Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ümit Özdağ: Bu gazilerden neden bu kadar korkuyorsunuz?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Güvenpark’ta oturma eylemi yapan er şehit yakınları ve gazilere yönelik polis müdahalesine tepki göstererek, “Bu insanlar hayatlarını devlet ve millet yaşasın diye verdiler. Bacaklarını verdiler, kollarını verdiler, gözlerini verdiler. Şimdi İçişleri Bakanlığı önünde bir açıklama yapmalarını neden engelliyorsunuz” diye sordu. 

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Güvenpark’ta oturma eylemi yapan

Haber: Batuhan DÜKEL – Kamera: Eylem Ladin DEĞER

(ANKARA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Güvenpark’ta oturma eylemi yapan er şehit yakınları ve gazilere yönelik polis müdahalesine tepki göstererek, “Bu insanlar hayatlarını devlet ve millet yaşasın diye verdiler. Bacaklarını verdiler, kollarını verdiler, gözlerini verdiler. Şimdi İçişleri Bakanlığı önünde bir açıklama yapmalarını neden engelliyorsunuz” diye sordu.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin Yenimahalle İlçe Başkanlığı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özdağ, konuşmasına er şehit yakınları ve gazilerin Güvenpark’ta sürdürdüğü oturma eyleminin 38’inci gününde gerçekleştirilen polis müdahalesine tepki göstererek başladı. Özdağ, “Bu gazilerden neden bu kadar korkuyorsunuz? Bu insanlar hayatlarını devlet ve millet yaşasın diye verdiler. Bacaklarını verdiler, kollarını verdiler, gözlerini verdiler. Şimdi İçişleri Bakanlığı önünde bir açıklama yapmalarını neden engelliyorsunuz? İnanılır gibi değil. Türkiye böyle bir dönemden geçiyor” diye konuştu.

“DEM MİLLETVEKİLİ İÇİN NEDEN SORUŞTURMA AÇILMIYOR?”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenen Özdağ, 15 Ağustos’ta bazı kentlerde terör örgütü PKK’nın ilk silahlı eyleminin yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen gösterilere ilişkin şunları kaydetti:

“15 Ağustos’ta Türkiye’nin değişik yerlerinde, Mersin, Adana, Ankara’da üç ilçe başta olmak üzere, PKK’nın lanet Türk askerlerinin şehit olduğu ilk terör eylemini sözde kutlamak adına gösteriler yapılıyor, havai fişekleri patlatılıyor. DEM milletvekilleri sosyal medyada bu rezaletleri iş yapıyormuş gibi duyuruyorlar. Ama bir Cumhuriyet Savcısının aklına da bu eylemlere karşı ve bu eylemleri böyle lanse edenlere karşı halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten soruşturma açmak gelmiyor.

Buradan Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sesleniyorum. Sayın Bakan, 12 tane vatandaşımızı yakarak öldüren teröristin meydanlarda ‘pişman değiliz’ diye dolaşması halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek değil midir? Genel Kurul’da yaptığı konuşma için, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen İYİ Parti Grup Başkan Vekili için soruşturma açılıyor da terör eylemi kutlamasını kutlayan DEM milletvekili için neden kin ve düşmanlığa tahrikten soruşturma açılmıyor? Bu olacak şey mi?”

“İKTİDARI DESTEKLEMİYORSA CEMAAT VE TARİKAT DEĞİLDİR”

Furkan Vakfı’na yönelik operasyona da değinen Özdağ, “Bu sabah yine bir şafak operasyonuyla uyandık. Furkan Vakfı’na operasyon yapılmış. Ama Furkan Vakfı’na operasyon yapılacağı haberini biz Cumhurbaşkanı’nın bir danışmanının yaptığı X paylaşımından zaten öğrenmiştik. Anlaşılan şöyle söyleniyor: Bir cemaat ve tarikat iktidarı desteklemiyorsa cemaat ve tarikat değildir. Bunu anlamış olduk. Evet. Ve süreç sanıyorum iktidarı desteklemeyen diğer tarikat ve cemaatleri de kapsayacak şekilde devam edecek” ifadesini kullandı.

“İSRAİL UÇAKLARININ SINIRIMIZIN DİBİNE GELMESİNE NASIL İZİN VERİYORSUNUZ?”

Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, İsrail savaş uçaklarının İdlib’de bir askeri üs ve havaalanını vurduğunu belirterek, saldırının Türkiye’ye yönelik olduğunu savundu. Özdağ, şunları söyledi:

“İsrail savaş uçakları İdlib’de bir askeri üssü, havaalanını vurdular. Burnumuzun dibinde bir üssü vurdular. Suriye’de olan biteni Zafer Partisi olarak yakından ve sahada izliyoruz. Bu saldırı İsrail’in Suriye’de Türkiye’ye yönelik yapmış olduğu bir saldırıdır, bunu biliyoruz. Buradan iktidara soruyoruz: İsrail uçaklarının sınırımızın burnunun dibine kadar gelmesine nasıl izin veriyorsunuz? Yine Suriye’de sivil amaçlarla nehir üzerinde köprü yapan Türk askerlerinin üzerinde İsrail F-35’lerinin dolaşmasına nasıl izin veriyorsunuz? Eğer İsrail savaş uçakları İdlib’e kadar gelip Türk hava sahasına bu kadar yaklaşabiliyorsa, Türk savaş uçakları neden Suriye’nin güneyinde ve Şam’ın üstünde uçmuyor? Neden Golan Tepeleri’nin üzerinde uçmuyor? Caydırıcılık böyle olur. Evet, Türkiye’yi Suriye’de sokmuş olduğunuz durum budur.”

“BAŞKA HANGİ KATİLLERİ ARAMA LİSTELERİNDEN ÇIKARTACAKSINIZ?”

Özdağ, SDG’nin önde gelen isimlerinden Suriye Savunma Bakan Yardımcılığına atanan “Sipan Hemo” kod adlı Semir Asu’nun Türkiye’de terör örgütü listesinden çıkarılmasına da tepki gösterdi. Özdağ, şunları söyledi:

“Yine Suriye’de önemli bir gelişme oldu. PKK’nın Suriye’de KYP’yi, YPG’yi kurmak üzere yollamış olduğu on bir tane kıdemli PKK’lı terörist vardır. Bu PKK’lı teröristler Suriye’de PKK’yı inşa eden adamlardır. Bunların hepsinin elinde Türk askerinin kanı vardır. Bakın, çok net söylüyorum: Türk askerinin kanı vardır. Bizzat alçakça terör eylemlerinin içinde olmuşlardır. Terör eylemleri talimatı vermişlerdir. Terör eylemlerini bizzat yönetmişlerdir. Ve bunlardan hepsi Türk devleti tarafından aranırlar. Ve bunlardan bir tanesi, başına 20 milyon TL, Türkiye’nin koyduğu en yüksek ödül konularak aranan kişidir. Ve bu adam, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı oldu. Bunu kabul ettiniz. Hani Şam’ı fethetmiştiniz? Hani Şara sizin dostunuzdu, çay içiyordunuz, kahve içiyordunuz, her dediğinizi yapıyordu? Ve şimdi duyuyoruz ki bu katil, evet, bu eli Türk askerinin kanıyla dolu olan katil, arama listesinden sessiz sedasız çıkarılmış.

Neye hazırlanıyorsunuz? Yarın bu katil Ankara’da kırmızı halıyla karşılanıp Türk generalleriyle el mi sıkışacak? Bu nasıl iştir? Başka sessiz sedasız hangi katilleri arama listelerinden çıkartacaksınız? Hangileri Ankara sokaklarında, İstanbul sokaklarında ellerini kollarını sallayarak dolaşacak? Kabul edilebilir değil.”

MHP’YE BARZANİ VE “ÇERÇEVE YASA” ELEŞTİRİSİ

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisine yönelik drone saldırısına ilişkin MHP Meclis Grubu Başdanışmanı Yaşar İçen’in sosyal medya hesabından Barzani’ye “geçmiş olsun” dileğinde bulunmasına da tepki gösteren Özdağ, “Kimlerin kimler için üzüldüğünü görüyoruz. Üzülmesi gerekenler herhalde önce Irak Türkmen Cephesi’nin Kerkük’te baskı altında olan mensuplarıydı. Yok, artık onlar için üzülmüyor” ifadelerini kullandı.

Hakkari’nin köklü aşiretlerinden Pinyaniş Aşireti lideri Orhan Piruzbeyoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaretinin ardından yaptığı açıklamaya da değinen Özdağ, şunları kaydetti:

“Bir Hakkari aşiret reisi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmiş ve çıkışta yaptığı açıklamada, ‘Çerçeve yasa Kürdistan’ın dört parçası için geçerli, dedi bana Devlet Bahçeli.’ MHP Genel Merkezi’nden bu zatın söylediği, yaptığı açıklamayla ilgili bir yalanlamanın basında çıktığını görmedik. Sayın Bahçeli, eğer gerçekten bu zatın iddia ettiği gibi bu yasa, çerçeve yasa Kürdistan’ın dört parçasında da geçerli diyorsa, Türkiye’nin güneydoğusunu Kürdistan kabul ediyor demektir. Bu noktaya mı geldik? Evet, bu konuda herhalde MHP Genel Merkezi küfretmeden bir açıklama yapmayı becerebilir diye düşünüyoruz.”

“VATANDAŞ ÇOK BÜYÜK BİR EKONOMİK ZULMÜN ALTINDA İNLİYOR”

Özdağ, üç gündür Ankara’da sürdürdüğü esnaf ziyaretlerine ilişkin bir soru üzerine, Anafartalar’da ziyaret ettiği bir kuyumcunun kendisine, “Hocam boş ver, altın iner çıkar. Bu çerçeve yasayla vatan ayağımızın altından kayıyor. Esas konuşmamız gereken bu” dediğini aktardı.

Özdağ, Türk halkının ağır bir ekonomik buhrandan geçtiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Türk halkı çok ağır bir ekonomik buhrandan geçiyor. Bu ekonomik buhran dayanma sınırlarını aşmış durumda. İnsanlar açlıkla mücadele ediyorlar. Ankara’da meyve halinde bir hanımefendi dedi ki: ‘Ben 45 yıllık evliyim, eşim iki sene önce vefat etti, kanser hastasıyım ve 16 bin 300 lira dul maaşıyla geçinmek zorundayım. Lütfen bana söyleyin, ne yapmam gerekiyor?’ Evet, değerli arkadaşlar, vatandaş gerçekten çok büyük bir ekonomik zulmün altında inliyor. Ama küçük bir grup da bu zulüm devam ederken, bu soygun devam ederken, enflasyon aracılığıyla yapılan her geçen gün biraz daha büyük paralar kazanmaya devam ediyor.

Son Süleymancılar operasyonu sırasında ortaya çıkan gerçeklerden birisi de yurt dışına Süleymancıların 1 milyar dolar gibi para transfer ettikleri iddiasıdır. Ama yurt dışına çıkan paranın 80 milyar dolardan fazla olduğunu Türkiye’den biliyoruz son yıllarda. Sadece son yıllarda Türkiye’den yurt dışında gayrimenkul satın almak üzere çıkartılan para, resmî rakamlara göre 12,5 milyar dolardır. Bırakın Türkiye’ye yabancı sermaye gelmesini, bu sene durum o noktaya gelmiştir ki Türkiye’ye giren sermayeden daha fazlası Türkiye’den çıkmış durumdadır. Hukukun olmadığı yerde ekonomik gelişme olmaz.”