(ANKARA) – Emek Partisi’nin (EMEP), 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı mesajında, bugün, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden önce siyasetin yargı baskısıyla dizayn edilmeye girişildiği 28 Şubat 1997 tarihli “Postmodern Darbe” sürecini de aşan yöntemlerle, muhalefetin iktidarın emrindeki yargı eliyle tasfiye edilmeye çalışıldığı belirtildi.
EMEP’ten, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, darbe girişiminin 10. yılında hala açıklanamayan taraflar olduğu belirtildi.
Muhalefeti baskı altına almak için OHAL yöntemleri ve KHK’ların devreye sokulduğu öne sürülen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Türkiye’de 2017 referandumuyla kabul edilip 2018’de fiilen uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ‘tek adam’ yöntemine dayalı yeni bir rejim inşasının da önünü açtı. Kürt siyasi hareketinin yönetiminde olduğu belediyelerden başlayıp ‘kent uzlaşısı’ formülüyle CHP’li Esenyurt Belediyesine uzanan kayyım atamaları ve 19 Mart 2025’te, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu il, ilçe belediye başkan ve yöneticilerinin gözaltına alınıp tutuklanmasıyla devam eden sürece böyle gelindi. ‘Darbe ile mücadele’ adı altında yeni rejimini meşrulaştırmaya girişen Erdoğan, kaybettiği kitle desteğini, bu darbe sürecinin sağladığı atmosfere dayalı adımlarla pekiştirmeye girişti.”
“MUHALEFET İKTİDARIN EMRİNDEKİ YARGI ELİYLE TASFİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Açıklamada, bugün, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden önce siyasetin yargı baskısıyla dizayn edilmeye girişildiği 28 Şubat 1997 tarihli “Postmodern Darbe” sürecini de aşan yöntemlerle, muhalefetin iktidarın emrindeki yargı eliyle tasfiye edilmeye çalışıldığı belirtilerek, şu değerlendirmeler yapıldı:
“Türkiye’nin, son yerel seçimlerde birinci parti durumuna gelen ana muhalefet partisine, yargı eliyle kayyım atanmasına kadar varan sürece, on yıl önceki darbe girişiminin ardından iktidarın uyguladığı yeni rejimin yönetme teknikleriyle gelindi. Erdoğan’ın liderliğindeki AKP iktidarının seçimleri göstermelik hale getirdiği, kendisini zayıflatan sandık sonuçlarını yargı eliyle aşamalı olarak ilga ettiği bu süreç, aynı zamanda grevlerin ‘milli güvenliği tehdit ettiği’ gibi bahanelerde yasaklandığı, işçi ve emekçilerin sefalet ücretlerine mahkum edildiği, evsiz olduğu için otogarlarda sabahlayan emeklilerin sayısının arttığı bir ‘Yeni Türkiye’dir. ‘Darbe ile mücadele’ bahanesiyle Türkiye’yi vahşi bir sömürüye dayalı, işbirlikçi sermaye diktasına mahkum etmeye çalışan, saltanatını da ancak böyle koruyabileceğine inan Saray iktidarı bilmelidir ki, bu ülkenin işçi ve emekçileri, örgütlü güçleri, bu gericiliği mutlaka yenecektir. Hakların özgür yaşadığı, bağımsız ve demokratik bir ülkenin inşası işçi ve emekçilerin mücadelesi ile mümkün olacaktır.”
