(ANKARA) – Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, yılın ilk altı ayı için maaşlara yapılan artışın gerçekleşen enflasyonun gerisinde kaldığını vurgulayarak, “Yıllardır biriken kayıplar seyyanen zamla telafi edilmeli, ardından oluşan enflasyon farkı hiç geciktirilmeden her ay maaşlara yansıtılmalıdır” dedi.
BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
TÜİK verilerine göre ağustos ayı enflasyonunun yüzde 1,84 olarak gerçekleştiğini belirten Öğretici, yılın ilk altı ayı için yapılan artışların gerçekleşen enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığını ifade etti. Memur ve emeklilerin ilk altı ay için yüzde 11 artı 1000 lira artış aldığını, buna karşın aynı dönemdeki altı aylık enflasyon oranının yüzde 17,7 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Öğretici, yılın ikinci yarısı için öngörülen yüzde 7’lik artışın da şimdiden enflasyonun altında kalacağının açık olduğunu kaydetti.
“SATIŞTA OLUŞAN FARK GEÇMİŞE DÖNÜK TELAFİ EDİLMİYOR”
Maaşlar enflasyonun altında kaldığında oluşan enflasyon farkının geçmişe dönük olarak telafi edilmemesini durumun en vahim tarafı olarak nitelendiren Öğretici, altı ayda bir yapılan maaş ayarlamaları ile geriye dönük verilen enflasyon farkının yaşandığı ifade edilen reel kayıpları karşılamaktan uzak olduğunu savundu.
Geriye dönük ödeme yapılmamasının hak kaybı olduğunu belirten Öğretici, şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle yıllardır biriken kayıplar seyyanen zamla telafi edilmeli, ardından oluşan enflasyon farkı hiç geciktirilmeden her ay maaşlara yansıtılmalıdır. Mutfaktaki yangının yanı sıra kamu çalışanlarının en büyük çıkmazı barınma krizidir. Özellikle büyükşehirlerde kontrolden çıkan fahiş kira artışları, sabit gelirlileri adeta çaresizliğe mahkûm etmektedir. Maaş zamları yerinde sayarken kiralardaki devasa artışlar, memurların en temel hakkı olan barınma hakkını tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Rakamlarla yapılan düzenlemeler pazardaki, mutfaktaki ve kiralardaki hayat pahalılığını gizleyemez, kamu çalışanının cebindeki yangını söndüremez. Bilinmelidir ki, sadece gerçekleşen enflasyon kadar zam yapmak bir lütuf ya da refah artışı değildir, yalnızca kaybolan alım gücünün geç ve eksik bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her artış ise kamu çalışanının hakkının gasp edilmesidir. Memur ve emeklinin insanca yaşayabileceği bir alım gücüne kavuşabilmesi için bu oranların üzerine mutlaka refah payı eklenmelidir. Kamu çalışanları sadaka değil, alın terinin ve emeğinin karşılığını istemektedir.”

