(ANKARA) – İran Meclis Başkanı ve baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptını (MoU) İran için zafer olarak nitelendirirken, anlaşmanın Washington’ın hedeflerine ulaşamadığının kanıtı olduğunu söyledi.
ABD ve İran arasındaki 14 maddelik mutabakat metni ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından dün gece uzaktan imzalanarak yürürlüğe girdi.
Beyaz Saray mutabakatın nihai metnini yayımlamadı ancak ismi açıklanmayan üst düzey bir ABD’li yetkili, anlaşmanın gizli tutulmasına yönelik eleştirilerin ardından 14 maddelik metni gazetecilere okudu.
İran Meclis Başkanı ve baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf mutabakatı ABD’nin geri adım attığının göstergesi olarak değerlendirdi. Kalibaf, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma ABD’nin başarısızlığının kaydıdır. Halk belgeyi görecek ve kendi değerlendirmesini yapacaktır” dedi.
Kalibaf, ABD ve İran arasında yapılan önceki müzakerelere de değinerek “Mevcut müzakereler ile önceki dönemler arasındaki fark, bugün hem dostların hem de düşmanların kabul ettiği bu savaş alanındaki zaferin müzakerelerin arkasındaki dayanak olmasıdır” dedi. Kalibaf, İran Silahlı Kuvvetleri’nin “tam donanımlı düşmanlarına karşı zafer kazandığını” öne sürerek, “mücadelenin bir biçimi olarak yürütülen müzakerelerde ne teslimiyete ne de içi boş sloganlara yer var” ifadelerini kullandı.
Tahran yönetimi, mutabakatın Washington tarafından verilen bir dizi tavizi içerdiğini savundu. İranlı yetkililere göre bu tavizler arasında ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, İran petrol ihracatına yönelik yaptırımlarda muafiyet tanınması, dondurulmuş İran varlıklarına erişim sağlanması ve en az 300 milyar dolarlık ABD destekli ekonomik yeniden yapılanma planı yer alıyor.
Buna karşılık İran’ın, ABD-İsrail saldırıları sonrasında gündeme gelen Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması için düzenlemeler yapacağı ifade edildi. Ancak Tahran, boğazın savaş öncesindeki statüye tamamen dönmeyeceği, geçişlerden ücret alınabileceği mesajını verdi.
Kalibaf, “Hürmüz Boğazı’nın asla eski koşullarına dönmeyeceğini bir kez daha vurguluyorum. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik hakkı vardır ve elbette sunduğumuz hizmetler karşılığında ücret alacağız” diye konuştu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakei de mutabakatta öngörüldüğü şekilde Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin yeni bir çerçeve üzerinde çalışıldığını ve Umman ile görüşmeler yapıldığını söyledi.
Tahran, mutabakatta Lübnan’a ilişkin ifadelerin de önemli olduğunu vurguladı. Bakei, “İsrail rejiminin Lübnan’a yönelik saldırıları sürerse, bu durum karşı tarafın mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilecektir” dedi.
Mutabakat nihai bir barış anlaşması niteliği taşımıyor. Taraflar gelecek 60 gün boyunca İran’ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklar, Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimi ve daha sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayına sunulması planlanan nihai anlaşma üzerinde müzakereler yürütecek.
Mutabakatta ayrıca zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbetine ilişkin bir mekanizma oluşturulacağı, asgari yöntem olarak ise malzemenin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetiminde sahada seyreltilmesi öngörülüyor.
Trump anlaşmanın imzalanmasının ardından Truth Social hesabından çeşitli paylaşımlar yaptı ancak mutabakata doğrudan değinmedi. ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada anlaşmayı savunmuş, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde İran’ı “ağır şekilde bombalamakla” tehdit etmişti.
