Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gökhan Günaydın: “Mehmet Şimşek, her dört ekmeğimizden üçünü çalan sen ve senin ağababalarındır”

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin, “Mehmet Şimşek her dört ekmeğimizden üçünü çalan sen ve senin ağababalarındır. Saniyede 400 bin TL vergi topluyorsun ve bunun her saniye 100 bin lirasını faize ödüyorsun. Yani vatandaş sana vergi vermek için çalışıyor. Dört lira vergi veriyorsa bir lirasını alıyorsun ve faize veriyorsun. İşte yarattığınız düzenin özeti budur” dedi.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin,

(ANKARA) – YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin, “Mehmet Şimşek her dört ekmeğimizden üçünü çalan sen ve senin ağababalarındır. Saniyede 400 bin TL vergi topluyorsun ve bunun her saniye 100 bin lirasını faize ödüyorsun. Yani vatandaş sana vergi vermek için çalışıyor. Dört lira vergi veriyorsa bir lirasını alıyorsun ve faize veriyorsun. İşte yarattığınız düzenin özeti budur” dedi.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de yaptığı basın toplantısında şunları kaydetti:

“Geçmişte açıklanan Orta Vadeli Program’ın hiçbir çıktısı tutmadığı için bugünkü Orta Vadeli Program’ın da ne iç ne dış çevreler tarafından herhangi bir inandırıcılık temelinde değerlendirilmediğini ifade edelim. Cevdet Yılmaz ve Mehmet Şimşek, uzun bıktırıcı ve asla inandırıcı temeli olmayan konuşmalarını yaptılar. Şimşek, üç buçuk yıldır yönetimde ve enflasyon oranlarının hala 30’ların üzerinde olmasını üç temel şeye bağlıyor. Diyor ki ‘Çünkü etrafımızda savaş var, çünkü deprem oldu, çünkü kur korumalı mevduat var.’ Bunlar bizlerin aklıyla alay ediyorlar. Milletin geleceği ile oynuyorlar ama aynı zamanda bizi balık hafızalı sanıyorlar.

“DIŞ RANTİYENİN YARARI VE ÇIKARI İÇİN ÇALIŞIYORSUN”

Evet etrafımızda savaş var fakat savaşan ülke Ukrayna’nın enflasyon oranı yüzde 7,7, Rusya’nın enflasyon oranı yüzde 6. Savaşanın enflasyonu 6 iken kendindeki enflasyonun 30 olmasını savaş üzerinden anlatmanın mantığı var mı? Depremin üzerinden üç buçuk yıl geçti. Sen üç yılda tahsis ettiğin iç ve dış rantiyeye tahsis ettiğin faiz parasıyla yalnızca deprem bölgesindeki konutları yenilemekle kalmayıp Türkiye’nin tamamının kentsel dönüşümünü finanse edebilirsin. Ama sen bunu yapmak yerine ait olduğun ve geldiğin yerin özellikle dış rantiyenin yararı ve çıkarı için çalışıyorsun. Bunu hepimiz biliyoruz.

“MEHMET ŞİMŞEK, DÖRT EKMEĞİMİZDEN ÜÇÜNÜ ÇALAN SEN VE SENİN AĞBABALARINDIR”

Enflasyonun düşmemesinin üçüncü sebebi kur korumalı mevduatmış. Kur korumalı mevduatı kim buldu? Bay ekonomist ile beraber gözleri parlayan Nebati’nin icadı değil miydi? Mehmet Şimşek’in yarattığı ekonominin üç yılda vatandaş üzerindeki etkisini ölçebileceğimiz en temel mesele; bir 200 TL koyalım. Bu 200 TL Haziran 2023’te 40 ekmek alıyordu, 10 litre benzin alıyordu. Aynı 200 lira Mehmet Şimşek’in üç yılı sonrasında bugün 11 ekmek alıyor. Yani her dört ekmeğimizden üçünü çalan sen ve senin ağababalarındır. 10 litreden 3 litreye benzin satın alma gücümüzü çalan sen ve senin ağababalarındır. Saniyede 400 bin lira vergi topluyorsun. Bu memleketi vergi ve ceza ile bir noktaya getirmeye çalışıyorsun. Vergi, ceza yurttaşın sırtında. Saniyede 400 bin TL vergi topluyorsun ve bunun her saniye 100 bin lirasını faize ödüyorsun. Yani vatandaş sana vergi vermek için çalışıyor. Dört lira vergi veriyorsa bir lirasını alıyorsun ve faize veriyorsun. İşte yarattığınız düzenin özeti budur.

“İCRA DOSYASI SAYISI 26 MİLYONA ULAŞTI”

Vatandaş borç batağında. İcra dosyası sayısı 26 milyona ulaştı. Yasal takipte tahsilatı süren 4,5 milyon kişi var. Bireysel kredi ve kredi kartı borcu 7 trilyon TL’yi aşmış durumda. Borçla yaşayan vatandaş sayısı 44,5 milyonu buldu. Ne gam? Memleketi bu hale düşürenler keyiflerine bakıyorlar. Memlekette 44,5 milyon kişi borç batağında. Yılın ilk yedi ayında konkordato sayısı 3 bin 529’a dayanmış. Türkiye’de sanayi çöküyor. Sanayi üretimi çöküyor. En geleneksel sektörümüz tekstil Mısır’a, katma değeri en yüksek sektörlerimizden otomotiv yan sanayi Fas’a kaçıyor. Kaçabilen canını kurtarıyor. Yüksek maliyetlerle üretebilmek mümkün değil. Bu aşırı değerli kur ile ürettiğini ihraç edebilmek mümkün değil. Konkordatolar, fabrika kapanmaları, işsizliğin çığ gibi artması… Yunanistan’ın batmasında da aynen böyle olmuştu. Fabrika batarken, tarım batarken kafe sayısı artıyor. Evet bu kafe ekonomisi sizin yarattığınız ekonomidir. Türkiye’nin çöküşünün fotoğrafıdır. Mesele Mehmet Şimşek meselesi değil.

“MEMURUN ELİNDEN 15 ÇEYREK ALTINI KİM ÇALDI?”

Size 25 yıl özeti vereyim. 2002’de dolar, euro, benzin, mazot hepsi 1,5 lira. Ne alırsan 1,5 lira. Bugün dolar ne olmuş? 48 lira. Euro 56 lira. Benzin 77 lira. Mazot 90 lira. 1,5 liradan buralara gelmişler. Çeyrek altın 30 liradan 11 bin liraya çıkmış. Dış borcu 130 milyar dolardan 530 milyar dolara çıkartmışsınız. İç borç 200 milyar TL’den 9 trilyon 240 milyar TL’ye çıkmış. İşte 25 yılda bu memlekete getirdiğiniz hazin tablo budur. Derseniz ki ’25 yıl uzun. Gel biraz daha kısa vade yapalım’. 2018’den bugüne bakalım. Kesintisiz sekiz yıldır iktisadi krizdeyiz. Dünyada kriz yokken kendi elinizle yarattığınız kriz. Dolar 4,5 liradan 48 liraya çıkmış. yüzde 922 artmış. Euro 5,5 liradan 56 liraya. Faiz yüzde 17’den yüzde 30 küsüre. 1 kilogram dana kıyma 29 liradan 900 liraya çıkmış. Yüzde 3 bin artmış. 1 gram altın 191 bin liradan 7 bin liraya çıkmış. Yüzde 3 bin 500 artmış. Eğer utanmıyorsanız tablo budur. Bununla övünebiliyorsanız övünün.

Bakalım vatandaşın durumuna. En düşük memur maaşı 489 liradan 70 bin liraya çıkmış. Eğer sabit fiyat nedir bilmezseniz burayı nereden nereye diye anlatabilirsiniz. Bir memur 489 lirayla 22 çeyrek altın alabiliyormuş. Şimdi aynı memur 70 bin lirayla 6 çeyrek altın alabiliyor. Memurun elinden 15 çeyrek altını kim çaldı? En düşük emekli aylığı, 332 liradan 23 bin 552 liraya çıkmış. 332 lira en düşük emekli aylığı alan kardeşimiz 11 çeyrek altın alabiliyormuş. Bugün 23 bin 552 lira aylık alan emekli kardeşimiz iki çeyrek altın ancak alabiliyor. Emeklinin dokuz çeyrek altınını kim çaldı? Bu memleketin gerçek meselesi budur. Bir de asgari ücretliye bakalım. Asgari ücret 318 liradan 28 bin liraya çıkmış. 14,5 çeyrek altın alabiliyorken 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Asgari ücretlinin elinden 12 çeyrek altını kim çaldı? Çalanın kim olduğunu biliyoruz. Bu düzen onun için vatandaşı kahreden bir düzendir.

“VATANDAŞ KİRA ÖDEYEMİYOR”

Bu memlekette açlık sınırı 37 bin TL, yoksulluk sınırı 121 bin TL. Bir bekar çalışanın maliyeti 48 bin TL. Bu memlekette en az 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Bu tablo herkesi derinden düşündürmesi gereken bir tablodur. Vatandaş hayat pahalılığının altında eziliyor. Buna büyük bir barınma krizi eklendi. Bırakın ev almayı artık vatandaş kira ödeyemiyor. Yüzde 78 Türkiye’de kira enflasyonu. Bizden sonraki en çok enflasyonun olduğu ülke Karadağ. Onlarda yüzde 18. Yunanistan’da yüzde 10. Finlandiya’da yüzde 1. Türkiye Yüzyılı diye övüneceğiniz bir tablo varsa işte bu. Vatandaş eskiden ev alma derdindeydi, krediyle ev alabilirdi. Belki 10 yıl, belki beş yıl öderdi. Şimdi vatandaş kira ödeyemiyor. Bu dünyada olan bir trend değildir. Dünyadan burada da negatif anlamda ayrıştınız ve bu memleketi yaşanamaz hale getirdiniz.

Esenyurt, Sultangazi, Arnavutköy, Silivri buralarda 22 bin, 23 bin, 24 bin liraya 100 metrekarelik bir evde oturabiliyorsunuz. Gaziosmanpaşa, Sancaktepe, Bağcılar, Tuzla, Fatih, Pendik buralara geldiğinizde 30 bin liralara çıkmanız gerekiyor. Kartal, Eyüpsultan, Üsküdar, Maltepe 43 bin, 44 bin, 45 bin liralara çıkmak gerekiyor. Zeytinburnu, Sarıyer denince 50 bin liralara, Kadıköy, Beşiktaş deyince 60 bin liralara çıkmak gerekiyor. Yani 100 metrekarelik bir eve 20, 30, 40, 50, 60 bin TL vermekten bahsediyoruz. Bu İstanbul’un gerçek fotoğrafıdır. Bu İstanbul’da böyle de Ankara’da çok mu farklı? İzmir’de çok mu farklı? Yozgat’ta, Ardahan’da çok mu farklı? Belki bu rakamlardan biraz daha düşük ama insanlar aldıkları aylıklarla, kazançlarıyla artık kiralarını ödeyemez duruma gelmişler. Bu tabloyu net olarak saptamak zorundayız.

“93 BİN KİŞİ TÜRKİYE’DE DOLAR MİLYONERİ”

Bir taraftan insanlar kira ödeyemiyorlar. Enflasyon altında eziliyorlar ama İsviçre merkezli UBS Bankası diyor ki ‘dünyada dolar milyoneri sayısının bir önceki yıla göre oransal olarak en yüksek arttığı dünyadaki ikinci ülke Türkiye.’ 30 milyon insan açlık sınırının altında. Çok sayıda insan kira ödeyemiyor. Barınma krizi, gıda krizi ama dolar milyoneri sayısı oransal olarak dünyada ikinci artış oranına sahip olan memleket Türkiye. Son 10 yılda 5 bin 650 kişi daha dolar milyoneri kulübüne katılmış. Toplam 93 bin kişi Türkiye’de dolar milyoneri. Sizce kimdir bu dolar milyonerleri? Bunlar yandaşlar mıdır? Bunlar yandaş ekonomisinin yarattığı rantiyeciler midir? Demek ki emeğiyle çalışan insanlar sürüm sürüm sürünürken diğer taraftan bir eli yağda, bir eli balda hiç çalışmadan dünyalığını yapan bir grup var.

“ÇÖZÜM YENİ PARTİ’DEDİR”

Dünyada tarımın başladığı toprakları bütün temel tarımsal ürünlerde dışarıya bağımlı hale getirdiniz. Buğdayından, arpasından, çeltiğinden, ayçiçeğinden, mısırından, hayvancılığından, hepsinden ayrı ayrı bahsettik. Ortalama çiftçi yaşı 58 olmuş. Vatandaş bir taraftan mutfakta çorba kaynatıyor. Üretici iflas ediyor, tüketici aç.

Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisi. Bütün bunlar kader değil. Bu sonuçları yaratanlar memleket için çözüm olamazlar. Çözüm YENİ Parti’dedir. Biz programımızı yapmışız. Bütün alt sektörlerde ne yapacağımızı, vatandaşın hangi sorusuna nasıl yanıt vereceğimizi, hangi derdine nasıl derman olacağımızı somut olarak belirlemişiz. Bu notlarla Anadolu’ya çıkıyoruz. Türkiye yalnız değildir. Türkiye’de hiçbir yurttaşımızı geride bırakmayacağız ve bütün bu sorunları çözebilecek bir memleket, çözebilecek bir kadro olduğumuzu ülkemize ve vatandaşımıza göstereceğiz.”

“BU DÜZEN DAHA DA AĞIRLAŞARAK DEVAM EDECEKTİR”

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Günaydın, “OVP’deki vergi hedeflerine göre önümüzdeki dönemde vergi artışı, yeni vergiler öngörüyor musunuz” sorusu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin sorulması üzerine de şu yanıtı verdi:

“2026 bütçesinin yüzde 85’i vergi gelirlerinden oluşuyor. Dolayısıyla vergi ve ceza üzerinden bir bütçe oluşturan AKP ve bunun da dörtte birini faize veren bir AKP ekonomik düzeni var. Bu öyle bir sistematik hale gelmiş ki bu zihniyetle bu yapının değişebilmesi mümkün değil. Örneğin mazot fiyatları 90 lirayı buldu ve daha da artacak gibi görünüyor. Brent petrol 97 lirayı gördü, daha da artacak gibi görünüyor. Buna karşılık nasıl bir vergi alıyorlar mazottan ve brent petrolden? Yüzde 20 KDV alıyor ve eylül ayından itibaren 3 TL KDV almaya başladı. Yani ağustosta almadığı KDV’yi 3 lira olarak eylül’de aldı. Ekim’de 6 lira alacak. Kasım’da 9 lira alacak. Aralık’ta 12 lira alacak. 1 Ocak’tan itibaren 2027’de 13 liradan fazla KDV alacak. Arkasından da yüzde 20 ÖTV’yi de almaya devam edecek. Dolayısıyla ödediğiniz her litre mazot parasını en az 20 küsür lirasını vergi olarak ödemeye devam edeceksiniz. Başka bir yapı, vergilemenin yüzde 65’i dolaylı vergiler üzerinden devam edecek. OVP’de bunun azaltılmasına yönelik herhangi bir önlem yoktur. Tam tersine bu düzen daha da ağırlaşarak devam edecektir.

“YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

Mansur Bey 31 Mart 2024’te güven tazeleyerek Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı olmuştur. Yaptığı açıklamayı gördüm. Mansur Yavaş diyor ki, ben bu kaotik ortamda bir denge politikasını izlemeye devam edeceğim. Ankaralı’nın hizmetinde olmaya devam edeceğim. Kimseyi de hayal kırıklığına uğratmayacağım. Kimse buralardan senaryo üretmeye çalışmasın. Tabii bir sözü de şu, her gün televizyonlarda arkamızdan dedikodu üretenleri yalanlamaktan bıktık. Onlar utanmaktan bıkmadılar diyor.”

“YÜREĞİNİZ VARSA DERHAL SEÇİM YAPALIM”

Günaydın, ekonomi üzerinden erken seçim olasılığının olup olmamasının sorulması üzerine şöyle konuştu:

“Memleketin bir dakika gecikmeye ihtiyacı yoktur. Tahammülü yoktur. Derhal erken seçim istiyoruz. Onlar erken seçimi her doğanın değil Erdoğan’ın talebine göre ve ihtiyaçlarına göre son dakikada yapmayı planlıyorlar. Onun adı erken seçim olmayacak, onun adı Erdoğan’ı kurtarma seçimi olacak. Eğer yürekleri varsa yalnızca bu konuda olmak üzere hızlı bir anayasa değişikliği yapalım ve yerel seçimleri derhal tekrar edelim. Türkiye’deki bütün yerel seçimleri tekrar edelim. Bu kadar başlattığınız iftira kampanyası, bu kadar insanı tutukladınız, bu kadar yargılama süreçleri muhatap oldu bakalım vatandaş sizi haklı görüyor muymuş? Türkiye’nin her tarafında, Afyon’da da seçim yapalım, Aydın’da da seçim yapalım, Üsküdar’da da seçim yapalım, bakalım vatandaş kime oy veriyor. Yüreğiniz varsa derhal getirin bunu, imzalayalım ve yerel seçimleri yapalım. Dolayısıyla YENİ Parti her zaman olduğu gibi hem ilkeli tutumunu bir tutarlılık içerisinde, söylem tutarlılığı içerisinde hem de yurttaşa ve kendisine güvenen bir ahlak anlayışı içerisinde ortaya koyuyor.”