Haber: Berfin BAYSAN – Kamera: Kerim UĞUR
(İZMİR) – 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında açılan “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisi, Nâzım Hikmet’in yaşamını, sanatını, düşünce dünyasını ve insanlığa bakışını kapsamlı bir seçkiyle ziyaretçilerle buluşturuyor. Serginin açılışına sanat dünyasından çok sayıda tanınmış isim katılırken, Erhan Yazıcıoğlu, Menderes Samancılar ve Tamer Levent, Nâzım Hikmet’e duydukları hayranlığı dile getirdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen 95. İzmir Enternasyonal Fuarı, bu yıl da kültür ve sanat etkinlikleriyle dikkati çekiyor. Fuarın kültür-sanat programının merkezinde yer alan “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisi, düzenlenen törenle ziyaretçilere açıldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği ve katkılarıyla, Folkart’ın yapımcılığında hazırlanan sergi, 5 Eylül 2026-15 Ocak 2027 tarihleri arasında Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilecek. Türkiye’de Nâzım Hikmet üzerine hazırlanan en kapsamlı sergilerden biri olma özelliğini taşıyan “ROMANTİKA”, şairin yalnızca edebi yönünü değil; yaşamını, ailesini, sanat anlayışını, resim çalışmalarını ve düşünsel gelişimini de farklı materyaller aracılığıyla ele alıyor.
“68 KUŞAĞI OLARAK NAZIM’I SEVMEMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Serginin açılış törenine siyasi parti temsilcileri, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sanatseverler, basın mensupları ve sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı.
Açılışa katılan sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, Nâzım Hikmet’in özellikle 1968 kuşağı için taşıdığı öneme dikkati çekti. Yazcıoğlu, “Büyük bir heyecanla geldim. Zaten 68 kuşağı olarak Nazım Hikmet’i sevmemek, fikirlerini savunmamak mümkün değildi. Ben de gençliğimizde çok kitaplarını sakladım. Ne yazık ki anılarımın arasında o kitapları yok ettiklerim de var. Biraz korkudan, biraz tedirginlikten. O günkü gençliğimizin ne yazık ki birtakım tehditler altında olduğu günlerini unutmadan ama sonra tekrar o kaybettiğimiz, yitirdiğimiz kitapları tekrar edinerek kütüphanemizde en güzel yerinde hala duruyor. O yüzden Nazım Hikmet benim yaşımdakiler için özellikle çok önem ifade ediyor. Her sözü çok önemli, çok geçerli. Yani Atatürk nasıl birçok şeyi yüz yıl önceden gördüyse Nazım Hikmet de o kadar doğrucu mahmut ki ne dediyse çıktı, ne dediyse oldu” dedi.
“ÇOK GURUR DUYACAĞIMIZ BİR SERGİ”
Sanatçı Menderes Samancılar da serginin kendileri için gurur verici olduğunu söyledi. Samancılar, “Emeği geçen, bu işe yüreğini koyan herkese candan teşekkür ederiz. Nazım ustanın böyle değerlendirilmesi ve hepimize bu kapının açılması inanılmaz mutluluk verici. Kendimizle ilgi söyleyecek bir şeyimiz yok. Böyle ustaların gölgesi altında bulunmak yetiyor bize” diye konuştu.
“NAZIM’IN OTOBİYOGRAFİSİNİ OKUYABİLİYORSUNUZ”
Oyuncu ve yönetmen Tamer Levent ise serginin kurgusuna dikkati çekerek, ziyaretçilerin Nâzım Hikmet’in hayatını adeta bir otobiyografi gibi takip edebileceğini söyledi. Levent, şöyle konuştu:
“Öyle bir sergi ki sanki Nazım’ın otobiyografisini de okuyabiliyorsunuz. Ailesini, yaptığı resimleri, düşüncesinin gelişme sürecini, hümanizmini, insanlığa katkıda bulunmak isteme heyecanını. Ben dünyanın ve birçok ülkenin bunalımda olduğu bir dönemde bu serginin ibretialem için görülmesinden yanayım. Çünkü insanların daha yaşanabilir bir dünya oluşması için ne kadar iyi niyetli çabalar gösterdiğini ama bu çabaların nasıl yanlış anlaşıldığını değerlendirmek gerekiyor.”

