Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Parti YSK Temsilcisi Avukat Öztürk: “Yetkisiz kullanılan güç, amaç ne denli değerli olursa olsun, hukuk düzeni içinde tutunamaz”

İYİ Parti YSK Temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin, “Komisyon sürecinin öncelikle yanıt gerektirdiği soru şudur, hangi anayasal veya içtüzüksel yetkiye dayanılarak kurulmuştur? Yetkisiz kullanılan güç, amaç ne denli değerli olursa olsun, hukuk düzeni içinde tutunamaz. Yetkinin kaynağı kamu önünde gösterilemediği sürece, bu meseleyi siyasi başarı ya da toplumsal katkı üzerinden değerlendirmek hukuki soruyu yanıtsız bırakmak anlamına gelir. Yanıtsız kalan her hukuki soru, geleceğe taşınan bir meşruiyet tartışmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti YSK Temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, Millî Dayanışma, Kardeşlik

(ANKARA) – İYİ Parti YSK Temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin, “Komisyon sürecinin öncelikle yanıt gerektirdiği soru şudur, hangi anayasal veya içtüzüksel yetkiye dayanılarak kurulmuştur? Yetkisiz kullanılan güç, amaç ne denli değerli olursa olsun, hukuk düzeni içinde tutunamaz. Yetkinin kaynağı kamu önünde gösterilemediği sürece, bu meseleyi siyasi başarı ya da toplumsal katkı üzerinden değerlendirmek hukuki soruyu yanıtsız bırakmak anlamına gelir. Yanıtsız kalan her hukuki soru, geleceğe taşınan bir meşruiyet tartışmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, “Yetki ile Meşruiyet Arasında: Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” başlığıyla yazılı açıklama yaptı. Öztürk açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Komisyon sürecinin öncelikle yanıt gerektirdiği soru şudur: Hangi anayasal veya içtüzüksel yetkiye dayanılarak kurulmuştur? Bu sorunun yanıtsız kalması, siyasi değil yapısal bir sorundur. Anayasa’nın 6. maddesi kaynağını Anayasa’dan almayan hiçbir devlet yetkisinin kullanılamayacağını; 95. maddesi TBMM’nin İçtüzük hükümlerine göre hareket etmesi gerektiğini emreder. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, TBMM bünyesinde oluşturulan her yapının İçtüzük’te karşılığının gösterilebilmesi zorunludur. Komisyon bu sınavdan geçememiştir. İçtüzük’ün 21. maddesi Başkanlık Divanı üyelerinin komisyonlarda görev alamayacağını emreder; Çalışma Usul ve Esasları ise TBMM Başkanı’nı Komisyon Başkanı olarak belirler. Bu çelişkinin iki seçeneği vardır: Ya İçtüzük madde 21 ihlal edilmiştir ya da Komisyon İçtüzük kapsamında bir komisyon sayılmamaktadır. İkinci durumda, TBMM Genel Sekreterliği’nin sekretarya hizmetlerini üstlenmesi, Yasama Uzmanlarının görevlendirilmesi ve bakanlık düzeyinde sunumların yapılması başlı başına meşruiyet sorunu doğurmaktadır.

Öte yandan, Genel Kurul iradesi hiçbir aşamada devreye girmemiştir. Millî iradeyi temsil eden kurumun adını kullanan bir yapının, o kurumun kendi iradesini dışlamış olması başlı başına bir çelişkidir ve meşruiyetin demokratik boyutunu zedeler. Hukuk devletinde sonucun kalitesi yetkinin yokluğunu telafi edemez. Yetkisiz kullanılan güç, amaç ne denli değerli olursa olsun, hukuk düzeni içinde tutunamaz. Yetkinin kaynağı kamu önünde gösterilemediği sürece, bu meseleyi siyasi başarı ya da toplumsal katkı üzerinden değerlendirmek hukuki soruyu yanıtsız bırakmak anlamına gelir. Yanıtsız kalan her hukuki soru, geleceğe taşınan bir meşruiyet tartışmasıdır.”