Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bakan Güler: Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi önemli bir dönüm noktası olacak

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Ankara’da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi’ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu Zirve, NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi'ni yalnızca

(ANKARA) – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Ankara’da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi’ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu Zirve, NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı için gittiği Brüksel’de, Türk gazetecilerle bir araya geldi. Toplantı ve gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler, “NATO’ya kuvvet katkısı sağlayan ülkeler arasında daima ilk beşte yer alan bir ülke olarak İttifak’ın savunma ve caydırıcılığına sağladığımız katkıları, yüzde 5 savunma taahhüdü hedefine ulaşılması konusunda kaydettiğimiz kararlı ilerlemeleri, ki yüzde 5 hedefine süratle ilerliyoruz, Ukrayna’ya ikili düzeyde ve NATO kapsamında destek ve katkılarımız ile barışa yönelik diplomatik çabalara desteğimizi, Ankara Zirvesi kapsamındaki hazırlıklarımız ve beklentilerimizi ifade ettik” dedi.

Güler, toplantılarda, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması kapsamında İran-ABD Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını ileterek, gerektiğinde Hürmüz Boğazı’nda mayın temizliğine destek vermeye hazır olduklarını vurguladıklarını aktardı.

Toplantılar vesilesiyle muhataplarıyla savunma ve güvenlik ajandasındaki gündemi, ikili ve çok taraflı ilişkiler ile iş birliğini geliştirme imkânlarını ele aldıklarını söyleyen Güler, “Hem İttifak gündemindeki konularda hem de bölgesel konulardan Avrupa güvenliğine uzanan geniş bir yelpazede milli tutum ve değerlendirmelerimizi muhataplarımıza ilettik. Ayrıca Müttefik Savunma Bakanlarını Ankara Zirvesi’nde ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı da kendilerine ilettik” ifadelerini kullandı.

“ZİRVE’NİN TARİHİ BİR BULUŞMA OLACAĞINA İNANIYORUZ”

Güler, bugün NATO’nun tarihinin en karmaşık güvenlik ortamlarından biriyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Ankara’da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi’ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu Zirve, NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz. Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapmasını, İttifak’a sunduğumuz askeri katkıların, operasyonel tecrübemizin ve güvenlik üretme kapasitemizin doğal bir yansıması olarak görüyoruz. Bununla birlikte, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu etkili, güvenilir ve sonuç odaklı lider diplomasisi de Ankara Zirvesi’nin en önemli unsurlarından birisi olacağını değerlendiriyoruz.

Türkiye, krizlerin çözümüne katkı sunan, diyalog kanallarını açık tutan ve bölgesel istikrarı destekleyen yaklaşımıyla İttifak içerisinde müstesna bir konuma sahiptir. Hedefimiz; NATO’nun birlik ve dayanışmasını güçlendirmek, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine yönelik ortak kararlılığı vurgulamak ve İttifakı geleceğin tehditlerine karşı daha hazırlıklı hale getirecek stratejik vizyonun geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Ankara Zirvesi’nin, NATO’nun birlik ve beraberliğini pekiştiren, ortak aklı güçlendiren ve İttifak’ın geleceğine yön veren tarihi bir buluşma olacağına inanıyoruz.”

“AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİNİN AVRUPA TARAFINDAN SAĞLANMASI GEREKTİĞİNİN FARKINDALAR”

ABD’nin Avrupa’dan tam manasıyla çekilmediğini, Avrupa’daki asker sayısını azalttığını dile getiren Güler, Avrupa ülkelerinin de oluşabilecek boşluğu doldurmanın gayretinde olduklarını kaydetti. Güler, “Savunma sanayi yatırımlarını artırmaktalar ve zorunlu askerlik uygulamasına dönmekteler. Avrupa’nın güvenliğinin Avrupalılar tarafından sağlanması gerektiğinin farkındalar” dedi.

Bakan Güler, Türkiye’nin savunma sanayindeki başarılarının yalnızca ulusal değil NATO’nun kolektif savunmasına da katkı sunduğunu vurgulayarak, güçlü savunma sanayinin güçlü caydırıcılık ve güçlü NATO anlamına geldiğini söyledi. NATO Zirvesi kapsamında yapılacak Savunma Sanayi Forumu’nun, müttefikler arasında savunma sanayi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını ifade eden Aktürk, “Toplantılar esnasında NATO üyesi üç ülkenin savunma bakanı, Türk savunma sanayinin gelişmişliği ve Türkiye ile iş birliğinin artırılmasının önemli ve gerekli olduğunu özellikle vurguladılar” diye konuştu.

Ankara Zirvesi’nden beklentilerinin, NATO’nun temelini oluşturan kolektif savunma anlayışının ve 5’inci maddeye olan bağlılığın güçlü şekilde teyit edilmesi olduğunu belirten Güler, müttefiklerin savunma harcamaları ve yetenek hedeflerine ilişkin kararlılıklarını somut adımlarla ortaya koymalarının, savunma üretim kapasitesini güçlendirecek ve caydırıcılığı artıracak ortak iradeyi göstermelerinin büyük önem taşıdığını söyledi.

“MÜTTEFİK REAKSİYON KUVVETİ’NİN KOMUTASINI ÜSTLENECEĞİZ”

Güler, Türkiye’nin NATO’ya katkılarına bahsettikten sonra, “Önümüzdeki dönemde NATO’nun en kritik kuvvet yapılarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti’nin komutasını üstlenecek olmamız da Türkiye’nin İttifak içerisindeki güvenilirliğinin ve stratejik öneminin somut bir göstergesidir. Aynı şekilde KFOR Komutanlığı, NATO Hava Polisliği görevleri ve deniz harekatlarına sunduğumuz katkılar, Türkiye’nin Balkanlar’dan Karadeniz’e, Akdeniz’den Avrupa’nın güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada üstlendiği sorumluluğu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında Karadeniz güvenliğine ilişkin Güler, Karadeniz’in istikrarının Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye, Montrö Sözleşmesi’ni kararlılıkla uygulayarak bölgesel istikrara katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu nedenle bölgesel sahiplenme anlayışını destekliyor, Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler arasındaki iş birliğini de önemsiyoruz. Türkiye hem Rusya hem Ukrayna ile konuşabilen az sayıdaki ülkeden birisidir. Bu durum ülkemize önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Tahıl Koridoru Girişimi, esir değişimleri ve taraflar arasındaki temaslarda üstlendiğimiz rol bunun en somut göstergesidir. Türkiye bundan sonra da diplomasi ve diyalog çabalarına katkı sunmaya devam edecek; krizlerin tarafı değil, çözümün parçası olmayı da sürdürecektir.”

Güler, Türkiye’nin NATO’nun güney kanadında yer alması nedeniyle bölgesel tehditlerle doğrudan mücadele eden, bununla birlikte son yıllarda gelişen gücüne bağlı olarak İttifak’ın merkezinde önemli katkılar sunan müttefiklerin başında geldiğini söyleyerek, “Bu nedenle Türkiye’nin güvenliğine yönelik tehditler aynı zamanda NATO’nun güvenliğine yönelik tehditler olarak da değerlendirilmektedir” ifadelerini kullandı.

“TSK ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN HER TÜRLÜ HAZIRLIĞA SAHİP”

Orta Doğu’daki istikrarın NATO’nun güvenliğiyle doğrudan alakalı olduğunu kaydeden Güler, “Türkiye bölgesel barış, istikrar ve güvenliği destekleyen yapıcı bir yaklaşım izlemekte, çatışmaların büyümesini değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini savunmaktadır. Öte yandan, milli güvenliğimize yönelik risklerin oluşmaması için gerekli tedbirler alınmakta, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde çalışmalar devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin güvenliğini sağlamak için her türlü hazırlığa da sahiptir” dedi.

Güler, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri takip ettiklerini ifade ederek, “Türkiye, gerilimin tırmanmaması ve sorunların diplomasi temelinde çözülmesi yönündeki yaklaşımını da sürdürmektedir. Bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunan bir ülke olarak, uluslararası hukuk çerçevesinde deniz güvenliği ve seyrüsefer emniyetini destekleyecek girişimlere gerekli katkıyı sağlamaya da hazırız” diye konuştu.

“TSK, KIBRIS TÜRKLERİNİN GÜVENLİĞİNİ HEDEF ALAN OLDUBİTTİLERE KARŞILIK VERECEK GÜCE SAHİP”

Doğu Akdeniz’in güvenliğine ilişkin Güler, “Bu süreçte KKTC’nin güvenliği için aldığımız ilave tedbirler yalnızca Kıbrıs Türklerinin güvenliğine değil, Ada’nın tamamında istikrar ve güvenliğin korunmasına hizmet etmektedir. Türkiye’nin yaklaşımı her zaman olduğu gibi gerilimi artırmak değil, riskleri önlemek ve bölgesel istikrarı desteklemektir” dedi. Güler, Doğu Akdeniz’de son dönemde şekillenen bazı askeri iş birliği girişmleri ve gelişmeleri takip ettiklerini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan anlaşma; aslında meşruiyeti olmayan, hassas dengeleri bozan ve uluslararası hukuka aykırı olan bir girişimdir. Türkiye’nin askeri kapasitesi, caydırıcılığı ve bölgesel konumu dikkate alındığında, ülkemizi ve KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir girişimin veya ittifakın başarı şansı bulunmamaktadır.

Burada asıl üzerinde durulması gereken husus, bölgesel güvenliği artırmak yerine belirli aktörleri çatışma ve krizlerin parçası haline getirebilecek yaklaşımların uzun vadede bölge halklarının güvenliğine zarar verme riskidir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini hedef alan oldubittilere ve hasmane girişimlere karşı gerekli karşılığı verecek güce, kabiliyete ve sarsılmaz bir iradeye sahiptir.

Kıbrıs Adası’nın güvenliği ve statüsüne ilişkin düzenlemeler uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir. Türkiye, garantörlük hak ve sorumluluklarını uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru zeminde sürdürmektedir. Kıbrıs Türklerinin güvenliği, huzuru ve refahı bizim için hayati öneme sahiptir. Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim ki; Türkiye, Doğu Akdeniz’de barışın, istikrarın ve yapıcı diyaloğun tarafıdır. Ancak, KKTC’nin güvenliğini tehdit edecek gelişmeler karşısında da garantörlük sorumluluklarımızın gereğini yerine getirme irademiz tamdır.”