Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zeynel Emre: “Yarın olağanüstü kurultay için Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuracağız”

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, olağanüstü kurultay için yarın Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı. Emre, “Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuruyorsunuz. Üç kişilik bir çağrı heyeti sadece kurultay yapmak üzere bir görev yapıyor. Maaş dışında hiçbir ödeme yapamıyor. Hiçbir işlemde bulunamıyor. Ne görevden alma, ne atama, ne başka hiçbir şey yapamıyor sadece partiyi kurultaya götürüyor. Ve bu maksatla da başvurumuzu yarın itibariyle yapacağız” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, olağanüstü kurultay için yarın Sulh

(TBMM) – CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, olağanüstü kurultay için yarın Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı. Emre, “Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuruyorsunuz. Üç kişilik bir çağrı heyeti sadece kurultay yapmak üzere bir görev yapıyor. Maaş dışında hiçbir ödeme yapamıyor. Hiçbir işlemde bulunamıyor. Ne görevden alma, ne atama, ne başka hiçbir şey yapamıyor sadece partiyi kurultaya götürüyor. Ve bu maksatla da başvurumuzu yarın itibariyle yapacağız” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP Grup Başkanı Özgür Özel başkanlığında TBMM’de toplanan MYK devam ederken basın toplantısı gerçekleştirdi. CHP Grup Bşakanı Özgür Özel’in hafta sonu Adana ve Niğde’de gerçekleştirdiği saha gezilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emre, şunları söyledi:

“Genel Başkanımızın yakın dönemde ziyaret ettiği ve toplantılar gerçekleştirdiği üç ilde de haksız bir şekilde oranın başarılı il başkan ve yönetimleri görevden alınmıştır. Ama orada gösterilen destek, ilgi gerek görevden alınan o arkadaşlarımıza yönelik desteğin bu denli yoğun olması aslında bir şeyi daha milletimiz işaret etmiştir. Halka rağmen siyaset olmaz. Halkla inatlaşarak siyaset yapamazsınız. Millete sırtınızı dönerek siyaset yapamazsınız. Sonra gün gelir sadece binalardan çıkamaz hale gelirsiniz. Gittiğiniz her yerde de protesto edilirsiniz. Burası hakikaten önemli. Biz halkla birlikte siyaset yapmaya devam edeceğiz. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin saray iktidarının bizleri çizdiği rol ve bizlere verdiği koltuk nazarında siyaset yapmayacağız. Milletimizle siyaset yapacağız. Geleceği onlarla planlayacağız ve muhakkak da bu ülkeyi hak ettiği bir şekilde yönetecek güzel bir iktidarla buluşturacağız.

“NE YAPSIN İÇERİDE TUTUKLU İNSANLAR”

İçinde bulunduğumuz dönemde gerçeklerin tamamen bir tarafa bırakıldığı algının ön planda olduğu ve o algının gerçeğin dışında bir algı yaratılarak halkın gerçek gündeminin de bu yönüyle gizlendiğini, perdelendiğini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta burada NATO Zirvesi gerçekleşti. Ve hemen onun öncesinde onlarca haksız gözaltı ve tutuklamalarla uyandık ve çok ciddi akademisyenler, bilim insanları, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini hiçbir somut delil, belge, bilgi olmadan terör örgütü üyeliği gibi çok yüksek iddialarla tutuklandığını gördük. Ve alışık olduğumuz propaganda NATO Zirvesi sonrasında da bir şekilde bütün medyada yer alıyor. Ne o? ‘Erdoğan bütün dünyayı dize getirdi.’Efendim ‘Ankara’ya gelen liderler Sayın Erdoğan’a hayran kaldı.’ Peki ne yapsın içeride şimdi tutuklu olan insanlar? Trump ya da ona muadil, emir mi dersiniz, rica mı dersiniz, destek mi dersiniz, gidip Tayyip Bey’e söz geçirecek insanlar mı arasın içeride yatan insanlar? Hakkını adliyelerde arayan insanlar?

“HER BİRİ SUSURLUK KADAR BÜYÜK SKANDAL”

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner başta olmak üzere CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ve İmamoğlu’nun davasına da değinen Emre, özetle şöyle devam etti:

“Bir taraftan bakıyorsunuz bu butlan kararı sonrasında yapılan başvurulara yönelik henüz bir türlü bir gündeme alma yok. Bir tarafta da Lale Devri yaşayanlar var. Bir kişi gidiyor önemli bürokratlar, güvenlik bürokrasisinden kimler varsa fotoğraflar çekiyor. Ve bu kapsamda, operasyon kapsamında bir operasyon oluyor. Bu kapsamda da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarında hemen hemen herkesle fotoğraf çektirmiş bir avukat hanım da gözaltına alınıp tutuklanıyor. Bakın her biri Susurluk kadar büyük skandal aslında. O kadar artık alışılageldi ki bu tür skandalları duymak. Fotoğraflar inceleniyor, yazışmalar çıkıyor. Bir kişinin mallarına yönelik tedbirin kaldırılması için 300 bin dolar alan savcı var. Külliyede fotoğraf çektirmek için dört milyon rüşvet aldığı iddia edilen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı var. Efendim HTS bilgisi, duydum, şuydu buydu yok. Direkt beyanlarda geçiyor, yazışmalar var. Başdanışmanın adı İhsan Şener, daha önceki dönem Adalet ve Kalkınma Partisi’nde milletvekilliği yapılmış sonra saraya alınmış. Bakın iki kişi fotoğraf çektirmek istiyor. Bu avukat hanıma söylüyorlar. O tarihleri söylüyor. İhsan Şener’e yazıyor. Daha sonra İhsan Şener’in makam aracından Külliye’ye alıyorlar. İki ayrı kapıdan. Fotoğraf çekiliyor. Bu kişiler de söylüyor ‘Biz dört milyon para verdik.’ Yazışmalarda da var. İşte millet adalet diye kan ağlarken yüksek yargı dairesinde başkanlar dahi yollarda yürürken bizim içinizde bulunduğumuz durumda Lale Devri ve saraydaki yaşananlar.

“SEÇİME GİRMEME RİSKİNİ ALAMAYIZ”

Butlan kararından sonra yaptığımız basın toplantılarında CHP’nin son geçerli kurultayı ve sonrasındaki kurultaylar iptal edildiği için en son geçerli kurultayının 25 Temmuz 2020 kabul edildiği görüldüğü için biz burada bir tehlikeye işaret ettik. Dedik ki ‘Altı yıl kurultay yapmamak yani 25 Temmuz 2026’ya kadar kurultay yapmamak. Kanunun açık hükmüne göre CHP’yi seçime giremez noktaya getirebilir. Çünkü seçime girme yeterliliği kaybedilen maddeler içinde yer almaktadır. Bunun karşısında kurultay yapmaktan korkanlar, buna cesareti olmayanlar, buna mecali olmayanlar efendim ‘Böyle bir şey yok. Ortada mücbir sebep var’ şeklinde beyanlarda bulundular. Adeta saraydan bir garanti almışcasına. Ancak biz bu riski alamayız elbette. O nedenle de görülüyor ki muhakkak bir hazırlık yapılması gerekir olası bir seçim girmenin engellenmesi durumunda. Neye karşı? Butlan kararına karşı bizim başvurumuz var Yargıtay’da duruyor. Biz tabii Türkiye’nin bir hukuk devleti açısından yaşamasının en azından nabzının ttığının görülmesi açısından Yargıtay’dan hakikaten hukuka uygun bir kararın Türkiye için bizim yargı sistemimiz için, bizim seçim sistemimiz için hakikaten çıkacağını görmek, duymak isteriz. Ve bu kararı da bir an evvel verilmesi gerektiğini, özellikle yargının adli tatile girmeden evvel 20 Temmuz’dan evvel bunun verilmesinin elzem olduğunun altını bir kez daha çizelim.

“ADLİ TATİL ÖNCESİNDE VERİLECEK KARARI, O TARİHİ ÖNEMSİYORUZ”

Bununla birlikte kendi toplantımızda da farklı seçenekleri elbette tartışıyoruz. Bu kapsamda da insanlarımıza, halkımızı seçeneksiz bırakmamak, karar ne olursa olsun daha sonrasında da seçime girme yeterliliğini kaybetme riskine karşı birtakım hazırlıklar yapıyoruz. Buna ilişkin çalışmalar yapıyoruz. Bunlara ilişkin de somutlaştıkça da sizlerle paylaşacağız. Şüphesiz ki bizler CHP’nin kumpasa uğrayan yöneticileri, seçilmiş organları olarak il başkanlarının haksız bir şekilde görevden alınması, partimizin tasfiye edilmesi, bu kadar sarayla iş birliği içerisinde organize bir şekilde sarayı destekleyen ve o yönde yayın yapan, propaganda yapan, yayın organlarının bir taraftan da butlanı destekledikleri bir ortamda çaresiz olmadığımızı, seçeneksiz olmadığımızı ifade ettik. Halkımızla da her buluşmada bunu söylüyoruz. Onlar bizi yalnız bırakmadılar, biz de onları asla yalnız bırakmayacağız. Bu yolu birlikte yürüyeceğiz. Çünkü bizim yürüdüğümüz yol iktidar yolu. Bu yürüyüşü gerçekleştireceğiz. Biz adli tatil öncesinde verilecek bir kararı, o tarihi önemsiyoruz. Burada hakikaten Türkiye açısından büyük bir beklentimiz var.

“BAŞVURUMUZU YARIN YAPACAĞIZ”

Bu hafta hani hep söyledik biz seçmenlerimize, partililerimize ‘Siz bizi birinci parti yaptınız. Zor günlerde de yanımızda bulundunuz. Biz bu parti içerisindeki her seçeneğin sonuna kadar tüketeceğiz.’ Bu kapsamda parti meclisinin düştüğünü, istifalar edildiğini, tüzük gereği 40’ın altına indiğinde olağanüstü kurultay yapılmasının zaruri olduğunu sayının 30’un altına düştüğünü bırakın 40’ın altına, yine her şart altında AYM kararlarının, geçmiş YSK kararlarının açık olduğunu, yeterli imzanın olağanüstü kurultay için toplandığında yapılmasının zaruri olduğunu bu kapsamda da olağanüstü kurultay içinde yeterli imzayı fazlasıyla topladık ve tebliğ ettik. Bu sürelerin de aşıldığını görüyoruz. Bu nedenle de makul sürenin, yasal sürenin, tebliğden itibaren geçtiğini gördüğümüz için her iki başlıkla ilgili de yarın itibariyle Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuru yapacağız. Gereği yapılmadığında ne yapılacağı açık Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuru yapılıyor. Ve burada da kurultay yapmak için bir çağrı heyeti oluşturulması isteniyor. Daha önce bu tartışma yürüdüğünde işi başka yere çekmek isteyenler oldu. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuruyorsunuz. Üç kişilik bir çağrı heyeti sadece kurultay yapmak üzere bir görev yapıyor. Maaş dışında hiçbir ödeme yapamıyor. Hiçbir işlemde bulunamıyor. Ne görevden alma, ne atama, ne başka hiçbir şey yapamıyor sadece partiyi kurultaya götürüyor. Ve bu maksatla da başvurumuzu yarın itibariyle yapacağız.

Biz bir yönüyle yeni bir hazırlık yaparken Türkiye’nin her yerinden bütün samimiyetimle söylüyorum gerek bizlere gerek arkadaşlarımıza genel başkanımıza ‘Biz size her türlü desteği veririz. Otobüsse otobüs, binaysa bina, bağışsa bağış yaparız’ diyen yurttaşlarımız var. Hepsine buradan şükranlarımızı bir kez daha sunuyoruz. Ve bir notu da paylaşma ihtiyacı hissediyoruz. O kadar çok destek vermek isteyen ve bu yayıldı ki haliyle maalesef dolandırıcılar da çıkıyor. O nedenle bizim Türkiye’nin hiçbir yerinde bir bağış kampanyamız yok. Hiçbir yerde otobüs alacağız diye bağış yapmıyoruz, bir kampanya yapmıyoruz. Buradan duyurusunu yapalım. Bizim ve yetkili rkadaşların ağzından duymdığınız hiçbir şeye inanmayın. Çünkü bu yönde de tespitler oldu.”

“15 TEMMUZLARIN YAŞANMAMASI İÇİM TÜRKİYE’NİN YAPMASI GEREKENLER VAR”

Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Emre, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne ilişkin şunları söyledi:

“15 Temmuz şüphesiz ki Türkiye’nin yaşadığı çok büyük tehlikelerden biriydi. Gerek 15 Temmuz’da burada o gün nöbetçi olarak bulunan grup başkanvekili sıfatıyla sayın Özgür Özel gerek o zamanki genel başkanımız, yöneticiler, bizler her platformda demokrasiye bağlılığımızı da, darbelerin karşısında olduğumuzu da ki daha sonra kurulan ve araştırma komisyonunda görev yapan biri olarak Türkiye’nin hakikaten büyük bir tehlike atlattığını, hep bunları işaret ettik. Ve oradaki karşı koyuşta hayatını kaybeden şehitlere ve gazilerimize bir borcumuz olduğunu, bunun bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini bir daha bunun yaşanmaması için şeffaflıkla, tüm sorumlulukların üzerine gitmesi gerektiğini, bu kapsamda da kendi raporumuzu 370 sayfa olarak yayınladık ve o rapor gerçekten o günkü belge bilgiler ışığında baktığımızda da işin esasını o günkü belge bilgiler ışığında hakikaten çok güzel ortaya koymuştu. İktidar bundan rahatsızlık duydu. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı o komisyon raporunun resmi bir şekilde toplanıp, basılıp, dağıtılmasını, Mecliste görüşülmesini istemedi. Ve hiçbir şeyin sisli bir şekilde kalmasını istemedik. Hakikaten bu gelecek açısından önemli. Bu vesileyle şehitlerimizi bir kez daha saygıyla ve minnetle analım. Gazilerimiz de aynı şekilde burada saygılarımızı, hürmetlerimizi iletelim. Bir daha 15 Temmuzların yaşanmaması için Türkiye’nin yapması gerekenler var. Hukuk devleti ilkesi önemli, şeffaflık önemli, liyakat önemli. Eğer ki siz ülkeyi bir iktidar adil bir şekilde tarafsız bir şekilde yönetirse hiçbir tarikat, hiçbir cemaat hiçbir yönetimde yuvarlanamaz, darbeyi yapacak güce erişemez. Bunlar çıkartılması gereken gerçekten dersler.

Ve yurttaşlarımızı bir konuda uyanık olmaya davet ediyorum. 15 Temmuz üzerinden toplumu ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya ve provokatif bir dil kullanmaya çalışan iktidar ve destekçilerinin de bu üslubunu hakikaten kınadığımı bir kez daha ifade edeyim ki bu çerçevede geçtiğimiz günlerde Bahçelievler’de iki belediye meclis üyemize yönelik haksız bir şekilde işlem yapıldığını görüyoruz. Belediye meclisinde oradaki tutanaklar çok açık. Tutup da belediye başkanının sorumsuz bir şekilde kendi partisine ait kitleyi getirip de orada insanları provoke etmesi hakikaten içinde bulunduğumuz Türkiye’nin şu şartlarında ibretlik bir durum. Ülkenin milli birlik kardeşliği nasıl dinamitlenir derseniz, böyle sorumsuz insanların yönetici olması, sorumsuzca davranışları, arkasında da yargının sürekli bu tip insanların sırtını sıvaması hem o insanların yönetirken yaptığı ayıpları bir tarafta gölgelerken bir tarafta da hakikaten çok haksız bir şekilde soruşturmaların, uygulamaların olduğunu görmüş oluyoruz.”