İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisine hediye edilen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile özdeşleşmiş fötr şapkayla, Ispartalılara seslendi. İmamoğlu, “Rahmetli Demirel, çok önemli baraj projelerine imza atmış bir devlet büyüğümüzdür. O, ‘GAP’ı gaptırmam’ diyen rahmetli Demirel, bir gün şapkasını kapmaya çalışan bir vatandaşa -hala gözümün önünde- 20 metre sürüklenmesine rağmen vermedi şapkayı. Ve ‘Şapkayı gaptırmam’ demişti. Size söz; ‘Biz bu seçimi gaptırmayız.’ Bu seçimi kaptırmayacağız. Milletimizin yüzünü güldüreceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte bugün, Isparta’yı ziyaret etti. İmamoğlu’na; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz eşlik etti.

İmamoğlu’nun Isparta’daki ilk durağı, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in İslamköy’deki anıt mezarı oldu. Merhum Demirel’in kabri başında dua eden ve anıt mezara karanfil bırakan İmamoğlu, anı defterine de duygularını yazdı. İslamköy’den Isparta’ya geçen İmamoğlu, Mimar Sinan Caddesi üzerindeki esnafı ziyaret etti.
İmamoğlu, daha sonra; Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara seslendi. İmamoğlu, şunları söyledi:
“BENİ RAHMETLİ DEMİREL’İN MEMLEKETİNDE SİZLERİN HUZURUNA ÇIKARTAN REJİMİN ADI, CUMHURİYET: Ne güzelsiniz Isparta. Gül gibisin, lavanta gibisin Isparta’m. Çok güzelsiniz. Bu memleketin, bayrağıyla ışıl ışılsın Isparta. Ne güzel burada olmak ne güzel, en ön saflarda hanımefendileri görmek, gençleri görmek, çocukları görmek, beyefendileri görmek. Yürek dolusu teşekkür ediyorum. Milletimizin buluşması burası, Millet İttifakı’nın buluşması. Buradaki coşkulu halkımıza, saygıdeğer Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamını getirdim. Bugün çok özel bir şehirdeyiz. Bugün bu şehir bana, elbette ki rahmetli Süleyman Demirel’i hatırlatıyor. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız ve onun jenerasyonunu, ben hep ‘Cumhuriyet’imizin ilk çocukları’ diye tariflerim. Cumhuriyet’imizin ilk çocukları; İslamköy’de doğup, bu memleketin cumhurbaşkanı olacak yetkiyi onlara veren Cumhuriyet’in çocukları, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukları. Rahmetli Demirel, bize Cumhuriyet’in hediyesi. Ben de Trabzon’un 40 haneli bir köyünde doğdum. 40 haneli köyünde doğup, anneciğime ve babacığıma layık bir evlat olmak için, hayat boyu hep güzel insan olmak için gayret ettim. Aynen buradaki çocuklar ve gençler gibi. Beni de rahmetli Süleyman Demirel’in memleketinde sizlerin huzuruna çıkartan rejimin adı, Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet’e şükrediyorum. Cumhuriyet’e minnet duyuyorum. Atatürk’e minnet duyuyorum.
MİLLET GÜLER YÜZ İSTİYOR: Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir. Cumhuriyet nedir biliyor musunuz? Devletin millete hizmet ettiği sistemdir. Millet, devletin sahibidir; bir kişi değildir, bir avuç insan değildir. Isparta’dan, rahmetli Süleyman Demirel’in memleketinden diyorum ki, işte o bir avuç insanın, bir kişilik aklın yönetme gayretinde olduğu sistem gidecek, Millet İttifakı gelecek. Millet ne istiyor biliyor musunuz? Millet güler yüz istiyor. Millet, döver gibi değil, sevecek… Ama gibi de değil, gerçekten sevecek, gerçekten gönülden sevecek, oyu için hiç değil, şu memleketin her insanına hizmet etmenin gururunu yaşayacak. Oyu için değil; oy versin, vermesin sevecek. Partiler gelir geçer. Esas olan devlet, esas olan millet. Sevgili hemşehrilerim; yorulduk, farkındayım. Bizi yordu bu sistem ve bu akıl, bizi yordu. Ve hükmetmek emir vermek, talimat vermek; bakın dünya bu rejimi ve bu aklı hafızasından söküp attı. Bu süreçte bunu yaşatanlar ne yazık ki çağın gerisindeki aklı temsil ediyorlar. Memleketimizin güçlü demokrasiyle yönetilmesini ve taçlanmasını istiyoruz. Onun için bu seçimde her şey çok güzel olacak. Toplum genç. Toplum, geleceğe umutla bakmak istiyor. Geleceği yakalamak istiyor. 21. yüzyıl Türkiye’nin yüzyılı olacak. Ama bugünkü akılla değil. Ne yapalım? Gençlerimize çok güzel bir gelecek hazırlayacağız. Gencimizin zihninden şu geçecek: Ben çalışırsam, yaparım kardeşim. Ben çalışırsam, hakkımı elde ederim kardeşim. Benim devletim hakkını yedirmez. Gençler, o kadar adil ki; milyonlarca gençle bir vesileyle muhatap oluyorum. Bana diyorlar ki; ‘Başkanım, hakkım ise ver, hakkım olmayanı istemiyorum. Ama hakkımı yedirme kardeşim, yedirme.’ İşte bunun adı; liyakat. Bunun adı; ahlak. Bunun adı; hak, hukuk, adalet.
BİZİ FAKİRLEŞTİREN, BUGÜNÜN YÖNETİM AKLI: Bizi fakirleştiren, bugünün yönetim aklı. Bundan sıyrıldığımız an, az önce anlattığım dizilişte; demokrasi, hak, hukuk, adalet, liyakat, ahlak devletin her kuruşuna, her lirasına gözü gibi bakan devlet insanları yetiştirmek; işte bütün bunların sisteme dahil olması, zaten milletimizin önünü açacak. Bu millet, enerjisiyle dünyanın hiçbir yerinde bir benzeri olmayan bir millet. Bakınız bu millet, kurtuluş mücadelesini, kuruluş mücadelesiyle birlikte verdi. Kuruluş mücadelesi zamanında; eğitimden sağlığa, yaşamdan şehirleşmeye birçok konuda devrimler yaptı. Önündeki hattı, akıldan ve bilimden yana çizdi. O hattan çıkmamak için ant içti. Ve ülkenin her karış toprağını eşitleme gayretinde ne oldu? Fabrikalar açtı. O dönemin ihtiyaçlarına dönük, çok güçlü bir sistem kurma gayretinde oldu. Ama özellikle son 20 yılda bütün bu anlayıştan, devletin gücünden, devletin aklından, devletin vicdanından, devletin erdeminden ne yazık ki uzaklaşarak, ‘Herkes yüzünü bir kişiye dönsün’ sistemini, geldiler bu memleketin üzerine, son 5 yıldır çökerttiler. Bu seçim, işte bu rejimin çöpe atılma seçimi. Memleketin bütçesini layıkıyla, adaletli bir şekilde şehirlerimize dağıtan bir sistemi yöneteceğiz.
86 MİLYONUN İKTİDARI OLACAK. 86 MİLYONUN HÜKÜMETİ OLACAK: Bizim çektiğimiz zulmü burada anlatsam, tek başına miting olur. Ama oraya girmeyeceğim. Onlarla uğraşmayacağım artık. Onlar benimle uğraşsın; uğraşıyorlar, biliyorum. Biliyorum beni çok seviyorlar. Ama biz, onların yaptığı kötülükleri asla yapmayacağız. Adaletli olacağız. Memleketimin insanını, ‘şu partili bu partili’ ayırmayacağız. Partizanlığı bu memleketin bütün kurumlarından, hepinizin huzurunda, söküp atacağımıza söz veriyoruz. İşte Altılı Masa, Millet İttifakı, tam da birleşmenin gücü, dirliğin gücü, birlikteliğin gücü. Her siyasi anlayış içinde var. Ben, bu işin mimarı, çok kıymetli Cumhurbaşkanı adayımız, 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Ben, onunla birlikte, kayıtsız-şartsız milletin birliği ve beraberliği için güçlü adımlar atıp, asla vazgeçmeyen ve 2019 yerel seçimlerinde güçlü başarılar elde etmemizi sağlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e teşekkür ediyorum. Ve elbette bütün siyasi partilerimizin, o Altılı Masa’daki partilerimizin liderlerine teşekkür ediyorum. Sadece onlarla değil, göreceksiniz. Biz, bu seçimde, bu memleketteki bütün partililerin oylarını alacağız. O sandığa atılan oylar, bizi 15 Mayıs sabahı güçlü bir iktidara uyandıracak. O iktidarın, o güçlü hükümetin tek farkı olacak. O iktidar, kendisine oy verenlerin iktidarı olmayacak, 86 milyonun iktidarı olacak. 86 milyonun hükümeti olacak.
DEPREMLE YÜZLEŞEN ŞEHİRLER ‘MIŞ GİBİ’ ÇÖZÜM BULAMAZ: Deprem, hepimizin canını yaktı, içimizi acıttı. Biz, o bölgede yaşayan insanlarımızın yaralarını milletçe hep birlikte saracağız. Deprem bölgesinde 14 milyon insanımız etkilendi. Zaten şurada olan ekonomik gelirimiz, deprem öncesi şuraya inmişti. Kaybettiğimiz canları yerine koyamayız. Ama geliri buraya indi. Biz şimdi ne yapacağız biliyor musunuz? O 14 milyon kardeşimizi, vatandaşımızı, canımızı, ciğerimizi, 86 milyon insanımızla, birbirimizle eşitleyeceğiz. Aynı seviyeye geleceğiz. Sonra hep birlikte ayağa kalkacağız. Yeni bir kalkınma, yeni bir yapılanma, yeni bir güçlendirme sürecini yaşayacağız. Bu bölge de deprem bölgesi. Depremle yüzleşen şehirler -mış gibi çözüm bulamaz. O çözümü biz biliyoruz. Bu çözümü birlikte yapabiliriz devletin bütün kurumlarıyla. Bunların aklı, onu çözmez. Bunların aklı, hala şu deprem acısında bile, uydurma temeller atarak, uydurma binaların hafriyatlarını yaparak oy peşinde. Yeni acılara, yeni sorunlara yöneltmeyelim. Biz, bu şehirlerimizi ayağa kaldırmanın yöntemini bulalım. Bu da aklı başında bir teknikten geçer, bilimden geçer, okullarımızdan, üniversitelerimizden geçer. Ama üniversitelerimizi boğdular. Üniversitelerimizdeki özgür alanları yok ettiler. Allah aşkına, buradaki üniversiteyi, depremden dolayı niçin kapatırsınız? Aklınız alıyor mu? Her sorunda, eğitimi niye baskılıyorsunuz? Ama bütün bunları çözeceğiz.
ORTADA GÜÇLÜ BİR İTTİFAK VAR; MİLLETİN İTTİFAKI: Genel Başkanımızın, saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın çok derin özelliği var; hesap insanı olması, memleketimin her kuruşuna sahip çıkıyor olması. Göreceksiniz, yüz bin öğretmeni de Sayın 13. Cumhurbaşkanımız Kılıçdaroğlu hemen atayacak. Astsubayların haklarına da o sahip çıkacak. Sağlık sektörünün, sağlık kurumlarımızın ne kadar sıkıntılı olduğunu hepimiz biliyoruz. Göreceksiniz o sorunları da biz aşacağız. Ve ekonomik sorunları aştıktan sonra, güçlü bir kalkınma sürecine hep birlikte yol alacağız. Ortada güçlü bir ittifak var; milletin ittifakı. Elbette hepinizi oraya davet ediyoruz. Birileri, ‘Ben ayrı mücadele edeceğim’ diyebilir. Ben o konuya girmiyorum; yolu açık olsun, beni ilgilendirmiyor. Ama aranızdan bir kişi bile, bu birlikten ayrılmayacak. Sizler bu birliğin gücünün bir parçası olmak zorundasınız. Gelin bu coşkulu büyüyen, büyük topluluğa, bu güzel Millet İttifakı’na katılın. Ayrılmayın, uzaklaşmayın. Milletçe başaralım. Birliğin gücünden ayrılmayın. Millet ittifakından ayrılmayın. Gelin bu işi ilk turda bitirelim.
ONLARDAN ÖNCE ÇAMAŞIR MAKİNESİ BİLE YOKTU: Rahmetli Demirel’in mezarını ziyaret ettim. Allah, rahmet etsin. Onun böyle halkı bir selamlaması vardır, bilirsiniz. Bana o mezar ziyaretinde kıymetli bir dostumuz, rahmetli Demirel’in eskiden yanında çalışmış bir büyüğümüz, onun simgesi olan fötr şapkayı bana hediye etti. Aklıma iki sözü geldi. Hani bir tanesi meşhur; ‘GAP’ı gaptırmam’ diye. Çünkü çok barajlar yapmış bir devlet büyüğümüzdür. Tabii bugünkü akla bakarsan, her şeyi onlar yaptı. Onlardan önce çamaşır makinesi bile yoktu. Ama rahmetli Demirel, çok önemli baraj projelerine imza atmış bir devlet büyüğümüzdür. O, ‘GAP’ı gaptırmam’ diyen rahmetli Demirel, bir gün şapkasını kapmaya çalışan bir vatandaşa -hala gözümün önünde- 20 metre sürüklenmesine rağmen vermedi şapkayı. Ve ‘Şapkayı gaptırmam’ demişti. Size söz, ‘Biz bu seçimi gaptırmayız.’ Kaptırmayacağız. Bu seçimi kaptırmayacağız. Milletimizin yüzünü güldüreceğiz. Bu millet, hak ettiği yere kavuşacak. Bu millet, iyi bir yönetime kavuştuğu zaman, göreceksiniz sadece Türkiye Cumhuriyeti devleti güzel günler yaşamayacak. Bakınız Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, kuzeye, Orta Asya’ya, Balkanlar’a, Avrupa’ya varıncaya kadar, dünyada da çok güzel günler yaşayacağız. Onun için benim kıymetli hemşerilerim; yolumuz uzun, gençliğimiz var, heyecanımız yüksek. Sizlerle beraber geleceğe yürümek istiyoruz. Ben sırtımı, 15-30 yaş arası 21 milyon gencimize yasladım. Siz de bu ülkenin gençlerine güvenin. Sevgili Ispartalılar, bu seçimde her şey tek şey olacak.”
İMAMOĞLU: “CUMHURİYETE İNANMIŞ, DEMOKRASİYE İNANCI TAM KIZLARIMIZ VE OĞULLARIMIZ ASLA ALDATILAMAYACAK. ASLA ŞAŞMAYACAKLAR”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Burdur’da; “15-30 yaş arası gençlerimizin sayısı, bu ülkede tam 21 milyon. Güçlendireceğimiz bu Cumhuriyet’le işte o kızlarımız ve oğullarımız, gelecekte -hani dedi ya bu rejimin sahipleri; ‘aldatıldık’, Cumhuriyete inanmış, demokrasiye inancı tam kızlarımız ve oğullarımız asla aldatılmayacak. Çünkü onların aklı, onların fikri, onların zikri daima akıldan ve bilimden yana olacak. Asla şaşmayacaklar” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte bugün; Isparta’nın ardından Burdur’u da ziyaret etti. İmamoğlu’na, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz eşlik etti.
İmamoğlu, Şeker Meydanı’nda vatandaşlara hitap etti. İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ GENÇ KARDEŞLERİM: Kesinlikle birlikte başaracağız genç kardeşlerim. Çok başarılı olacağız. Birleşeceğiz, kazanacağız. Kim için? 86 milyon insanımız için kazanacağız. Kazanan, bir avuç insan ya da bir kişi ya da bir parti değil. O dönem bitti. Şimdi kazananlar kulübü, 86 milyon insanımız. Şimdi tam zamanı. Hep birlikte bunu 2019’da başardık. Milletimiz iradesini ortaya koydu. İstanbul’da halkımızla birlikte bütünleştik ve seçim kazandık. Dediler ki, ‘Biz yan çiziyoruz. Seçimi size vermeyeceğiz.’ Kime? Milletimize vermeyecekmiş. Milletimiz ne yaptı? Milletimiz, 13 bin oy yerine, 806 bin oy fark attı. Bunun adı, okkalı bir demokrasi tokadı. O gün biz geleceği okuyamadık ama birileri okudu. Hatırlayın. Ne dediler? Ya da ne dedi? İster ‘dedi’, ister ‘dediler’; fark etmez. ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ dediler. Ya da ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ dediler. O günden anlamışlar. Şimdi milletimizin, Türkiye’yi de kazanma vakti geldi. Hep birlikte kazanacağız. Bu seçimin kaybedeni, bir kişi ya da bir avuç insan olacak. Seksen altı milyon kazanacak.
ÇOCUKLARIMIZIN ASLA SESİNİ KISMAYIN: Çocuklarımızın, gençlerimizin boynunun bükük olmaması için ihtiyaç duyduğumuz en güçlü yönetim şekli, Cumhuriyet. Çünkü Cumhuriyet; fikri hür, vicdanı hür nesilleri yetiştirir. Çünkü Cumhuriyet’in, demokrasinin güçlendiği bir rejimde neyi yaşarız biliyor musunuz? O rejimde herkes özgürce fikrini söyler. Çocuklarımızın asla sesini kısmayın. Bir an bile susmasınlar. O temiz kalpleriyle ve ileriye dönük o pırıl pırıl yürekleriyle, enerji dolu o benlikleriyle ne düşünüyorlarsa konuşsunlar, anlatsınlar. Çünkü, Cumhuriyet’le demokrasinin nüvesi evde başlar. Onun için güçlendireceğimiz bu Cumhuriyet’le işte o kızlarımız ve oğullarımız, gelecekte -hani dedi ya bu rejimin sahipleri; aldatıldık- Cumhuriyete inanmış, demokrasiye inancı tam kızlarımız ve oğullarımız asla aldatılmayacak. Çünkü onların aklı, onların fikri, onların zikri daima akıldan ve bilimden yana olacak. Asla şaşmayacaklar. Üretecekler. Yaratıcı fikirleriyle, yenilikçi bakışlarıyla, bu çağın ihtiyaçlarını üretecekler. İcatlar yapacaklar. Memleketimizi, 21. yüzyılda, bu coğrafyanın en güçlü memleketi yapacaklar, en güçlü devleti yapacaklar.
BEN BİLİRİM, DİYEN AKLI HEP BİRLİKTE GÖNDERECEĞİZ: Çocuklarımızın ve gençlerimizin bizden bir değişim talebi var. O da şu: ‘Ben bilirim. Ben ne dersem o doğru. Ben ne yaparsam onu kabul edeceksiniz’ diyen aklı hep birlikte göndereceğiz. Ve o aklın yerine, birliğin gücü gelecek. O aklın yerine, milletin gücü gelecek. Milletin ittifakı gelecek. Farklı fikirlerin, farklı görüşlerin bir araya gelip demokrasiye dönük ortaya koydukları Millet İttifakı’nın hükümeti gelecek. Evet; onların birliğiyle, beraberliğiyle devlet aklı, devlet vicdanı, devlet erdemi, hak, hukuk, adalete bakışıyla 13. Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu gelecek. Sizlere hak, hukuk, adalet savunucusu Millet İttifakı’nın kurucusu ve 13. Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamını getirdim. Sevgilerini, saygılarımı getirdim. Ne diyor Cumhurbaşkanımız? ‘Milletimiz bize oy versin. Milletimiz asla bölünmesin. Millet İttifakı’na oy istiyoruz. Ve biz bu sistemi değiştireceğiz. Liyakati getireceğiz. Toplumun, çocuklarımız, gençlerimiz adına istekleri olan, ‘Ben çalışırsam, karşılığını alırım. Ben çalışırsam, hak ettiğim makama gelirim. Hak ettiğim işimi elde ederim’ demelerini sağlayacağız. Biz, millete ait her kuruşa sahip çıkacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği o Cumhuriyet ve demokrasi yolunda, sağlam adımlarla yürüyeceğiz. Birliğin gücünü büyüteceğiz. Sadece altı siyasi parti değil, bütün siyasi görüşlerin oylarını istiyoruz. Ve onların her türlü hakkını, hukukunu koruyacağız’ diyor. Dolayısıyla sizlerden isteğimiz var. Lütfen birinci turda bu seçimi kazanmak birlikte çaba gösterelim ve bu işi bitirelim. Göreceksiniz, eğer bir olursak, birlikte olursak, gücümüzü artırırsak, ayrışmazsak bu işi hep beraber toparlayacağız.
2019’U HATIRLAYIN: 2019’u hatırlayın. Ne yaptık? Kayıtsız şartsız, bu doğru yolda iş birliği yaptık. Ben, o yolculukta ta o günden bugüne, hiçbir anımızda bizi yalnız bırakmayan, her mücadelemize katkı sunan, Millet İttifakı’nın önemli liderlerinden olan, başından beri bu sürecin ortağı olan İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in de sizlere teşekkürlerini, selamlarımı getirdim. İşte bu birliktelik, inşallah hep birlikte bizi çok güzel geleceğe taşıyacak. Biz de oradayız. Genel Başkanımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle; gücümüzü daha da büyütmek adına, Osmanlı İmparatorluğu’nun şanlı başkenti, dünyanın başkenti, İstanbul’un Belediye Başkanı’nı ve Cumhuriyet’imizin başkenti Ankara’mızın Belediye Başkanını bir araya getirip, gücümüzü daha da büyüttük. Ben, her birinize, sevgili dostum, kıymetli Ankara Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’ın da selamını getirdim.
VALLAHİ BİLLAHİ KISKANIYOR BU ADAMLAR: Buradaki genç kadınlarımız, kızlarımız oradan bir afiş tutuyorlar. Diyorlar ki; İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Diyorlar ki; ‘Sen, ben, biz… Birbirimizin çaresiyiz.’ Biz, toplumda kadının gücünün hak ettiği değerde, hak ettiği yerde olması için mücadele vereceğiz. Kadına şiddete karşı kesinlikle en doğru hukuki düzenlemelerle büyük mücadele vereceğiz. Kız çocuklarımızın başarılı olması, önlerindeki engellerin aşılması için hep birlikte mücadele vereceğiz. İstanbul’da biz, çok özenli hizmetleri hayata geçirdik. Hani çıkıp diyorlar ya: ‘Efendim İstanbul’da dediklerini yapmadılar.’ Vallahi, billahi kıskanıyor bu adamlar. Çok kötü, çok ilginç huyları var ama en kötü huyları bu kadar kıskanç olmaları. Sabah kalkıyorlar ‘Ekrem İmamoğlu’, akşam yatıyorlar ‘Ekrem İmamoğlu.’ Allah şahittir; gülümsüyorum ve zaman zaman da eğleniyorum. Çünkü, hala 25 yıl yönettikleri İstanbul’u kaybetmeyi hazmedemediler. Sanki annelerinin, babalarının mülklerini birisi geldi, ellerinden aldı. Kardeşim, İstanbul bu milletin. Zannediyorlar ki, bu İstanbul onların tapulu malı. Türkiye’ye de öyle bakmaya başladılar. Onun için hazmedemiyorlar. Biz, onun için bu seçimi 86 milyon için kazanacağız. O ve çevresindeki bir avuç insanı da evlerine dinlenmeye yollayacağız.
HER KURUŞUNUZA GÖZÜMÜZ GİBİ BAKTIK: Biz, kreş yoktu, açtık. ‘Yurt yapamazsın’ dediler, 5000 yataklı yurt kapasitesine ulaştık. İstanbul’da geldiğimizde, sadece 1 metro hattında çalışma vardı. Biz 10 metro hattında birden tıkır tıkır çalışmaya başladık. 6’sının bir kısmını tamamen, bir kısmının kısmen açılışını yaptık 4 senede. 4 senede bile değil. 4 senenin de 3 ayını çaldılar. Aslında çalmayı da bilirler mi bilmiyorum ki? Bilirler mi? Neyse. Bunu niye söylüyorum? Ben, orada 16 milyon İstanbullunun aklıyla yürüdüm. 100 bine yakın çalışanımızın aklıyla yürüdüm. Liyakatli insanlarla yürüdüm. Her kuruşunuza, gözümüz gibi baktık. Devlet yöneticisi, tevazu sahibi olur. Devlet yöneticisi, vatandaşına nezaketli davranır. Devlet yöneticisi halkına, milletine azarlar gibi konuşamaz. Devletin yöneticisi erdemli, ahlaklı olur. Bu işin partisi yok. Devlet yöneticisi erdemini, ahlakını, tekrar güçlü bir biçimde, nitelikli bir biçimde milletimizle buluşturmalıyız.
ELİNDE BİR TOMAR PARA: Rahmetli dedem bile, harçlık verirken parayı göstermeden cebimize koyardı. Babam, Allah selametini versin, öyle tembihlemişti ki, ondan başka birinden harçlık alamazdık. Utanırdım. Babaanneciğim gizliden harçlık verirdi bana. Şimdi bakın bu önemli bir şey. Bunu hafife almayın. Elinde bir tomar para. Parayı böyle azarlar gibi dağıtır. Yahu para gösterilmez. Veren el, alan eli görmez. Millete lütufta mı bulunuyoruz? Bakın Ali Orkun Başkanım da biz de sosyal yardımlar yapıyoruz. İhtiyacı olan insanımızın yanında oluyoruz. Bakın yeni iktidarımızda göreceksiniz hiçbir çocuğumuzu okula aç göndermeyeceğiz. Okulda aç bırakmayacağız. Yoksulluğu bitireceğiz. Bitirmek zorundayız. Onun için bilin ki, benim ey ihtiyacı olan vatandaşım; sen ihtiyaçlıysan, devleti yöneten bizler, senden özür diliyoruz. Seni eğer ihtiyaçlı hale getirmişsek, bunda kusurumuz var. Senin ihtiyacını gidermek de bizim sorumluluğumuz. Sana lütufta bulunmuyoruz. Onlar bir veriyorsa, biz iki vereceğiz; hakkın. Hakkın olduğu için vereceğiz. Kesinlikle ve kesinlikle bu ahlak bitecek. Sanki lütufta bulunuyor. Yahu kimin parası bu? Milletin parası.
CUMHURBAŞKANI ÇIKTI, MİTİNG ALANLARINDA NE DEDİ: Bana ne dediler biliyor musunuz? Dedim ki, 0-4 yaş arası çocuğu olan annelerimiz, çocuklarını İstanbul’da gezdiremiyor. Bu sosyolojik olarak tespitli. ‘0-4 yaş arası çocuğu olan anneleri, çocuklarıyla birlikte İstanbul’da ücretsiz toplu taşıma vereceğim’ dedim. Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, miting alanlarında ne dedi biliyor musunuz? ‘Kimin parasını kime veriyorsun’ dedi. Zannediyor kendi parası. Ben de dedim, ‘Vallahi milletin parasını millete veriyorum, sana ne. Sana ne.’ Şimdi İstanbul’da 350 binin üzerinde anne, o kartı kullanıyor. Peki, ‘Süt dağıtacakmış. Hani, dağıtıyor mu’ diye çıktı açıklamalar yaptı. Doğru. Milyonlarca litre süt dağıttık 200 binin üzerinde çocuğa. Ama biz sütü dağıtırken, Allah’ın kuluna göstermedik. Fark burada.”
100 BİN ÖĞRETMENİMİZİ DE BİZ ATAYACAĞIZ: Evet, sevgili genç arkadaşım, 100 bin öğretmenimizi de biz atayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız, ‘Hemen gelir gelmez düzenleyeceğimiz ilk konulardan birisi 100 bin öğretmenimizi atamaktır’ dedi. Biz, gözü yaşlı öğretmen istemiyoruz. Gözü yaşlı öğretmenin olmadığı yerde, iyi eğitim olur. İyi eğitimin olduğu yerde, gelecek nesil güçlü olur. Bir devlet yöneticisi olarak ben sırtımı, bu memleketin gençlerine yasladığım zaman kendimi huzurda hissediyorum. Diyorum ki; ’15-30 yaş arası gençlerimizin sayısı, bu ülkede tam 21 milyon. Gözlerine bakıyorum, onları görüyorum şu anda. Burada kızlar var, erkekler var, gençler var. 21 milyon Avrupa’da, 9’uncu ülke olur. Sevgili gençler, size çok güveniyoruz çok. Gençler, bu sürece siz sahip çıkacaksınız. Gençler, siz bu süreçte, doğruları arkadaşlarınızla, ailelerinizle paylaşacaksınız. Gençler, siz birliğin gücüne güç katacaksınız. Gençler, aceleniz var biliyorum. Ben de sizi çok seviyorum. Bir an önce bu memleketin yönetimini güçlü bir şekilde yakında size emanet etmek istiyoruz. Gelecek gençlerindir.
ÜLKEMİZDE 15 MAYIS SABAHI HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLSUN: Memleketimizin her köşesine bu özenle bakacağız. Depreme güçlü şehirleri hep birlikte var edeceğiz. Akıldan, bilimden yana olacağız. Bugün, ‘Avukatlar Günü.’ Bütün avukatlarımızın bugününü kutluyoruz. Hak, hukuk, adalet yolunda onlara çok ihtiyacımız var. Önümüzdeki seçimde de onlara çok ihtiyacımız var. Türkiye gönüllüleri sitemize girin. Sandık güvenliğinde bizimle iş birliği yapın. Tabii ki siyasi partilerimizin bu konuda çabası olacak. Ama Türkiye gönüllüleri üzerinden büyük bir organizasyonu da hep birlikte inşa edeceğiz. Başta avukatlarımız olmak üzere, hepinizi oraya davet ediyorum. Hepinizin Ramazan’ı mübarek olsun. Hepinizin evine bolluk, bereket gelsin. Arınma ayında, memleketimiz bütün kötülüklerden uzak olsun, kötü insanların aklından uzak olsun. Milletimizi Allah korusun. 86 milyon insanımızın kardeşliği daim olsun. Ülkemizde 15 Mayıs sabahı her şey çok güzel olsun.”
“BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE YAŞAMAK İSTİYORUZ”
Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ise konuşmasında şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımızın selamını getirmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Ekrem İmamoğlu sizlerle beraber. 2017 yılında başlayan arkadaşlığımız dostluğa şimdi de kardeşliğe dönüştü. Kendisinden söz almıştım. 2019’dan sonra bir Burdur ziyareti yapıp Burdur çalışması yapacaktık. Burdur ile İstanbul’u iş birliği içerisine sokacaktık. Ama maalesef önce salgın ardından yangın sel felaketleri derken depremi yaşadık. Ve maalesef bu kötü günlerin içerisinden geçerken bizler yerel yöneticiler olarak nerede bir sıkıntı varsa, nerede bir insan ağlıyorsa, nerede bir insan üzülmüşse hep birlikte başkanlarımla beraber koşup gittik. Bugün biz Sayın Genel Başkanımıza verdiğimiz sözü tutarak Türkiye’nin en mutlu insanlarını, en mutlu şehirlerde yaşatmanın kararlılığı içerisindeyiz. 2019 yılında sevgili Berkay’ın her şey güzel olacak sloganıyla başlayan ama her şeyin çok güzel olduğu ve Mart’ın sonu bahar olduğu bir seçim kampanyası yaşadık. Şimdi de sana söz verdik size söz verdik. Baharlar geliyor, baharlar gelecek ve bu baharı hep birlikte getireceğiz. Sadece bir şey istiyoruz. Mutlu olmak istiyoruz. Sadece yüzümüzün gülmesini istiyoruz. El ele kol kola yaşamak istiyoruz. Artık kavga etmek istemiyoruz. Birbirimize kötü bakmak istemiyoruz ve kısacası bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak istiyoruz. Bize bunu yaşatacak bize söz veren Sayın Cumhurbaşkanımızın Cumhurbaşkanı Yardımcısı bugün Burdur’da sizlerle birlikte”
KADIN EL SANATLARI MERKEZİ’Nİ ZİYARET ETTİ
Konuşmasını, vatandaşların yoğun ilgisi altında tamamlayan İmamoğlu, Burdur Belediyesi Kadın El Sanatları Merkezi’ni ziyaret etti. Kadın üreticilerle sohbet eden İmamoğlu çifti, bazı tezgahlardan alışveriş yaptı.
Kaynak: ANKA Haber Ajansı

