Haber: Seyfi ÇELİKKAYA
(YOZGAT) – YENİ Parti Kurucu Yozgat İl Başkanı Abdullah Yaşar, tarımda hasat döneminin devam ettiği Yozgat’ta ilçe, belde ve köyleri ziyaret etti, çiftçilerin sorunlarını dinledi. Yaşar, “25 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı, AK Parti ülkeyi yönetiyor. 25 yılın sonunda çiftçi suçlu, manav suçlu, bakkal suçlu, kasap suçlu, market suçlu, herkes suçlu ama ülkeyi yönetenin hiçbir sorumluluğu yok” diye konuştu.
Yaşar, Yozgat’ta ilçe, belde ve köylere çeşitli ziyaretlerde bulunarak çiftçilerin sorunlarını dinledi.
Anadolu çiftçisinin babadan kalma usullerle soğan, patates, buğday ektiğini söyleyen Yaşar, vatandaşlarla sohbet ederken, “Devletin görevi yönlendirmek. Çiftçiyi yönlendirecek. Soğan ektin geçen sene, ırmağa döktün. Bu sene soğan ekmedin. Vatandaş soğan bulamıyor. Şimdi dışarıdan soğan getiriyor. Getirdiğin ülkenin çiftçisine verdiğin desteği Türk çiftçisine versen de evinde, köyünde, tarlasında dursa olmaz mı? Koca koca köylerimiz, beldelerimiz hepsi kapandı, mezraya dönüyoruz. Çiftçinin yaş ortalaması 58, gençler terk etti. Toprağı kim işleyecek?” ifadelerini kullandı.
“ÇİFTÇİ SUÇLU, HERKES SUÇLU AMA ÜLKEYİ YÖNETENİN HİÇBİR SORUMLULUĞU YOK”
Yaşar, tahıl ambarı Yozgat’ta çiftçinin sahipsiz olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
“Köye git, köylü perişan. Esnafa git, esnaf perişan. Çiftçisi perişan. Memuru perişan. Çalışanı perişan. Yüzü gülen bir kesim yok. 25 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı, AK Parti ülkeyi yönetiyor. 25 yılın sonunda çiftçi suçlu, manav suçlu, bakkal suçlu, kasap suçlu, market suçlu, herkes suçlu ama ülkeyi yönetenin hiçbir sorumluluğu yok. Sayın Cumhurbaşkanının hiçbir sorumluluğu yok. Pahalılık var, market yapıyor. Et pahalı, kasap yapıyor. Kardeş sen ne iş yapıyorsun? Vatandaşımız korkuyor, derdini anlatmaktan korkuyor.”
“OFİSLERİ KAPATTIK, ÇİFTÇİYİ TÜCCARIN ELİNE BIRAKTIK”
Abdullah Yaşar, kendi köyü Osmanpaşa’da daha önceleri Toprak Mahsuller Ofisi’nin (TMO) bulunduğunu, her yıl 17 bin ton, 20 bin ton buğday alındığını anlatarak, şöyle devam etti:
“İran’a, Irak’a mercimek ihraç ederdik. Bir hafta kamyoncu sıra bekler, haftada bir sefer İran’a, Irak’a mercimek götürürdü, evinin geçimini sağlardı. Kokulu mercimek, yeşil mercimek Yozgat’ın. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üzerinde yazar ‘ofis çiftçinin kara gün dostudur.’ Ofisleri kapattık, çiftçiyi tüccarın eline bıraktık. Ülkeyi kuran irade götürmüş Toprak Mahsuller Ofisi’nin silolarını Devlet Demir Yolları’nın üzerine koymuş. Altına vagon giriyor, yükünü alıyor, gidiyor. Şimdi bugünün teknolojisiyle de lisanslı depoculuk dediler. Yandaşlara destek veriyorlar. Herkese değil, belirli insanlar alıyor o teşviki. Tarlalara, dağların başına silolar yapıldı. Yolu yok, suyu yok, altyapısı yok. Çiftçi gidiyor içeceği suyu yok. Kullanacağı lavabosu yok. Bakıyorsun gelinen noktaya, demek ki tercih vatandaştan, üretenden değil. Tarımı ayağa kaldırmadan Yozgat’ı ayağa kaldıramazsınız. Biz tarım ülkesiyiz, iliyiz. 15 gün önceki 50 liralık soğanı, soğan getirir 15 liraya düşürürsen bu çiftçi bir daha ekemeyecek, üretemeyecek. Onu yapacağına mazottaki vergiyi almasam olmaz mı? 25 yıldır yüzde 76’ya kadar oy verdi. En çok oy veren illerin arasında geliyor Yozgat ama en çok göç veren illerin da arasında. Nüfusumuz yarıya düştü. Milletvekili sayımız yarıya düştü. Şimdi arkadaş yapılan bir şey yok mu? Tamam var. Allah razı olsun. Demek ki Yozgat’ın ihtiyacına göre yapılmamış. Yapılsaydı mı? Nüfus niye azaldı. Niye göç oldu? Şimdi belediyelerimiz mezraya dönüştü. Köylerimiz söyleyecek söz bulamıyorsun. Peki nasıl olacak? Nasıl kalkınacak bu memleket?”

