Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Sarıhan: “Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz”

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin, “Her yıl yüzlerce kadın, erkekler tarafından öldürülmekte, binlercesi şiddete maruz bırakılmaktadır. Cezasızlık politikaları koruma mekanizmalarının yetersizliği ve iktidarın zihniyetiyle derinleşen bir sorundur. Kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin teminatı laikliktir, bu nedenle laikliğin savunulması kadın haklarının savunulmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz” ifadelerini kullandı.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan 8 Mart

(ANKARA) – 29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin, “Her yıl yüzlerce kadın, erkekler tarafından öldürülmekte, binlercesi şiddete maruz bırakılmaktadır. Cezasızlık politikaları koruma mekanizmalarının yetersizliği ve iktidarın zihniyetiyle derinleşen bir sorundur. Kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin teminatı laikliktir, bu nedenle laikliğin savunulması kadın haklarının savunulmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz” ifadelerini kullandı.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne” ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sarıhan, şunları kaydetti:

Bugün hala kadınlar hem kamusal alanda hem çalışma yaşamında sistematik eşitsizliklerle karşı karşıyadır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranı erkeklerin çok gerisindedir. Çalışma çağındaki kadınların sadece yüzde 20’si kayıtlı ve tam zamanlı işlerde çalışabilmektedir. İşsizlik, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma kadınlar açısından daha yaygındır. Aynı işi yapan kadınlar ücret eşitsizliğiyle karşı karşıya kalmaktadır. Yükselme ve yönetici pozisyonlarında ise sistematik biçimde dışlanmaktadır. Bakım yükünün kadınların üzerinde olması çalışma yaşamına katılmanın önündeki en büyük engellerden biridir. Kadınlar günde ortalama 4 saatten fazla zamanı bakım emeğine ve ev işlerine ayırırken erkekler bunun yalnızca yaklaşık bir saatini üstlenmektedir. Bu eşitsiz iş bölümü, kadınları katmanlı yük altında bırakmakta; ekonomik bağımsızlıktan uzaklaştırmakta ve sosyal güvenlik sisteminin dışına itmektedir.

“Laik ve demokratik hukuk devleti, kadınların eşit yurttaşlık haklarının güvencesidir”

Kadına yönelik şiddet, en ağır insan hakkı ihlallerinden biridir ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sonucudur. Kadınlar yalnızca ekonomik eşitsizlikle değil, yaşam hakkını tehdit eden erkek şiddetiyle de karşı karşıyadır. Her yıl yüzlerce kadın, erkekler tarafından öldürülmekte; binlercesi fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddete maruz bırakılmaktadır. Cezasızlık politikaları koruma mekanizmalarının yetersizliği ve iktidarın zihniyetiyle derinleşen bir sorundur.

Kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin teminatı laikliktir; bu nedenle laikliğin savunulması kadın haklarının savunulmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Laik ve demokratik hukuk devleti, kadınların eşit yurttaşlık haklarının güvencesidir. Laiklik, kadınların bedeni, kimliği ve yaşam tarzı üzerinde hiçbir dinsel ya da ideolojik tahakküm kurulamayacağı anlamına gelir. Ancak, Anayasa ve kanunlardaki söz konusu güvenceler uygulamada daralmış durumdadır. Ülkemizde yaşayan bir kısım insan, kadın ve çocuklarımızın yaşam dahil bütün haklarını hiçe sayan bir yaşam kurmak gayretindeler. En son örneğini birkaç gün içinde acıyla yaşadık. Fatmanur Çelik ve 8 yaşındaki çocuğu Hifa ne yazık ki denetimsiz kalan hatta korunan tarikat üyeleri tarafından hayattan koparıldılar. Bütün bu yaşananlar, kadınların eğitim hakkını, çalışma hakkını ve karar mekanizmalarında yer alma hakkını sistematik biçimde budamakta; eşit yurttaşlık ilkesini zedelemektedir. Kadınları özgür ve bağımsız bireyler olarak değil, itaatkâr ve sınırları çizilmiş roller içinde tanımlayan bu anlayış, kazanılmış haklarımızı geriye götürmeye yönelik bilinçli bir müdahaledir. Savaşlarda asıl kaybolan kadınların, çocukların hakları ve yaşamlarıdır.

“Şiddetsiz bir yaşam için mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz”

Dünya genelinde devam eden savaşlar ve çatışmalar kadınları cinsel şiddet, zorla yerinden edilme, ekonomik yoksunluk ve sağlık hizmetlerine erişimde engellerle karşı karşıya bırakmaktadır. Savaş koşulları, eğitim, çalışma ve kamusal yaşama katılım hakkını büyük ölçüde kısıtlamakta; kadınları hem fiziksel hem psikolojik olarak savunmasız bırakmaktadır. Bu nedenle barışın sağlanması, sadece çatışmaları sona erdirmek değil, kadınların eşit, güvenli ve onurlu bir yaşam hakkını teminat altına almak anlamına gelir. Kadınların kamusal alandan dışlanmasına, emeğinin değersizleştirilmesine, laiklik karşıtı uygulamalarla yaşam tarzlarına müdahale edilmesine ve sendikal baskılara karşı yürütülen mücadele; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti mücadelesidir. Bugün; İşyerlerinde mobbing, ayrımcılık ve güvencesiz çalışma biçimlerine karşı; eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam ve karar mekanizmalarında eşit temsil talebimizi yükseltiyoruz. Savaşların ve çatışmaların yarattığı yıkım ve şiddete ve iklim krizinin kadınların yaşamını giderek daha da zorlaştıran etkilerine karşı sesimizi yükseltiyoruz Bizler; şiddetsiz bir yaşam, güvenceli bir iş, eşit ücret, eşit temsil ve eşit yurttaşlık hakkı için mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Yaşamlarımızdan, emeğimizden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Yaşasın 8 Mart! Yaşasın kadın dayanışması! Yaşasın örgütlü mücadelemiz.”

Reklamı Geç