Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ümit Özdağ: İktidar, seçimlerden önce zam yapıp milleti nasıl kandırırız, onun peşinde koşuyor

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Görünen o ki temmuz ayında asgari ücrete ve emekli maaşlarına ciddi bir artış gelmeyecek. Çünkü daha seçimleri düşünmüyorlar. AK Parti iktidarı vatandaşın nasıl geçineceğiyle ilgilenmiyor hiç. Onlar sadece seçimlerden önce zam yapıp milleti nasıl kandırırız, onun peşinde koşuyorlar” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Görünen o ki temmuz

(ANKARA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Görünen o ki temmuz ayında asgari ücrete ve emekli maaşlarına ciddi bir artış gelmeyecek. Çünkü daha seçimleri düşünmüyorlar. AK Parti iktidarı vatandaşın nasıl geçineceğiyle ilgilenmiyor hiç. Onlar sadece seçimlerden önce zam yapıp milleti nasıl kandırırız, onun peşinde koşuyorlar” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülkenin ekonomi politikalarını eleştiren Özdağ, şunları söyledi:

“Mutlak butlanla Türk siyaseti yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor ama esas mesele mutlak yoksulluk, mutfaktaki mutlak kriz. Her ayın üçünde TÜİK, TÜFE ve ÜFE rakamlarını, yani enflasyon verilerini açıklıyor. Yine yarın saat 10.00’da açıklayacaklar. Tabii, yüksek bir maaş zammı olmasın diye yapabilecekleri en düşük enflasyon rakamını açıklayacaklar. Görünen o ki temmuz ayında asgari ücrete ve emekli maaşlarına ciddi bir artış gelmeyecek. Çünkü daha seçimleri düşünmüyorlar. AK Parti iktidarı vatandaşın nasıl geçineceğiyle ilgilenmiyor hiç. Onlar sadece seçimlerden önce zam yapıp milleti nasıl kandırırız, onun peşinde koşuyorlar.”

“HANİ PKK KAYITSIZ ŞARTSIZ SİLAH BIRAKIYORDU”

Özdağ, çözüm sürecine ilişkin şunları söyledi:

“’Terörsüz Türkiye’ dedikleri PKK ile müzakere süreci 20 ayı doldurdu. Bu süreçte Devlet Bahçeli, terör örgütünün elebaşı, narko terörist Öcalan’a ‘kurucu önder’ dedi. Ona siyasi statü istedi, ‘siyasi koordinatör olsun’ dedi. Mecliste bir Öcalan Komisyonu kurdular ve narko teröristi meşrulaştırmak için çalıştılar, çalışmaya da devam ediyorlar. Üç milletvekilini bu narko teröristin ayağına gönderdiler, nasihatlerini dinlettiler. Oysa bu sürece başlarken güya bir al-ver süreci olmayacaktı. Pazarlık yapılmayacaktı. PKK kayıtsız şartsız teslim olacaktı. Şimdi AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik çıkıyor ve diyor ki: ‘PKK’nın silah bırakması için yasal zemin hazırlamalıyız.’ 20 ay sonra geldiğiniz nokta bu mu? Hani PKK kayıtsız şartsız silah bırakıyordu? Hem de bütün Orta Doğu’da bırakıyordu. Hani kendisini feshediyordu?

Ne kendisini feshetti ne de silah bıraktı. Üstelik PKK elebaşları Kandil’den diyorlar ki: ‘Biz silah bırakacağız demedik ki, biz silahlı mücadele stratejisini durduruyoruz dedik.’ Bu arada adının açıklanmasını istemeyen, bundan da utanan bir MHP yetkilisi de diyor ki: ‘PKK’nın tamamen silah bırakmasını beklemek de gerçekçi değil.’ Evet, PKK silah bırakmayacak. Bunu istemek gerçekçi değilmiş. Ama siz PKK’yla Türkiye’nin milli, üniter ve laik devlet yapısını tartışacaksınız ve bunu gerçekçi bulacaksınız.

Şimdi bir çerçeve yasa taslağı, Meclis tatile girmeden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getiriliyor. Biliyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışma süresi de uzatıldı. Açıkça ‘af’ demiyorlar ama biliyoruz ki bu çerçeve yasa, Öcalan dahil bütün PKK’lılara bir af çerçevesi getirmek ve onları sözde topluma entegre etmek amacıyla getiriliyor. Bu arada DEM Parti’nin Türkiye’nin değişik yerlerinde mitingler yaptığını görüyoruz. DEM, Türk milletine meydan okumak, Türk devletine meydan okumak için; terörle mücadelede verdiğimiz on binlerce şehide, on binlerce gaziye adeta hakaret edercesine, İstanbul’da Mavi Çarşı’da aralarında bebeklerin de bulunduğu 12 suçsuz insanı yakarak öldüren bir teröristi konuşmacı olarak kürsüye çıkarıyor. O terörist de çıkıp, ‘Siz bizim pişman olduğumuzu mu zannediyorsunuz?’ diye böğürüyor. İnanılır gibi değil. Gelmiş olduğumuz nokta bu.

Göç İdaresi Başkanlığı’nın sığınmacı ve kaçaklar konusunda yayımladığı verileri değerlendiren Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Göç İdaresi Başkanlığı, sığınmacı ve kaçaklar konusunda kamuoyunu yanıltmaya çalıştığım iddiasıyla bir basın açıklaması yapmış. Bu açıklamada demiş ki: ‘İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2016 yılından bugüne kadar gönüllü olarak Suriye’ye dönenlerin toplam sayısının 1 milyon 434 bin olduğunu söyledi. Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ise ancak 8 Aralık 2024’ten sonra dönenlerin sayısının 700 bin olduğunu açıkladı.’ Evet, aradaki farkın zamansal bir fark olduğunu söylüyorlar. Demek ki Beşşar Esad devrilmeden önce 734 bin kişi dönmüş; iç savaş devam ederken ve Beşşar Esad devrildikten sonra da 700 bin kişi dönmüş.

“KENDİ RAKAMLARINA BİLE HAKİM DEĞİLLER”

Şimdi o kadar zayıflamış bir bürokrasi ki kendi rakamlarına bile hâkim değiller. Aslında 734 bin kişinin döndüğü iddiası 2016’dan 2024’e kadar olan dönemi değil, 2014’ten 2024’e kadar olan dönemi kapsıyor, sayın bürokratlar. Yani 2014-2015 rakamlarını atlıyorsunuz. Toplarsanız 2016’dan itibaren 734 bin çıkmıyor. Eğer 2014’e kadar geri giderseniz 734 bin rakamına ulaşıyorsunuz. Ama şimdi gelin bu iddiaları teker teker inceleyelim: 2016’da geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 834 bin 441. 2024’teki geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı ise 2 milyon 901 bin 478. Yani 1 milyon 440 bin 123 Suriyeli ülkesine dönmüş ama Türkiye’deki Suriyeli sayısı 67 bin artmış. Bunlar sizin rakamlarınız.

Şam Büyükelçisi ne diyor? ‘700 bin Suriyeli, 2024 sonrasında döndü’ diyor. Ama bir şey daha söylüyor. Diyor ki: ‘Artık dönmeyecekler. Entegrasyon süreci başlayacak.’ Bunu gözlerden kaçırmaya çalışıyorsunuz. İçişleri Bakanı’nın yapmış olduğu açıklamada da Şam Büyükelçisi’nin ifadesinde olduğu gibi Suriyelilerin artık geri dönmeyeceği ve Türkiye’de kalacakları ifade ediliyor. İçişleri Bakanı şimdi Suriyelilere çalışma izni verildiğini açıklıyor. Bunun sonucu bunlara vatandaşlık vererek seçimlerde oy kullanmalarını sağlamak. Ancak yine rakamlara bakalım arkadaşlar. İlginç rakamlar var ve bunlar resmi, rakamlar. Bakın, bu tablo bizim tablomuz değil; Göç İdaresi’nin tablosu.

“BU SURİYELİLERE NE OLDU”

2021’de Türkiye’de 3 milyon 737 bin 369 Suriyeli varmış. Bunun 50 bini dönmüş. Peki 2022’de kaç kalmış? 3 milyon 513 bin 776. Yani 50 bin kişi dönmüş ama azalan sayı 223 bin. Sayın Göç İdaresi Genel Müdürü ve diğer yetkililer, bu aradaki fark ne oldu? Bu Suriyeliler ne oldu? 2022’de 3 milyon 513 bin 776 Suriyeli varken 36 bini dönmüş. Ama 2023’te Suriyeli sayısı 362 bin azalmış ve 3 milyon 150 bine düşmüş. Dönen sayı 36 bin. Nasıl oluyor arkadaşlar? Abrakadabra mı? Ne oldu bu Suriyelilere?

2024’e geliyoruz. Bakın, 2 milyon 901 bin Suriyeli var. 207 bin kişi dönmüş. Ama Suriyeli sayısı 553 bin 722 azalmış. Şaka gibi. Bu matematiği bize izah edin. Yani 2021-2025 arasında aslında resmi rakamlara göre 50 bin, 36 bin, 19 bin ve 207 bini topladığımızda 313 bin 629 Suriyeli Suriye’ye dönmüş diyorsunuz. Ama aynı dönemde Suriyeli sayısı Türkiye’de 1 milyon 399 bin 613 azalmış. Yani izah edemediğiniz 1 milyon 75 bin 996 tane Suriyeli var. Ne yaptınız bunlara? Göç İdaresi, bunlara ne yaptınız? Vatandaş mı yaptınız bunları? Nerede bunlar?

“BÜTÜN SIĞINMACILARI VE KAÇAKLARI YOLLAYACAĞIZ”

Şam Büyükelçimiz, ‘Artık Suriyeliler Türkiye’de kalıyor, entegrasyon yapacağız’ dedi. Çok iyi Türkçe öğrenmişler, çok başarılı iş insanları olmuşlar. Olur, hiç itirazımız yok. Ama ülkelerine dönsünler ve kendi ülkelerinde çalışmaya, ülkelerini ayağa kaldırmaya devam etsinler. Biz Zafer Partisi olarak Türk milletine söz veriyoruz. Bu konuyla birinci derecede yüz yüze gelen jandarmamıza, polisimize söz veriyoruz. Bütün sığınmacıları ve kaçakları, devletler hukukuna uygun bir şekilde vatanlarına yollayacağız. Suriyeliler, Suriye’de Türkiye’nin dostları olarak yaşamaya devam etsinler. Ama herkes kendi vatanında yaşasın.”