(İSTANBUL) İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Kent Konseyi Olağan Bilgilendirme Genel Kurul toplantısında konuştu. Aslan, “Bizler, 2019’dan beri katılımcı demokrasiyi ve halkçı belediyeciliği yönetim modelimizin temeline oturttuk. Katılımcı modeli her zaman el üstünde tuttuk… İstanbul’ın bütçesini bile hep birlikte belirledik. Çünkü biliyoruz ki kent konseyleri kentin vicdanıdır, eksik değerlerin temsilidir, ortak aklın da ta kendisidir. Asla masada oturanların değil, halkın kendisinin kendi bütçesini belirlemesini ve yönetmesini istiyoruz” dedi.
Kent Konseyi Olağan Bilgilendirme Genel Kurul toplantısı Bakırköy’de bulunan İstanbul Planlama Ajansı’nda (İPA) yapıldı. Toplantının açılışında Tülin Hadi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan birer konuşma yaptı. Aslan, “ Sözlerime başlarken hepinize, bir yılı aşkın süredir hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan, İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selam ve sevgilerini iletmek istiyorum. Biliyorum ve inanıyorum ki çok yakında çıkacak; bizlere, İstanbul’a, ülkesine ve ailesine kavuşacak” sözleriyle konuşmasına başladı.
Aslan konuşmasını devamında şöyle konuştu:
“ZOR ZAMANLAR, GÜÇLÜ İNSANLAR ÇIKARIR”
“İçinden geçtiğimiz zaman, zor bir zaman. Zaman vardır ve onun anı vardır. Zaman yaşanır, an gelmeden hiçbir şey olmaz. Zamanın anını beklemek gerektiği düşünenlerdenim. Her gün başka bir haksızlıkla karşı karşıya kalıyoruz. Geçen duruşmada yaşananları hepiniz biliyorsunuz. Savunma hakkı kutsaldır ve bir kişiyi suçluyorsanız, o kişinin de kendisini ifade edecek kadar sürenin kişiye verilmesi gerektiğinin bir anayasal hak olduğunu biliyorsunuz. Buna rağmen bu kısıtlamanın adil olmadığını hepimiz biliyoruz ama bir baskıyla karşı karşıyayız. Ama olsun, biz bunların hepsini aşacağız. Zor zamanlar, güçlü insanlar çıkarır. Kimisi evinde oturur, kimisi saklanır, kimisi de sizler gibi cesaretli bir şekilde buralara gelip bu mücadeleyi bu baskı ortamında vermeye çalışır. Bizim tüm dostlarımız çok güçlü. Güçlü, çünkü bu ülkeyi sevenler güçlüdürler. Sizler de bu ülkeyi seviyorsunuz. Her şart ve koşulda bu ülkeye hizmet etmek çok önemli. Biz asla umudumuzu kesmedik, kesmeyeceğiz. Umutsuzluk benim yapımda yok. Şurada bir şey yaparsınız ve beş dakika motivasyonum düşer; buradan çıkarım, arabaya binerim, büyük bir heyecanla ‘Yarın kurulacak hükümeti nasıl yaparız, kim olur?’ ya da ‘Belediyede ne yaparız?’ diye umutla yola çıkarım. Dolayısıyla umutsuzluk diye bir şey benim hayatımda yok.
“AKLI ORTAK OLARAK MASAYA KOYUP, BİRLİKTE DÜNYAYA ÖRNEK OLMALIYIZ”
Dünya büyük bir hızla değişiyor, yenileniyor ve tabii ilerliyor, dönüyor. Bizler de kentler olarak bu büyük dönüşümün tam merkezindeyiz. Dolayısıyla kentlerin yönetimi de bu değişimle birlikte yeniden biçimlenmeli ve biz de bunu biçimlendirmek zorundayız. Eğer İstanbul dünyanın başkentiyse ve biz İstanbul’da yaşıyorsak; dünyaya örnek her uygulama, her fikir, her yöntem, her akıl bu şehirden çıkmak zorunda. Bu şehirde bulunmanın bir bedeli var ve bu bedeli hepimiz ödemek durumundayız. O da nedir? Aklı ortak olarak masaya koyup, birlikte dünyaya örnek olmalıyız. İşte bu süreçte kentlerimizi güçlendirmenin, geleceğe hazırlamanın yegane yolu; yetkiyi tabana yaymak, karar süreçlerini demokratikleştirmek ve şehirleri birlikte yönetmektir. Bunun için gerçekten büyük çaba harcadığıma, büyük bir mücadele verdiğime inanın. Her ay kent konseylerinin ilçe başkanlarıyla İstanbul Kent Konseyinin toplanmasını, 39 ilçe Muhtarlıklar Dernek Başkanlarının daire başkanıyla toplantısını, tematik derneklerin bizim ilgili müdürlüğümüzle her ay toplantısını, yöresel derneklerin toplantılara katılayım ve o toplantıda alınan bütün kararları İstanbul’da uygulayayım. Çünkü ben Ekrem İmamoğlu’ndan böyle öğrendim, böyle de yapmaya devam edeceğim. Bilmeyenler için söylüyorum, duymayanlar duyuyordur; iş adamları derneği başkanıydım ben Beylikdüzü’nde. Daha sonra Ekrem Başkanımız Belediye Başkanı seçildi ve ben 5 yıl süreyle de iş adamları adına Beylikdüzü Kent Konseyinin yürütme kurulu üyeliğinde bulundum. Dolayısıyla sivil toplum katmanlarının ve halkın yönetime katılmasının ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum ve bunu da büyük bir istek ve arzuyla yapmak istiyorum. Başkanımızla da, Tülin Hanım’la da sürekli bunu konuşuyoruz.
“BİRLİKTE DÜŞÜNECEĞİZ, BİRLİKTE İLİM YAPACAĞIZ, BİRLİKTE BİLİM YAPACAĞIZ VE BİRLİKTE ŞEHRE UYGULAYACAĞIZ”
Bize kızabilirsiniz, eleştirebilirsiniz, öfkelenebilirsiniz ama lütfen İstanbul’a katkı sunmaktan vazgeçmeyin. Bize kızın ama katkınızı İstanbul’a verin. Biz sizi duymaya ve dinlemeye hazır olduğumuzu tekrar buradan ifade etmek istiyorum. Bazen arkadaşlarım diyorlar ki: ‘İşte o toplantıya katılmasan olur, buraya gelmesen olur, burada çok az kişi var’ Benim için sayıların bir önemi yok; ha bir akıl, ha bin akıl. Önemli olan İstanbul için iyi akıl. O yüzden lütfen düşüncenizi, eksik veya fazla, bizimle paylaşmaktan lütfen geri durmayın. Eleştirilerinizi biz sadece kendimizi geliştirmek için alırız. İnsanız ya, nefis var; bazen buna psikolojik olarak cevap verme ihtiyacı duyabiliriz gibi sakın öfkelenmeyin, o an boşluğa düşmüşüzdür. Normalde biz sizin aklınızı istiyoruz; eksik veya fazla, doğru veya yanlış, önemli olan fikir. İşte tam da bu noktada Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü de hatırlatmak isterim: ‘Uygarlık yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için yegane gelişme ve ilerleme yolu budur.’ Yani birlikte düşüneceğiz, birlikte ilim yapacağız, birlikte bilim yapacağız ve birlikte şehre uygulayacağız. Yeter ki siz bizim uzattığımız eli tutun. Kızın, öfkelenin, sinirlenin ama eli tutun, eli bırakmayın. Geri kalanını hep birlikte dönüştürüp değiştireceğiz. Bazı vesayetleri birlikte yıkacağız. Halk, maalesef siyasetçinin de önünde, bürokrasinin de önünde. Sakın ola ki pes etmeyin ve vazgeçmeyin. Ya gelirler önünüze, önderlik ederler ya da içinizden çıkar önder, yolunu bulur gider. Nasıl 1900’lü yıllarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk yolu bulup gitmişse, birileri gelir yolu bulur ve gider ya da buyursunlar gelsinler, milletin önüne düşsünler.”
“KENT KONSEYLERİ KENTİN VİCDANIDIR, EKSİK DEĞERLERİN TEMSİLİDİR, ORTAK AKLIN DA TA KENDİSİDİR”
Yenileşme inancıyla İstanbul’da, Ekrem İmamoğlu’nun önderliğinde, değişim ateşinin yakıldığı sene olan 2019’dan beri katılımcı demokrasiyi ve halkçı belediyeciliği yönetim modelinin temeline oturttuklarını vurgulayan Aslan konuşmasını şöyle tamamladı:
“Katılımcı modeli her zaman el üstünde tuttuk. Gerçekleştirdiğimiz toplantılarla, çalıştaylarla, halkımızla ve kentimizdeki tüm paydaşlarımızla direkt iletişim kurduk. Aynı masada oturduk, istişare ettik. Katılımcı demokrasi anlayışımızda kent konseyinin önemini asla inkar etmedik. 2019’dan beri kent konseyimize daha fazla önem verdik, daha aktif olması için yol açtık. İstanbul’ın bütçesini bile hep birlikte belirledik. Çünkü biliyoruz ki kent konseyleri kentin vicdanıdır, eksik değerlerin temsilidir, ortak aklın da ta kendisidir. Asla masada oturanların değil, halkın kendisinin kendi bütçesini belirlemesini ve yönetmesini istiyoruz.
“BİZLER, DEMOKRAT BİR AKILLA, SOSYAL DEMOKRAT BİR AKILLA, BİLİMLE, İSTİŞAREYLE YOL ALMAKTAN; HAKTAN, HALKIMIZIN VE KENTLERİN HAKKINDAN YANAYIZ”
Değerli kent konseyi üyelerimiz; 2011-2019 yılları arasında, ben de biraz önce söyledim, Beylikdüzü Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliğinde bulunmuş bir kardeşiniz olarak kent konseylerinin yerelden genele demokrasi modelinin en önemli deneyim alanı olduğunu biliyorum. Beylikdüzü’nde ilk kent konseyi kuruluşunda, ilk çalışmayı o zaman AK Partili bir belediye başkanı vardı Yusuf Uzun, ben de iş adamlarında görev yapıyordum. Benim yanıma bir bürokrat verdi ve ilk ateşini ben orada yaktım, iki yıl uğraştık. İnsanlar kent konseyi yönetimine girmek istemiyor, dernekler üye olmak istemiyor, belediye başkanını dinlemek istemiyorlar; o zaman da korkuyorlardı ama bugüne kadar geldik. Bizler, demokrat bir akılla, sosyal demokrat bir akılla, bilimle, istişareyle yol almaktan; haktan, halkımızın ve kentlerin hakkından yanayız. Dolayısıyla düzenli, düzgün ve adil kentler herkesin hakkı olduğu için herkesle konuşmak ve güçlü toplumsal örgütlenmeleri büyütmek zorundayız. Kent konseylerimizi; sorunların çözümünün daha fazla otoriterlik değil, daha fazla demokrasi olduğunu gösterdiğimiz, insanlarımızın gündelik yaşamına fayda üreten bir gerçek halk örgütlenmesi olarak görüyoruz ve görüyorum.
“HER ZAMAN AYNI MASADA OLACAĞIMIZIN SÖZÜNÜ KARARLILIKLA VERİYORUM”
Yine Atatürk’ün ifade ettiği gibi: ‘Demokrasi, insanlık ırkının ümididir’ Yani demokrasi yoksa insanlığın gelişmesi ve bir başka evreye geçmesi mümkün değildir ve bugün de insanlığın ümidi daha fazla demokrasidir. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak desteğimizin kesintisiz devam edeceğini, her zaman aynı masada olacağımızın sözünü kararlılıkla veriyorum.”



