Haber: Abdurrahman Akçal – Kamera: Hakan Karaduman
(ADIYAMAN) – Adıyaman Barosu Başkan Yardımcısı Ömer Faruk Şan, 6 Şubat depremlerinden bu yana Adıyaman’da cenazesine ulaşılamayan 3’ü çocuk 8 kişi bulunduğunu bildirdi. Şan, depremden bu yana kentte suça sürüklenen çocuklarda da artış görüldüğünü kaydetti.
Şan, 6 Şubat depreminin 3. yılı dolayısıyla ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, deprem sonrası enkazdan çıkarılan ancak yakınlarına teslim edilmeyen cenazelerle ilgili süreç yaşandığını ifade etti. Bu sebeple birçok definin kazıldığını, DNA karşılaştırması yapıldığını ama halen ulaşılamayan kişiler olduğunu anlatan Şan, ancak gaiplik kararıyla ilgili sürecin biraz ağır ve aksak işlediğini belirtti.
Gaiplik kararı alınanlardan birinin avukat Halil Aktoprak olduğunu bildiren Şan, şöyle devam etti:
“Nihayetinde bu şekilde cenazesine ulaşılamayan 3’ü çocuk olmak üzere 8 kişi var. Onlardan Halil Aktoprak rahmetlinin gaiplik kararı alındı ancak diğerleriyle ilgili süreç devam ediyor. Bunun gibi hızlı şekilde işlemesi gereken süreç bile yavaş işlediği için diğer süreçler de ağır aksak ilerlemekte. 5’i stajyer olmak üzere toplam 14 meslektaşımızı depremde yitirdik. Hem onların hem de diğer depremde yitirdiğimiz canların ailelerine bağ sağlığı diliyorum… Aileleriyle sürekli bir temas ve dayanışma içerisindeyiz.”
“Deprem davalarında henüz netice alınmış değil”
Deprem sonrası sorumlulara ilişkin soruşturmaların davaya dönüştüğünü ancak yargılamaların sonuçlanmadığını belirten Şan, karara çıkıp da istinafa ve akabinde Yargıtay’a giden dosyalar bulunduğunu ama bir netice alınamadığını ifade etti.
Deprem sonrası mevzuatta bazı değişiklikler yapıldığını belirten Şan, yaşanan yıkımın temel nedeninin mevzuat boşluğu değil, mevcut hukukun etkin biçimde uygulanmaması olduğunu söyledi.
Şan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Afet gerçekleştikten sonra devreye giren bir adalet anlayışı ne caydırıcılık sağlayabilir ne de yaşam hakkını etkin biçimde koruyabilir. İhtiyacımız olan daha fazla mevzuat değil; mevcut hukukun eşit, şeffaf ve istikrarlı biçimde uygulamasıdır… Hukuku felaketlerden sonra suçlu arama aracı olarak değil, felaketleri önleyecek bir kamusal sorumluluk sistemi olarak konumlandırmak zorundayız.
Kamuoyunda oluşan en temel kaygı yargılamaların etkinlik, hız ve kapsayıcılık açısından yeterli olup olmadığı. Geç gelen adaletin özellikle yaşam hakkı ihlallerinde adalet duygusunu zedelediği de unutulmamalıdır. Biz baro olarak özellikle bu sürecin, yargılama sürecinin hızlanması için peyderpey bazı eğitimler vermekteyiz. Geç gelen adalet, adalet değildir anlayışıyla yargılama sürecinin birazcık daha hız alması gerektiğine inanıyoruz.”
İnşaat süreçlerinde yalnızca imalatı yapanların değil, izin veren ve denetleyenlerin de sorumluluk taşıdığını belirten Şan, “Bu imalata izin veren, denetleyen diğer sorumluların da sürece katılması, onların da yargılanması gerektiğine ilişkin olarak bir hız verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Deprem aslında bize şunu da öğretti; denetleyenlerin de denetlenebilmesine dair bir ihtiyaç doğdu” dedi.
Baro sahada “Yasa TIR’ı” ile bilgilendirme yaptı
Deprem sonrası baronun yürüttüğü çalışmaları da aktaran Şan, ilk günlerde yardımların dağıtımına yoğunlaştıklarını belirterek, “Çevre barolarımızdan gelen yardımların tasnifi, dağıtımı… 20-25 günlük yoğunluğumuz buydu” diye konuştu.
Şan, Avrupa Birliği projesi kapsamında “Yasa TIR”ı ile konteyner kentlerde hak bilgilendirmesi yaptıklarını ifade ederek, “Adıyaman Merkez, Gölbaşı, Besni ve Kahta’da günlük 2 meslektaşımız görev alacak şekilde insanlarımızı bilgilendirdik. Kadın, insan ve çocuk hakları merkezleriyle sahada dezavantajlı gruplara ulaştık” bilgisini verdi.
“Suça sürüklenen çocuklarda ciddi artış var”
Depremlerin ardından çocuk ve kadına yönelik şiddet vakalarında artış olduğunu bildiren Şan, şunları söyledi:
“Boşanma ile ilgili veriler deprem öncesi seyri ile devam etmektedir. Ancak şunu ifade edeyim ki gerek Çocuk Hakları Komisyonumuzun gerek Kadın Hakları Merkezimizin bize vermiş olduğu bilgi çerçevesinde özellikle suça sürüklenen çocuklarda ciddi anlamda bir artış olmuştur. Yine aile içi şiddette nihayetinde 40 metrekare içerisinde yaşam mücadelesi veren insanların birbiriyle temaslarında en ufak bir aksilikte bile bunun sözlü bir tartışmaya dönmesi, akabinde şiddete evrilmesi de söz konusu. Dolayısıyla bu anlamda da kadına yönelik şiddetin de arttığına dair elimizde veriler var.”
“İdari davalar arttı”
İdari davalar ve tazminat süreçlerine değinen Şan, idari davaların arttığına dikkati çekti. Yerinde dönüşüm hibelerinin maddi ve manevi tazminatlardan indirilmesine ilişkin yanlış yorum yapıldığını düşündüklerini belirten Şan, “Maddi manevi tazminat davalarında, yerinde dönüşümle ilgili verilen 750 bin liralık hibenin, diğer sorumlulara yüklenilecek maddi külfetten indirim yapılıyor olması… Bu nihayetinde yasal düzenlemeler çerçevesi içerisinde bir hibe olarak verildiği için bunun diğer sorumlularla ilgili verilecek olan o tazminattan indirim yapılmaması gerektiği kanaatindeyiz. Bunun yanlış yorumlandığını düşünüyoruz” diye konuştu.
Şan, 6 Şubat depremlerinin bir daha yaşanmaması gereken bir acı olduğunu vurgulayarak, “Ancak unutulmamalıdır ki unutarak değil, hukuku etkin işleterek, sorumluluğu görünür kılarak ve önleyici mekanizmaları güçlendirerek geleceği güvence altına alabiliriz” dedi.

