Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Üsküdar seçimi soruşturması kapsamında ifade veren Özgür Çelik: “Bu işin gerçek mağduru aslında Üsküdar’da yaşayan yurttaşlarımızdır”

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Üsküdar seçimi sonrasındaki bazı ifadeleri gerekçe gösterilerek başlatılan soruşturma kapsamında Çağlayan’da İstanbul Adliyesi’nde savcıya ifade verdi. Adliye önünde bir açıklama yapan Çelik “Bu soruşturmanın ve bizim Kartal Anadolu Adliyesi’ne yaptığımız suç duyurusunun birleştirilmesi ve Üsküdar’da yaşanan tüm gerçeklerin ortaya çıkartılması hayati derecede önemlidir. Çünkü Türk siyasal yaşamında seçimler gerçekleşir, partiler seçim kazanırlar, kaybederler, belediyeler el değiştir. Bu demokrasinin gereğidir. Günün sonunda önemli olan Üsküdar halkının iradesidir. Önemli olan milletin iradesidir ve bu işin gerçek mağduru aslında Üsküdar’da yaşayan yurttaşlarımızdır” dedi.

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Üsküdar seçimi sonrasındaki

Haber: Oktay YILDIRIM – Kamera: Umut Emre GÖKBULUT

(İSTANBUL) YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Üsküdar seçimi sonrasındaki bazı ifadeleri gerekçe gösterilerek başlatılan soruşturma kapsamında Çağlayan’da İstanbul Adliyesi’nde savcıya ifade verdi. Adliye önünde bir açıklama yapan Çelik “Bu soruşturmanın ve bizim Kartal Anadolu Adliyesi’ne yaptığımız suç duyurusunun birleştirilmesi ve Üsküdar’da yaşanan tüm gerçeklerin ortaya çıkartılması hayati derecede önemlidir. Çünkü Türk siyasal yaşamında seçimler gerçekleşir, partiler seçim kazanırlar, kaybederler, belediyeler el değiştir. Bu demokrasinin gereğidir. Günün sonunda önemli olan Üsküdar halkının iradesidir. Önemli olan milletin iradesidir ve bu işin gerçek mağduru aslında Üsküdar’da yaşayan yurttaşlarımızdır” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik hakkında, Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Ayhan Aydın’a ilişkin açıklamaları nedeniyle re’sen soruşturma başlatmıştı. YENİ Parti İstanbul İl Başkanlığı da yenilenen Üsküdar Belediye Başkanvekili seçiminde yaşanan, meclis üyelerinin tehdit ve baskı ile AK Parti adayına oy vermeye zorlandığı iddialarıyla ilgili İstanbul Anadolu Adliyesi’ne suç duyurusunda bulunmuştu.

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, soruşturma kapsamında Çağlayan’da İstanbul Adliyesi’nde savcıya ifade verdi. İfade işlemi sırasında YENİ Parti yöneticileri, milletvekilleri, ilçe başkanları ve avukatlar Çelik’e eşlik etti. Yaklaşık 2 saat adliyede kalan Özgür Çelik, ifade işlemi sonrası adliye önünde bir açıklama yaptı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“HİÇBİR DÖNEMDE SEÇİLMİŞ YÖNETİCİLER ÜZERİNDE BU KADAR AĞIR BASKILAR ORTAYA ÇIKMAMIŞTIR”

Açıklamasının başında yarın YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Üsküdar İskele Meydanı’nda gerçekleştirilecek buluşmaya yurttaşları davet eden Çelik, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel cumartesi günü saat 19.00’da Üsküdar İskele Meydanı’nda Üsküdar’ın tüm gerçeklerini bütün Türkiye kamuoyuyla paylaşacak. Biz bugün buraya ifade vermeye geldik. Kamuoyuna yansıdığı gibi bir belediye meclis üyesi ile yaşanan diyaloglar noktasında bir soruşturma açıldı ve bu soruşturma kapsamında ifadeye geldik. Şunu en baştan ifade etmek isterim. Bugün verdiğimiz ifade İstanbul’da ve Türkiye genelinde son 2 yıldır yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir. Son 2 yıldır yaşanan gelişmelerin bir parçasıdır. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde seçilmiş yöneticiler üzerinde bu kadar ağır baskılar ortaya çıkmamıştır” dedi.

“BİZ İFADEMİZİN İÇERİĞİNDE BU HUSUSLARA DEĞİNDİK VE BAŞKA ÖRNEKLER DE VERDİK”

Özgür Çelik şunları söyledi:

“Bugün Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile birlikte sadece İstanbul’da 16 belediyemize yönelik operasyonlar gerçekleşti ve tutuklu belediye başkanlarımız var, tutuklu meclis üyelerimiz var, tutuklu bürokratlarımız var. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde seçilmişler bu kadar ağır bir yargı baskısı altında kalmadılar. Tam da işte bu noktada Üsküdar’da yaşananlar ve bugünkü ifadede son 2 yıldır yaşadıklarımızdan bağımsız değildir. Bunu açıkça ifade etmek isterim. Biz ifademizin içeriğinde bu hususlara değindik ve başka örnekler de verdik Üsküdar meselesine gelmeden önce. Mesela bir Bayrampaşa örneğini verdik. Bayrampaşa’da belediye meclis üyeleri seçildiler. Belediye başkanı seçildi, Bayrampaşa’da belediye başkanı tehdit ve baskı yoluyla AK Parti’ye geçmesi konusunda kendine birtakım talepler geldiğini açıkça Hasan Mutlu kamuoyuna ifade etti. Ancak bu baskılar karşısında direndiğini söyledi ve tutuklandı. Sonrasında Bayrampaşa’da yapılan belediye başkanvekilliği seçiminde taraf değiştiren meclis üyelerinin iki tanesi bir tanesi başkan yardımcısı olarak görevlendirildi. Bir tanesi koordinatör olarak görevlendirildi. Yani bir makam karşılığında aslında parti değiştirdikleri veya siyasi tercihini değiştirdikleri apaçık ortaya çıkmış oldu.

“BİZ İFADEMİZİN İÇERİSİNDE BİR İKİLİ HUKUK SİSTEMİNE DE DİKKAT ÇEKTİK”

Bunun dışında başka örnekler de var. Örneğin Çekmeköy örneği, örneğin Tuzla örneği, örneğin Şile örneği. Bu belediye başkanlarının da partiyi değiştirmeden önce yargı baskısı altında oldukları, tutuklanmayla tehdit edildiklerine yönelik birtakım iddialar kamuoyunda konuşulmaya devam ediliyor. Şimdi burada biz ifademizin içerisinde bir ikili hukuk sistemine de dikkat çektik. O da şuydu. Mesela ben bu soruşturmanın dışında üç ayrı davayla 22,5 yılla şu anda yargılanıyorum. Bunlardan bir tanesi İstanbul Kongresi davası, bir tanesi Kurultay Davası. Mesela Kurultay Davasında şöyle bir şey yaşandı; bizim kurultay delegesi olan arkadaşlarımız sonradan meclis üyesi seçilmişler. Önemli bir bölümü de ön seçimle seçilmiş. Bizim kurultay delegelerimiz daha sonradan meclis üyesi seçildikleri için buradan Ankara’ya çağrıldılar. ‘Vay efendim siz bir koltuk karşılığı mı? Yani kurultay delegesiydiniz, meclis üyesi olmak için mi kurultayda değişime oy verdiniz?’ diye Ankara’ya ifadeye çağrıldılar. Kurultaya buna benzer iddialarla dava açıldı. 103 yıllık partinin genel merkezine plastik mermilerle gaz bombalarıyla girildi. Benim İstanbul Kongre yargılandığım davada tek bir cümleyle yargılandım o cümleninin de İstanbul Kongresi davasında gerçeği yansıtmadığını hakkımda o iddiayı ortaya atan kişi itiraf etti ve il binamız 5 bin polisle basıldı. İl binamıza 5 bin polis geldi partiden ihraç edildik. Partiye üyeliğimiz Cumhuriyet Yargıtay Başsavcılığı tarafından silindi gibi birtakım uygulamalar.

“CİDDİ İDDİALAR VARDIR. BU İDDİALAR NEDEN ARAŞTIRILMIYOR”

Şimdi sıra bize gelince vay efendim kurultay delegesi meclis üyesi olma karşılığında kurultayda ‘Oy tercihini değiştirmiş.’ diyerek davalar açılıp partimiz elimizden yargı eliyle alınıyorsa Bayrampaşa’da mesela meclis üyeleri, bizim listelerimizden seçilmiş ve sonrasında belediye başkan yardımcılığı görevine getirilme sözüyle, koordinatör yapılma sözüyle rakip siyasi partiye oy vermişse bu meseleler neden araştırılmıyor? Tuzla neden araştırılmıyor? Hangi siyasi saiklerle, hangi baskılarla, hangi tehditlerle parti değiştirildiği, Çekmeköy, Şile neden araştırılmıyor? Bunların da araştırılması gerektiğini savunmamızın içerisinde ifade ettik. İşte tam da bu noktada diyoruz ki iki yıldır yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir diye. Bu iddiaların tamamı araştırılmalıdır. Üsküdar meselesi de biz bugün sadece Ayhan Aydın’ın kamuoyuna yansıyan süreçleriyle ilgili bir ifade verdik. Ama Üsküdar’da yaşananlar da sadece Ayhan Aydın’la sınırlı değildir. Orada parti değiştiren dört meclis üyesi vardır. Oylama esnasında bizim listelerimizden seçilmiş olmalarına rağmen karşı tarafın adayına oy vermiş iki meclis üyesi vardır. Bu altı meclis üyesi ile ilgili de kamuoyuna yansıyan yeterince tartışıldı tekrar girmiyorum. Ciddi iddialar vardır. Bu iddialar neden araştırılmıyor? Bu iddialar da araştırılmalıdır.

“BİZİM YAPTIĞIMIZ SUÇ DUYURUSUYLA BU SORUŞTURMANIN BİRLEŞTİRİLMESİ KONUSUNDA AVUKATLARIMIZ BİR TALEBİ SAYIN SAVCI’YA İLETTİLER”

Ve şunları da ifade etmek isterim; biz savunmamızın içerisinde bir bütün olarak Üsküdar’daki oy hakkını değiştiren ve parti değiştiren tüm meclis üyeleri ile ilgili Kartal Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk. O suç duyurusuyla bu soruşturmanın birleştirilmesi konusunda da kıymetli avukatlarımız talepte bulundular. Yani bizim yaptığımız suç duyurusuyla bu soruşturmanın birleştirilmesi konusunda avukatlarımız bir talebi Sayın Savcı’ya ilettiler. Biz buraya bugün şahitlerimizle birlikte geldik. Şimdi milletvekillerimiz Sayın Türkan Elçi, Ali Gökçek burada dayanışma amacıyla bizimle birlikteler. Ama biz bugün buraya bir çağrı yapmadık. Biz bugün Silivri’ye bir çağrı yaptık. Çünkü Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da orada bir duruşması var. Ancak milletvekilimiz Sayın Suat Özçağdaş yapılan telefon konuşmalarının bir tanesine şahitlik ettiği için o burada. Kıymetli meclis üyemiz Necdet Ay telefon konuşmalarından bir tanesine şahitlik ettiği için burada. Yine meclis üyemiz Nihat Doğan arkadaşımız burada. Yine kendisi bir telefon konuşması gerçekleştirmiş ve Ayhan Aydın kendisine aynı şeyleri söylemiş. Kıymetli Üsküdarlı komşumuz Uğur Ural, emekli öğretmen buradalar. Biz Sayın Savcı’ya lütfen bu konuşmalara şahitlik eden başta milletvekilimiz Suat Özçağdaş olmak üzere kıymetli arkadaşlarımızı dinleyin dedik. Ancak ileriki aşamalarda Sayın Savcı kendilerini ihtiyaç olması halinde dinleyeceğini ifade etti. Bu şekilde ifade sürecimizi gerçekleştirmiş olduk.

“BU MESELENİN AYDINLATILMASI ÜSKÜDAR HALKININ İRADESİNİN KORUNMASI AÇISINDAN DA OLDUKÇA ÖNEMLİDİR”

Son olarak da şunu ifade etmek isterim. Bu soruşturmanın ve bizim Kartal Anadolu Adliyesi’ne yaptığımız suç duyurusunun birleştirilmesi ve Üsküdar’da yaşanan tüm gerçeklerin ortaya çıkartılması hayati derecede önemlidir. Çünkü Türk siyasal yaşamında seçimler gerçekleşir, partiler seçim kazanırlar, kaybederler, belediyeler el değiştir. Bu demokrasinin gereğidir. Günün sonunda önemli olan Üsküdar halkının iradesidir. Önemli olan milletin iradesidir ve bu işin gerçek mağduru aslında Üsküdar’da yaşayan yurttaşlarımızdır. Çünkü onlar kendilerine bir belediye başkanı seçtiler. Sinem Dedetaş tutuklandı. Onlar kendilerine onların seçtiği meclis üyeleri bir başkan vekili seçti. Sibel Tan Çetinkaya haksız hukuksuz bir biçimde seçim iptal edildi. Ve günün sonunda Üsküdar halkının iradesine bu tür uygulamalarla aslında bir darbe yapılmış oldu. Bu işin gerçek mağduru Üsküdar halkıdır. Bu yönüyle millet iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Egemenlik Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi kayıtsız şartsız milletindir. Millet iradesi Üsküdar’da ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle bu meselenin aydınlatılması Üsküdar halkının iradesinin korunması açısından da oldukça önemlidir diyerek hem kıymetli basın emekçilerine hem de bugün buraya gelen tüm yol arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, “Sonrasında Ayhan Aydın’la bir iletişim kurdunuz mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Benim Ayhan Aydın’la bugüne kadar hiçbir iletişimim şöyle telefonla bu sürecin sonrasında yok. Bir iletişim kurmadım. Ben bu süreçte de Ayhan Aydın’la bir iletişim kurmadım. Ben zaten Ayhan Aydın’ı aramadım. Bir meclis üyemiz aradı. Onun yaptığı konuşmaya tanıklık ettim. Sonra başka bir meclis üyemiz Ayhan Aydın sizinle görüşmek istiyor diye telefonu bana verdi. Ben belediyedeki iki makam odası arasındaki koridorda belediye başkanımız Sinem Dedetaş’ın eşi ve meclis üyemiz yanımızdayken kendisiyle konuştum. Ama bunun dışında sonrasında Ayhan Aydın’la bir temas kurmadım. Ama Ayhan Aydın’ın bugün henüz detaylı okuyamadım. Savcılık ifadesinde açık açık bir cümle kuruyor. Tam söyleyelim de eksik olmasın ‘üst üste yapılan bu aramalar sebebiyle başkanvekili seçimi için üzerime baskı kurmak amacıyla üst üste yapılan bu aramalar sebebiyle manevi huzurum bozuldu. Panik atak krizleri yaşayacak noktaya sürüklendim. Çoğu konuşmada ne söylendiğini ve söylediğimi dahi tam olarak hatırlayamaz noktaya geldim.’ Aslında Ayhan Aydın burada açık açık olarak söylüyor. Ben bir sürü şey konuştum ama bunları hatırlamıyorum demeye getiriyor. Ama aslında konuştuklarını kapatmaya çalışıyor. Bu cümle bunun çok açık ifadesidir. Bugün tekrar kamuoyuna bir demeç vermiş. Orada da bir takım aslında bu konuşmaları yaptığına yönelik itiraf noktasında değerlendirmeler var. Biz de bunları dikkatli bir şekilde takip ediyoruz”

Özgür Çelik, “Bugün Ayhan Aydın’ın bir açıklaması vardı. ‘Savcı tarafından tehdit edilmedim baskılardan kurtulmak için konuşmayı yaptım’ diyor.” şeklindeki anımsatmaya “Şimdi işte bakın iki cümle arasındaki çelişki. Ben daha sizdeki tam metni okuyamadım. Bu metin Türkiye kamuoyuna yansıyınca ben içeride savcılıkta ifade veriyordum. Şimdi ne diyor orada. Savcı beni tehdit etmedi. Ben baskılardan kurtulmak için o konuşmayı yaptım diyor. Yani aslında iki cümle arasındaki çelişki de bir itiraf niteliğinde bunu da Türkiye kamuoyunun takdirine sunuyorum” karşılığını verdi.

Çelik, “Kendisinin aslında partideki birtakım durumlardan rahatsız olduğu için parti değiştirmek istediğini ve bunu aslında defalarca parti içindeki insanları dile getirdiğinden bahsediyor” şeklindeki anımsatmayla ilgili de şunları söyledi:

“Neden birinci seçimden önce parti değiştirmedi o zaman çok rahatsızsa? Neden Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklanmadan önce parti değiştirmedi çok rahatsızsa? Neden ikinci seçim ertelenmeden bir gün önce parti değiştirdi? Dolayısıyla bunlar gerçeği yansıtmıyor. Ben Ayhan Aydın’la birinci seçimin öncesinde defalarca sohbetler ettim. Bana da hiçbir rahatsızlık dile getirmedi. Bunlar gerçeği yansıtmayan bilgiler. Eğer rahatsızlığı olsaydı belediye başkanı tutuklanmadan önce yapardı bu işi. Eğer rahatsızlığı olsaydı birinci seçimden önce yapardı. Birinci seçimde geldi oy verdi. Hatta farklı ifadeler var. Şunu da ifade edeyim açık açık söylüyor. Birinci seçimden önce de aslında baskı altına alındığına yönelik birinci seçimde de o baskılara direnip oy vermediği için birinci seçimden sonra daha yüksek baskı altına alındığına yönelik ifadeleri de var. Onları da kamuoyuyla paylaşacağız yakın zaman içerisinde”