Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Pazarören mezunları, Neşet Ertaş’ın çocukluğunu geçirdiği köyde buluştu… “Köylerde insanların tutulması meselesi Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden bir tanesi”

Kayseri Pazarören Yatılı Mimar Sinan Öğretmen Lisesi’nden 1987, 1988, 1989 yıllarında mezun olan, şimdilerde avukat, hakim, akademisyen, öğretmen, öğretim görevlisi olarak görev yapan 15 sınıf arkadaşı Yozgat’ta buluştu. Mezunlar, “Bozkırın Tezenesi” olarak bilinen Neşet Ertaş’ın çocukluğunu geçirdiği Yozgat merkeze bağlı Kırıksoku Köyü’nü ziyaret etti.

Kayseri Pazarören Yatılı Mimar Sinan Öğretmen Lisesi’nden 1987, 1988, 1989

Haber: Seyfi ÇELİKKAYA

(YOZGAT) – Kayseri Pazarören Yatılı Mimar Sinan Öğretmen Lisesi’nden 1987, 1988, 1989 yıllarında mezun olan, şimdilerde avukat, hakim, akademisyen, öğretmen, öğretim görevlisi olarak görev yapan 15 sınıf arkadaşı Yozgat’ta buluştu. Mezunlar, “Bozkırın Tezenesi” olarak bilinen Neşet Ertaş’ın çocukluğunu geçirdiği Yozgat merkeze bağlı Kırıksoku Köyü’nü ziyaret etti.

Yozgat’ta ikamet eden Prof. Dr. Mustafa Böyükata ve avukat Kamil Uslu tarafından Yozgat merkez Tayip Köyü’nde ağırlanan Pazarören Yatılı Mimar Sinan Öğretmen Lisesi’nde aynı yatakhaneyi paylaşıp, eğitim alan 15 mezun, Bozlak ustası Muharrem Ertaş’ın ikinci evliliğini yaparak, bir süre oğlu Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ın da çocukluğunun geçtiği Kırıksoku Köyü’nü gezdi.

Önceleri düğünlerde davul-zurna, keman, cümbüş, saz, darbuka çalıp, çocukları sünnet ederek geçimlerini sağlayan Abdallar, geçimlerini ramazan dışında farklı işlerle sağlıyor.

Gruptakilerden Gürbüz Erdoğan, öğretmen liselerinin geçmişinin köy enstitülerine dayandığını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu okullar Anadolu’nun her yerinden gelen, kendi köylerinde ortaokul, lise olmadığı için Pazarören’de yatılı okuma imkanını bulabilen Anadolu insanlarının öğrenim gördüğü yerdir. Buranın geçmişten beri gelen ve Türk eğitim sistemine damga vuran bir kültürü vardır. Biz de Pazarören mezunu arkadaşları olarak belirli dönemlerde bir araya gelir ve bu eski hatıralarımızı yad ederiz.”

Erdoğan, Neşet Ertaş’ın çocukluğunun geçtiği bu köyü görmenin kendilerine köylerini hatırlattıklarını belirterek, “Anadolu’nun bu nadir köylerinin içerisinde bu havayı teneffüs edebilmek bizim için ayrı bir hava” dedi.

“KÖYLERDE YA DA YAKIN ÇEVREDE ORTAOKUL VE LİSE BULUNMAYAN ÇOK FAZLA KÖY VARDI”

Prof. Dr. Yücel Acar da köylerde ilkokulu bitiren çocukların eğitimini sürdürme imkanlarının kısıtlı olduğunu ifade ederek, “Yatılı okullar bizler için bir imkandı aslında. Bu imkanı kullanan sınırlı sayıda çocuklarız. Okulun bize kattığı bu imkanın ötesinde iki şey çok dikkatimi çeker; orası bize bazı idealleri aşıladı. Kendimizi geliştirmek, ülkeye, yaşadığımız topluma katkı sağlamak gibi bir idealizm. Onun ötesinde herhâlde en önemli şeylerden bir tanesi de dostluk ve birbirimize destek olabilme, dostluk ve arkadaşlık gösterebilme özelliğimiz daha da gelişti” diye konuştu.

Çocukların köyde eğitim görmesinin önemli olduğunu belirten Acar, “Bu sadece okula giden çocuk için değil, köyün kendisi için de çok önemli. Orada öğretmen olacak. Çocuklar okula gittiklerini annelerine, babalarına, ailelerine gösterebilecekler. Belli özel günlerde, milli günlerde aileler ve çocuklar okulda bir araya gelecek. Bunlar çok önemli şeyler şüphesiz ki. Köylerde insanların tutulması meselesi Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden bir tanesi” dedi.