(BURDUR)- Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Ateşli Sanatlar Çarşısı esnafıyla bir araya geldi. Belediyenin kent genelinde gerçekleştirdiği çalışmalar ve yatırımlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Ercengiz, “Göreve geldiğimizde 25 milyon dolarlık bir borçla devraldığımız belediyemizin bugün, en son arazi satışından sonra kasasındaki para 670 milyona yaklaştı” dedi.
Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Ateşli Sanatlar Çarşısı esnafıyla kahvaltı programında buluştu. Yapılan çalışmalarla ilgili esnafa bilgi veren Ercengiz, belediyenin birçok alanda hizmetlerini sürdürdüğünü söyledi.
Başkan Ercengiz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Geride kalan yaklaşık 12 yıl var. Yaptığımız işleri sizlere zaman zaman televizyon programlarında, sosyal medya hesaplarımızda, zaman zaman da yapılan eleştirilere cevap mahiyetinde çıkarak, bir şekilde medya aracılığıyla anlatmaya ve bilgilerimizi sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Tabii yaşayan bir şehirde, nüfusu artan bir şehirde, üniversitesi bir taraftan büyüyen bir şehirde ihtiyaçların ve hizmet beklentisinin azalması mümkün değil. Bu beklenti her geçen gün artacaktır. Her geçen gün daha fazlasını istemek, bir vatandaş olarak hepimizin hakkıdır. Bunu sadece yerel yönetimden değil, bizleri yöneten her birimden, her kademeden, bakanlıktan ve merkezi yönetimden istemek de vatandaş olarak hepimizin hakkıdır. Çünkü bizler, özellikle Burdur özelinde konuştuğumda, vergisini düzenli ödeyen, vatanını ve milletini seven, vatanına ve milletine hizmetten geri durmayan bir şehrin insanlarıyız.
“BİR TARAFTAN BORÇ ÖDERKEN BİR TARAFTAN YATIRIM YAPMAYA ÇALIŞTIK”
Biz her şeyin iyisini hak ettiğimize inanıyoruz. Bu anlamda, 2014 yılında önce kentime, sonra da bu kentin bir insanı olarak kendime ve sizlere hizmet etmeyi büyük bir onur ve gururla yaşıyorum. Tabii bunu yaparken üç dönemdir çoğunluğu bizde olan belediye meclis üyesi arkadaşlarımın fikir ve görüşlerini alarak, belediyedeki 21 müdürlüğümüzde görev yapan müdür arkadaşlarımızın, amir arkadaşlarımızın ve personelimizin çalışma performansını değerlendirerek, ‘bunu daha üst düzeye nasıl çıkarabiliriz?’ diye konuşarak sizlere hizmet etmeye çalışıyoruz. Aslına bakarsanız, yaşadığımız kötü şeyler aklımızda kalabilir ama iyi şeylere çabuk alışıyoruz. İyi olan, konforlu olan bizi hayata alıştırdığı gibi, o alandan geri gitmememiz için de bir konfor alanı yaratıyor. Örneğin göreve geldiğimizde kentin gündeminde olan birçok sorunu çözmeyi vadetmiştik. Bunlar çok kolay işler, ucuz yatırımlar değildi. Büyük yatırımlardı. Bu büyük yatırımlar için çaba sarf ettik. Bu yatırımları gerçekleştirebilmek için kredi imkânlarını kovaladık. Bir taraftan borç öderken bir taraftan yatırım yapmaya çalıştık. Bunları hep söylüyoruz. Şunun için söylüyoruz: ‘Ne yapıldı?’ diye sorulduğu zaman, aslında ne yapılmadığından başlamak lazım. Biz de bunun için yapılanları anlatmaya çalışıyoruz.
“BİR DÖNEM CİDDİ SIKINTILAR YAŞADIK”
Göreve geldiğimizde 25 milyon dolarlık bir borçla devraldığımız belediyemizin bugün, en son arazi satışından sonra kasasındaki para 670 milyona yaklaştı. Yani 500 milyon liralık satıştan gelen parayı düşündüğümüzde, üzerine 170 milyon lira daha koyduğumuz; içme suyu yatırımını yaptığımız, atık su arıtma tesisini yaptığımız, bugüne kadar 20-25 kilometre yağmur suyu ve drenaj hattını yaptığımız bir süreçten bahsediyoruz. 75 bin nüfustan 100 bin nüfusa çıkmış Burdur’un yeni mahallelerinde, daha doğrusu eski mahallelerinde yeni açılan yollarımızı yaptık. Bir dönem ciddi sıkıntılar yaşadık. Bu sıkıntının temel nedeni, sadece havzamızdaki kuraklık değil, içme suyu havzamızda olağanüstü şekilde sulu tarıma yönelme olmasıydı değerli arkadaşlar. Şükürler olsun, bununla ilgili de birçok çözüm ürettik. Bugün Senir Göl Geçişi İçme Suyu Projesi ile ilgili altyapı yatırımlarımız hızla devam ediyor. Bu proje birçok meşakkatli yoldan geçti. 2020 yılından beri tam 20 kurumdan, 36 ay boyunca evrak toplayarak, izin alarak, görüş alarak bu süreci tamamladık. Ardından yapım ihalesi ve yapım işi sürecine geçtik. Bugün Allah izin verirse 2027 yılında o suyu da Burdur’umuza kazandırmış olacağız.
Dolayısıyla aslında baktığımızda birçok temel hizmet tamamlandı. Bunun yanında üst yapıyla ilgili beklentiler vardı. Vatandaşımızın daha farklı işler yapılması, Burdur’un çağdaş bir görüntüye kavuşmasıyla ilgili talep ve beklentileri vardı. Burdur Belediyesi tarihinde belki de ilk defa bir spor salonu yaptı. Kreşlerimizi yaptık. Şimdi üçüncüsünü de başka bir gönül insanımızın katkısıyla yapıyoruz. Engelli evlatları olan vatandaşlarımıza hizmet verebileceğimiz bir rehabilitasyon merkezini de şehrimize kazandırdık. Biz iş makinesine muhtaçken, bugün kendi ilçelerimize, bize ihtiyaç olmadığı günlerde iş makinelerimizi gönderip yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sosyal faaliyetlerde, etkinliklerde hiçbir şehirden geri kalmayacak etkinlikleri yaratmaya çalışıyoruz. Çünkü bugün 25 bin öğrenciye ulaşmış bu kentin artık bir öğrenci kenti alışkanlığını da yaratması gerekiyor.
“HER ŞEYİ BELEDİYEDEN BEKLEMEK DOĞRU DEĞİL”
Geçtiğimiz yıl içerisinde içkili yer bölgesiyle ilgili bir tartışma oldu. Tam da yeri gelmişken bu konuyu konuşalım ki birileri gelip bir şeyler anlatmasın; doğrusunu, yanlışını sizler de bilin. İçkili yer bölgesiyle ilgili öncesinde sosyal medya üzerinden bir tartışma başladı. Vatandaşımız bunu sosyal medyada tartışmaya başladı, ardından basın mensupları ve basın temsilcileri de bunu haber yapmaya başladılar. ‘Burdur’un parası Isparta’ya gidiyor. Her cuma, cumartesi akşam Burdur’un gençleri, Burdur’un vatandaşları eğlenmek için Isparta’ya gidiyor. Hatta buradan 7-10 kişilik minibüsler kiralayıp gidiyorlar ve paramız Isparta’da kalıyor. Bu yönde Burdur Belediyesi yatırım yapacak mı, yapmayacak mı?’ şeklinde bir tartışma başladı. Bir kere her şeyden önce her şeyi belediyeden beklemek doğru değil.
Biz müteşebbisin yatırım yapmasını, girişimlerde bulunmasını destekleriz ve önünü açmaya çalışırız. Dedik ki Burdur’da içkili yer bölgesiyle ilgili 2007 yılında alınan bir karar neticesinde Oluklaraltı bölgemiz maalesef hiç istemediğimiz bir görüntüye ulaştı. Bizim gençliğimizde, çocukluğumuzda orada bir kültür vardı. İnsanlar akşamüstü eşleriyle, dostlarıyla gider, sohbet ederdi. Fakat Oluklaraltı zaman içerisinde bu kültürden uzaklaştı ve tabiri caizse bir batakhaneye dönüştü. Birçok insanın yuvasını yıktı, birçok insanı yoksullaştırdı, birçok insanın maalesef kavga sonucu yaralanmasına, hatta hayatını kaybetmesine neden olan sonuçlara ulaştı. Bundan dolayı vatandaşımızda içkili yer bölgesiyle ilgili intiba oldukça olumsuz hale geldi. Biz de bunu Burdur’a yakışır bir hale nasıl getirebiliriz diye konuşmak adına bir komisyon oluşturduk. Bu komisyonda tüm siyasi partilerin meclisteki temsil oranlarına göre arkadaşlarımıza görev verdik.
“BURAYI BİZ DEĞERLENDİRELİM DEDİK”
Arkadaşlarımız bu görevi yapmak üzere Burdur’un çeşitli yerlerinde araştırma ve inceleme çalışmaları yaptılar. Bu süreçte bizleri de ziyaret ettiler. ‘Isparta bu işi nasıl yaptı?’ diye sorduklarında, Isparta’nın eski ve artık kullanılmayan bir hal bölgesini bu amaçla kullandığını, çok güzel, otantik, eskiyi yaşatan yeni bir mekân oluşturduğunu ve gündüz hayatın devam ettiği, akşam saatlerinde ise vatandaşın yaşam alanını rahatsız etmeyecek bir bölge olması nedeniyle uygun görüldüğünü söylediler. Biz de arkadaşlara, ‘Buna benzer yerleriniz varsa siz de bakın, birlikte değerlendirelim’ dedik. İşte şu arka tarafta gördüğümüz hal ile ilgili arkadaşlarımız, ‘Bizim de buna benzer bir yerimiz var, acaba olabilir mi?’ dediler. Biz de dedik ki, gündüz burada saat 6’ya kadar iş var. Akşam saat 6’dan sonra, özellikle yaz günlerinde, burada hayat duruyorsa burayı da değerlendirelim. Zaten hal, şu anki haliyle yeterince fonksiyonunu yerine getirmiyor değerli arkadaşlarım. Hatta bugün halimizi çalıştırdığımız personel açısından bile zarar ediyor. Onun için bu hali hem daha fonksiyonlu hale getirebilmek hem de vatandaşa hizmet edebilmesini sağlamak amacıyla, zaten başlangıçta halimizi şehrin dışına taşımayı düşünmüştük. Üreticilerimizi de koruyabilmek adına bu düzenlemeyi gerçekleştirebiliriz diye düşündük. Burayı da bu şekilde belki değerlendirebiliriz. Oturup konuşalım, tartışalım dedik. Fakat hemen bu işin siyasi boyutu devreye girdi. Maalesef buradan bizleri sizlerle karşı karşıya getirmeye çalışan kötü bir çalışma yapıldı.
“ÜRETİCİMİZİ KORUYAN VE KOLLAYAN BİR HAL YATIRIMINI YAPACAĞIZ”
Değerli arkadaşlar, 12-13 yıldır bu görevdeyim. Ben bir siyasetçi olmamı bir kenara bırakın, bu konuda çok iddialı değilim. Ama iyi bir Burdurluyum. İyi bir Burdur sevdalısıyım ve yaşamımı, Allah nasip ederse, bu kentte geçirmeyi kendime amaç edinmiş bir insanım. Ben sabah sokağa çıktığımda, akşam evime girerken hiçbir vatandaşımızın yüzünü çevirmesini, suratını eğmesini ya da benimle dargın olmasını istemem. Ben kimseye rağmen bir iş yapmam. Bunlar zaten toplumla birlikte yapılması gereken işlerdir. ‘Ben kararımı verdim, yaptım oldu’ mantığıyla yapılacak işler değildir. Neticede süreç idari mahkemeye taşındı. Meclis kararları neticesinde bugün idari mahkeme bu kararı iptal etti. Biz de bu kararımızla ilgili olarak dedik ki: ‘Madem böyle bir yapı istenmiyor, halk da buna sahip çıkmıyorsa ve Burdur’umuz bu konuyla ilgili Isparta’da yapılmış yatırımları değerlendirmeyi tercih ettiyse, buyursun vatandaşımız her cuma, cumartesi gönlünce gitsin Isparta’da eğlensin. Bizim açımızdan bir sorun yok.’ Aksine, böyle bir alanın işletilmesiyle ilgili belediyeye doğacak birtakım mükellefiyetler var. Biz bundan da kurtulmuş oluruz dedik. Sonuç itibarıyla bugün burada Hal Müdürlüğümüz vazifesine devam etmektedir. Kurna Muhtarımızla da yaptığımız görüşmeler neticesinde oraya Burdur’umuza yakışan, üreticimizi koruyan ve kollayan bir hal yatırımını yapacağız. Bununla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Hepinize katılımlarınızdan dolayı teşekkür ederim.”

