(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, “Tarım yine kan ağlamaya devam ediyor. Mesele sadece çiftçinin meselesi değil, mesele ülkenin gıda meselesidir. Dolayısıyla destekleme politikaları, kaynak ayırma politikaları çok önemli. İlk 6 ayda 1,5 trilyon lira faize para verildi. 3 trilyon olacak 2026 yılı merkezi bütçesinden faize ayrılan para. Korkunç bir rakam” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında tarımdaki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasının başında Anayasa Mahkemesi’nin Sivas Madımak Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin yakınlarının başvuruları üzerine aldığı karara değinen Sarıbal, “Gerekçeli karar açıklanmadı ama yeniden davanın başlama sürecinin olma ihtimali büyük çapta görünüyor. En azından avukatların böyle bir talebi var. Bugün Sivas katliamına neden olmuş, doğrudan içinde bulunmuş, yönlendirmiş tutuklu kimse yok. Dileğimiz, yeniden bu davanın açılması, gerçek suçların ortaya çıkması” dedi.
Türkiye’nin tarım ülkesi olduğunu ancak tarımdaki sorunların görmezden gelindiğini söyleyen Sarıbal, şunları kaydetti:
“Gıda, insanın temel hakkıdır, insanlığın temel hakkıdır ve bunu da kamunun sağlaması gerekir. Söylediğimiz her şey hükümetten ve devletten bağımsız değil. Bugün artık devleti tasfiye etmiş bir iktidardan bahsediyoruz. Devlet deyince saray, AKP geliyor. Bugün yaşadığımız bütün sorunların temelini teşkil eden anlayış bu. Ve bütün yaşadığımız sorunlarda iktidarın bizzat sorumluluğu var. Ama asla sorunları çözmek değil, sorunları büyütüp toplumu üreticisiyle, emeklisiyle, işçisiyle, tüccarıyla, sanayicisiyle bütün kesimleri birbiriyle çatıştıran, kendisi kenardan bakan bir tarihsel dönemi yaşıyoruz. Şuranın bakanı, buranın bakanı diyoruz ama tümü öyle bakıyorlar. Halkı sadece vergi toplamak için birer araca dönüştürmüş, birer metaya dönüştürmüş, onun üzerinden süreci yönetmeye çalışan bir tarihsel süreci hep beraber yaşıyoruz.”
Ülke tarımının en önemli unsurlarının mevsimlik tarım işçileri olduğuna işaret eden Sarıbal, “Dün Polatlı’daydık Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile beraber. Özellikle soğan, pancar, mısır üretimine, hasadına katkı koymak için gelenlerle görüştük. Ağırlıklı olarak Urfa’dan gelenlerle. Evet, bir kez daha kendi topraklarımıza, kendi insanımıza reva görülen bu anlayıştan utandık. Su yeterli değil. Elektrik yeterli düzeyde yok. Çocuklar perişan. Yeterli sağlık hizmeti yok. Çocukların eğitim sorunları var. Ücretler yetersiz. Nereden bakarsanız bakın insanlığımızdan utandığımız bir süreç” dedi. Sosyal devletin gereği olarak mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının ivedilikle çözülmesi gerektiğinin altını çizen Sarıbal, “Bir kez daha uyarıyoruz, tarım kan kaybediyor. Eğer emek yoksa üretim yok. Mevsimlik tarım işçilerine hep birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz, muhtarları, kaymakamlıkları, yerel yönetimleri, belediyeleri, valilikleri, İçişleri Bakanlığı’nı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı ve hükümetin bütününü” ifadelerini kullandı.
Ekonomik krizin çiftçileri olumsuz etkilediğini belirten Sarıbal, “Tarım yine kan ağlamaya devam ediyor. Mesele sadece çiftçinin meselesi değil, mesele ülkenin gıda meselesidir. Dolayısıyla destekleme politikaları, kaynak ayırma politikaları çok önemli. İlk 6 ayda 1,5 trilyon lira faize para verildi. 3 trilyon olacak 2026 yılı merkezi bütçesinden faize ayrılan para. Korkunç bir rakam. 2,5 trilyonun üzerinde de bütçe açığı olacak. Gelin siz bu işin içerisinden çıkın” dedi.
FINDIKTA YÜZDE 60 ZAM TALEBİ
Fındık alım fiyatında yüzde 60’lık artış yapılması gerektiğini dile getiren Sarıbal, şunları söyledi:
“Siz üretimin dörtte birine talipseniz ya da beşte birine talipseniz, geri kalana şunu diyorsunuz, ‘Başınızın çaresine bakın’ Nereye gidecekler? Tüccara. Nereye gidecekler? Bağımsız kuruluşlara. Nereye gidecekler? Piyasa koşullarına. Yani Toprak Mahsulleri Ofisi piyasayı regüle edebilecek bir güce sahip değil. Neyle yapması lazım? Doğru bir destekleme politikasıyla yapması lazım. Bir taban fiyat vermesi lazım. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, elbette yaptığı iş önemlidir, kıymetlidir. Asla yok sayılmaz ama FİSKOBİRLİK diye bir kurum var. FİSKOBİRLİK desteklenmelidir. Önceki yapısına dönüştürülmelidir. Elbette denetim, elbette kontrol devletin temel görevidir. Zaten yapması gereken de budur. Üretim, üretim maliyeti… Bir dekar alanda 150 kilo aldığınızda başka bir gelir, 100 kilogram aldığınızda başka bir gelir. Türkiye’de şu anda ortalama verim 100 kilogram civarında. Neye göre fiyat vereceksiniz? Geçen yıl iç fındık 220 liraya çıktı. Toprak Mahsulleri Ofisi 200 lira açıkladı ve fındığın fiyatını düşürdü. Daha sonra 270 liraya kadar çıktı. TÜİK’e göre enflasyon yüzde 36,6. Girdi fiyatları; mazot, gübre, ilaç, tohum ve diğerleri. Kaldı ki bölgenin kendine göre yüksekliği var, eğimi var, az verimi var, çok verimi var. Bunlara göre de değerlendirme yapmak lazım. Çünkü insanlar artık bu işi yapıp yapmamakta kararsız. Fındık, milyarlarca dolar dünya pazarında etkisi olan çok önemli bir ürün ve Türkiye’nin en büyük ihracat kalemi.”
Pamuk üretimindeki düşüşe de dikkat çekeen Sarıbal, “Bu topraklarda 7-7,5 milyon dönüm pamuk ekilirken bugün 4 milyon dönüme kadar düştü. Hatta ABD’nin Türkiye’deki inceleme ofisinin tarıma dair yaptığı değerlendirmede bunun 4 milyon dönümün altına bile bu yıl düşeceği söyleniyor. Ve ne yazık ki bu yıl 1 milyon ton civarında pamuk ithalatı söz konusu. Neden? 3 yıl üst üste, hatta 4 yıl diyebilirsiniz, pamukta doğru bir fiyat politikası oluşmadığı için. Biliyoruz biz bu hikayeyi. Bu hikaye Gümrük Birliği ile beraber çıktı. Gümrük Birliği ile beraber pamuk artık bir tarımsal üretim biçimi değil, tarım ürünü değil; ticari bir emtia olarak görüldü. Ve gümrükten muaf edilmesi sağlandı. Kısmen uygulandı, başka şeyler yapıldı ama başarılamadı. Günün sonunda pamuktan para alamayan çiftçi başka ürünlere döndü. Sebzeye döndü, meyveye döndü. Urfa, Diyarbakır, Ege, Aydın… Başka başka ürünlere döndüler. Çünkü artık para kazanamıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
YABAN MERSİMİ ÜRETİMİ
Yaban mersini üretimine de değinen Sarıbal, “Milyonlarca lira destek vereceksiniz, ‘Üretimi artırın’ diyeceksiniz, üretimin başladığı noktada ithalatı açacaksınız. Çok garip ve çok acı. Üretici gerçekten çok üzgün ve çok isyan ediyor. 250-300 liraya ürününü satamıyor. Ama halk 2 bin 200-2 bin 500 liraya yemek zorunda kalıyor. Hem de bırakın kilosunu; 50 gram, 75 gram, 100 gram, 150 gram ambalajlar var. Böyle büyütülüyor zaten rakamlar. O ambalaj farklarını çıkardım. Ama yine çiftçinin tarlada sattığı fiyatla market fiyatı arasında yaklaşık 6 kat, 7 kat, 8 kat fark var. İthalat üzerinden piyasayı finanse ediyorsunuz. Piyasa maalesef yerli üreticiyi mahvediyor” diye konuştu.
CHP’DE YAŞANAN İSTİFALAR
Sarıbal, açıklamalarının ardından gazetecilerin CHP’de yaşanan istifaları sorması üzerine, “Bu konularla ilgili Parti Sözcümüz zaten açıklama yapıyor. Ben ısrarla dünkü Mersin’i, tarım işçilerimi, çiftçimi ve halkımın tarım ve gıda sorunlarını gündeme getirmeye devam edeceğim. Bu açıdan tarımla ilgili, tarıma dair sorularınız olursa, halkın gerçek gündemiyle ilgili sorularınız olursa elbette cevaplamaya çalışırım” karşığını verdi.
