(TBMM) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz’de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’in günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüştüğünü ifade eden Bahçeli, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve yönetiminin bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizması olduğunu söyledi. Bahçeli, uluslararası kuruluşları da İsrail’e karşı sessiz kalmakla eleştirdi.
Netanyahu’nun Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin açıklamalarına tepki gösteren Bahçeli, “Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu’da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alması Netanyahu’nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır. Gazze’de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerinin onuru çiğnenirken, Batı Şeria’da toprak gaspı sürerken, Lübnan’da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye’ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak; akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz” diye konuştu.
“HÜRMÜZ BOĞAZI HERHANGİ BİR SU YOLU DEĞİLDİR”
ABD-İran arasındaki mütabakatı ise sevindirici bir gelişme olarak nitelendiren Bahçeli, “Diplomasi kapısının aralanması tedbir kapısının aralanacağı anlamına gelmeyecektir. Sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hürmüz Boğazı’na ilişkin şunları kaydetti:
“Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır. Hürmüz Boğazı herhangi bir su yolu değildir. Hürmüz; enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim, yalnızca Körfez’i değil, Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülansın içine sürüklemiştir. Bu nedenle ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz’de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir.”
“TURAN KORİDORU KARS’TAN TÜRKİSTAN’A UZANAN İSTİKBAL KAPISIDIR”
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru’nun önemine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir. Zengezur; Nahçıvan’ın ana vatan Azerbaycan’la bağını güçlendirecek, Türkiye’yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar’a, Hazar’ın ötesinden Türkistan’a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan’ın Azerbaycan’la vuslatı olacaktır. Bu, ‘iki devlet, tek millet’ şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru’dur. Turan Koridoru; Kars’tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir.
“TURAN KORİDORU TÜRK VE TÜRKİYE YÜZYILI’NIN STRATEJİK ANAHTARIDIR”
Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz’den Kızıldeniz’e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru’nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye’nin ve bölgemizin ihracat güzergahlarını çeşitlendirecek; ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır. Böylesine çetin, bölge devletlerinin ekonomik kıskaç içinde sıkıştığı bir dönemde Turan Koridoru’nun açılması; Ankara’dan Türkistan’a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Kars’tan Iğdır’a, Nahçıvan’dan Bakü’ye dek Türk yurtlarına ekonomik canlılık kazandıracak, yeni yüzyılın ana ulaşım ve ticaret güzergahlarından birini teşkil edecektir. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın stratejik anahtarıdır. Türkiye, Türk dünyasına gönül köprüleriyle olduğu gibi demir yoluyla, kara yoluyla ve enerji hatlarıyla bağlanacaktır. Turan Koridoru açılacaktır.”
“KALBİNİZİN VE AKLINIZIN KIBLESİ TÜRKİYE OLSUN”
Bahçeli, konuşmasının sonunda gençlere seslenerek, şunları kaydetti:
“Okuyacaksınız ve araştıracaksınız; çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz; çünkü büyük ülke Türkiye mefkuremizin, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülkümüzün ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız ve inancınız olacaktır. Türk gençliği; bugünün öğrencisi olduğu gibi yarınların öğretmeni, mühendisi, avukatı, doktoru, akademisyeni, sanatçısı, sporcusu ve askeridir. Bir meslek sahibi olunuz, alın terinizle ayakta durunuz. Helal rızkın bereketini hiçbir koltuğun rahatlığına değişmeyiniz. İş bulunuz, aş bulunuz fakat yalnız kendi hayatınızı kurtarmakla yetinmeyiniz. Bu ülkenin laboratuvarlarındaki umut sizsiniz. Kürsülerinde yükselecek söz sizsiniz. Fabrikalarında dönecek çark sizsiniz. Tarlada bereketi katlandıracak akıl sizsiniz. Spor sahalarında dalgalanacak ay yıldızlı al bayrağa sakladığımız gururunu taşıyacak olan sizlersiniz. Biz eksik kaldıysak, bıraktığımız yerden siz ilerleyeceksiniz. Bunu da bir bayrak yarışı bileceksiniz. Elbette dünyayı tanıyınız, güzel Türkçemizin yanına yabancı dil de ekleyiniz, başka ülkelerde ilim tahsil ediniz, laboratuvarlara giriniz, araştırmalar yapmaya gidiniz, kürsülerde sesimiz olunuz, sahalarda mücadele ediniz, uluslararası başarılar kazanınız. Fakat nereye giderseniz gidiniz, kalbinizin ve aklınızın kıblesi Türkiye olsun.
“İSTİKBALİNİZİ BAŞKA MİLLETLERİN GÖKLERİNDE ARAMAYIN”
Bu topraklarda kök saldınız, bu milletin bağrında boy verdiniz, bu vatanın ikliminde çınarlaşacaksınız. Nereye giderseniz gidiniz, kutup yıldızınız Türkiye olsun. Bu topraklarda filizlenen her kabiliyet, dünyanın neresinde olursa olsun Türk milletinin itibarını çoğaltmalı, Türkiye’nin adını yükseltmeli, ay-yıldızlı bayrağımızın şerefini büyütmelidir. Dünyaya açılın fakat kökünüzü bu topraklardan, dönüş niyetinizi yüreğinizden, Türkiye biletinizi valizinizden, ailenize tekrar sarılacağınız günü takviminizden eksik etmeyin. İstikbalinizi başka milletlerin göklerinde aramayın. Gündemin gürültüsüne, milli iktisadın inişli çıkışlı yollarına küsüp Anadolu’yu öksüz ve yetim bırakmayın. Sanal dünyadaki karamsarlık tüccarlarına, Türk ve Türkiye düşmanı umutsuzluk tellallarına, garbı putlaştıran parazitlere, yüreklerinize hicret duygusu aşılamak isteyen bozguncu ağızlara aldırmayın. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle, ‘Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır’. Şayet temel bilimlerde geride kalmışsak siz ilerleyeceksiniz.
“ATATÜRK’ÜN YOKLUKLARDAN VAR EDEN FERESETİNİ MİRAS ALMIŞ BİR MİLLETİN EVLATLARISINIZ”
Teknolojide ve mühendislikte açığımız varsa siz kapatacaksınız. Akademide daha yükseğe çıkmamız gerekiyorsa kütüphanelerin ışığını sabaha kadar siz açık tutacaksınız. Sporda daha büyük başarılar hedefliyorsak siz sahaya çıkacak, mindere inecek, piste basacak, havuza atlayacak, ay-yıldızlı formanın hakkını siz vereceksiniz. Türkiye’nin daha güçlü olması gerekiyorsa, aradığımız kaynak sizsiniz. Siz bizim için insan kaynağı değil yaşam kaynağısınız. Bölünmesin diye millet, baki kalsın diye devlet, bu milli seferberlikte saf tutacaksınız. Türkiye’nin ihtiyacı olan budur. Türk gençliğine yakışan da budur. Sizler Mete Han’ın devlet nizamını, Attila’nın Avrupalının dizlerini titreten heybetini, Sultan Alparslan’ın Anadolu’yu yurt kılan azmini, Osman Gazi’nin Söğüt’te can bulup üç kıtaya yayılan muradını, Fatih Sultan Mehmed Han’ın 21 yaşında Avrupalıların atası olan Doğu Roma’yı dize getiren dehasını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yokluklardan bir devlet var eden ferasetini miras almış bir milletin evlatlarısınız. Bu miras omuzlarınızda bir yük değil; şereftir. Bu miras geçmişte kalmış bir övünç değil, geleceğe taşınacak bir mesuliyettir. Bu vesileyle ülkemizi Dünya Kupası’nda en iyi şekilde temsil eden A Milli Futbol Takımımıza başarılar diliyorum. LGS’ye giren evlatlarımızı bir kez daha tebrik ediyor, YKS’ye girecek bütün gençlerimize üstün başarılar diliyorum.”
