka kanunlar işletilmezse ve askıya alınırsa ne olacak? Ev konusu konuşulmadan Süleymaniye’den kalkan özel uçaklarla Kandil’deki terör örgütü yöneticilerinin gelip İmralı’da görüşmelerde bulunduğu iddiaları tartışıldı. Bunlar tartışılırken yaşanan başka bir tuhaflık ise siyasi meşruluğu ortada olan siyasi tutuklular için milletvekilleri olarak görüşme talebinde bulunduğumuzda zaman zaman bu taleplerimizin cevaplanmaması. Kandil’den gelen terör örgütü yöneticilerinin terör örgütü elebaşını ziyaret ettiği yönündeki iddiaların konuşulduğu bir yerde, bu ülkenin seçilmiş milletvekilleri cezaevlerindeki siyasi tutukluları görmek konusunda zaman zaman aksamalar yaşayabiliyorlar. Bugün meşru siyaset hapsedilirken terör hükümlüsünün bir belirleyici olması ve kanunların ötesine geçmesi nasıl bir rezalettir? Bunun anlatılması açıklaması gerekmektedir. İmralı’daki ev tartışılırken, daha hüküm giymemiş mahkumlara, siyasilere maç izlettirilmiyor. Bir bardak çay verme konusunda dahi sıkıntı ve tartışma çıkarılıyor. Ne acıdır ki Öcalan için herkes seferber olmuş durumda. İktidar, Öcalan’ın bütün Kürtlerin temsilcisi olarak algılandığı bir Türkiye’ye hazırlıyor.”
“ATI ÇALAN ÜSKÜDARI MAALESEF GEÇTİ DİYORUZ”
Üsküdar Belediyesi’nin AK Parti’ye geçmesine değinen Kavuncu, “Bize hep demokrasi ve barış diyorlar ya. Demokrasiyi biz geçtiğimiz haftalarda Üsküdar’da gördük. Millet egemenliğinin yıpratıldığı, millet iradesine el uzatıldığı bir yer oldu Üsküdar. Atı çalan Üsküdar’ı maalesef geçti diyoruz. Türkiye açısından çok tehlikeli bir girişimdir bu. Üsküdar Belediyesi’ne resmen çökülmüştür. Muhalif siyasetçilerin tutuklanmasını gördük, darbe dönemlerini ve muhtıraları gördük ancak yok yere bir belediye başkanının tutuklanmasını, bazı meclis üyelerinin ayartılmasını, bazılarının şantaja maruz kalması yoluyla belediye başkanlığına el konulması sanıyoruz tarihimizde görülmemiştir. Bu tarihe utançla geçecek bir uygulamadır. AK Parti döneminde yapılan hukuksuzlukların en kuvvetli uygulamalarından biri olarak örnek gösterilecektir” dedi.
“AYNI SÜRECİN FARKLI PARÇALARI”
“Mutlak butlan süreci, belediyeler üzerinden muhalefete yönelik operasyonlar ve adına Terörsüz Türkiye denilen süreç birbiriyle çok ilişkilidir. Aynı sürecin farklı parçalarıdır” diyen Kavuncu, şunları kaydetti:
“BİR HEDEF ÜÇ YILDA NASIL 13 KEZ DEĞİŞEBİLİR”
“Biz bu programda iş, aş görmedik. 25 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin bu süreçte yapmış olduğu tahminlerden bir tanesi tutmaz mı ya? 25 yıl başka bir alanda uzman olsanız en azından bir iki konuda doğru tahmininde bulunursunuz. Şimdi size inanılmaz bir şeyden bahsedeceğim. Bu programda yıl sonu için hedeflenen enflasyon tahmini tekrar revize edildi. Yüzde 16’dan yüzde 28,4’e yükseltildi. Bu son revizyonla birlikte enflasyon hedefi 3 yılda tam 13 kez güncellenmiş oldu. Böyle bir ekonomide istikrardan bahsedebilir misiniz? Bu nasıl bir değişikliktir? Bir hedef 3 yılda 13 kez nasıl değişebilir? Burada iş adamı neyi öngörebilir? Burada siz nasıl yatırım yapabilirsiniz? Burada siz kendinizi neye nasıl hazırlayabilirsiniz?”
“AK PARTİ ÜLKENİN HAYIRSIZ EVLADI GİBİ DAVRANIYOR”
Köprü ve otoyolların özelleştirme programına alınmasına değinen Kavuncu, “AK Parti, bu ülkenin adeta hayırsız mirasyedisi gibi davranıyor. Atasının babasının mirasını çarçur eden hayırsız bir evlat gibi hareket ediyor. Otoyolların ve köprülerim kiraya verileceği yabancı basında ortaya çıktığında şiddetle reddetmişlerdi. Aynı süreçle ilgili konularda olduğu gibi. Bir inkar iktidarı ile karşı karşıyayız” ifadesini kullandı.
Kavuncu, basın toplantısının bitiminde İYİ Parti’nin 19 Eylül’de “Bayrak Açıyorum” mitingi düzenleyeceğini açıkladı.

