Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Açlık grevindeki öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’na yürüdü

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nda 12 gündür açlık grevi yapan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler” açıklamasının ardından Sendika Genel Merkezi’nden Milli Eğitim Bakanlığı’na yürüdü. Öğretmenlere CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş da destek verdi. 

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nda 12 gündür açlık grevi yapan öğretmenler,

(ANKARA) – Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nda 12 gündür açlık grevi yapan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler” açıklamasının ardından Sendika Genel Merkezi’nden Milli Eğitim Bakanlığı’na yürüdü. Öğretmenlere CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş da destek verdi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bugün bir açıklama yaparak özel sektör ve mülakat mağduru eğitimcilerin başlattığı eylemlere ilişkin, Milli Eğitim Bakanlığı’na ulaşmış herhangi bir şikayet olmadığını iddia ederek, “Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler” diye konuştu.

12 gündür açlık grevi yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu üyeleri bu açıklamaya tepki gösterdi. Öğretmenler, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önünde yaptıkları başvuruları ve bakanlık yetkilileriyle yaptıkları görüşmelere ilişkin yazıları ipe asarak sergiledi.

“SAYIN TEKİN PATRONLARIN BAKANI OLMAYIN”

Sendika binası önünde toplanan öğretmenlere CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş da destek verdi. Bina önünde kısa bir açıklama yapan grup Milli Eğitim Bakanlığı’na yürüdü. Karanfil Caddesi’nde öğretmenlere aileler de gelerek destek verdi. Milli Eğitim Bakanlığı önünde öğretmenler adına açıklamayı yapan Hüseyin Aksoy, bugüne kadar yaşanan süreçleri aktardıktan sonra kısaca şunları kaydetti:

“Sayın Tekin, insanlar seslerini duyurmak için açlık grevi yapıyorsa 12 gündür sudan, şekerden başka bir şey boğazlarından geçmediyse artık bu meselenin çözümden başka yolu kalmamış demektir. Buraya gelirken size çağrımızdı. Size, ‘Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin olarak seslenmek istiyoruz’ demiştik. Bunun yolu çok açık, çok basit, çok kolay. Patronların ne anlattığını bir kenara bırakın. Adalet ve Kalkınma Partisi için emsaldir. ‘Gelecekte sıkıntı çıkarır. Bu işler sermayeye müdahaledir’ diyenler artık kulağınızı tıkayın ve yüzünüzü öğretmene dönün. Yüzünüzü öğretmene dönün. Yüzünüzü öğretmene dönün. Çünkü siz bu ülkenin Milli Eğitim Bakanısınız. Patronların bakanı olmayın.

“DEVLETİN GÖREVİ YANLIŞ VARSA DÜZELTMEK”

Bize ulaşan bir şikayet yok’ sözünü biraz önce de söylediğim gibi bir talihsizlik olarak görüyoruz ve bu talihsizliği düzeltecek yegane şeyin öğretmenlere, onların ailelerine verilecek bir müjde olduğunu buradan bir kez daha tekrar ediyoruz. Öğretmenlerin hakkı teslim edilecek demek hiç bu kadar zor olmamalı. Sözlerimi şöyle bitiriyorum: Mülakat mağdurlarına haksızlık edilmedi diyecek memlekette tek bir kişi varsa karşımıza geçebilir. Biz iki yıldır bu insanı bulamadık. Öğretmenlerin taban maaş hakkı absürt, yanlıştır diyen bir kişi varsa karşımıza geçebilir. Biz 4 yıldır bu kişiyi bulamadık. Yaptığımız son görüşmelerde bize söylenen ‘Zaten teknoloji gelişiyor. Öğretmenlik değişecek, tarz değişecek, meslek değişecek, öğretmenliğin diğer mesleklerinden bir farkı olmaz’. ‘Mülakat mağduriyetinin giderilmesi, başka sıkıntıları, başka mağduriyetlerin önünü açar’ diyen nerede? Buradan şunu söylüyoruz. Devletin görevi yanlış varsa düzeltmek, hak varsa yerine vermektir. Yasayla, uygulamayla, tüzükle, yönetmelikle işinizi biz size öğretmeyelim artık.

“BİZE ŞİRKET YÖNETEN CEO GİBİ KONUŞMAYIN”

Sorunlardan bahsetmeyin. Engellerden bahsetmeyin. İçtihattan bahsetmeyin. Bize vekillik yapmaktan, bakanlık yapmaktan, yöneticilikten bahsetmeyin. Bize şirket yöneten bir CEO gibi, bir patron gibi konuşmayın. Eğer sorunlar konuşulacaksa gerçek sorunları sahibi burada. Çile çekenler burada, ızdırap çekenler burada. Buradan şunu söyleyerek sözlerimi bitiriyorum. Bu ülkede iktidar partisi şuna karar verecek. Adalet ve kalkınma ismini kendine layık görenler mülakattaki haksızlığı ortadan kaldırıp adaleti yerine getirmek zorundalar. Hakkımız olanı bize teslim edeceksiniz.”

“YETKİLİLERİN BİZİ DUYMASINI İSTİYORUZ”

Öğretmen Hüseyin Aksoy ardından konuşan öğretmen annesi ise, “Biz anneler olarak tüm öğretmenlerin annesi olduk. Bir haftadır biz burada 10 gündür burada açlık grevinde hastanelere de düştük. Biz burada çocuklarımızı öğretmen olarak yetiştirdik. Başka bir şey değil. Biz bu yetkiliden bize sevindirmesini istiyoruz. Konuşamıyoruz. Dermanımız bile kalmadı artık. Yetkililerin bizi duymasını istiyoruz” dedi.

“ÇÖZÜMÜ OLMAYAN TIKANAN BİR MESELE YOK”

Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise “Burada 15 gündür emniyet teyakkuz halinde, valilik teyakkuz halinde, İçişleri Bakanı teyakkuz halinde. Sayın Bakan bana iletilen bir şikayet yok diyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu saatten sonra bu kadar yaşanan acılar hiç yaşanmaması gerekiyordu ama eğer bir bedel, bir hak almanın bir karşılığı varsa o karşılık o bedel çok fazlasıyla ödenmiştir. Yetkililerin görevi bugünden tezi yok; taban maaşı meselesini, mülakat mağduru öğretmen arkadaşlarının atanma meselesini, atanmayan öğretmen arkadaşlarımızın sorununu çözmesi gerekiyor… Çözümü olmayan, tıkanan bir mesele yok. Buradaki tüm sorun, tüm sorumluluk şu. Niyet, bunu çözme niyetinde olup olmama. Bu arkadaşların ve bu ülkenin eğitimini dert edinip edinmeme meselesidir” diye konuştu.

“TEKLİFİ GENEL KURULA GETİRİN 5 DAKİKADA ÇÖZELİM”

CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, yaşanan süreci aktardıktan sonra şöyle konuştu:

“Mülakat mağduru öğretmenler için Sayın Devlet Bahçeli çıktı dedi ki, ‘Haklılar, kanun teklifi veriyorum’.Teklifi verdiler. Sayın Bahçeli’ye ve MHP’ye kanun teklifine sahip çıkmaya çağırıyorum. Aynı teklifi biz de verdik CHP olarak. Ben verdim. Bizimkini bırakın. Teklifinize sahip çıkın. Bu öğretmenler 37. maddeden TBMM Genel Kurulu’na getirin. 5 dakikada sorunlarını çözelim. Tüm partiler hemfikir çünkü. Türkiye şunu bilsin. Bu ülkenin 200 bin özel sektör öğretmeni bir milyon resmi kurumlarda çalışan kamu öğretmeni ve atanmayan öğretmenler, 100 bin ücretli öğretmen, engelli öğretmenler, rehber öğretmenler tamamı büyük problemler yaşıyorlar. Ve bununla ilgilenmeyen bir bakan var.

“BU ÖĞRETMENLERE KIYMAYIN”

Türkiye’nin bu sorunları çözülebilir sorunlar. Kaynak da var. Gereklilik de var ama siyasi niyet yok. O yüzden buradan bir kez daha sesleniyorum: Okul saldırıları ile ilgili olarak defalarca önerge verdik, reddettiniz. Ne zaman ki Türkiye’de büyük bir acı yaşadık okul komisyonu kurdunuz. Çözüm bulmaya çalışıyorsunuz. 12. günündeler. Bu öğretmenlere kıymayın. 12 gündür sadece su ve şekerle besleniyorlar. Bu öğretmenlere kıymayın.

“BU ÜLKENİN BİR NUMARALI ULASAL GÜVENLİK TEHDİDİ YUSUF TEKİN”

Başlarına kötü bir şey gelince tedbir almaya kalkmayın. Ve onlara asla güvenliği bahane etmeyin. Çünkü bu ülkenin bir numaralı ulusal güvenlik tehdidi bizzat Yusuf Tekin’in kendisidir. Çözülebilecek sorunları çözmemek bu ülkenin geleceğine yapılabilecek en büyük Kötülüktür. Gerçekleri söylememek, halkı kandırmaya çalışmak, doğruları eğip bükmek yapılabilecek en büyük kötülüktür. Buradayız, öğretmenlerimizle beraberiz. Sadece biz yokuz. Milyonlarca yürek burada. Bunu biliyorlar. Buradan son bir kez iktidar partisinin mensuplarını, genel başkanını, milletvekillerini, bakanlarını uyarıyorum. Daha büyük acılar yaşamadan bu kadar kolay çözülebilecek bir sorunu ertelemeyin, çözün. Öğretmenlerimiz asla yalnız değiller ve yalnız olmayacaklar.”

Açıklamaların ardından bir öğretmen fenalaştı. Fenalaşan öğretmen arkadaşlarının yardımıyla Sendika Genel Merkezi’ne götürüldü.