Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı İncirli: İyi yönetim Kıbrıs sorununun çözümünden bağımsız olarak önem taşıyor

 Kamuoyu araştırmalarında iktidarın en güçlü adayı olarak öne çıkan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partisinin yalnızca seçimlere değil, ülkeyi iyi yönetmeye hazırlandığını söyledi. Güçlü kurumlar, şeffaf yönetim ve iyi yönetişimin öncelikleri olduğunu vurgulayan İncirli, “KKTC’nin iyi yönetilmesi Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı değildir. Çözüm olursa, güçlü ve iyi yönetilen bir devlet yapısına sahip olmamız daha da önemli hale gelecektir” dedi.

 Kamuoyu araştırmalarında iktidarın en güçlü adayı olarak öne çıkan CTP

Haber / Analiz: Yusuf KANLI

(LEFKOŞA) – Kamuoyu araştırmalarında iktidarın en güçlü adayı olarak öne çıkan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partisinin yalnızca seçimlere değil, ülkeyi iyi yönetmeye hazırlandığını söyledi. Güçlü kurumlar, şeffaf yönetim ve iyi yönetişimin öncelikleri olduğunu vurgulayan İncirli, “KKTC’nin iyi yönetilmesi Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı değildir. Çözüm olursa, güçlü ve iyi yönetilen bir devlet yapısına sahip olmamız daha da önemli hale gelecektir” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs Türk toplumunun uzun süredir kötü bir yönetim anlayışının ağır sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, mevcut tablonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik ve kurumsal bir kriz yarattığını söyledi.

Bir grup gazeteciyle bir araya gelen İncirli, “ülkenin içine sürüklendiği borç sarmalını ekonomik özgürlük açısından en büyük tehdit” olarak tanımladı. Kötü yönetimin ikinci büyük sonucunun ise demokrasi alanında ortaya çıktığını kaydeden İncirli, yozlaşma, usulsüzlük, yolsuzluk ve hukuk dışı uygulamaların toplum üzerinde baskı yarattığını vurguladı.

İncirli’ye göre, halkın uzun süredir dile getirdiği seçim talebi, 2025 Ekim ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde açık biçimde sandığa yansıdı. CTP’nin önceki Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın yüksek destekle Cumhurbaşkanı seçilmesini hem Kıbrıs sorununun çözüm süreci açısından hem de halkın değişim iradesi bakımından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiren İncirli, “Halk sandıkta sözünü söyledi” mesajı verdi.

2027 BÜTÇESİ UYARISI

İncirli, mevcut hükümetin görev süresini tamamlamaya yaklaşmasına rağmen ülkenin sorunlarının derinleştiğini belirterek, erken genel seçimin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.

Anayasa gereği yerel seçimlerin Aralık 2026’da yapılacağını hatırlatan İncirli, genel seçimlerin normal şartlarda Ocak 2027’de beş yıllık süreyi dolduracağını ancak Kıbrıs Türk siyasal yaşamında genel seçimlerin çoğu zaman beş yılı tamamlamadan yenilendiğini kaydetti.

CTP Lideri, asıl kritik başlığın 2027 bütçesi olduğunu vurguladı. Ona göre 2027 bütçesinin mevcut anlayışla hazırlanması, ülkeyi yeni bir risk dönemine sokacak. İncirli, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da daha önce seçimlerin haziran ayında yapılmasının uygun olacağını dile getirdiğini hatırlatarak, hükümetin genel seçimlerle yerel seçimleri birleştirme düşüncesini “demokratik açıdan sakıncalı ve teknik olarak tehlikeli” bulduklarını söyledi.

“SEÇMEN İRADESİ KARMAŞAYA KURBAN EDİLMEMELİ”

İncirli, genel seçimlerle yerel seçimlerin aynı gün yapılması halinde seçmenin sağlıklı karar vermesinin zorlaşacağını belirtti. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinin aynı anda yürütülmesinin kampanya sürecini de oy verme işlemini de karmaşık hale getireceğini söyleyen İncirli, özellikle tercih ve karma oy sisteminin bulunduğu bir düzende bunun seçmen açısından büyük yük yaratacağını ifade etti.

“Sandık her gün kurulan bir mekanizma değildir. Sandık kurulduğunda tek arzumuz seçmen iradesinin eksiksiz yansımasıdır” diyen İncirli, seçim tarihinin siyasal avantaj hesabıyla belirlenmesini demokrasi açısından sorunlu gördüklerini söyledi.

İncirli, hükümetin seçimleri birleştirme hesabının kendi açısından da riskli olduğunu belirterek, geçmiş seçimlerde merkez sağ seçmenin önemli bir bölümünün hükümete tepki olarak sandığa gitmediğini hatırlattı. Erhürman’ın yüzde 63 düzeyindeki desteğinde düşük katılımın da etkisi bulunduğunu ifade eden İncirli, sağ seçmenin hükümete yönelik rahatsızlığının sürdüğünü söyledi.

“SEÇMENİ MÜŞTERİ GİBİ GÖRÜYORLAR”

İncirli, bugün genel seçim yapılması halinde kamuoyu yoklamalarının CTP’nin tek başına iktidara gelebileceğini gösterdiğini savundu. Hükümetin bunu tersine çevirmek için devlet olanaklarını kullanma eğiliminde olduğunu ileri süren İncirli, seçmene kısa vadeli vaatlerle yaklaşılmasını eleştirdi.

“CTP’nin seçmeni müşteri değil, ülkenin paydaşı ve ortağı olarak gördüğünü” anlatan İncirli, CTP’nin temel iddiasının “bu ülkeyi birlikte yönetmek olduğunu” belirterek, bunun ayaklarının “devletin kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve toplumsal uzlaşının yeniden kurulması” olduğuun kaydetti.

ÖNCELİK GÜÇLÜ KURUMLAR

İncirli, UBP-DP-YDP hükümeti döneminde en fazla zarar gören alanların başında devletin kurumsal yapısının geldiğini savundu. Kurumların içinin boşaltıldığını, liyakatin zayıfladığını, kurumlar arası iletişimin koptuğunu söyleyen İncirli, bunun vatandaşa doğrudan hizmet alamama olarak yansıdığını belirtti.

Hastanelerde, devlet dairelerinde ve kamu hizmetlerinde yaşanan aksaklıkların temelinde kurumsal kapasite kaybı olduğunu ifade eden İncirli, iş dünyasının da aynı tıkanıklıktan şikayetçi olduğunu söyledi.

CTP’nin hükümete gelmesi halinde kurumlar arasındaki iletişimi güçlendirecek, liyakati yeniden esas alacak ve kamu kapasitesini artıracak adımları hızla atacağını belirten İncirli, güçlü kurumların yalnızca günlük hizmetler açısından değil, olası bir Kıbrıs çözümü bakımından da hayati önemde olduğunu vurguladı.

İncirli, “KKTC’nin kurumsal yapısının zayıf olması, olası bir çözümde bizi çok zora sokar. Bu nedenle güçlü kurumsal yapıya sadece halkımıza hizmet için değil, uluslararası varlığımız açısından da inanıyoruz” dedi.

TOPLUMSAL UZLAŞI VURGUSU

CTP lideri, partinin son dönemde toplumun farklı kesimleriyle yoğun temas içinde olduğunu, çalıştaylar düzenlediğini, sendikalar, sektör temsilcileri, meslek örgütleri ve uzmanlarla ortak akıl geliştirmeye çalıştığını söyledi.

Ekonomik kriz ve borç sarmalının hükümete gelmeleri halinde işleri zorlaştıracağını kabul eden İncirli, buna rağmen adım adım iyileşme sağlayacaklarını belirtti.

İncirli’ye göre, ülkede artık her konu sert kutuplaşmalar üzerinden tartışılıyor. Basın özgürlüğünü sınırlayan yasa değişikliği, hayat pahalılığı ödenekleri ve fiber optik meselesinde yaşanan gerilimleri örnek gösteren İncirli, CTP’nin hedefinin insanların özgürce konuşabildiği, ortak akıl üretebildiği toplumsal zemini yeniden kurmak olduğunu söyledi.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DÜZENLEMESİ DEĞİŞTİRİLECEK

İncirli, son dönemde tartışma yaratan yasal düzenlemenin kişisel hakları koruma gerekçesiyle sunulduğunu, ancak özellikle kamuya mal olmuş kişiler bakımından basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını sınırladığını savundu.

Mahkemeye çıkan kişilerin fotoğraflarının çekilmesi veya isimlerinin açıklanmasının yasaklanmasının, sıradan yurttaşlarla kamu görevi yürüten ya da kamuoyuna mal olmuş kişiler arasında ayrım yapmadan uygulanmasının yanlış olduğunu belirten İncirli, “Bir milletvekili veya kamu görevlisi nüfuzunu kullanarak bir suçtan dolayı mahkemeye çıkmışsa, bu haberdir” dedi.

İncirli, CTP’nin kamuya mal olmuş kişilerin bu yasaktan ayrılması gerektiğini savunduğunu ancak hükümetin bu öneriyi kabul etmediğini söyledi. Söz konusu düzenlemenin Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmesine rağmen hükümetin yasayı aynen geçirdiğini belirten İncirli, CTP’nin konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp taşımamayı değerlendirdiğini söyledi. Ancak İncirli, hükümete gelmeleri halinde basın özgürlüğünü kısıtlayan maddeleri değiştireceklerini açık biçimde taahhüt etti.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER KURUMSAL ZEMİNDE YÜRÜTÜLECEK

İncirli, Türkiye ile ilişkilerin CTP açısından yaşamsal önemde olduğunu belirterek, bu ilişkilerin güçlü, kurumsal, karşılıklı saygıya dayalı ve istişare içinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

CTP’nin daha önce defalarca hükümette yer aldığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve yetkilileriyle her zaman temas yürüttüğünü hatırlatan İncirli, bunun parti açısından yeni bir durum olmadığını ifade etti.

2020 Cumhurbaşkanlığı seçimindeki müdahale tartışmalarının toplumda travma yarattığını ancak 2025 seçimlerinde benzer bir baskı ortamı gözlemediklerini belirten İncirli, Kıbrıslı Türklerin demokratik iradesinin esas olduğunu vurguladı.

Türkiye’deki iç siyasi gelişmelere ilişkin ise İncirli, CTP’nin Türkiye’nin iç siyasetine karışma niyetinde olmadığını ancak demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklar gibi evrensel ilkeler çerçevesinde görüş belirtmenin doğal olduğunu söyledi. CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’den kardeş parti olduğunu hatırlatan İncirli, Türkiye’de yaşanan gerilimlerden üzüntü duyduklarını ifade etti.

EKONOMİ VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE İLK SIRADA

İncirli, CTP hükümete geldiğinde ilk önceliğin ekonomi olacağını söyledi. Mali disiplinin olmadığı yerde ekonomik özgürlükten, ekonomik özgürlüğün olmadığı yerde de demokratik özgürlüklerden söz edilemeyeceğini belirten İncirli, iyi yönetişimi temel ilke olarak gördüklerini ifade etti.

Seçmenin siyasete karşı güven sorunu yaşadığını bildiklerini kaydeden İncirli, CTP kadrolarına ve partiye bu tür şaibelerin bulaşmadığını söyledi.

İncirli, göreve geldikleri andan itibaren geçmişe dönük yolsuzluk ve sahtekarlık dosyalarının açılacağını belirtti. Parti bünyesinde aylardır çalışan bir “Yolsuzlukla Mücadele Masası” kurduklarını söyleyen İncirli, bunun yalnızca hesap sormaya değil, gelecekte usulsüzlükleri önleyecek yapısal ve mevzuatsal değişiklikleri hazırlamaya dönük olduğunu vurguladı.

CTP Basın Yayın ve Propaganda Sekreteri Ürün Solyalı da yolsuzlukla mücadelede siyasetin görevinin yargının önünü açmak ve kurumsal engelleri kaldırmak olduğunu söyledi. Solyalı, Maliye Teftiş Kurulu’nun yetkilerinin artırılması, denetim mekanizmalarının bağımsızlaştırılması, iç denetçi sisteminin işler hale getirilmesi, Sayıştay, Ombudsman, savcılık ve mahkemelerin kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Solyalı, “Mali Polis” adı altında gerçek anlamda işleyen bir teşkilat bulunmadığını ifade ederek, Polis Örgütü Yasası’nın değiştirilmesiyle mali polisin net yetkilere sahip, etkin çalışan bir yapıya kavuşturulacağını söyledi.

“TORPİL DÜZENİ SÜRDÜRÜLEMEZ”

İncirli ve Solyalı, yolsuzlukla mücadelenin yalnızca geçmişle hesaplaşma meselesi olmadığını, vatandaşın günlük yaşam kalitesini doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.

Kurumsal kapasitenin artmasıyla hastanelerde kalabalıkların azalacağını, devlet dairelerinde işlemlerin öngörülebilir hale geleceğini, yurttaşların işlerini yaptırmak için tanıdık aramak zorunda kalmayacağını belirten CTP yetkilileri, mevcut torpil düzeninin sürdürülemez olduğunu söyledi.

KIBRIS SORUNUNDA SONUÇ ODAKLI SÜREÇ

İncirli, Kıbrıs sorununda Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini 2004 referandumunda, 2017 Crans-Montana sürecinde ve 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminde açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.

Statükonun Kıbrıslı Türkleri uluslararası hukuk açısından zor durumda bıraktığını, bunun ekonomik, sosyal ve siyasi bedellerinin ağır olduğunu söyleyen İncirli, gençlerin ülkeden kopmasının ve toplumun giderek “emekliler adası” haline gelmesinin bu çıkmazla bağlantılı olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın süreci “müzakere etmiş olmak için müzakere etmekten” çıkararak sonuç odaklı, takvimli ve geçmiş yakınlaşmaları esas alan bir metodolojiye oturtmaya çalıştığını belirten İncirli, siyasi eşitlikten taviz verilmeyeceğini söyledi.

İncirli, sürecin sil baştan başlamasını değil, Birleşmiş Milletler kayıtlarında yer alan geçmiş yakınlaşmaların teyit edilerek devam etmesini savunduklarını belirtti.

GÜVENLİK VE DOĞU AKDENİZ BOYUTU

İncirli, Kıbrıs sorununun artık yalnızca iki toplum arasındaki bir mesele olarak görülemeyeceğini söyledi. Doğu Akdeniz’de enerji, deniz yetki alanları ve güvenlik düzenlemelerinin yeni bir jeopolitik zemin oluşturduğunu belirten İncirli, AB, ABD ve Fransa gibi aktörlerin adadaki savunma ve güvenlik hamlelerinin sürece yeni boyutlar kattığını ifade etti.

Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin dışlandığı bir güvenlik mimarisinin kabul edilemez bir asimetri yaratacağını söyleyen İncirli, bu dışlanmışlığı aşmanın yolunun çözüm sürecinin ilerlemesinden geçtiğini belirtti.

“FEDERASYON KELİME TARTIŞMASINA HAPSEDİLMEMELİ”

CTP Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros ise CTP’nin geleneksel çözüm perspektifinin federasyon temelinde olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Erhürman’ın süreci kısır kelime tartışmalarına hapsetmeyen, içeriğe odaklanan bir söylem geliştirdiğini söyledi.

Toros, federasyonun Rumlarla birleşmek veya üniter devlet anlamına gelmediğini, iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı ortak yönetim modeli olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk siyasetinin “federasyon mu, iki devlet mi” veya “Türkiye’yi sevenler mi, sevmeyenler mi” gibi yapay kamplaşmalara sıkıştırıldığını belirten Toros, CTP’nin bu toksik zeminden uzak durarak çözümün hukuki ve siyasi içeriğini anlatmaya odaklandığını söyledi.

RUM SİYASİ PARTİLERİYLE TEMAS

Toros, DISI ve AKEL ile temasların sürdüğünü, fikir ayrılıkları kadar ortaklaşılan alanlar da bulunduğunu belirtti. Rum halkının çözüm iradesinin sahada ve sandıkta daha net görülmesi gerektiğini ifade eden Toros, kapsamlı bir çözümün nihayetinde iki toplumda eş zamanlı referanduma sunulacağını hatırlattı.

İncirli de erken seçimle hükümeti devralmaları halinde, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yürüteceği çözüm sürecine hükümet olarak güçlü destek vereceklerini söyledi. Ona göre çözüm süreci ile hükümet değişiminin aynı döneme denk gelmesi siyaseten olumlu bir zemin yaratabilir.

İncirli, çözümün potansiyel kazanımlarının referandum öncesinde toplumlara somut biçimde gösterilmesinin önemine dikkati çekti. Mobil telefonların adanın her yerinde çalışması, geçiş kapılarının açılmasından bu yana milyonlarca geçiş yapılması, Yeşil Hat Tüzüğü ve mali yardım mekanizmaları çerçevesinde gelişen sosyoekonomik ilişkileri, toplumları çözüme hazırlayan önemli güven artırıcı adımlar olarak değerlendirdi.

“POPÜLİST MANŞET DEĞİL, GÜÇLÜ DEVLET”

Güney Kıbrıs Meclis Başkanı ve DİSİ lideri Annita Demetriou ile ilişkilerine de değinen İncirli, kendisini seçildiğinde mektupla tebrik ettiğini, çeşitli resmi ve gayriresmi ortamlarda görüştüklerini söyledi. Ancak Demetriou’nun Kıbrıs sorununda oldukça sert görüşlere sahip olduğunu belirten İncirli, onun tarif ettiği federasyon modelinin etkin bir federasyondan çok üniter devlete yakın durduğunu söyledi.

CTP’nin DISI ve AKEL gibi partilerle uluslararası platformlarda görüş ayrılıklarını olgun ve derinlikli biçimde ele aldığını söyleyen İncirli, bu yapıcı angajmanın liderler düzeyindeki temaslardan daha sonuç alıcı olma potansiyeli taşıdığını ifade etti.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli,, CTP’nin basına gereksiz manşetler verme veya popülist slogan üretme geleneği olmadığını belirterek, “Bizim tek odağımız, yolsuzlukların üzerine yürüyen, kendi ayakları üzerinde duran, güçlü ve iyi yönetilen bir devlet yapısını kurmaktır” dedi.