Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yönetmen Yüksel Aksu: “Sinema bir kamu hizmetidir”

Yönetmen Yüksel Aksu, 1. Çatalca Film Festivali’nde sinemanın kentleri ve ülkeleri dünyaya tanıtan güçlü bir kültür aracı olduğuna dikkati çekti. Kendi memleketi Muğla’dan örnek veren Aksu, “Bir tane ben sinemacı çıktım ama bütün Muğla’yı dünyaya tanıttım. Bunu birkaç milyon dolara yapamazsınız” dedi.

Yönetmen Yüksel Aksu, 1. Çatalca Film Festivali’nde sinemanın kentleri ve

Hilal SOLMAZ

(İSTANBUL) – Yönetmen Yüksel Aksu, 1. Çatalca Film Festivali’nde sinemanın kentleri ve ülkeleri dünyaya tanıtan güçlü bir kültür aracı olduğuna dikkati çekti. Kendi memleketi Muğla’dan örnek veren Aksu, “Bir tane ben sinemacı çıktım ama bütün Muğla’yı dünyaya tanıttım. Bunu birkaç milyon dolara yapamazsınız” dedi.

Çatalca Film Festivalinin kapanış gecesinde düzenlenen toplantıda sinemanın kültürel gücü, kısa filmin bugünkü konumu ve festivallerin kentlere katkısı ele alındı. Görkem Yeltan’ın moderatörlüğündeki toplantıya jüri başkanı Yüksel Aksu ile jüri üyeleri Dilan Çiçek Deniz ve Bülent Emrah Parlak katıldı. Sinemanın yalnızca bir sanat dalı değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve tanıtım aracı olduğunu vurgulayan Aksu, kentlerin sinema yoluyla dünyaya açılabileceğini ifade etti.

Festivalin ilk yılında ortaya koyduğu organizasyonu öven Aksu, yarışmada izledikleri 10 finalist filmin niteliğine dikkati çekerek, “Gördüğüm en organize festivallerden biri. Bunu çok samimiyetle söylüyorum” dedi.

“KISA FİLM BİR BASAMAK DEĞİL”

Kendisinin de 1990’lı yıllarda kısa filmlerle yoğun biçimde ilgilendiğini anlatan Aksu, kısa filmin uzun metrajlı sinemaya geçiş için hazırlık alanı olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.

Kısa filmi edebiyattaki öykü ve şiire benzeten Aksu, Kısa film, uzun metraja çıkmak için bir basamak değildir. Bu doğru bir algı değil. Kısa film bir türdür” dedi.

Teknolojinin gelişmesiyle film üretiminin çok daha erişilebilir hale geldiğini belirten Aksu, 1990’lı yıllarda bir kamera ve montaj olanağına ulaşmanın güçlüğünü hatırlatarak bugün cep telefonuyla dahi bir hikâyenin filme dönüştürülebileceğine dikkati çekti. Sinema üretiminin yaygınlaşmasını olumlu değerlendiren Aksu, sanatın demokratikleşmesinin değerini artıracağını ifade etti.

SİNEMANIN TANITIM GÜCÜNE DİKKAT ÇEKTİ

Aksu, söyleşide sinemanın ülkelerin ve kentlerin dünyadaki görünürlüğünü artıran en güçlü kültürel araçlardan biri olduğunu da vurguladı.

Bir ülkeyi fiziksel olarak ziyaret etmeden, o ülkenin filmleri aracılığıyla insanlarını, kültürünü, dilini ve gündelik yaşamını tanımanın mümkün olduğunu söyleyen Aksu, sinemanın izleyiciye turistik bir gezinin ötesinde kültürel bir deneyim sunabildiğini ifade etti.

Amerikan sinemasının dünyanın Amerika’ya ilişkin hafızasını nasıl şekillendirdiğine değinen Aksu, edebiyat ve sinemanın kentlerin ve ülkelerin tanıtımındaki etkisini Yaşar Kemal ve kendi yaşamından verdiği örneklerle anlattı.

Muğla’da öğrencilik yıllarında katıldığı kültür-sanat etkinliklerinin kendi sanat yolculuğundaki etkisini anlatan Aksu, “Biz ortaokul, lise öğrencisi olarak bu kültür-sanat festivallerine gide gele sanatçı olduk. Bir tane ben sinemacı çıktım ama bütün Muğla’yı, bütün dünyaya tanıttım. Bu, birkaç milyon dolara yapamayacağınız bir şeydi” diye konuştu.

Aksu, Yaşar Kemal ile Adana, Latin Amerika edebiyatı ve Amerikan sineması üzerinden verdiği örneklerle sanatın bir coğrafyayı sınırlarının çok ötesine taşıyabildiğini belirterek sinema yatırımlarının aynı zamanda uzun vadeli bir kent tanıtımı ve kültür yatırımı olduğuna işaret etti.

Sinemanın çocuklar ve gençler üzerindeki eğitici gücüne de değinen Aksu, yerel ve merkezi yönetimlerin sinema kültürünün gelişmesini bir kamu politikası olarak ele alması gerektiğini söyledi.

Çocukların yalnızca film izlemesinin değil, “bir filmin nasıl okunacağını ve nasıl izleneceğini” öğrenmesinin de önemli olduğunu vurgulayan Aksu, okullarda müzik, resim ve edebiyat derslerinin yanında sinema eğitiminin de yer alması gerektiğini savundu.

Aksu, belediyelerin park, köprü, altyapı ve spor alanlarına yatırım yaptığı gibi toplumun, özellikle de çocukların ve gençlerin kültürel gelişimine yatırım yapmasının da önemli bir kamu hizmeti olduğunu ifade etti.

ÇATALCA’YA ULUSLARARASI FESTİVAL ÖNERİSİ

Çatalca Film Festivali’nin geleceğine ilişkin önerilerini de paylaşan Aksu, festivalin kentin tarihsel kimliğinden beslenen özgün bir yapıya kavuşabileceğini söyledi.

Çatalca’nın göç ve mübadele hafızasına dikkati çeken Aksu, ilerleyen yıllarda “göç” ve “sürgün” gibi kavramlar etrafında uluslararası bir kısa film yarışması oluşturulabileceğini belirtti. Böyle bir temanın hem Çatalca’nın tarihsel kimliğiyle örtüşeceğini hem de festivalin uluslararası alanda markalaşmasına katkı sağlayabileceğini ifade eden Aksu, dünyanın köklü kısa film festivallerinden Oberhausen’i örnek gösterdi ve Çatalca’nın tarihi, doğası ve sinemayla ilişkisiyle güçlü bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Aksu, gençlere sağlanan kültür-sanat olanaklarının sonuçlarının yıllar sonra görülebileceğini belirterek, “Buradaki gençlerden iki, üç sinemacı çıkarsanız bile geleceğe yönelik çok büyük bir yatırımdır” sözleriyle festivallerin sürdürülebilirliğinin önemini vurguladı.