Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Süheyl Batum: “Bu nasıl tedbirdir? MYK’yı topluyorsun, ihraçlar yapıyorsun. Kurultay denilince ‘ama onu yapamayız’ diyorsun”

Anayasa Hukukçusu Prof. Süheyl Batum, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP 38. Kurultayı’na yönelik verdiği iptal ve tedbir kararını değerlendirirken, “Bu nasıl tedbirdir? Sen rahat rahat MYK’yı topluyorsun. Kararlar alıyorsun, ihraçlar yapıyorsun. Belediye başkanlarını ihraç ediyorsun. Kurultay denilince ‘ama onu yapamayız’ diyorsun. Hukuk açısından bunu samimiyetle söylüyorum: Utanç verici bir durum, utanç verici bir durum” dedi. Batum, bir başka davadaki iddialara dayanarak “mutluk butlan” kararı verilemeyeceğini vurguladı. 

Anayasa Hukukçusu Prof. Süheyl Batum, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi'nin

Haber: Halil YATAR / Kameraman: Yasin KABADAYI

(ANKARA) – Anayasa Hukukçusu Prof. Süheyl Batum, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP 38. Kurultayı’na yönelik verdiği iptal ve tedbir kararını değerlendirirken, “Bu nasıl tedbirdir? Sen rahat rahat MYK’yı topluyorsun. Kararlar alıyorsun, ihraçlar yapıyorsun. Belediye başkanlarını ihraç ediyorsun. Kurultay denilince ‘ama onu yapamayız’ diyorsun. Hukuk açısından bunu samimiyetle söylüyorum: Utanç verici bir durum, utanç verici bir durum” dedi. Batum, bir başka davadaki iddialara dayanarak “mutluk butlan” kararı verilemeyeceğini vurguladı.

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, İYİ Parti’nin düzenlediği “İyilik için Adalet” sloganıyla düzenlenen Türk Hukuk Çalıştayı’na katıldı. Batum, burada ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. İYİ Parti’nin düzenlediği Hukuk Çalıştayı’nı ilişkin Batum, şöyle değerlendirdi:

“Bu dönemde Türkiye’nin hukuk devleti, demokrasi açısından çok ciddi sorunlarının olduğu, bunları yaşadığımız hatta maalesef hukuk devletinin artık kalmadığı bir dönemde bu tür toplantıların yapılması bir kez daha Türkiye’de birikiminin ne olduğunu, neler yapılabileceğini göstermesi açısından önemli diye düşünüyorum. O bakımdan inşallah çok başarılı olur ve Türkiye’nin geleceğinde de hukukun, yargının, demokrasinin siyasal partilerin daha iyi işlemesi için yönlendirici bir işlevi olur inşallah. Onun için geldim ben de katıldım.”

“ÇOCUKLARIN BİLE GÜLECEĞİ BİR DURUM”

Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP 38. Kurultayı’na yönelik verdiği iptal ve tedbir kararının ardından yaşananlara ilişkin bir soruya Batum, şu yanıtı verdi:

“Öyle şeyleri tartışıyoruz ki artık çocukların bile güleceği durumları tartışıyoruz. Ya bu nasıl tedbirdir? Sen rahat rahat MYK’yı topluyorsun. Kararlar alıyorsun, ihraçlar yapıyorsun. Belediye başkanlarını ihraç ediyorsun. Kurultay denilince ‘ama onu yapamayız’ diyorsun. Şimdi daha beteri var. Bakın hukuk açısından bunu samimiyetle söylüyorum: Utanç verici bir durum, utanç verici bir durum.

“İDDİALARA DAYALI MUTLAK BUTLAN KARARI VERİYOR”

Sayın Sarı diyor ki ‘mahkemenin kararını okumadınız mı, kurultay yapamazsınız diye yazıyor’ diyor. Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı diyor. Ya kararı gerçekten çocuklara vermek lazım hukuk fakültelerinde. Neresinde bu yazıyor ‘kurultayı yapamazsın’ diye çocuklar birinci sınıf hukuk fakültelerindeki çocuklar, öğrenciler bir karar versinler. Türkiye’de bir siyasetçinin maddeleri nasıl yorumlayabildiği ya da hiç anlamadığı ortaya çıksın diye. Böyle bir şey olabilir mi kardeşim? Ya her konusuyla hukuk dışı olabilir mi bir sistem? O bakımdan dediğim gibi bu dönem inşallah geçici bir dönem. Çünkü mutlak butlan kararı okuduğunuz zaman bir yetki açısından Bölge Adliye Mahkemesi böyle bir karar veremez. Bu hiç tartışmasız. İki esası açısından da baktığınızda dünyanın hiçbir yerinde mutlak butlan çok önemli bir karardır. Bir mahkemede hakim başka bir davada görülmekte olan davada ileri sürülen iddialara yönelik olarak ‘bak iddialar çok ağır, bunlar mutlak mutlak getirir’ diyemez. Bir ilk önce mahkum olur. Mahkum olduktan sonra ki 500- 600 kişi mahkum olur dersin ki o zaman ‘Bak şekil açısından inanılmaz bir şey. Hukuksal hukuk dışılık yapılmış. Bu çok esaslı bir eksikliktir’ dersin yaparsın. İddialara dayalı mutlak butlan kararı veriyor.

“50 YILLIK BİR HUKUKÇU OLARAK ÜZÜNTÜ DUYUYORUM”

Sonra mutlak butlanı verdiği anda diyor ki mutlak butlan nedir? Tamam diyor. Kurultay yapılmadı sayıyorum. Bir öncesine 2020’nin kurultayı da seçilenler geçerlidir diyor. Yani Kılıçdaroğlu ve ekibi diyor. Peki anladık. Sonra da ama bunun kesinleşmesi lazım. Kesinleşmeyi beklemesin diye diyor ki tedbiren de ben şu anda seçilmiş olan Özgür Özel ve yardımcılarının diğerlerini aldım görevden diyor. Tedbiren diyor. Bu tedbiri şöyle yorumluyorlar: ‘Parti bitti, Kılıçdaroğlu taraftarları kendileri lehinde istediği her kararı alabilirler. Ama kendileri aleyhine çıkacak kararları alamazlar.’ Böyle bir tedbir bir tek bu Sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşları ve onları buna yönlendirenler anladı. Ben böyle bir hukukta görmedim. Böyle bir hukuk anlayışına sahip insanlarla bunu tartıştığım için de bir hukukçu olarak 50 yıllık hukukçu olarak üzüntü duyuyorum.

“TÜRKİYE’DE HUKUK DEVLETİ BU DURUMA MI DÜŞTÜ”

Türkiye’de hukuk devleti bu duruma mı düştü? Bunu da görmek için son bir de şunu söyleyeyim, bakın hukukta çok net bazı şeyler hani sağlaması olur. Senin evin olsun. Evinde kiracını tahliye etmek iste. Mahkemeye başvur, tahliye kararı al..Tahliye kararı aldığın günün ertesi günü hadi bakayım söyle polise gelsin demir kapıları kırarak, camları kırarak, gaz sıkarak, plastik mermiyle içeri girsin. Kiracının bütün eşyalarını dışarı atsın. Kiracıyı da kolundan tutup dışarı alsın, seni soksun. Böyle bir şey olabilir mi hukukta? Hayır olmaz. En azından bir süre verirler. Hiçbir şey beklemeden efendim dediler ‘tedbiren böyleymiş.’ Ve biz bunu uyguluyoruz ve polis zoruyla girdiler. Buna hukuk diyoruz, buna müsaade eden bir ülkede hukuk diyoruz.

“BU DÖNEMLERİ KIRMAKTA BİZİM ELİMİZDE”

Buna müsaade eden bir ülkede iktidar partisinin bütün yöneticileri de en tepeden aşağı kadar ‘bizim ne alakamız var’ diyor. Polis sanki CHP’nin kendi içindeki polis, sanki o kararı veren hakimler CHP’nin içi tarafından atanmış hakimler. O inanılmaz kararları veren kurumlar sanki CHP’nin kendi iç kurumları gibi ‘bize ne ya, sizin derdiniz o polis mi ne polisi, sizin arkadaşlar geldi demirlerle kırdı. Biz yokuz ki orada’ diyor. Ve bunların tamamının yapıldığı bir ülkede biz bu hukuk sempozyumunu yapıyoruz. İnşallah başarılı olur. İnşallah bizim söylediğimiz gerçek hukuk bir gün Türkiye’de olur, Türkiye bunların hepsine layık, Türk milleti hepsine layık. Maalesef böyle dönemler olur ama bu dönemleri kırmakta yine bizim elimizde.”