Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bingöl’ün dağlarından “kozmik bahçeler”e… Ressim Mahmut Celayir: “Benim kaynağım burası”

Bingöl’de doğup büyüdüğü coğrafyayı sanatının temel kaynağı olarak gören ressam Mahmut Celayir, doğanın, toprağın, ışığın ve toplumsal belleğin izlerini tuvale taşıyor. Uzun yıllar Almanya’da yaşayan Celayir, Dikme köyündeki atölyesinde ürettiği eserlerde Bingöl’ün florasını ve tarihsel hafızasını “kozmik bahçe” fikriyle buluşturuyor.

Bingöl’de doğup büyüdüğü coğrafyayı sanatının temel kaynağı olarak gören ressam

Haber: Kemal BATUR

(BİNGÖL) – Bingöl’de doğup büyüdüğü coğrafyayı sanatının temel kaynağı olarak gören ressam Mahmut Celayir, doğanın, toprağın, ışığın ve toplumsal belleğin izlerini tuvale taşıyor. Uzun yıllar Almanya’da yaşayan Celayir, Dikme köyündeki atölyesinde ürettiği eserlerde Bingöl’ün florasını ve tarihsel hafızasını “kozmik bahçe” fikriyle buluşturuyor.

Bingöllü ressam Mahmut Celayir, sanat yolculuğunun temelini doğup büyüdüğü coğrafyanın oluşturduğunu belirterek, yıllardır çalışmalarını doğanın, toprağın, ışığın ve toplumsal belleğin izleri üzerinden sürdürüyor. Almanya’da 20 yıldan fazla yaşayan ve çalışmalarını Avrupa ile Türkiye’de sürdüren Celayir, yaz aylarında doğduğu Bingöl’ün Dikme (Kur) köyünde kurduğu atölyede çalışıyor.

Bingöl merkeze bağlı Kur köyünde 1951’de doğan Celayir, çocukluk yıllarında doğaya duyduğu hayranlığın resme yönelmesinde belirleyici olduğunu ifade ediyor. 1972-1976 yılları arasında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda eğitim gören Celayir, sanatında kimlik, yurt, aidiyet, göçebelik, toprak, doğa ve toplumsal bellek gibi kavramları ele alıyor.

“DOĞDUĞUM KÖY BENİM İÇİN BÜYÜK BİR ŞANSTI”

Köydeki atölyesinde ANKA Haber Ajansı’na konuşan Celayir, doğduğu coğrafyanın sanat hayatındaki belirleyici rolünü şöyle anlattı:

“Her şeyden önce kendimi çok şanslı görüyorum. Birincisi, şu anda bulunduğum köyde doğmuş olmam benim için büyük bir şans. Çünkü doğası gerçekten çok güzel. Ben resim yapma sürecine de aslında böyle başladım. Çocukluk yıllarında doğaya duyduğum hayranlık ve o güzellik duygusu, zamanla sanatsal bir süreç içinde çok farklı bir noktaya evrildi.”

Celayir, çocukluk yıllarında gözlemlediği doğanın zaman içerisinde yalnızca bir görsel malzeme olmaktan çıkarak sanatının temel kaynaklarından birine dönüştüğünü söyledi. Yaz aylarını Bingöl’de geçiren Celayir, her gün doğa ve dağ yürüyüşleri yaptığını, bu yürüyüşlerin resim çalışmalarını doğrudan beslediğini belirtti.

“Buradaki doğa zenginliği, renkleri, canlılığı, ışık ve gölge yansımalarını resimlerimde kullanıyorum. Her yıl burada çalışarak doğa üzerinden farklı konseptler denemeye çalışıyorum” diyen Celayir, Bingöl’de yaz boyunca ürettiği eserleri uygun koşullarda İstanbul’a taşıyarak sergilediğini ifade etti.

Sanatçıya göre doğa, yalnızca resimlerinde kullanılan bir görüntü değil, üzerinde düşünülen, sorgulanan ve yeni anlamlar üretilen canlı bir kaynak.

“BENİM KAYNAĞIM BURASI”

Bingöl coğrafyasının sanatındaki yerinin çok özel olduğunu vurgulayan Celayir, şunları söyledi:

“Benim kaynağım burası. Doğa üzerine düşünceler üretiyorum. Işığı, doğası bana çalışma gücü veriyor. Doğayı resmetmemle birlikte ekolojik problemler, doğa sorgulamaları da yapıyorum. Bu coğrafya ve yerel malzeme benim için çok önemli.”

Celayir, doğduğu toprakların sanatında yalnızca bir mekân olarak değil, düşünsel bir kaynak olarak yer aldığını dile getirdi.

“KENDİMİ DOĞA RESSAMI OLARAK TANIMLASAM DA TOPLUMSAL BELLEK ÜZERİNE DE ÇALIŞIYORUM”

Celayir’in sanatında doğanın yanı sıra geçmişin izleri, eski yollar ve bölgede yaşanan toplumsal hareketlilik de önemli bir yer tutuyor. “Burada bir hafıza ve bellek var. Onun için eski yollar ve yaşamlar üzerinde duruyorum. Kendimi doğa ressamı olarak tanımlamama rağmen toplumsal bellek, tarih ve hafıza üzerinde de çalışıyorum” diyen Celayir, yaşadığı coğrafyanın geçmişten bugüne taşıdığı izleri resim aracılığıyla görünür kılmaya çalıştığını söyledi. Celayir, bölgenin tarih boyunca farklı kültürler ve medeniyetler arasında bir geçiş noktası olduğuna dikkati çekerek, bu tarihsel birikimin çalışmalarına da yansıdığını belirtti.

“BİNGÖL BENİM İÇİN BİR KAYNAK AMA KENDİMİ LOKAL BİR SANATÇI OLARAK TANIMLAMIYORUM”

Doğduğu coğrafyadan beslenmesinin sanatını yerel bir çerçeveyle sınırlamadığını ifade eden Celayir, “Benim malzemem Bingöl coğrafyasından. Doğa dokusu, flora zenginliği… Onun için kendimi şanslı görüyorum. Bingöl benim için bir kaynak. Tabii ki kendimi lokal bir sanatçı olarak sunmuyorum. Sanat günümüzde artık çağdaş, evrensel bir yöne doğru gidiyor. Ama malzemenin kökeni burada” diye konuştu.

Celayir, sanatının çıkış noktasının Bingöl olmasına karşın ulaştığı düşünsel alanın coğrafi sınırları aşması gerektiğini anlattı.

“KOZMİK BİR BAHÇEDE DOĞA İLE KÂİNATI BULUŞTURUYORUM”

Celayir’in son dönem çalışmalarında doğa, flora ve kozmos arasındaki ilişki öne çıkıyor. Kendi köyünün dahi kendine özgü bir ışığa sahip olduğunu belirten sanatçı, bu yaz üzerinde çalıştığı eserlerden birini “Kozmik bir bahçe” olarak tanımladığını söyledi. Celayir, “Kendi köyümün dahi farklı bir ışığı var. Bu bile beni etkiliyor. Kozmozun sonsuz içeriği ile doğanın buluşmasıdır. Buradaki florayı kâinatla buluşturmaya çalışıyorum” dedi.

Bu çalışmalarını ilerleyen dönemde “Kozmik bir bahçe” başlıklı bir sergiyle sanatseverlerle buluşturmayı planladığını belirten Celayir, eserlerinde makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki ilişkiyi sorguladığını ifade etti.

TARİHSEL BELLEK TUVALE YANSIYOR

Celayir’in çalışmalarında Bingöl ve çevresinin tarihsel geçmişi de önemli bir yer tutuyor. Bölgeden geçen tarihsel yolların farklı toplumları birbirine bağladığını belirten sanatçı, bu geçmişin taşıdığı göç, ticaret ve acıların da birer bellek unsuru olduğunu söyledi. Celayir, “Bizim buradan Kral Yolu, yani İpek Yolu geçmiş bir dönemde. İran ile Yunan, Roma arasında bir geçiş noktası. Bu tarihsel bir hafıza ve bellektir. Burada ticaret yapılmış, acılar, göçler yaşanmış. Bunu resimlerime taşıdım. Bu konu Avrupa’da daha ilgi gördü” ifadelerini kullandı.

ESERLERİ ÜZERİNE KİTAP ÇALIŞMALARI YAPILIYOR

Celayir’in sanat anlayışı ve eserleri üzerine farklı kentlerde akademik ve eleştirel çalışmalar da gerçekleştiriliyor. Sanatçı, eserleri üzerine kitap çalışmaları yapan yazarların bulunduğunu belirterek, Diyarbakır ve Londra’da gerçekleştirilen bu çalışmaların kendisi açısından önemli olduğunu söyledi.

Celayir’e göre sanatın kalıcı olabilmesi yalnızca eser üretmekten geçmiyor. Üretilen eserlerin düşünsel olarak ele alınması, tartışılması ve farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten sanatçı, sanatın toplumsal ve kültürel belleğin oluşmasındaki rolüne dikkati çekiyor.

Doğduğu coğrafyayı sanatının temel kaynağı olarak gören Celayir, Bingöl’ün doğasını, ışığını, florasını, tarihsel yollarını ve belleğini çağdaş bir sanat diliyle yorumlamaya devam ediyor.

Celayir, önümüzdeki ekim ayında ortak bir sergi gerçekleştireceklerini belirterek, sergide Bingöl’deki atölyesinde ürettiği eserlerin de yer alacağını söyledi.