Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İHD Gaziantep: “Yıllardır ısrarla soruyoruz; kayıplarımız nerede?”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Gaziantep Şubesi, 17-31 Mayıs arasını kapsayan “Gözaltında Kayıplar Haftası” kapsamında Balıklı Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmeler; yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındı” denildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Gaziantep Şubesi, 17-31 Mayıs arasını kapsayan

Haber: Jiyan ERKILIÇ

(GAZİANTEP) – İnsan Hakları Derneği (İHD) Gaziantep Şubesi, 17-31 Mayıs arasını kapsayan “Gözaltında Kayıplar Haftası” kapsamında Balıklı Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmeler; yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındı” denildi.

Açıklamaya çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcisi katıldı.

İHD Gaziantep Şubesi adına açıklamayı okuyan Fatma Güner, gözaltında kaybetmelerin Türkiye’nin yüzleşmesi gereken ağır insan hakları ihlallerinden olduğunu söyledi.

Güner, “1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmeler; yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındı” ifadelerini kullandı.

“CEZASIZLIK POLİTİKALARI SÜRÜYOR

Gözaltında kaybedilen kişilere ilişkin etkin soruşturmaların yürütülmediği ve sorumluların korunarak cezasızlık politikalarının sürdürüldüğünü söyleyen Fatma Güner, “Gözaltında kaybetme; uluslararası insan hakları hukuku ve ceza hukuku bakımından ağır bir ihlal, ayrıca insanlığa karşı suç niteliği taşımaktadır” dedi.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalamaktan kaçındığını belirten Güner, gerçek toplumsal barışın ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi halinde mümkün olacağını ifade etti.

“Hakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz” diyen Güner, gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbetinin açıklanması, zorla kaybetme suçunun Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak düzenlenmesi, cezasızlık uygulamalarına son verilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasını istediklerini bildirdi.