Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’dan “çerçeve yasa”ya tepki: “Bu, yeni bir Sevr tasarımıdır”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen çerçeve yasanın, “PKK’ya yönelik özel af” niteliğinde olduğunu savunarak,  “Bu yeni bir Sevr tasarımıdır ve Sevr’in 106’ncı uğursuz yıl dönümünde, TBMM’ye getirilmesi de tesadüf değildir; Allah’ın günü mü kalmadı” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen

(ANKARA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen çerçeve yasanın, “PKK’ya yönelik özel af” niteliğinde olduğunu savunarak, “Bu yeni bir Sevr tasarımıdır ve Sevr’in 106’ncı uğursuz yıl dönümünde, TBMM’ye getirilmesi de tesadüf değildir; Allah’ın günü mü kalmadı” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Birinci TBMM Binası önünde yaptığı açıklamada, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen çerçeve yasaya tepki gösterdi.

Özdağ, “PKK terör örgütü ve elebaşısı Abdullah Öcalan’la yapılan ikinci müzakere süreci sonunda gelinen noktada, Sevr Anlaşması’nın uğursuz 106’ncı yıl dönümünde PKK’ya yönelik bir özel af yasa tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmiştir ve şimdi görüyoruz ki başta Abdullah Öcalan olmak üzere terör örgütü ve yandaşları sevinç naraları atmakta, Abdullah Öcalan bu süreci, Cumhuriyetimizin kuruluşu kadar önemli olarak nitelendirmektedir. Demek ki mesele sadece bir af yasası değil, bu PKK’ya yönelik özel af yasasıyla birlikte devletimizin kuruluş esaslarının ortadan kaldırılarak, Öcalan’ın ifadesiyle sözde bir demokratik Cumhuriyet’e geçiş sürecinin ilk adımı atılmak istenmektedir” diye konuştu.

Teklif Meclis’e getirilirken, Türk milletine de dünyaya da “PKK terör örgütünün kendisini feshettiği, silah bırakmayı kabul ettiği, bu silahların devlet güçlerinin denetiminde toplanacağı”nın söylendiğini ifade eden Özdağ, şöyle devam etti:

“PKK, sadece PKK değil, PKK, KCK, PKK kapsamında Irak’ta, İran’da ve Suriye’de de örgütlü bir narkoterör örgütüdür. PKK’nın Suriye ayağı YPG’nin 4 tugay halinde örgütlenen yapısının silahlarını da toplayacak mısınız? Hayır. Irak PKK’sının silahlarını teslim alıp imha edecek misiniz? Hayır. Hala İran’da, İran Özel Kuvvetleri ve Devrim Muhafızlarıyla çarpışan PKK terör örgütünün elindeki silahları alacak mısınız? Ona da hayır. O zaman hangi silahları alıyorsunuz? PKK, kendisini feshedecek… Hangi PKK kendisini feshediyor? İran’daki PKK mı, Suriye’deki PKK mı, Irak’taki PKK mı? Hayır. Örgütün örgütsel yapısı, varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bu yasa tasarısı ile terör örgütü elebaşı ve üyeleri dağılmak yerine affediliyor, cezaevinden tahliye ediliyor. Dış destek başta olmak üzere finansal, lojistik ve uyuşturucu altyapısına yönelik tedbirler olduğunu görmüyoruz. 2024’e kadar devlet kayıtlarından ‘narkoterör örgütü’ olarak geçen örgütün, 2025 ve 2026 belgelerinden narkotik kaçakçılığı ile ilgili faaliyetlerinin durmamasına rağmen çıkartıldığını görüyoruz. Ayrıca Öcalan’ın, bu yasa ve süreç çerçevesinde bulunduğu İmralı adasında mahkum konumundan çıkartılıp ‘siyasi misafir’ haline getirileceği ve umut hakkı çerçevesinde de sonunda serbest kalacağı anlaşılıyor.

“TERÖRLE MÜCADELEDE AMAÇ ÖRGÜTÜ YOK ETMEKTİR”

Terörle mücadele sonucunda devletlerin amacı, terör örgütlerini yok etmek, toplumla bağını kesmektir. Oysa bu yasayla Irak’ta, İran’da, Suriye’de terör eylemlerini sürdüren bir örgütün elemanları Türkiye’de topluma entegre edilecekmiş gibi gösterilmektedir. Bunların zaman zaman Irak’a, Suriye’ye, İran’a gidip yarı zamanlı terörist olarak faaliyet göstermeyeceklerinden emin misiniz? Birinci terörle müzakere sürecinde pratiklerinizin Irak’a gidip Kandil’de eğitim aldıktan sonra gelip Türkiye’deki hendek terörünün altyapısını hazırladıklarını unuttunuz mu?

Önümüzdeki aylarda, anayasal veya yasal düzenlemeler yapılması sırasında anlaşmazlık çıkarsa PKK terör örgütünün Irak, Suriye veya İran’daki unsurlarıyla Türkiye içinde eylem yapmayacağından, terör eylemi yapmayacağından emin misiniz? Ankara’da Kahramankazan’da TUSAŞ’a yapılan baskının Suriye PKK’sı tarafından yapıldığını unuttunuz mu? Bu Çerçeve Yasa, Türk siyasetinde Ergenekon, Balyoz, casusluk davalarıyla yaratılan birinci travmadan, 2017’deki kirli referandumla gerçekleşen ikinci travmadan sonra çok ağır ve telafisi zor yeni bir toplumsal, siyasal travmaya, psikolojik travmaya, bir toplumsal kırılmaya neden olabilir.

Çünkü biliyoruz ki PKK affı olan bu tasarı, sadece bir başlangıç niteliği taşımaktadır. Daha sonra Anayasa’da yapılacak değişikliklerle mezhep ve etnik yapılara siyasi ayrıcalıklar verilmesi ve ucu açık bir Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesi hedeflenmektedir. Böylece büyük Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının arkada burada, Birinci Meclis’te kurmuş olduğu Milli Üniter Laik Türkiye Cumhuriyeti fesholacak, Öcalan’ın ‘Demokratik Cumhuriyet’ diye ifade ettiği gevşek bir üniter devlet denilen bazıları tarafından, ama gerçekte çok uluslu özerk bölgeli bir federasyona doğru Türkiye, sürüklenmek istenecektir.”

“TÜRKİYE, YUGOSLAVYA’YA, IRAK’A, LÜBNAN’A DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENMEKTEDİR”

Ümit Özdağ, terör örgütü yandaşlarının, “yüz yıllık düğüm çözülüyor” diyerek sevindiklerini savundu.

İktidara 3 Kasım 2002’de gelen AK Parti’nin, bugün Türkiye’yi getirdiği noktanın bu olduğunu söyleyen Ümit Özdağ, “İstiklal Harbi ile kurduğumuz ve şimdi bugünkü gayrimilli eğitimsizlik Bakanı’nın ders kitaplarından çıkartmak istediği İstiklal Harbi sonucunda inşa ettiğimiz Cumhuriyet, ağır bir tehdit altındadır. Türkiye, Yugoslavya’laştırılmak istenmektedir. Türkiye Irak’laştırılmak, Türkiye Lübnan’laştırılmak istenmektedir. Bu yeni bir Sevr tasarımıdır ve Sevr’in 106’ncı uğursuz yıl dönümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmesi de tesadüf değildir. Allah’ın günü mü kalmadı?” dedi.

Zafer Partisi olarak, terörle müzakere yerine hemen mücadeleye dönülmesi gerektiğine inandıklarını dile getiren Özdağ, şöyle devam etti:

“PKK’nın dış desteği; lojistik, finans ve uyuşturucu altyapısı tahrip edilmeli; bölge ülkeleri ile iş birliği içerisinde PKK/KCK’nın Orta Doğu’daki bütün parçaları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin meşru hedefi haline gelmelidir. Milli Üniter Laik Türkiye Cumhuriyeti, tavizsiz bir şekilde babalarımızdan ve dedelerimizden devraldığımız gibi çocuklarımıza ve torunlarımıza emanet edilmelidir. Türkiye teröre, terör örgütüne yenilmedi. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Jandarma Teşkilatı, Türk Polis Teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı, kahraman güvenlik güçlerimiz terör örgütünü iki defa yendiler, ezdiler ve şimdi onların kanları pahasına, terleri pahasına kazanmış oldukları büyük zafer siyasi masalarda heba edilmemeli. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

“BU YEMİNİ EDEN MİLLETVEKİLLERİNİN BU YASAYA ‘EVET’ DEME LÜKSÜ YOKTUR”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ümit Özdağ, “çerçeve yasanın TBMM’de edilen milletvekili yeminiyle örtüşüp örtüşmediği” sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Bir sayın milletvekili, bu yasaya ‘hayır’ diyeceğini dün akşam açıklarken, bu hayırın gerekçesini milletvekili yeminine dayandırdı. Çok haklıdır. Bu yemini eden milletvekillerinin, bu yasaya ‘evet’ deme lüksü yoktur. Ayrıca, bu yasaya, ‘evet’ diyenler, destekleyenler oluşması için çalışanlara hukuki bir koruma getiriyor. Neden? Yaptığınız işin doğru olduğundan emin değil misiniz? Neden hukuki bir korumaya ihtiyaç duyuyorsunuz? Hani büyük bir iş yapıp terörü sona erdiriyorsunuz, onu söylüyorsunuz. Peki neden kendinizi hukuki koruma altına almak istiyorsunuz? Doğru iş yaptığından emin olanlar, millete karşı vicdanı rahat olanlar yasa maddelerinin arkasına sığınarak koruma aramazlar.

Zafer Partisi olarak biz Türkiye’nin milli, üniter, laik cumhuriyet olarak İstiklal Harbi felsefesi üzerinde 21’inci yüzyılda yoluna devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu inanca sahip olan herkesi, daha önce hangi siyasi partiye oy vermiş olurlarsa olsun, Zafer Partisi saflarında milli, üniter Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmaya davet ediyoruz.”