Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

YENİ Partili Özçağdaş: “Çeyrek asırlık tahribatın ardından YENİ Parti iktidarında bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitimi yeniden inşa edeceğiz”

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, AK Parti’nin eğitimi tam bir çıkmaza sürüklediğini ifade ederek, “Çeyrek asırlık tahribatın ardından YENİ Parti iktidarında bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitimi yeniden inşa edeceğiz. Hiçbir çocuğu yoksulluğa, niteliksizliğe ve çaresizliğe teslim etmeyeceğiz” dedi.

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, AK Parti'nin eğitimi tam

(TBMM) – YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, AK Parti’nin eğitimi tam bir çıkmaza sürüklediğini ifade ederek, “Çeyrek asırlık tahribatın ardından YENİ Parti iktidarında bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitimi yeniden inşa edeceğiz. Hiçbir çocuğu yoksulluğa, niteliksizliğe ve çaresizliğe teslim etmeyeceğiz” dedi.

Özçağdaş, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, YENİ Parti iktidarında eğitimde köklü reformların ve yapısal değişikliklerin hızla hayata geçirileceğini söyledi. Eğitim alanında bilimi, aklı ve laikliği temel alacaklarını; eğitimi dinsel yapıların, tarikatların, cemaatlerin veya kâr hırsıyla hareket eden özel sektörün insafına asla devretmeyeceklerini belirten Özçağdaş, “1 yıl zorunlu okul öncesi, 5 yıl ilkokul, 3 yıl ortaokul ve 3 yıl liseden oluşan 12 yıllık zorunlu eğitimi eksiksiz hayata geçireceğiz. İkili eğitim ayıbına son vererek ülke genelindeki tüm okullarda tam gün eğitime geçeceğiz. Okullarımızı sadece ders anlatılan binalar olmaktan çıkarıp, çocukların sosyal, sanatsal ve sportif olarak da geliştiği yaşayan kamusal alanlara dönüştüreceğiz” diye konuştu.

“BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VE TEMİZ SU SAĞLAYACAĞIZ”

Okullar arasındaki imkan ve nitelik farklılıklarını tamamen ortadan kaldıracak adımlar atacaklarını söyleyen Özçağdaş, okullara doğrudan bütçe aktarılacağını belirtti. Özçağdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Velilerimizin belini büken kayıt parası, zorunlu bağış ve aidat uygulamalarına derhal son vereceğiz. Derin yoksullukla mücadele eden evlatlarımız için her öğrencimize okullarda en az bir öğün ücretsiz, besleyici ve sağlıklı yemek ile kesintisiz temiz içme suyu sağlayacağız. Özel okullara aktarılan kamusal kaynakları ve teşvikleri kaldırarak bu imkânları kamu okullarının fiziki, teknik ve altyapı şartlarını iyileştirmek için kullanacağız. Taşeron veya geçici çözümlerle eğitim yürütülemez. Her okulumuza kadrolu temizlik görevlisi, güvenlik personeli ve okul sağlığı hemşiresi ataması gerçekleştireceğiz. Çocuklarımızı okul çevrelerindeki çetelerin, uyuşturucu tacirlerinin ve şiddetin hedefi olmaktan tamamen kurtaracağız. Ayrıca eğitimde rehberlik hizmetlerini modernize ederek her 250 öğrenciye bir rehber öğretmen düşecek şekilde rehberlik ve psikolojik danışmanlık altyapısını güçlendireceğiz.”

“MÜLAKAT KALDIRILACAK, MESEM SÖMÜRÜSÜNE SON VERECEĞİZ”

Öğretmenlerin mesleki itibarını yeniden kazandıracaklarını ve gençlerin yaşadığı mağduriyetleri bitireceklerini ifade eden Özçağdaş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kamuya atamalarda liyakati yok eden, adaletsizliğe yol açan mülakat sistemini tamamen kaldıracağız ve sadece yazılı sınav başarısını esas alacağız. Eğitim sisteminin kanayan yarası ücretli öğretmenlik ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son vererek tüm öğretmenlerimizi güvenceli tek bir kadroda toplayacağız. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde tüm öğretmenlerimize bir maaş ikramiye, her eğitim yılı başında ise yine bir maaş tutarında eğitime hazırlık ödeneği vereceğiz. Çocuk işçiliğini meşrulaştıran, denetimsizlik yüzünden evlatlarımızın canına mal olan MESEM sömürü düzenini tamamen lağvedeceğiz. Çocuklarımız birer ‘iş gören’ ucuz iş gücü değil, geleceğe nitelikle hazırlanan ‘iş öğrenen’ bireyler olacak.”

“ÜLKE BÜTÇESİNİ DOĞRUDAN ÇOCUKLARIMIZA, ÖĞRETMENLERİMİZE HARCAYACAĞIZ”

Eğitim reformları ve sosyal destekler için gerekli kaynağın ülke bütçesinde fazlasıyla mevcut olduğunu söyleyen Özçağdaş, şunları kaydetti:

“Bize her fırsatta ‘Bu projelerin kaynağı nereden bulunacak’ diye soruyorlar. Cevabımız net: İktidarın yandaş şirketlerden, holdinglerden tahsil etmekten vazgeçtiği, sildiği vergi borçlarının sadece yüzde 60’ı ile tüm okullarımızın yemek, güvenlik, sağlık ve temizlik ihtiyacı eksiksiz karşılanabilir. Türkiye’nin kaynağı var ancak mesele bu paranın kimin için ve nerede harcandığı meselesidir, yani bir siyasi tercih meselesidir. Biz YENİ Parti iktidarında ülke bütçesini ranta, faize, şatafata veya saray rejimine değil; doğrudan çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve geleceğimize harcayacağız.”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in cumhuriyet ve Atatürk karşıtı bir anlayışı temsil ettiğini savunan Özçağdaş, Bakan Tekin’in 6 Temmuz’daki açıklamalarına tepki gösterdi. Özçağdaş, şunları kaydetti:

“Biliyorsunuz Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Cumhuriyet karşıtı, Atatürk karşıtı ve bunu bir bayraktarlık hâline getirmiş bir bakandır. 6 Temmuz tarihinde ‘Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı. Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz’ gibi bir aymazlığı söyleyebilmiş birisidir. Emperyalist devletlerin işgalinden, bir avuç kendi çıkarını önceleyen zümreden, saraydan, başka milletlere verilen üstün imtiyazlardan, eğitimsizlikten ve geri kalmışlıktan kurtarılan bir ülke söz konusudur. 100 yıl sonra yine sultanizmin tehdidiyle karşı karşıyayız. Asıl dertleri, sevdikleri Kadir Mısıroğlu gibi bu ülkenin cumhuriyetine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı olmaktır. Bizzat bu ülkenin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10. Yıl Nutku’nda ‘Kurtuluş Savaşı’na başladığımızın 15. yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin 10. yılını doldurduğu en büyük bayramdır’ demiştir. AKP’nin iktidar ortaklarına soralım: Atatürk’ün 10. Yıl Nutku mu geçerlidir, yoksa çok sevdiğiniz Bakan Yusuf Tekin’in söyledikleri mi? İkisinden birini tercih etmek durumundasınız. Bu ülke hem emperyalistlere hem de onun yerli işbirlikçisi sultana karşı büyük bir kurtuluş savaşı vermiştir ve bunu hiç kimse değiştiremeyecektir. Yusuf Tekin bunlarla uğraşacağına, kendi iktidarları döneminde sayıları 32 binden 12 binlere düşmüş olan köy okullarının açılmasını dert etse iyi olur.”

“HER 3 KİŞİDEN SADECE 1’İ ÜNİVERSİTEYE YERLEŞEBİLİYOR”

Ortaöğretim ve üniversiteye giriş sistemindeki tablonun kaygı verici olduğunu ifade eden Özçağdaş, “Bu yıl üniversite sınavına giren lise son sınıf düzeyindeki öğrencilerden sadece dörtte birine yakını bir programa yerleşebilmiştir. Ortaöğretimde yaşadığımız sorunları görmek açısından bu tablo çok önemlidir. Başvuran yaklaşık 2,5 milyon adaydan sadece 908 bini yerleşmiştir. Yani neredeyse 3 kişiden sadece 1’i üniversiteye yerleşebilmektedir” dedi.

“ÖĞRETMENLERİN KILIK KIYAFETİYLE DEĞİL, GEÇİM VE ÇALIŞMA ŞARTLARIYLA UĞRAŞIN”

İktidarın öğretmenlerin kılık kıyafeti ve önlük zorunluluğu gibi konularla vakit kaybettiğini belirten Özçağdaş, öğretmenlerin ekonomik mağduriyetlerine dikkat çekti. Özçağdaş, şunları söyledi:

“2002 yılında asgari ücret 250 liraydı, yeni göreve başlayan öğretmen maaşı 540 liraydı. Eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneği ise 175 lirayla asgari ücretin yüzde 70’ine denk geliyordu. Bugün verilen 8 bin 599 liralık ödenek, asgari ücretin ancak yüzde 30’una tekabül etmektedir. Yani öğretmenlerin hazırlık ödeneğinin yüzde 40’ını çaldınız. Verdiğimiz tüm kanun tekliflerine rağmen hazırlık ödeneğinin bir maaş düzeyine çıkarılmasını kabul etmediniz. Yoksulluk sınırının altında maaşla ve 8 bin lira hazırlık ödeneğiyle öğretmenleri yeni yıla nasıl hazırlayacaksınız? Bakanlık öğretmenlerin can güvenliği yokken, şiddet olaylarıyla karşılaşırken, kalabalık ve hijyenden uzak sınıflarda çalışırken önlüğün şekliyle, şemaliyle uğraşmaktadır. Dünyadaki örnek eğitim modellerinin hiçbirinde böyle tedbirler yoktur.”

“ÖZEL SEKTÖR, KAMU VE ÜCRETSİZ ÖĞRETMENLER MAĞDUR EDİLİYOR”

Geride kalan yılda 1 milyona yakın öğretmenin atanma umuduyla beklediğini belirten Özçağdaş, “Hak mücadelesi veren 1611 mülakat mağduru öğretmenimiz 3 yıl sonra hukuk zaferi kazandı. Özel sektörde çalışan öğretmenlerimiz 2014 yılında Yusuf Tekin’in müsteşarlığı döneminde kaldırılan taban maaş hakkı, sendikal statü ve eşit özgürlük hakları için mücadele ediyor. Kamuda ise 100 bin norm kadro ihtiyacı varken diğer yanda norm fazlası ilan edilen öğretmenlerimiz planlama beceriksizliği yüzünden 80-100 kilometre uzaklıktaki okullara sürükleniyor. Geçen yıl bu sorunlar yüzünden kaybettiğimiz Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Bakanlığın ‘Milli Eğitim Akademisi’ uygulaması kapsamında 32 bin lira ödenekle başka illere gönderilen öğretmenlerimiz barınma, yemek ve ayrımcılık gibi büyük zorluklarla baş başa bırakılmıştır” diye konuştu.

ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlarda skandalların bitmediğini vurgulayan Özçağdaş, “ÖSYM öğrencilerden sınav giriş ücreti adı altında büyük paralar almayı biliyor ama düzgün bir sınav yapmayı beceremiyor. 2024’te mülakat sonuçları açıklandıktan yarım saat sonra sistemden çekildi. Geçen yıl LGS’de sorular çalındı; tutuklamalar ve görevden almalar oldu ama sistem değişmedi. Bu yıl Şanlıurfa’daki KPSS’de sınav kitapçıkları dağıtıldıktan ve sınav başladıktan sonra süreç durduruldu. Yılda onlarca sınav yapan ve milyarlarca lira kazanan ÖSYM’nin tek yapması gereken güvenilir bir sınav yapmaktır ancak bunu dahi beceremiyorlar ve hiçbir yönetici sorumluluk üstlenmiyor” diye konuştu.

“EĞİTİM YATIRIM BÜTÇESİ ECEVİT DÖNEMİNİN ÜÇTE BİRİNE DÜŞTÜ”

Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payının ve yatırım oranlarının gerilediğini belirten Özçağdaş, “Eğitimin bütçesi rakamsal olarak artıyor gibi görünse de oransal olarak azalmaktadır. Beğenmedikleri Bülent Ecevit döneminde, 1998 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesindeki yatırım oranı yüzde 30,63’tü. AKP iktidara geldiğinde bu oran yüzde 17,18’e düştü. Bu yıl yüzde 8,25 olan oran, 2027 yılı için yüzde 7,75 olarak öngörülmektedir. Yani kendi ilk dönemlerinin yarısına, Ecevit döneminin ise üçte birine gerilemiştir” ifadelerini kullandı.