(İZMİR) – Ankara’da taleplerinin karşılanması için açlık grevini sürdüren özel sektör öğretmenlerine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltılar, Eğitim Sen İzmir Şubeleri ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerince protesto edildi.
Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen öğretmenler, “Yusuf Tekin istifa”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Öğretmenler birleşip haklarını alacak” sloganları atarak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde yürüdü, ardından basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı okuyan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İl Meclis Üyesi Can Derdiyok, “yıllardır verilen sözlerin tutulmasını bekleyen, oyalama taktikleriyle ömrü çalınan mülakat mağduru ve özel sektör öğretmenleri olduklarını” ifade etti.
Ankara’da ortak mücadelelerini büyütmek, gasbedilen haklarını geri almak için omuz omuza verdiklerini söyleyen Derdiyok, şunları kaydetti:
Ancak en masum, en anayasal hakkımız olan ‘sesimizi duyurma’ çabamızın her adımında karşımızda muhataplarımızı değil, polis kalkanlarını, biber gazını, darp ve ters kelepçeyi bulduk.
Bizler sınıflarımızda öğrencilerimize demokrasiyi, hak aramayı, adaleti anlatırken; başkent sokaklarında hak aradığımız için yerlerde sürüklendik. 14 Haziran’da Milli Eğitim Bakanlığı önünden Meclis’e yürümek, halkın vekillerinin gözlerinin içine bakarak derdimizi anlatmak istedik. Daha Güvenpark’tayken etrafımız barikatlarla çevrildi. Bizler müzakere beklerken, kalkanlarla darbedildik. Ellerinde kalem tutması gereken 40’ı aşkın meslektaşımıza ters kelepçe vuruldu. En temel demokratik hakkımızın nasıl boğazlandığını tüm Türkiye gördü. 15 Haziran; susmadık. Kurtuluş Parkı’nda yeniden bir araya gelmek istedik. Bu kez sadece parkı değil, kaldığımız otelleri, yürüdüğümüz sokakları ablukaya aldılar. Bizlere, ailelerimize, bizimle dayanışmaya gelen dostlarımıza şiddet uygulandı. Sesimizi kısmaya çalışanlara inat, o gün bedenlerimizi açlığa yatırdık; süresiz açlık grevine başladık.
17 Haziran; açlığımızın üçüncü gününde, yorgun ama inançlı bedenlerimizle TBMM Çankaya Kapısı önünde haykırmak istedik. Bize yine polis kalkanlarıyla, şiddetle, gözaltılarla cevap verdiler. Sendika yöneticilerimiz, mücadele arkadaşlarımız yaka paça sürüklendi. Açlıktan eriyen bedenlerimizin sesini kolluk gücüyle bastırabileceklerini sandılar.
21 Haziran; gecenin karanlığında baskının en ağırını yaşadık. Günlerdir açlık grevinde olan bizler, Madenci Anıtı’na yürümek istedik. Sendika binamızın çevresi kuşatıldı. Önümüze etten duvarlar örüldü, gözümüze biber gazı sıkıldı. Açlık grevinden dolayı zaten zayıf düşmüş arkadaşlarımız gaz bulutunun içinde fenalaştı, nefessiz kaldı. Yaşam hakkımızı, sağlık hakkımızı bile hiçe saydılar.”
“TALEPLERİMİZ LÜTUF DEĞİL, HAKTIR”
Bu ülkenin öğretmenleri olarak günlerdir Ankara sokaklarında çok basit, çok insani bir şeyi haykırdıklarını söyleyen Derdiyok, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaşamak istiyoruz. Mesleğimizi onurumuzla yapmak, bize verilen sözlerin tutulduğunu görmek istiyoruz. Bunun karşılığı barikat olamaz. Bunun karşılığı yüzümüze sıkılan gaz, bileğimize vurulan kelepçe olamaz. Bu sadece bir maaş pazarlığı değildir. Bu mücadele halkın çocuklarına eğitim veren bir öğretmenin, ay sonu kirasını veya mutfağındaki erzağı düşünmekten nefes alamaz hale getirilmesine karşı bir isyandır. Öğretmenlik onurunun, patronların iki dudağı arasına terk edilmesine karşı bir direniştir.
Özel sektör öğretmenleri olarak taleplerimiz lütuf değil, haktır. Gasbedilen taban maaş hakkımız derhal geri verilmelidir. Eğitim iş kolu kurulmalıdır. Kamudaki meslektaşlarımızla eşit özlük haklarına sahip olmalıyız. Belirsiz süreli sözleşme ile iş güvencemiz tanınmalıdır. Sömürü çarkına dönen kurumlardaki düşük ücretli, keyfi ve kölece çalışma düzenine son verilmelidir. Mülakat mağduru öğretmenler olarak isyanımız aynıdır. 2023 KPSS’de derece yapmış, yazılı sınavda alnının teriyle hakkını kazanmış meslektaşlarımızın emeği mülakat denilen garabetle gasbedilemez. Hakları ellerinden alınan 1611 öğretmen arkadaşımızın atama hakkı derhal iade edilmelidir. Bir insanın gençliğini, emeğini, ailesinin umutlarını ve geleceğini üç dakikalık mülakatlarla çalamazsınız. Bu düzenin adı eğitim değil, sömürüdür.”
“DEVLETİN BAKANLIKLARI ÖZEL OKUL PATRONLARININ KARINI KORUYOR”
Derdiyok, aylardır çalmadığık kapı, aşındırmadık koridor kalmadığını; bakanlıklarla, bürokratlarla görüştüklerini, kendilerine sözler verildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ama gördük ki devletin bakanlıkları öğretmenin midesine girecek lokmayı değil, özel okul patronlarının kasasına girecek kârı koruyor. Unutmayın; bugün bize reva görülen bu zulüm yarın hemşireye, işçiye, akademisyene, emekliye yapılacaktır. Bizler sizin kardeşiniz, evladınız, komşunuz, çocuğunuzun öğretmeniyiz. Bizim yüzümüze sıkılan o biber gazı aslında bu halkın vicdanına sıkılmıştır. Bizim bileklerimize vurulan o kelepçe, bu ülkenin eğitimine, geleceğine vurulmuştur. Yetkililere ve kamuoyuna son kez sesleniyoruz, verdiğiniz sözleri tutun. MEB, Çalışma Bakanlığı ve patron derneklerini bizimle aynı masaya oturtun. Taleplerimizi yasalaştırın, Meclis’teki kanun teklifini derhal gündeme alın. Öğretmenlerin üzerindeki polis ablukasını, şiddeti ve gözaltı terörünü bitirin. Açlık grevindeki arkadaşlarımızın sağlık hakkını güvenceye alın ve bu zulmün sorumlularından hesap sorun.
Halkımıza çağrımızdır: Bizi görün, sesimizi duyun. Neden bu zulme uğradığımızı, bize verilen sözlerin neden tutulmadığını sorun. Sessizlik, bu sömürü düzeninin en büyük silahıdır. Biz susmuyoruz, siz de susmayın. Açlık grevindeyiz. Barikatlar altındayız. Gözaltındayız. Yerlerde sürükleniyoruz. Ama asla boyun eğmiyoruz. Somut adım atılana, o sözler tutulana kadar buradayız. Hakkımız olanı almadan bu şehirden gitmeyeceğiz.”
