Haber: Olcay AYDİLEK
(ANKARA) – Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, istihdam ve üretimi tehdit eden son 3 yılda uygulanan program döneminde 2,8 kat artan şirketlerin döviz açığıyla ilgili büyüyen tehlikeye işaret ederek, “Şirketlerin, döviz açık pozisyonu Haziran 2023’te 75 milyar dolardan Haziran 2026’da yüzde 174 artarak 205,8 milyar dolara çıktı. 2018 yılındaki, tarihi zirveyi (208 milyar dolar) yoklamaya başladı. Artış yaklaşık 2,8 kat” dedi. Yılmaz, KKM’nin sıfırlandığını, 104,6 milyar dolarlık döviz birikiminin yatırım ve emeklilik fonlarına, mevduata (döviz tevdiat hesaplarına) yöneldiğini vurguladı.
Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı’na son 3 yılda uygulanan ekonomi programının etkisiyle kar topu hızıyla büyüyen bir soruna dönüşen döviz pozisyonlarındaki gelişmeleri değerlendirdi. 2023’ün yılının ikinci yarısında uygulamaya konulan ekonomik program ile TL varlıklara olan ilgi artmakla birlikte döviz riskinin kamu, şirketler, yabancı yatırımcılar ve hanehalkı arasındaki dağılımında önemli bir yapısal kırılma gerçekleştiğine işaret etti. Yılmaz, bu kapsamda ekonomik programın başladığı 2023 yılı haziran ayı ile 2026 yılı haziran ayı sonuçlarını paylaştı.
ŞİRKETLERİN DÖVİZ AÇIĞI TARİHİ DÜZEYDE
Buna göre, şirketlerin, döviz açık pozisyonu Haziran 2023’te 75 milyar dolardan Haziran 2026’da yüzde 174 artarak 205,8 milyar dolara çıktı. Bu miktar 2018 yılındaki, tarihi zirveye (208 milyar dolar) yaklaştı. Artış yaklaşık 2,8 kat.
BİREYLER KKM’DEN ÇIKTI DÖVİZE YÖNELDİ
Bireylerin döviz pozisyon fazlasının 282,8 milyar dolardan 300,7 milyar dolara sınırlı bir artış gösterdiğini belirten Yılmaz, “Portföyün iç dağılımı önemli ölçüde değişti. Kur Korumalı Mevduat (KKM) tamamen sıfırlanırken (104,6 milyar dolar), döviz birikimleri yatırım ve emeklilik fonlarına ve mevduata (döviz tevdiat hesaplarına) yöneldi” diye konuştu.
KKM KAYNAKLI GÖREV ZARARI: 60 MİLYAR DOLAR
Yılmaz, bu dönemde KKM kaynaklı görev zararının (önce Hazine sonra Merkez Bankası’nın üstlendiği) toplam 60,3 milyar dolar olduğunu vurgulayarak, “Dolayısıyla uygulanan politikanın bu düzeye ulaşan bir maliyeti söz konusu. Bunu da yaklaşık yüzde 85 düzeyinde Merkez Bankası ödedi, bütçe açığı da bu etki kadar aslında düşük hesaplandı” dedi.
DÖVİZDE BÜYÜYEN RİSK
Bireyler dahil özel sektörün toplam döviz pozisyon fazlasının son üç yılda 210,4 milyar dolardan 95 milyar dolara gerilediğini anlatan Yılmaz, bu bozulmanın temel kaynağının şirketlerin artan döviz açık pozisyonu olduğunu söyledi.
Yılmaz, aynı dönemde yabancı yatırımcıların TL pozisyonunun 19,6 milyar dolardan tam bir sıçrama etkisiyle yaklaşık yüzde 600 artarak 135,3 milyar dolara çıktığına dikkati çekti. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bunun önemli bölümü swap, tahvil, mevduat ve fonlar üzerinden gerçekleştirilen ve büyük ölçüde carry trade niteliği taşıyan yatırımlardan oluşmakta. Bu sermaye girişiyle kamunun döviz açık pozisyonu 330,1 milyar dolardan 129 milyar dolara geriledi. İyileşme Merkez Bankası’nın 205 milyar dolarlık döviz açığından 23,5 milyar dolar fazlaya geçmesinden kaynaklandı. Kamuda, Hazine tarafında ise bu dönemde yaklaşık 27 milyar dolar seviyesinde bir döviz açığında artış oldu.”
Yılmaz, 2023 yılı öncesinde önemli ölçüde kamu kesiminin üzerinde yoğunlaşan kur riskinin, program döneminde şirketler kesimi ile yabancı yatırımcılara doğru kaydığını ifade etti. Yüksek reel faizlerin teşvik ettiği TL pozisyonları sonucunda yabancı yatırımcıların üstlendiği kur riskinin, şirketlerin taşıdığı riske yaklaştığını kaydeden Yılmaz, bunun programın finansal dengeleri açısından dikkat çekici bir kırılganlık alanı oluşturduğunu vurguladı.
Yılmaz, yabancı yatırımcıların taşıdığı kur riskini şirketlerin kur riskiyle aynı nitelikte değerlendirmenin doğru olmayacağına işaret ederek, şunları söyledi.
“Yabancı yatırımcı TL varlıklardan çıkmak istediğinde döviz talebi yaratacak, bu talebin Merkez Bankası tarafından karşılanması durumunda (aksi söz konusu değil) ise riskin önemli bir bölümü yeniden Merkez Bankası bilançosuna yansıyacak ve rezervlerde azalmaya yol açacaktır. Dolayısıyla yabancı yatırımcıların artan TL pozisyonu, kur riskinin tamamen özel kesime devredildiği anlamına gelmemekte; olası bir sermaye çıkışı halinde bu riskin yeniden kamu kesimine, özellikle Merkez Bankası rezervleri üzerinden taşınması ihtimalini de beraberinde getirmektedir.”
Yılmaz, şirketlerin ihracatta fiyat avantajının zayıfladığı ve dış talebin daraldığı bir konjonktüre artan döviz açık pozisyonuyla girdiğini söyledi. Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, kur riskinin üretim ve istihdam üzerinde kısa ve orta vadede yaratacağı olumsuz etkilere değinerek, “Buradan çıkışsa geleceği güvence altına almaya yönelik programlara bağlı. Bu ise son üç yıl deneyimi yanında iç ve dış siyasetteki mutabakat problemleri nedeniyle bir güven sorunu ile karşı kalınacağını ve farklı şeyler yapılması gerektiğini bize söylemekte” diye konuştu.

