Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kemal Kılıçdaroğlu: Ben arınmayı yapacağım diye benden korkuyorlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlık görevine getirilmesine ilişkin olarak, “Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Sadece ben gelmiyorum, eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlık görevine getirilmesine

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlık görevine getirilmesine ilişkin olarak, “Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Sadece ben gelmiyorum, eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar” ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, istinafın mutlak butlan kararıyla tedbiren genel başkanlık görevine getirilmesinin ardından ilk kez bir televizyon programına katıldı. Kılıçdaroğlu, Sözcü TV canlı yayınında “CHP Genel Merkezi’ne milletvekilleri geldiği zaman, sıradan bir yurttaş geldiği zaman, protesto için geldiği zaman genel merkeze davet ederiz. Milletvekillerine tarihte ilk kez genel merkezin kapıları kapatıldı” dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Sadece ben gelmiyorum, eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe itiraz kültürü vardır. Genel başkanlar itirazı sonuna kadar dinler. Ama hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir, kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır. Duruşma, alt mahkemedeyken üç arkadaşım geldi, iki belediye başkanı ve bir eski parti yöneticisi. Ne yapacaksın diye bana sordular. Onlara şunu söyledim. Partiye mahkeme kayyım atarsa ben buna itiraz ederim çünkü 100 yılık partiyi kayyım yönetemez ama mutlak butlan kararı verirse ben mecburum gitmeye. Partinin eski yöneticileri atanacak. Bana görev veriliyor, partiyi alın doğru dürüst bir kurultay yapın, yolunuza devam edin, bu kadar basit.”

“KANITLARSANIZ GENEL BAŞKANLIĞI BIRAKIYORUM”

Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararından bir gün önce video yayınladığı hatırlatılarak, “Kararın çıkacağını biliyor muydunuz” sorusu üzerine, “Ben kararın çıktığını bilsem böyle bir video yayınlar mıydım? Ben belli dönemlerde videolar çekiyorum zaten. Bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün yargıçla konuştuğumu, bir gün ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız, yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum. Bu tür olaylar doğrudan doğruya yıpratma amaçlı gündeme getiriliyor” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Partinin kirlilikten arınması lazım, nokta. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenemedi. Ahlaki üstünlüğe yönelik bütün eleştiriler dikkate alınmak zorundadır” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’ı her dönem eleştirdim. Özgür Bey, müzakere edeceğiz dediği zaman twit yayınladım. Müzakere edilmez, mücadele edilir dedim. Bir partinin genel başkanı, geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış AK Partili birisiyle iki saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da ‘Partinin sorunlarını görüştük’. CHP Genel Başkanı, AK Parti’nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor, gazetecisiniz niye sormuyorsunuz. Arka kapı diplomasisini kim söylüyor. Bütün bunlar unutuluyor, ‘Kılıçdaroğlu şunu şunu yaptı.’ Yok efendim. Memleketi bu duruma kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunu aşmak, Türkiye’yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi? Siyaset üretmeniz lazım, kısır tartışmaların çekişmelerin dışına çıkmanız lazım. 38. Olağan Kurultay’dan hemen sonra Özgür Bey’e partinin içinde bulunduğu bazı temel sorunları açıkladım. Samimiyetime bakın. Bazı belediye başkanlarını göstermeyin, bunlarla ilgili partinin arşivlerinde raporlar var dedim, gösterdiler, bir kısmı içeride şimdi. Ben konuşmuyorum, parti zarar görmesin diye. Parti ahlaki üstünlüğünü kaybedemez” ifadesini kullandı.

“BİRİNCİ PARTİ OLMASINDAN SON DERECE MEMNUNUM”

Kılıçdaroğlu, “Ahlaki üstünlüğünü kaybeden bir parti 47 yıl sonra seçimlerden nasıl birinci parti çıkar, anketlerin yüzde 90’ında nasıl hala birinci parti olma konumunu korur” sorusu üzerine, “Ben birinci parti olmasından son derece memnunum ama bu bir süreç işidir. Kaç belediye başkanı istifa etti, kaçı AK Parti’ye geçti. 40’ın üstünde. En çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hiç kimse benim ahlakımı tartışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir pozisyonundaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapmaz. CHP’li belediye başkanı, başında kendisi hakkında her an soruşturma açılacak bir organ olacağını bilmeli. Aziz Kocaoğlu, 397 yılla yargılandı. Yılmaz Büyükerşen yargılandı. Ama belediye meselesini hiçbir zaman parti meselesi haline getirmedik. Harcama belediyenin harcamasıdır, gidip hesabını vereceksin. Yapılan harcamaları denetleyeceksiniz” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, “Kendilerinden para istendiğine dair itiraflar var. Bir parti, belediyeden para isteyemez. Bu belediye başkanına git rüşvet al demektir. Hazineden gelen parayla belediyeden gelen kıyak aynı şey olur mu? İlkokul mezunu bir gariban bile böyle şey olmaz der. ‘Sayın Özel, bu yanlıştır’ denmiyor. O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Bu adam ben rüşvet verdim diyor, niye takip etmiyorsunuz. Mecliste 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş, haberi yazan hakkında niye dava açılmıyor. Ben o Meclis Başkanı’nın da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu… Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir? Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz, bunların tamamına saygım vardır. Ama kişisel çıkara dönük, zenginleşmeye dönük kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır” ifadesini kullandı.

“BÜTÜN İDDİANAMELERİ OKUMA ŞANSIM YOK”

Kılıçdaroğlu, görevinden uzaklaştırılan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eleştirilerinin anımsatılması üzerine, “Ekrem Bey’in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan’ı siyasi partiler içinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim, mahkum olan kişi de benim. İBB iddianameleriyle ilgili hukukçu değilim. Burada bir komisyon kurduk bütün belediye başkanlarıyla ilgili. Bütün iddianameleri okuma şansım yok. İmamoğlu tutuklandığında evini ziyarete gittim, kapının önünde basın açıklamasında ne söylediysem aynı noktadayım. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, “Özgür Bey’e bazı belediye başkanlarının aday gösterilmemesine ilişkin dört isim vermiştim. Elimizdeki rapor öyleydi” dedi. Kılıçdaroğlu, “Sarıyer Belediye Başkanımız niye içeride. Niye bunu sorun etmiyorsunuz? O da yıllar yılı hizmet verdi. Gitmiş bir atölyeden kazak, gömlek almış. Atölye DHKP/C’ye aitmiş. Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır?” diye konuştu.

“ÇIKARA DÖNÜK BİR ŞEY YAPMIŞSA ONUN BU PARTİDE YERİ YOKTUR”

Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanı yanlış bir şey yapmamışsa, çıkara dönük bir şey yapmamışsa başımın üstünde yeri vardır. Çıkara dönük bir şey yapmışsa onun bu partide yeri yoktur, kimse kusura bakmasın. Bizden avukat isterlerse göndeririz. Yargının siyasallaştığını en çok söyleyen benim. Adam para istediler verdim diyor. İtirafçılar var. Hepsi tespit ediliyor. Siyasi mi diyeceğiz buna. Keşke hepsini çürütseler” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Sizce siyasallaşmış bir yargı, yolsuzluk davalarını da kullanıyor olamaz mı” sorusu üzerine, “O zaman bu davaları tamamen kapatalım, Türkiye’de yolsuzluk yoktur diyelim. Hakimler taraflı olduğu için CHP’ye yönelik operasyondur diyelim, bu işi bitirelim” dedi. Kılıçdaroğlu, “O iddianamede yazılanlara inanarak, niçin arınmadan bahsediyorsunuz” sorusuna ise, “Ben isim vermiyorum. Ben bu partinin yıpranmasını istemem. Siz onları değil beni sorguluyorsunuz” yanıtını verdi.

(SÜRECEK)