Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Diyarbakır’da 8 bin yıllık mağarayı etkileyecek maden projesi… “ÇED gerekli değildir” kararına yürütmeyi durdurma

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, Birkleyn Mağaraları bölgesinde yapılacak maden faaliyetine ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesini itiraz yolu kapalı (kesin) olmak üzere durdurdu. Diyarbakır Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, mağaranın dünyanın başladığı ve bittiği, ölümsüzlük suyunun aktığı Dibni Çayı diye mitolojiye konu olmuş bir alan olduğunu belirterek, “Nerede bir taş ocağı yapılmaz, nerede bir maden faaliyeti yapılmaz diye örnek gösterilse burası gösterilir” dedi.

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, Birkleyn Mağaraları bölgesinde yapılacak maden faaliyetine

Haber: Serhat YETÜT

(DİYARBAKIR) – Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, Birkleyn Mağaraları bölgesinde yapılacak maden faaliyetine ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesini itiraz yolu kapalı (kesin) olmak üzere durdurdu. Diyarbakır Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, mağaranın dünyanın başladığı ve bittiği, ölümsüzlük suyunun aktığı Dibni Çayı diye mitolojiye konu olmuş bir alan olduğunu belirterek, “Nerede bir taş ocağı yapılmaz, nerede bir maden faaliyeti yapılmaz diye örnek gösterilse burası gösterilir” dedi.

Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, tahmini olarak en az 8 bin yıllık bir tarihe sahip olduğu düşünülen ve bir çok gizemin barındığı Birkleyn Mağaraları yakınlarında yapılması planlanan kireçtaşı ocağı, kırma-eleme, asfalt plent, mekanik plent, parke taşı ve bims üretim tesisi, hazır beton santrali projesine Diyarbakır Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 14 Haziran 2023’te verdiği verdiği “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı.

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, dava konusu işlemin uygulanması durumunda çevrede ve ekosistem dengesi üzerinde oluşabilecek olumsuz etkilerin Anayasa ile güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ihlaline neden olabileceğine dikkati çekerek, “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesini itiraz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oy birliğiyle durdurdu.

Hukuki sürece ilişkin ANKA Haber Ajansı muhabirine değerlendirmede bulunan Diyarbakır Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, mahkemenin verdiği kararı olumlu bulduklarını söyledi.

“BİRİNCİ DERECE ARKEOLOJİK SİT ALANI OLMASINA RAĞMEN MADEN RUHSATI VERİLDİ”

Birkleyn Mağaraları’nın Genç Neolitik dönemden beri bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını anlatan İnan, “Burası birinci derece arkeolojik sit alanı olmasına rağmen buranın maden ruhsatlarına açılması, aslında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün ne kadar, görevini ihmal ettiği, kurumların kamunun toplumun hafızası olan, tarihi olan arkeolojik sit kültürel değerlerine ne kadar önem vermediğini gösteren bir yaklaşım açısı” dedi.

“MADEN PROJESİNE ONAYDA DİYARBAKIR’DAKİ TÜM KURUMLARIN SORUMLULUĞU VAR”

Kırma eleme tesisi, kalker ocağı ve beton santrali projesine karşı başlattıkları hukuki süreçte, bilirkişi raporu bölgenin, korunması gereken kültürel bir alan olduğunu, buranın etrafının önemli doğa alanı olduğunu, yoğun bir orman örtüsünün olduğu, canlı çevre, su varlıklarına ve kültürel değerlere zarar vereceğini raporlayınca, mahkeme de bu doğrultuda yürütmeyi durdurma kararı verdiğini dile getiren İnan, şöyle devem etti:

“Keşke bu durum mahkemeye taşınmadan bizzat kurumlarımızca buraya bir ruhsat verilmeseydi. Burada Diyarbakır’daki tüm kurumların, aynı zamanda ülkedeki tüm kurumların sorumluluğu var. Sivil toplumun da sorumluluğu var. Başta Kent Konseyi olmak üzere yerel yönetimler, ekoloji meclisleri, mimarlar odası, birçok kurumun sorumluluğu var. Bu tür yerlerde gerçekten biz, orada patlatma yapılacak, orayı işte dağını taşını eritip, işte sermayeye dönüştürecek bu tür talan projelerine izin verirsek inanın bu, birçok yere sirayet edecek. Yarın öbür gün işte On Gözlü Köprü’ye sirayet edecek. Yarın öbür gün işte Göbeklitepe’ye sirayet edecek. Bu tür değerli alanları bizim korumamız lazım.

“BURASI HENÜZ KEŞFEDİLMİŞ BİR ALAN DEĞİL”

Birkleyn Mağaraları anıtlar, kitabeler, heykeller içinde olan birinci derece arkeolojik sit alanı. Burası henüz keşfedilmiş bir alan değil. Çok sınırlı bir düzeyde bir, arkeolojik sit alanı belirlenmiş. Ama mesela, İngiliz ve Alman arkeologların çalışmasında buranın henüz tespit edilemediğini, çok detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor ki biz buraya gidip bu mağaraları gezdiğimizde, raporlamaya çalıştığımızda inanın zaman yetmedi. Belki de aylarca orada o mağaralar nerelere kadar uzanıyor, o tüneller. Bunların etki alanı nedir? Burada, daha yüzlerce anıt, belki de bir Göbeklitepe ortaya çıkacak, belki de bir Karahan Tepe ortaya çıkacak. İnanılmaz bir potansiyel. Ve bu maalesef şu an çok kısıtlı bir derecede tespit edilmiş.”

“BİRKLEYN MAĞARALARI JEOLOJİK MİRAS ALANI OLARAK, TESCİL EDİLMİŞ”

Birkleyn Mağaraları, Uluslararası Doğa Koruma Örgütü tarafından etrafı önemli doğa alanı ilan edildiğini ifade eden İnan, şunları kaydetti:

“Sadece kültürel bir alan değil burası. Düşünün aynı zamanda, endemik flora ve fauna bakımından o kadar zengin ki, ki Lice ile Genç arasında olan çok ormanlık bir alan, önemli doğa alanı ilan edilmiş. Burası Dicle Üniversitesi’nin burada bir çalışması var. Birkleyn Mağaraları jeolojik miras alanı olarak, tescil edilmiş. Jeolojik miras demek sadece insanlığın, ilk döneminden itibaren değil, yaşamın, gezegenin, dünyanın ilk varlığından itibaren kalıntıları ve şifreleri ve çözümleri içinde taşıyan, dünyanın nasıl oluştuğuyla ilgili bir taş yapısına sahip bir jeolojik miras ve aynı zamanda burası mitolojik bir alan.”

“DÜNYANIN BAŞLADIĞI VE BİTTİĞİ, ÖLÜMSÜZLÜK SUYUNUN AKTIĞI YER BURASI”

Yöre halkı tarafından Birkleyn Mağaraları’nın Büyük İskender’in ordusunun konakladığı, dünyanın başladığı ve bittiği, ölümsüzlük suyunun aktığı Dibni Çayı diye mitolojiye konu olmuş bir alan olduğunu aktaran İnan, aynı zamanda Diyarbakır halkının sıcaklarda gidip, o mağaraların gölgesinde dinlenip, piknik yaptığı ve suya girdiği, serinlediği bir yer olarak tanımladı. Diyarbakır Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, şuyle konuştu:

“Nerede bir taş ocağı yapılmaz, nerede bir maden faaliyeti yapılmaz diye örnek gösterilse burası gösterilir, Mahkeme kararı bu projeyi artık durdurdu. Bununla beraber yapacak çok şeyimiz var. Yerel yönetimler, kentteki meslek örgütleri ve kent konsey ile beraber, bu kenti savunduğunu iddia eden tüm dinamiklerle beraber bu arkeolojik sit alanının gerçek mesafesinin genişlemesinin tespiti için Dicle Üniversitesi de buna dahildir, bir çalışma başlatmamız lazım. Devlet kurumlarına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Turizm Bakanlığı’na, herkese de sesleniyorum, gelin burayı hep birlikte koruyalım ve buranın gerçek değerinin tespiti için acilen bir çalışma başlatalım.”