Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

18 sivil toplum örgütünden “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz” ortak açıklaması… “Ramazan etkinlikleri talimatı fişleme belgesidir”

Aralarında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin de bulunduğu 18 sivil toplum kuruluşunun “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz” başlığıyla düzenlediği ortak basın toplantısında Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’nun açık bir fişleme belgesi olduğunu söyleyerek, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasa’yı kasten çiğneme suçu işlemektedir. Hiçbir genelge, hiçbir talimat, hiçbir siyasi hedef Anayasa’dan üstün değildir” dedi.

Aralarında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'nin de bulunduğu 18 sivil

(ANKARA) – Aralarında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin de bulunduğu 18 sivil toplum kuruluşunun “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz” başlığıyla düzenlediği ortak basın toplantısında Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’nun açık bir fişleme belgesi olduğunu söyleyerek, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasa’yı kasten çiğneme suçu işlemektedir. Hiçbir genelge, hiçbir talimat, hiçbir siyasi hedef Anayasa’dan üstün değildir” dedi.

Aralarında KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin de bulunduğu sivil toplum kuruluşları, “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz” başlığıyla Alba Otel’de ortak basın toplantısı düzenledi. Tüm kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Türkiye’de uzunca süredir başta eğitim sistemi olmak üzere, günlük yaşamın pek çok alanının siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri üzerinden baskıcı ve dayatmacı bir anlayışla şekillendirilmeye çalışıldığına dikkati çekti.

Siyasi iktidarın ideolojik hedefleri doğrultusunda eğitim sistemine yönelik saldırılarının artık gizli bir ajanda olmaktan çıktığını söyleyen Irmak, “Açık bir meydan okumaya dönüşmüştür. Okul öncesinden üniversiteye kadar tüm eğitim kademeleri evrensel bilim yerine dini referanslarla kuşatılmak istenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan ve 81 il valiliğine gönderilen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu talimat, anayasal laiklik ilkesini ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırıdır. Bütün eğitim kademelerini kapsayan bu yasa dışı talimat, okulları ‘tek din tek mezhep’ anlayışının doğrudan uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır” dedi.

“Yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasa’yı kasten çiğneme suçu işlemektedir”

Irmak, siyasi iktidarın geçmişten bugüne insanları inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikaları yürüttüğünü ve doğrudan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla hayata geçirilmek istendiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

“Anayasanın ikinci maddesinde açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti’ olduğunun yazıldığını hatırlatmak isteriz. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, öğrencileri bu etkinliklere katılmaya zorlamak suçtur. Bu tür uygulama ve dayatmalar devletin tüm inançlar karşısında ‘eşit ve tarafsız’ olması gerektiği ilkesini ortadan kaldırmakta, Anayasa’da yer alan laiklik ilkesine temelden aykırılık teşkil etmektedir. Örneğin MEB’in okullara gönderdiği talimatın uygulanması halinde okullarda öğrenciler oruç tutanlar ve tutmayanlar olarak ayrıştırılacak, oruç tutmayan öğrenciler dışlanacak ya da ötekileştirilecektir. Nitekim MEB tarafından okullara gönderilen ve haftalık olarak doldurulması istenen ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’ açık bir fişleme belgesidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasa’yı kasten çiğneme suçu işlemektedir. Hiçbir genelge, hiçbir talimat, hiçbir siyasi hedef Anayasa’dan üstün değildir.

“Toplumu, ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ayrıştırıp kutuplaştırmak isteyenler çok tehlikeli bir oyun oynamaktadır”

Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır. Bireyler arasında dini inanç üzerinden ayrımcılık yapılmasına karşı çıkanları ‘din düşmanı’, ‘İslam düşmanı’ ilan etmek isteyenlerin asıl amaçları bellidir. İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik-bilimsel eğitim başta olmak üzere, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Buradan açık bir şekilde herkesi uyarıyoruz. Eğitim kurumlarını ve çocukları siyasal olarak istismar ederek, toplumu bir kez daha ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ayrıştırıp kutuplaştırmak isteyenler çok tehlikeli bir oyun oynamaktadırlar. Bu oyun, kazananın olmayacağı, okullarda ve toplumda telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakmayı hedefleyen siyasal hedefleri olan bir oyundur. Laikliğin varlığı, din ve mezhep farklılıkları üzerinden halkların, farklı inançtan ve mezhepten insanların birbiriyle çatışmalarına son vermek, her inancın kendisiyle ve diğer inançlarla eşit haklar temelinde ilişki kurmasını güvence altına almak açısından önemlidir. Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda eşit olarak kabul edilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız olmasına bağlıdır. Bugün burada 18 (gerçek anlamda yüzün üzerindeki) demokratik kitle örgütleri ile bu basın açıklamasını yapmaktaki amacımız, ramazan ayında orucunu tutan Müslüman yurttaşların hassasiyetlerini hiçbir suretle görmezden gelmek ve kaşımak değildir.”

“Eğitim alanındaki kararlar, hükümetin parti ve sermaye politikaları doğrultusunda tepeden inmeci anlayışla alınmaktadır”

Hükümet ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu tutumuyla inançlar üzerinden kutuplaştırma, ayrıştırma yapıldığını ifade eden Irmak, “Daha kötüsü din istismarı yapılmakta. Sorun, Milli Eğitim Bakanlığı ve onun en tepe koltuğunda oturan Yusuf Tekin’in toplumu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ve parti politikalarına dönük çıkar odaklı ‘siyasi’ tutumudur. Zora dayalı – gönüllülük kapsamında bir inancın ritüellerini öğrenci, öğretmen ve idarecilere dayatmasıdır. Bu Genelgedeki karar dahil hiçbir karar; uzmanlara, akademisyenlere, pedagoglara, sendikalara, derneklere ve elbette çocuklarımızın bizzat muhatabı öğretmenlere ve velilere danışılarak alınmamıştır. Eğitim alanındaki tüm kararlar, hükümetin parti ve sermaye politikaları doğrultusunda eğitimci niteliği olmayan birkaç bürokratın tepeden inmeci anlayışıyla alınmaktadır” diye konuştu.

Koçak: “Laiklik mücadelesi bugün din düşmanlığı olarak gösterilmeye çalışılıyor”

Ortak basın açıklamasının ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, halkın dini değerlerinin siyasal iktidarların politik hesaplarına kurban edilemeyecek kadar değerli olduğunu söyleyerek “Laiklik mücadelesi bugün din düşmanlığı olarak gösterilmeye çalışılıyor. Ancak unutmamak gerek ki siyasal iktidarların dine yaklaşımları, dini müdahaleleri, iktidarlarını güçlendirmek adına yürütülürken dönemsel olarak çok açık görülmüştür ki halkların inançları hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır. Vermiş olduğumuz laiklik mücadelesi, inanç özgürlüğü mücadelesidir ve inançlar özgürleştiğinde tüm mezheplerden insanlar inançlarını diledikleri gibi hakikaten dini değerleri doğrultusunda yaşama şansı yakalayacaklar. Siyasal iktidarın denge politikalarına hapsolmadan yaşama şansını yakalayacaklardır. Bu anlamıyla yapmış olduğumuz bu çalışma çok önemli” diye konuştu.