(ANKARA) – CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı’nda adaylık konuşmasını yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar. Onlara buradan bir kez daha söylüyorum ‘Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da, B planımız da, Z planımız da budur” dedi.
CHP’nin “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla düzenlediği 39’uncu Olağan Kurultayı’nda Genel Başkan seçimi gündemli ikinci gün başladı.
CHP’nin Ankara Spor Salonu’nda yapılan 39’uncu Olağan Kurultayı’nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel, adaylık konuşmasını yaptı. Konuşmasına Ali Asker’in “Türkünü söyle” şarkısının sözlerini okuyarak başlayan Özel, “İşte teslim olmayanlar burada, işte direnenler burada, merhaba dostlarım” diyerek kurultaya gelenleri selamladı.
5 Kasım 2023 tarihinde Genel Başkan seçildiği zamandan itibaren zor zamanlardan geçtiklerini ifade eden Özel, “Bize ömür biçenler oldu, ‘dayanamazlar, dağılırlar’ dediler, ‘vazgeçerler’ dediler, ‘teslim olacaklar’ dediler ama yine buradayız, ayaktayız. 81 ilde 973 ilçede baba ocağının bacasını tüttürenler burada. Sabahın seherinde kapıyı açanlar, çayı koyanlar, o kapıyı gün boyu açık tutanlar burada. Atatürk’ün askerleri, cumhuriyetin muhafızları burada” diye konuştu.
“Bu kurultayda vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz”
Özel, “Bugün kim olduğumuzu hatırlama unutanlara hatırlatma günüdür” diyerek CHP’nin tarihini anlattı. Özel, şunları kaydetti:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’ye yön veren Türkiye’nin kurucu iradesini temsil eden partidir. Bizde kurultay varsa ülkenin gündemi o kurultaydır, her kurultay öncesi ülkeye bir seçim ruhu bir seçim havası hakim olur. Kurultaylarımız hem partiyi, hem ülkeyi değiştirme görevi ve sorumluluğu taşır. Sizler Sivas Kongresi’ndeki 41 delegenin bugünkü temsilcilerisiniz. Birileri ülkede sandığı kaldırmaya çalışırken mahallelerden başlayarak mahallelerimize koyduğumuz sandıklardan ilçeye, ilçe kongrelerinden ile, il kongrelerinden bu salona görevlendirilen ve omuz başlarında iki milyon üyemizin hem de 86 milyon vatandaşımızın yüklerini sorumluluğunu taşıyorsunuz. Bu kurultayda vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz. Bunun için bu önemli günde buraya bu görevi yapmaya büyük bir disiplinle kararlılıkla gelen tüm delegelerimizi şahsında CHP örgütünün ve tüm üyelerinin karşısında saygıyla eğiliyorum.”
“Bugün verdiğimiz sözleri tutabilmenin iç huzuruyla karşınızdayım”
İki yıldır her günlerinin mücadeleyle geçtiğini ifade eden Özel, şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz iki yılın hesabını sizlere, kurultayımıza verme günüdür. Bugün verdiğimiz sözleri tutabilmenin iç huzuruyla karşınızdayım. Tarihin o dönüm noktasındaki kurultayımızda mertçe yarıştık, mertçe rekabet ettik. Kurultayımızın ardından 4 ayda ilk seçimlerimize hazırlandık. Kadınlara, gençlere ve bilime güvenerek yola çıktık. Dar vakte tam 106 yerel seçim mitingi sığdırdık, örgütümüze güvendik, öz güvenle siyaset yaptık ve söz verdiğimiz gibi ilk seçimde partimizde 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yaptık.
CHP’nin İstanbul’daki baba ocağına kayyum atadılar, beş bin polis ile saldırdılar, bunu tam da programımızı hep birlikte bu kurultaya yollayacak, son halini verdiğimiz 8 Eylül gününde yaptılar. Bize yapılan her provokasyona, her türlü saldırıya bizi pozitif gündemden başka gündemlere çekmeye çalışanlara inat sesimizi yükselttiğimiz gün de oldu ama sözü yükseltmenin, içeriğe önem vermenin ve bu ülkeyi yönetecek kadroların da, ülkeyi yönetecek programın da hazır olduğuna inancımız ile milletimizin hep karşısında kararlılıkla, cesaretle ve metanetle durduk.
Şükürler olsun hep birlikte sizlerden gelen talepleri de görerek son metne, son gün, son komisyonda dahil doğru önerileri tercih ederek, haklı eleştirilere uyum yaparak metni buraya getirdik. Burada yapılan tartışmalardan sonra oy birliği ile CHP’nin 81 ilden gelen seçilmiş bin 200 delegesinin ve tüm doğal delegelerinin oy birliği ile programımızı hazırladık. Bundan sonra CHP, bu salondan ‘şimdi iktidar zamanı’ diyerek ayrılmaya hazırdır, iktidara yürümeye hazırdır.
“40’ıncı Kurultay iktidardaki ilk kurultayımız olacaktır”
Biz verdiğimiz değişim sözünün altını tüm bu adımları atarak doldurduk ve şimdi kadroları, tüzüğü, parti programı yenilenmiş, kendine güvenen bir parti olarak hep birlikte geleceğe yürüyoruz. Biz ilk seçimlerini kazanan, yenilgi ile tanışmayan bir kadroyuz. Size bu kurultaydan geçen kurultayda olduğu gibi bir söz vererek ayrılmayı ve bu sözü tutmayı kendim için hayatımın onur meselesi sayıyorum. Geçen kurultayı da bu salonda, bu kürsüde 1970’lerde rahmetli Ecevit’in yaptığı gibi ikisi yerel ikisi genel tüm seçimlerden partisini birinci çıkardığını ve bizim de bunu başaracağımızı ve eğer bunu başaramazsak bu görevde kalmayacağımızı söylemiştik. Bu sözü verdikten 4 ay sonra bu sözün ilk adımını atmak, ilk sınavda verdiğimiz sözü tutmak nasip oldu. Şimdi buradan bu kurultaydan tarih önünde söz veriyorum, bu kurultay partimizin muhalefetteki son kurultayıdır. 40’ıncı Kurultay iktidardaki ilk kurultayımız olacaktır. Artık iktidar zamanıdır, şimdi iktidar zamanıdır.
Bugün karşımızda milletin iradesine direnenler vardır. Vakti gelmiş bir değişime engel olacaklarını sananlar vardır. İki yılda bu ülkede açılan derin yaraları hatırlamamız gerekir. Yerel seçimlerden sonra bir yandan partimizde politika üretirken diğer yandan belediyelerimizde hizmetler ürettik. Kısa sürede belediyelerimizden memnuniyet oranları yerel seçimde alınan oyların da çok daha üzerine çıktı. Partimiz yapılan tüm anketlerde birinci parti olmaya devam etti. Birinci parti olmanın sorumluluğuyla siyasetin yönünü, milletin sorunlarına çevirmek için çabaladık.
“Düşman olmadan siyaset yapamayacaklarını o günden belli ettiler”
Biz ‘normali bu’ dedik adı ‘normalleşme’ kaldı. Daha önce bayramda seyranda bizi aramayanları, seçmenlerine hürmeten bizlere şehit cenazesinde selam vermeyenlere selam verdik. Anıtkabir’de yüzümüze bakmayanlara misafir olduk, misafir ettik. Bu ülkede kavgayı, kutuplaşmayı bitirmek istedik. ‘Millet bizden kavga değil hizmet bekliyor, milletin sesini duyuyorsun, milletin sandıkta yazdığı mektup okuyun’ dedik. Bu tutumunuz vatandaşlardan büyük bir destek gördü. Ne olduysa olanlarda bundan sonra olurdu. Anketlerde geriye düştüğünü, CHP’nin oylarının emanet olduğunu, seçimden sonra hemen döneceğini düşünüp de CHP’yi her ay biraz daha iyi bir noktada görenlere, ‘bu süreç CHP’ye yarıyor bu süreci bitirin hatta bitirmeyin onlara da bitirtin’ dediler. Bu süreç CHP’ye yarıyor korkusuyla normalleşme havasında bozmayı tercih ettiler, yeniden kavgaya kutuplaşmaya döndüler. Düşman olmadan siyaset yapamayacaklarını o günden belli ettiler.
“Tayyip Bey’in tek güvendiği AK Parti’nin Yargı Kolları’dır”
Sosyal Güvenlik Kurumu borçları üzerinden belediyelerimizin gelirlerini kesmek istediler, bakanlarına canlı yayında ‘CHP’li belediyeleri silkeleyin’ talimatı verdiler. Daha sonra tarihimizde görülmemiş bir yola tenezzül ettiler, Tayyip Bey bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı; kendisine de partisine de artık güvenmiyordu, ana kademesine, kadın kollarına, gençlik kollarına güvenmiyor ve inanmıyordu. İşte o yüzden hiçbir partide olmayan dördüncü bir kolu kurdu ve ‘AK Parti Yargı Kolları’nın başına anayasaya aykırı olarak bir bakan yardımcısını, bir siyasi kişiliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla atadı. Çünkü onun artık bizimle siyasi rekabet edecek takatı yoktur. AK Parti’nin bu örgütle mücadele etmeye cesareti yoktur. Tayyip Bey’in tek güvendiği AK Parti’nin Yargı Kolları’dır.
AK Parti Yargı Kolları kurulduktan sonra saldırılar başladı, ilk kez 30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanımız sevgili Ahmet Özer’i tutukladılar. Türkiye’nin en büyük ilçesine, Esenyurt’ta kayyum atadılar. Erken seçim istediğimiz için ve artık bu yapılanların yani Esenyurt’ta başlayan ve Beşiktaş ile devam eden ve adım adım bir darbe pratiğinin işlediğini gördüğümüz süreçte bunu bir savaş ilanı olarak kabul ettik. ‘Bundan sonra ne yapacaksınız?’ diye değerli basın mensupları sorduğunda ‘Savaş ilan ettiler. Biz masada oturuyorduk, masanın altından balta uzattılar. Savaş ilan edilen, saldırıya uğrayan kimse, yapı, parti ne yaparsa bundan sonra onu yapacağız, mücadele edeceğiz’ dedik.
“Tepedeki bir kişi, 3 savcı, 3 hakim, 3 gizli tanık ile bu milletin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek bir darbeye kalkıştılar”
Erken seçim istedik, ‘erken seçimin adayı erken belirlenir’ diyerek yola çıktık. 23 Mart’ta ön seçim ile adayımızı belirleyeceğimizi ilan ettik. İşte o zaman daha da paniklediler. Millet erken seçim isterken onlar darbe hazırlığını erkene çektiler. Ekrem Başkanımızın ön seçim başvurusu yaptığı günden bir gün sonra 22 Şubat’ta 31 yıllık diplomasına soruşturma açtılar. 19 Mart günü Fakülteninin yönetim kurulu toplanacaktı, Fakülte yönetimini bu hukuksuz bu akıl almaz karara ikna edememişlerdi. Bu yüzden işi üniversitede çöp toplatmak, ring seferleri düzenlemek olan üniversite ve yönetim kurulunu yetkisiz olduğu halde topladılar ve diplomayı siyasi atamalarla kendilerinden yaptıkları üniversite yönetim kuruluna iptal ettirdiler.
Ön seçime 5 gün kala bir iftar zamanında bu etkisiz kurul diplomayı iptal etti. O kadar korkuyorlardı ki diplomayı iptal etmekle yetinmediler, iptalinden saatler sonra bir sahur vaktinde Ekrem Başkanımızın evine yüzlerce polisle baskın yaptılar. Tepedeki bir kişi, 3 savcı, 3 hakim, 3 gizli tanık ile bu milletin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek bir darbeye kalkıştılar. Darbeciler bu kez postalla, tankla değil üzerlerindeki cübbeleri ile geldiler. Sonra herkes sussun, kimse tepki göstermesin istediler. Gösterileri yasakladılar, meydanları ablukaya aldılar, otobüslere durdurdular, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. Her şeyi hesap ettiler ama milleti hesap edemediler. CHP’liler Vatan Emniyeti’nin önünde, öğrenciler Beyazıt Meydanı’nda toplandı. İki taraf da seçtiğine sahip çıkmak için sandığa sahip çıkmak için, iradesine ve geleceğine sahip çıkmak için önlerine konulan barikatları aştılar ve Saraçhane’de buluştular. 7 gün 7 gece aynı meydanda, aynı otobüsün üstünde, aynı mikrofondan yükselen sesimize güç verdiler. Darbecilere geçit vermediler. Onları Saraçhane’den püskürttüler. Saraçhane’deki 7 gün 7 gece süren ve ilk gece ‘ne olacaksa bu gece olacak’ dediğimiz ve ‘bin kişi bile toplanamaz’ dedikleri önlemlere rağmen 110 bin kişi ile toplanıp 23’ü akşamı Saraçhanede 1 milyon 200 bin kişi olan ve darbeyi püskürten, o gün orada olmasa da kendi memleketinden elinden ilçesinden bu mücadeleye yüreğine koyanlara selam olsun helal olsun.
“Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar”
Dört günlük gözaltı süresini 23 Mart’ta ön seçime denk getirmişlerdi dediler ki ‘aday gözaltında iken ön seçimi yapamazlar’ ama bu hesapları tutmadı. Sandığı koyduk ve sandığın yanına da dayanışma sandıklarını koyduk. Milletimizi davet ettik ve 2 milyon üyesi olan Cumhuriyet Halk Partisi yanına koyduğu dayanışma sandıkları ile 15 buçuk milyon vatandaşımız koştu geldi oylarını kullandı. En genci 18 en yaşlısı 104 yaşındaydı. Elbette 6 yaşında çizdiği resmini sandığı atanlar da vardı, karnında 3 aylık bebeği ile gelenler de oldu, iki elinde iki bastonla merdivenleri tırmanan da. Biz onlara ‘gelin seçin tarihe geçin’ demiştik. Geldiler seçtiler tarihe geçtiler. Hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum. Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar. Onlara buradan bir kez daha söylüyorum ‘Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da, B planımız da, Z planımız da budur.”
(SÜRECEK)

