Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Serhat YETÜT
(DİYARBAKIR) – Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, devletin çiftçilere sağladığı elektrik desteğini çektiğini belirterek, “Geçen yıl yüzde 25 destek vardı. Türkiye Ziraat Odaları olarak itiraz ettik. İndirimin az olduğunu söyledik. Bu yıl ise indirimin tamamı kalkmış. Çiftçilerimiz mağdur. Çiftçilerimiz zaten üretemez durumda. Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyoruz” dedi.
Diyarbakır’daki Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’nin (DEDAŞ) özelleştirildiği 2014 yılında yapılan anlaşmaya göre, çiftçiye elektrik desteği verilmesi kararlaştırıldı. İlk yıl yüzde 65 devlet desteği uygulandı. Sonraki yıllarda devlet desteği oranı önce yüzde 55’e, ardından yüzde 35’e indi. Son olarak yüzde 25 destek sağlanıyordu. Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, bu yıl ise söz konusu desteğin tamamen kaldırıldığını söyledi.
İskenderoğlu, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, durumun çiftçilerin yaşadığı mağduriyetin artmasını neden olduğunu dile getirdi. Uygulamanın ilk başladığında yüzde 65 elektrik desteği aldıklarını, son olarak verilen yüzde 25 desteğin oranına itiraz ettiklerini aktaran İskenderoğlu, “Türkiye Ziraat Odaları hepimiz itiraz ettik. İndirimin az olduğunu söyledik. Bu yıl ise indirimin tamamı kalktığını öğrendik” diye konuştu.
“100 DÖNÜM EKEN BİR ÇİFTÇİMİZ 500 BİN LİRA ELEKTRİK PARASI ÖDÜYOR”
Elektrik giderinin çiftçi için önemli bir maliyet olduğunu ifade eden İskenderoğlu, bir pamuk üreticisinin dekar başına 5 bin lira civarında elektrik giderinin bulunduğunu belirtti. İskenderoğlu, şunları kaydetti:
“Çiftçi suyu 700 metreden çıkarıyor ve pamuk, mısır, buğday suluyor. Pamukta yaklaşık olarak şu anda bir dönüm elektrik maliyeti 4 bin 800 lira. Mısırda 5 bin ila 5 bin 500 lira arasında değişiyor. Elektrik desteğinin kalkması ve aynı zamanda elektriğe zam gelmesi çiftçilerimizi mağdur etti. Çiftçilerimiz zaten üretemez durumda. Pamuk üretimi Diyarbakır’da 806 bin dönümden 248 bin dönümlere düşmüş. Yani neredeyse 3,5 kata yakın bir pamuk üretimi düşmüş. Pamuk stratejik bir ürün. 100 dönüm eken bir çiftçimiz yaklaşık olarak 500 bin lira elektrik parası ödüyor. Peki bu çiftçi nasıl üretsin? Aldığı paranın tamamını elektrik faturasını ödüyor.”
“DESTEĞİ NEDEN KALDIRDIKLARINI DA SÖYLEMİYORLAR”
Taleplerinin, yapımı süren Silvan Barajı’nın tamamlanmasına kadar elektrik desteğinin verilmesi olduğunu bildiren İskenderoğlu, şöyle konuştu:
“Hükümetin bu tarım politikası sürdürülebilir bir tarım politikası değil. Yani hiç kimseye danışmadan, bir şey söylemeden bu indirimi kaldırıyor. Gerekçe söylediğimizde hiçbir şey demiyorlar. Bizim yaptığımız taleplere de zaten hiç karşılık gelmedi. Niye yaptıklarını da söylemiyorlar ama sadece indirimin kalktığını söylediler. Şu anda Dicle Elektrik Anonim Şirketi normal bir çiftçimizin çıkan faturasının tamamını tahsil ediyor. Daha önce yüzde 25’ini devlet karşılıyordu. Geriye kalan yüzde 75 de bizler karşılıyorduk. Bu şekilde olursa nasıl pamuk üretimi 806 bin dönümden 250 bin dönümlere düştüyse mısır üretimi de düşecek, hububat üretimi de düşecek. Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyoruz. Gübreyi 35 liradan satın almış çiftçi, mazot 70-80 lira arasında çiftçi alıp kullanmış.”
“TARIM POLİTİKASI BU ŞEKİLDE DEVAM EDERSE ARAZİLER BOŞ KALACAK”
“Bu şartlar altında çiftçinin üretmesi mümkün değil” diyen İskenderoğlu, “Ben bunu iddia ediyorum. Bunu bir yere de herkes yazsın. Tarım politikası bu şekilde devam ederse araziler boş kalacak. Şimdi siz tehditle çiftçiye tarlayı sürdüremezsiniz. İşte 2 yıl boş kalsa biz kiraya veririz. Kim ekecek? Kimi bulacaksın? Mal sahibi, tarla sahibi kendi arasını ekemiyor. Boş kalıyor. Siz kalkıyorsunuz 2 yıl boş kalan araziyi kiraya veriyorsunuz. Pardon da kiralayacak adam nasıl para kazanacak?. Arazi sahibi eğer bundan para kazanamıyorsa kiracı nasıl kazansın? Milletin aklıyla dalga mı geçiyor bunlar? Yani kendi söylediklerine kendileri mi inanıyor mu? Bu şartlar altında tarımın sürdürülebilir bir durumu yok” ifadelerini kullandı.
“SORUYORUM, ELEKTRİKLİ TRAKTÖR NE OLDU?
Hükümetin tanıtımı yaptığı ancak henüz hayata geçirmediği elektrikli traktör projesiyle ilgili de konuşan İskenderoğlu, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanı, Ceylanpınar’da elektrikli traktörün açılışını yaptık. 40 milyon dolar. Evet 40 milyon dolar bir proje için bir maliyet yaptılar, işte bir finansman harcadılar. Sponsoru sanırım yanlış hatırlamıyorsam bir kamu bankasıydı. Soruyorum elektrikli traktör ne oldu? 45 dakika şarjla 5 saat çift sürecek. Hepimiz sevindik. Dedik ki en büyük girdi maliyetimiz düştü. Akaryakıt fiyatı düştü, düşecek. İşte bu çiftçinin cebinde kar kalacak bana göre. Ben her yerde de söylüyorum, size de söyleyeyim, cumhuriyet tarihinin en başarısız bakanı Vahit Kirişci’dir. Dönemin Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’ye siz gibi gazeteci arkadaşlar sordu, “Elektrikli traktör ne oldu?” diye, bakan ise “Gündemimizde öyle bir şey yok” dedi. Tanıtım yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanı geldi. Kendisi tanıtım yaptı.”
“ÇİFTÇİ ZATEN DESTEKLERLE YAŞIYOR”
Uzun vadede tarım politikasının ele alınması çağrısında bulunan İskenderoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu şekilde sürdürülebilir bir tarım politikası değil. Bir orta kısa ve uzun vadede tarım tekrardan ele alınmalı. Sayın Cumhurbaşkanı, Ziraat Bankası’nın Eko Tarım Sistemi programında tarımın en azından milli savunma kadar önemlidir ve stratejik bir öneme sahip olduğunu söyledi. Doğru söylüyor. Aynen Sayın Cumhurbaşkanımıza katılıyoruz. Fakat bizler çiftçiler beklediğimiz destek, beklediğimiz ilgiyi, önemi, alakayı göremiyoruz. Destekler az. Çiftçinin hak etmiş olduğu, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendisinin çıkarmış olduğu kanunla çiftçiye destek verilmesi gereken, bütçenin gayrisafi milli hasıla bütçenin yüzde biri tarıma destek aktarılacak diye. Bu aktarıldığı zaman yaklaşık olarak 700, 800 milyar TL çiftçiye destek verilmesi gerekirken, bu 2026 yılında sadece çiftçiye 168 milyar TL destek verilecek. Çiftçinin hakkı olan desteğin zamanında verilmesi lazım. Çiftçinin desteklerini, hak ettiği desteği kesinti yapmadan zamanında ödemek çok önemli. Çiftçi zaten desteklerle yaşıyor. Çiftçi banka kredileriyle yaşıyor. Şu anda çiftçilerimiz, biz şu anda Ziraat Bankası’ndan krediler kullanıyoruz. Eğer Ziraat Bankası olmasa biz zaten komple bitmişiz.”
“BAŞKA BİR ÜLKEDE OLSA TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ GENEL MÜDÜRÜ BİR SAAT ORADA KALMAZ”
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi’nin çiftçileri mağdur ettiğini ileri süren İskenderoğlu, “Piyasaları regüle etmesi gereken Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri şu anda çiftçiye ton başına yaklaşık 3 bin ile 3 bin 500 liraya gübre satıyor. Serbest piyasada 24-25 bin lirayken üre gübre Tarım Kredi’de 28 bin lira. Yazık değil mi? Bu güya çiftçinin kendi kooperatifi. Bizim kendi sermayemizle kurulan bir kooperatif. Bizim verdiğimiz paralarla ayakta olan kooperatif. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, gübreye zam geldiği zaman bir gecede satışı kapatıyorlar. Genel Müdür önce satışı kapatıyor, ardından da zam yapıyor. Yani başka bir ülkede olsa Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü bir saatte orada kalmaz. Bir saat o makamda, o koltukta bırakmazlar onu. Hükümet de seyrediyor. Buradan Sayın Cumhurbaşkanına çağrı yapmak istiyorum. Bir an evvel Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerine liyakatli bir müdür istiyoruz. Yani çiftçinin derdinden anlayan, çiftçiyi anlayan bir müdür istiyoruz” dedi.
“TAMAMEN YURT DIŞINA BAĞLIYIZ”
Türkiye’de gübre sorunu yaşandığını ifade eden İskenderoğlu, “İran ABD İsrail savaş yapıyor. Bizde gübre bitiyor. Bu olacak bir şey değil. Yıllık yaklaşık 7 bin ton gübre tüketiyoruz ve gübre fabrikalarımız yok. Bu olacak bir şey mi? Kimyevi ilaçta tamamen yurt dışına bağlıyız. Bu olacak bir şey mi? İşte strateji tam da bu. Strateji olsaydı bunları konuşuyor olmazdık. Strateji yok, yani süreklilik yok, devamı yok. Halbuki bu bakanlar değişebilir. Gayet normal. Milletvekilleri değişebilir, başkanlar değişebilir. Fakat strateji değişmez. Bu devletin içinde bu sürdürülebilir olması lazım” şeklinde konuştu.
