(ANKARA) – DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, “Hukukta vaat edileni karşılamayan hizmet ayıplı hizmettir. Siyasette de millet, kendisine verilen sözle yaşadığı hayat arasındaki farkı gayet iyi görmektedir. Bu iktidarın eksiklerini giderme süresi de mazeret üretme hakkı da tükenmiştir. Millet bu ayıplı hizmetin hesabını ilk sandıkta soracaktır” dedi.
Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, hukuktaki “ayıplı hizmet” kavramını siyasi tabloya uyarlayarak, iktidarın verdiği vaatlerle vatandaşların yaşadığı koşullar arasında büyük bir fark bulunduğunu ifade etti.
İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Şahin, şunları kaydetti:
“Hukuki bir kavramı siyasete tercüme edersek, iktidarın millete sunduğu hizmetin adı artık ayıplı hizmettir. Çünkü millet refah istedi, siz yoksulluk teslim ettiniz. TÜRK-İŞ’in son araştırmasında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 120 bin lirayı aştı. Asgari ücret, bir ailenin yalnızca mutfak giderini dahi karşılayamaz hâle geldi. Emeklinin aylığı açlık sınırının binlerce lira altında kaldı. Sonra çıkıp ekonominin iyiye gittiğini söylüyorsunuz. Kimin ekonomisi iyiye gidiyor? Pazara çıkamayan emeklinin mi, kirayı ödeyemeyen çalışanın mı, çocuğunun beslenme çantasını dolduramayan annenin mi? Millet size sofrasını büyütün diye yetki verdi; siz sofradan eti, sütü, meyveyi eksilttiniz. Vatandaşı kredi kartına, esnafı borca, emekliyi pazardaki artık ürünlere mahkum ettiniz.”
“PAKETLERİN NUMARASI BÜYÜRKEN ADALET BEKLEYENLERİN SIRASI GELMEDİ”
Yargı alanında çıkarılan düzenlemelerin temel sorunları çözmediğini vurgulayan Şahin, infaz eşitsizliklerinin giderilmediğini, KHK kaynaklı mağduriyetlerin görmezden gelindiğini ve uzun tutukluluğun cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğünü savundu.
Şahin, “Millet adalet istedi, siz paket teslim ettiniz. On iki yargı paketi çıkardınız ancak paketlerin numarası büyürken adalet bekleyenlerin sırası bir türlü gelmedi.” dedi.
Hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğini vurgulayan Şahin, şu ifadeleri kullandı:
“Millet adalet istedi, siz paket teslim ettiniz. On iki yargı paketi çıkardınız ancak paketlerin numarası büyürken adalet bekleyenlerin sırası bir türlü gelmedi. İnfaz eşitsizlikleri çözülmedi, KHK kaynaklı mağduriyetler görmezden gelindi, uzun tutukluluk ise bir tedbir olmaktan çıkarılarak cezalandırma yöntemine dönüştürüldü. Çünkü mesele yalnızca yeni kanun çıkarmak değil, hukuku herkese eşit uygulamaktır. Hukuk sevdiğinize ayrı, sevmediğinize ayrı uygulanıyorsa orada adalet değil, iktidarın keyfi vardır. Bu anlayış demokratik siyaseti de daraltmış, sandıkta yarışılması gereken siyasi rakiplerin adliye koridorlarında etkisizleştirilmeye çalışıldığı bir düzen ortaya çıkarmıştır. Muhalefet belediyelerine yönelik peş peşe operasyonlar da bu kaygıyı büyütmektedir. Siyasi rekabetin yeri karakol, savcılık ve cezaevi değil, sandıktır. Aynı baskıcı anlayış basın üzerinde de sürdürülmektedir. Gazeteciye soruşturma, televizyona ceza, habere erişim engeli getirerek milletin doğru haber alma hakkını sınırlıyorsunuz. Basının susturulduğu, eleştirinin cezalandırıldığı bir ülkede ne demokrasiden ne de hukuk devletinden söz edilebilir.”
“REFAH VADETTİNİZ, YOKSULLUK TESLİM ETTİNİZ”
Gençlerin, öğretmenlerin, çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Millet çocuklarına gelecek istedi, siz belirsizlik teslim ettiniz. Gençler yıllarca eğitim görüyor ancak mezun olduklarında ya iş bulamıyor ya da eğitim aldıkları alanın dışında çalışmak zorunda kalıyor. Öğretmenlere kadro vermediğiniz gibi haklarını aradıklarında onları gözaltına alıyorsunuz. Gence diploma verip gelecek, öğretmene söz verip kadro sunamıyorsunuz.
Millet üretim istedi, siz çiftçiye zarar teslim ettiniz. Gübre, mazot, ilaç ve elektrik maliyetleri her ay artarken çiftçi ürününden kazanamaz hâle geliyor. Üreticinin toprağını ekmekten vazgeçtiği bir ülkede yalnızca çiftçi değil, gıda güvenliği ve tüketici de kaybeder. Tarlada çiftçiyi koruyamayan bir yönetim, pazarda vatandaşı da koruyamaz.
Millet liyakat istedi, siz sadakat teslim ettiniz. Ortaya çıkan tablo açıktır: Refah vadettiniz, yoksulluk teslim ettiniz; adalet vadettiniz, güvensizlik teslim ettiniz; demokrasi vadettiniz, baskı teslim ettiniz. Hukukta vaat edileni karşılamayan hizmet ayıplı hizmettir. Siyasette de millet, kendisine verilen sözle yaşadığı hayat arasındaki farkı gayet iyi görmektedir. Bu iktidarın eksiklerini giderme süresi de mazeret üretme hakkı da tükenmiştir. Millet bu ayıplı hizmetin hesabını ilk sandıkta soracaktır.”
