Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Numan Kurtulmuş: “Toplumsal bütünleşmenin sağlanması için TBMM üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirecektir”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda bir yol haritasının ortaya konulduğunu belirterek, “Örgütün bütünüyle kendisi tasfiye ettiği, silahların bırakıldığının anlaşılmasıyla birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması için ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde TBMM üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirecek ve yasal düzenlemeler yerine getirilecektir” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunda bir

(İSTANBUL) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda bir yol haritasının ortaya konulduğunu belirterek, “Örgütün bütünüyle kendisi tasfiye ettiği, silahların bırakıldığının anlaşılmasıyla birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması için ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde TBMM üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirecek ve yasal düzenlemeler yerine getirilecektir” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından düzenlenen Siyaset Okulu Kapanış ve Sertifika Programı’na katıldı. Fatih’te gerçekleştirilen etkinlikte, 27. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, MTTB Başkanı Tahsin Başarı ve davetliler de yer aldı. Program, Hafız Muhammed Karagöz’ün Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kapanış konuşmasını yapan Kurtulmuş, özetle şunları kaydetti:

“MTTB GENÇLİĞİ ÖFKENİN TUZAĞINA DÜŞMEKTEN KORUMUŞTUR”

“1916’nın şartları koskoca imparatorluk yıkılıyor. Yeni bir devlet kuruluyor. Büyük çalkıntılar, büyük tehditler var. Dünya Savaşı var. Arkasından gelen dönemde iki dünya savaşı arasında başta Avrupa olmak üzere bütün dünyada büyük siyasi gerilimler var ve Bütün bu karmaşa içerisinde çok sert formlarda gelişmiş, kuvvetlenmiş, Türkiye’de dahil dünyaya yayılmış olan köklü ve gerçekten son derece güçlü ideolojiler var. Komünizm gibi, faşizm gibi, ırkçılık gibi. Bütün bunların olduğu bir atmosferde işte hele hele belli dönemlerde Türkiye’de gençliğin içerisinde de hakim olan öfkeyi Milli Türk Talebe Birliği tabiri caizse bir elektrik kumla çakılı birbirinden ayırt etmek gibi eleyerek gençliği öfkenin tuzağına düşmekten korumuştur. Aynı şekilde rehavete de terk etmemiştir. Bütün milli meselelerde ülkenin en önemli gençlik kuruluşu olarak bütün milli meselelerde en önde yürümesini meselelerimize sahip çıkmasını sağlamış. Mitingleriyle, konferanslarıyla az evvel sinevizyonda da gördük. Türkiye’nin bütün meselelerine sahip olan bir gençlik ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Yine aynı şekilde başta Necip Fazıl olmak üzere buradaki büyükler, bütün dava önderleri iddia ve irade sahibi bir gençliğin yetişmesine katkı sağlamışlardır. Çünkü biliyoruz ki iddiası olmayan, iradesi olmayan gençliğin ne kendisine ne de ülkenin geleceğine bir katkısı olmaz.

“TAM MANASIYLA BARIŞI VE KARDEŞLİĞİ TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ”

Türkiye’de bu fikri siyasi süreklilik içerisinde hemen hemen neler söylendiyse, onlarca yıl evvel neler dile getirildiyse, hangi hedeflerin üzerinde koşulduysa bugün bunlar başarılmıştır. Bu noktada büyük mesafeler alınmıştır. Ancak bizim temel özelliklerimizden birisi de en başta söyledim. Rehavete kapılmamaktır. Yeter, bu oldu, yetti dememektir. Şimdi hedeflerimizi daha ileriye götüreceğiz ve Her alanda hedefimizi şu anda bulunduğumuzdan daha yukarıya taşıyacağız. Bu çerçevede iki temel hedefi söyleyerek sözlerimi tamamlamak istiyorum. Bunlardan birisi artık hele hele dünyanın bu kadar büyük türbülanslar yaşadığı bir dönemde mutlaka içeride dirliği birliği sağlamamız lazım. İç kalenin tahkim edilmesi lazım. Bunun için de Türkiye’nin ilk yılının Cumhuriyetimizin ilk yılının yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz Terör meselesini bütünüyle bitirmek, hallü fasl etmek ve bu ülkede tam manasıyla barışı ve kardeşliği tesis etmek zorundayız.

“BÜTÜN PARTİLERİN İTTİFAKLA BİR RAPOR HAZIRLAMASI SİYASİ HAYATIMIZDA BİR İLKTİR”

Bu ülkede hiçbir kimse ırkı, etnik yapısı, aile yapısı, sosyal yaşantısı dolayısıyla farklılaşmadığı bir noktaya gelmeliyiz. Hiç kimsenin etnik farklılıklar üzerinden bu ülkenin çocuklarını kandırarak eline silah veremeyeceği bir dönemi inşallah tesis etmek için yolumuza devam edeceğiz. Bu çerçevede az evvel İsmail abi’nin de ifade ettiği gibi TBMM’de gerçekleştirdiğimiz geçtiğimiz sene yaz aylarında ve ondan sonra raporlaştırdığımız Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun çalışmalarını Türkiye demokrasisi bakımından fevkalade önemli görüyorum. Yaptığım bütün uluslararası temaslarda da karşı taraftaki muadillerimizin bu komisyon çalışmaları dolayısıyla Türkiye’yi takdirle izlediklerini görüyorum. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde o komisyon çalışmalarında katılan bütün milletvekillerinin, bütün partilerin ittifakla bir rapor hazırlamış olması da Türkiye demokrasisi bakımından bir ilktir. Çok partili siyasi hayatımızda bir ilktir. O raporda bir yol haritası ortaya konulmuş. O yol haritasının gereği de bundan sonraki süreçte inşallah tamamlanacaktır. Örgütün bütünüyle kendisi tasfiye ettiği, silahların bırakıldığının anlaşılmasıyla birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması için ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde TBMM üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirecek ve yasal düzenlemeler yerine getirilecektir.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE İLE TERÖRSÜZ BÖLGEYİ DE HEP BERABER KURACAĞIZ”

Kısa dönemde Terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesi için bu adımın atılacağına yürekten inanıyorum. Yine aynı şekilde Terörsüz Türkiye ile birlikte terörsüz bir bölgeyi de hep beraber kuracağız. İsrail zayıf zayıf devletler bölünmüş olan siyasi iradeler üzerinden gerçekleştirdiği böl parçalı yönet politika daha fazla sürdürememesi için bölgede de terörsüz bir bölgenin tahkim edilmesi. Irak’ıyla, Suriye’siyle, Lübnan’ıyla, İran’ıyla, bütün coğrafyamızın barış ve huzur içerisinde yaşaması Türkiye olarak en yüksek en önemli temennimizdir. Bunun için inşallah gayretle çalışıyoruz. Kısa vadede ikinci önemli hedef olarak önümüze koymamız gereken husus ise Türkiye’nin artık darbelerin sonucu olan Anayasalarla değil. Türkiye’nin halkın iradesiyle yapılmış yeni, çağdaş, demokratik demokratik ve katılımcı bir anayasayla yoluna devam etmesi lazım.

“KISA SÜRE İÇERİSİNDE TBMM’NİN YENİ ANAYASA BAŞLATACAĞINI ÜMİT EDİYORUM”

Bundan sonra da en kısa süre içerisinde TBMM’nin yeni anayasa çalışmalarını başlatacağını ümit ediyorum. Böylece artık 1876’da başlayan darbelerden sonra gerçekleşen anayasalar meselesini geride bırakacağız. Cumhuriyet tarihimizde 60 darbesi arkasından 61 anayasası, 80 darbesi arkasından 82 anayasası, bütün bu darbeleri geride bırakmış, darbeci fikirlerin ürünü olan anayasaları geride bırakmış, özgür, çağdaş, katılımcı ve gerçekten demokrat bir anayasayı yapabilecek güce ve kuvvete sahip olduğumuza inanıyorum. Bu çabaları da ortaya koyacağız ve hep beraber bu fikri siyasi sürekliliğin adımlarını atmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle altını çizerek tekraren söylemek istiyorum. Belki böyle küçük küçük çatıların altında ama giderek büyüyerek gelişen bu mücadele bir büyük medeniyet mücadelesi, bir büyük siyaset mücadelesi hangi alandan örnek alırsanız alın başarılı olmuştur. “